Financial Times analizi: Trump’ın İran stratejisi, kökleri 1980’lere uzanan bir güç gösterisi

Financial Times analizi: Trump’ın İran stratejisi, kökleri 1980’lere uzanan bir güç gösterisi

FT analizine göre Trump’ın İran yaklaşımının merkezinde yalnızca Tahran değil, ABD’nin askeri gücünden “bedavaya yararlanan” müttefikler de var. Trump, kriz üzerinden Washington’un küresel gücünün maliyetini yeniden paylaştırmayı hedefliyor.

T24 Dış Haberler

ABD’nin İran’a yönelik sert söylemleri ve olası askeri senaryolar yeniden tartışılırken, Financial Times’ta yayımlanan bir analiz, Donald Trump’ın İran politikasının aslında yeni olmadığını ve köklerinin 1980’li yıllara uzandığını ortaya koydu.

ABONE OL

Analize göre Trump’ın bugün Tahran’a yönelik kullandığı dil, kısa süreli ultimatomlar, sert askeri tehditler ve İran’ın petrol altyapısını hedef alma fikri gibi stratejiler onlarca yıl önce dile getirdiği görüşlerle büyük ölçüde örtüşüyor.

1987’deki ilan: Trump’ın ilk İran “oyun planı”

Financial Times’ın hatırlattığına göre Trump, İran konusundaki düşüncelerini ilk kez 1987 yılında üç Amerikan gazetesinde yayımlanan tam sayfa bir ilanla kamuