5 soruda Mekke İttifakı'nın Suudi Arabistan'ı 'ortak savunma' kararı; Türkiye asker gönderebilir mi?

5 soruda Mekke İttifakı'nın Suudi Arabistan'ı 'ortak savunma' kararı; Türkiye asker gönderebilir mi?

Ağustos ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da katılımıyla Riyad'da kurulan Mekke İttifakı'nın 5 Ekim'deki son toplantısında aldığı Suudi Arabistan'a Husi saldırılarına karşı 'ortak savunma desteği' kararı Türkiye'nin asker konuşlandırma ihtimalini gündeme getirdi. Ancak henüz ittifakı kuran Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Meclis onayından geçmedi ve dolayısıyla iç hukukta yürürlükte değil. Bu, Türkiye'nin ilgili anlaşma ve ittifak kararları gereği yükümlülüklerini resmî olarak henüz yerine getiremeyeceği anlamına geliyor.

mekke ittifakı

Mekke İttifakı'nın 5 Ekim'deki ikinci toplantısında Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye; İran destekli Husilerin saldırılarıyla çalkalanan ve militan gruba yönelik geniş çaplı bir operasyon başlatan Riyad'a ortak askerî destek verilmesi konusunda anlaştı. Üç ülkenin dışişleri bakanlıkları tarafından yapılan ortak açıklamada yer alan "üzerinde mutabık kalınan askerî kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan'a sağlanması ve bunların hızla konuşlandırılması" ifadeleri, Türkiye'nin Suudi Arabistan'a asker gücü gönderip göndermeyeceği veya nasıl bir askerî destek verebileceği konusundaki belirsizliği de gündeme getirdi. Şu anda Mekke İttifakı'nı kuran ve 7 Ağustos'ta imzalandığı duyurulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın resmî metni hem açıklanmış değil hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden (TBMM) geçmedi. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların yürürlüğe girebilmesi ve bu anlaşmalar çerçevesinde alınan kararların uygulanabilmesi için TBMM'den onay gerekiyor. T24'e bilgi veren AKP kaynakları anlaşmanın önümüzdeki hafta Dışişleri Bakanlığı'ndan Meclis'e gelmesinin beklendiğini söyledi. anlaşmanın önce Meclis Dışişleri Komisyonu'na gelmesi, ardından da Genel Kurul'un gündemine gelmesi bekleniyor. 

Türkiye'nin asker gönderme ihtimalini doğuran kararda ne var?

Mekke İttifakı'nı oluşturan Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye'nin dün (5 Ekim'de) Riyad'da yaptığı toplantının ardından üç ülkenin Dışişleri Bakanlıkları'ndan yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi: 

ABONE OL

"Komite, kollektif savunma taahhütlerinin uygulanmasına ivedilikle geçmeyi, bu çerçevede, Tarafların ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla, üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan’a sağlanmasına ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı, bu suretle tehditlerle mücadeleye yönelik hazırlık durumunu, askeri entegrasyonu ve kollektif kapasiteyi güçlendirmeyi kararlaştırmıştır."

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan 7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in katılımıyla Mekke Anlaşması kapsamında Ortak Savunma sistemi kurmuştu. Anlaşmanın en dikkat çekici yanı, NATO anlaşmasının 5. maddesine benzer 'kolektif caydırıcılık' hedefiydi. Üç ülkenin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki törenin ardından yaptığı ortak açıklamada "Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır," denilmişti. 

Mekke İttifakı'nı kuran anlaşma Türkiye'yi bağlayacak şekilde resmen yürürlüğe girdi mi?

Türkiye'nin nihaî imzasını attığı uluslararası anlaşmalar, o anlaşmaların Türkiye'yi resmen bağlayabilmesi için TBMM'den onay alarak iç hukukta yürürlüğe girmek zorunda. Riyad'da 7 Ağustos'ta imzalanmasının ardından Mekke İttfakı'nı kuran Mekke Ortak Savunma Anlaşması henüz TBMM'nin gündemine gelmedi. 

Meclis, 11 Ağustos 2026'da, yani anlaşmanın imzalanmasından dört gün sonra tatile girmişti. Ancak yeni yasama yılı, 1 Ekim itibarıyla başladı. 

T24'e bilgi veren AKP kaynakları anlaşmanın önümüzdeki hafta Dışişleri Bakanlığı'ndan Meclis'e gelmesinin beklendiğini söyledi. anlaşmanın önce Meclis Dışişleri Komisyonu'na gelmesi, ardından da Genel Kurul'un gündemine gelmesi bekleniyor. 

T24'e konuşan Meclis kaynakları şu ana kadar yakın zamanda anlaşmanın Meclis gündemine gelmesine yönelik bir gündemin olmadığını, gündeme alınabilmesi için resmî olarak metnin Meclis'e gelmesi gerektiğini belirtti. Ancak uluslararası anlaşmaların Meclis'ten geçmesi süreci hızlıca da olabiliyor. Daha önce TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş anlaşmanın ekim ayında Meclis'in yeniden açılmasıyla resmen sunulmasını beklediğini belirtmişti. 

İyi Parti Uluslararası İlişkiler Başkanı Ahmet Erozan, T24'e yaptığı açıklamada gerçekte bir anlaşma metninin olup olmadığı konusunda kuşkuları olduğunu dile getirdi. Erozan, "İlk önce 'Bu anlaşma var mı?' diye sormamız gerekiyor. Bana göre bu anlaşmanın metni fiziken yok!" diye konuştu. 

Türkiye'nin eski Kahire Büyükelçisi Şafak Göktürk, Meclis onayı için hükûmetin çoğunluğu konusunda bir pürüz olmadığının altını çizerek "Eğer böyle bir anlaşma varsa bunu görmemiz gerekiyor. Anlaşmalar gizli değildir. Anlaşmanın onaylanması için Meclis'te yapılacak oylamada hükûmet açısından bir sıkıntı yok. Ama anlaşma Meclis'e getirilmiyor ve bu konuda sorulan sorulara da sessiz kalınıyor. Bu bir boşluk yaratıyor ve aşılması gerek," diye konuştu. 

Türkiye'nin eski Washington Büyükelçisi ve Yeni Parti İstanbul Milletvekili Namık Tan da X hesabından söz konusu metnin bir anlaşma olup olmadığına ilişkin kuşkulara işaret edecek şekilde "Eğer ortada bir 'ortak savunma anlaşması' değil de bir 'mutabakat muhtırası' veya 'mutabakat zabtı' hatta o bile değil yalnızca bir 'ortak basın açıklaması' varsa bu atılan adımların hukuksal zemini nedir?" diye sordu. 

Anlaşma yürürlüğe girmeden asker göndermek mümkün mü? 

Anayasa'nın 92. maddesi gereği Türkiye'nin yabancı bir ülkeye asker göndermesi, ancak parlamento onayıyla gerçekleşebilir. Uluslararası anlaşmalar gereği alınabilecek asker gönderme kararı da zaten ilgili uluslararası anlaşmanın iç hukukta yürürlüğe girmiş olmasına bağlı. 

Dolayısıyla Türkiye, tarafı olduğu uluslararası anlaşmaları Meclis'te onaya sunma kuralı gereği, bu kuralı yerine getirmeden söz konusu anlaşma çerçevesinde aldığı kararları uygulayamaz. Mekke İttifakı'nın 5 Ekim'deki ikinci toplantısında alınan kararların ardından gündeme gelen asker gönderme belirsizliği de burada düğümleniyor. 

Riyad'daki ikinci toplantının kamuoyuyla paylaşılan sonuçlarında yer alan "tarafların ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla" ifadesi, Türkiye'deki ilgili resmî sürecin henüz işletilmemiş olması dolayısıyla açıklama metnine eklenmiş gibi görünüyor.

Hükûmetin ilgili anlaşmayı hızla Meclis'e getirerek onay alma sürecini başlatması ve henüz anlaşma iç hukukta yürürlüğe girmeden yapılan ikinci toplantıda alınan Suudi Arabistan'a ortak askerî savunma desteği kararını hayata geçirmesi gerekiyor. 

Öte yandan Mekke İttifakı'nda alınan kararlar gereği Türkiye'nin Suudi Arabistan'a asker göndermesi için, ittifakı kuran anlaşma iç hukukta yürürlüğe girse de hükûmetin Meclis'e tezkere sunması şartı olabilir. Bu, henüz metni kamuoyuna açıklanmayan anlaşma metninde ilgili uygulamanın nasıl düzenlendiğine bağlı. 

Emekli Büyükelçi Göktürk, Türkiye'nin önceki asker gönderme kararlarına atıfta bulunarak "Afganistan'a NATO anlaşmasına dayanarak asker gönderdik. BM Barış Güçlerine katkıda bulunduk, bu da BM Şartı gereğiydi. Etrafından dolanılabilecek bir şey değil. Bu konuda hükûmetin açık olması gerekiyor," dedi. 

Savunma desteği yalnızca asker göndermekten mi ibaret? 

Riyad toplantısının ardından yapılan açıklamada askerî kuvvet ve yetenek sağlanması dışında "tehditlerle mücadeleye yönelik hazırlık durumunu, askeri entegrasyonu ve kollektif kapasiteyi güçlendirmek" ifadesi de yer alıyor. Bu ifade, Türkiye'nin asker gönderme seçeneği dışında istihbarat paylaşımı gibi askerî entegrasyonu artıracak hamleleri yapabileceğini de gösteriyor. 

Ancak İyi Partili Erozan'a göre Türkiye'nin olası bir silah veya mühimmat gönderimi, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki bir satıştan ibaret. Yani yine ittifak çerçevesinde atılmış olamayacak bir adım. 

Türkiye ve Suudi Arabistan arasında 2023 yılında Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Türk savunma şirketi Baykar arasında Bayraktar AKINCI TİHA tedariki ve ortak üretimine dair anlaşma yapılmıştı. Anlaşma sadece doğrudan satışı değil; AKINCI TİHA'ların Suudi Arabistan içerisinde yerel imkanlarla üretilmesini, sistemlerin entegrasyonunu ve teknik personel/mühendis eğitimini de içeriyordu. 

Türkiye açısından siyasi anlamı ne?

İran destekli Husilerin, Suudi Arabistan'daki önemli noktalara düzenlediği saldırıların yoğunlaştığı ve Yemen hükûmetinin militan gruba karşı askerî operasyon başlattığı bugünlerde Mekke İttifakı içinde yer alan Türkiye açısından bu kararların siyasi yönü çok önemli. 

Emekli Büyükelçi Göktürk'e göre üç ülke arasında güçlü bir pakt yapıldığına dair açıklamanın, hele de ortada bir savaş varken siyasi anlamı büyük. Zaten gerek anlaşma metninin açıklanması gerekse Meclis onayına sunulduktan sonra çeşitli adımların atılması gerektiğine dair uyarılar, Türkiye'nin özellikle Körfez'deki güvenlik gelişmeleri karşısındaki konumunun riskleri göz önünde bulundurularak yapılıyor. 

Husilerin İran destekli olması, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la birlikte İran destekli Husilere karşı askerî ve somut bir hamlede bulunması ülkenin bu gerilimlerin bir parçası olma riskini artırıyor. 

 

İlgili İçerikler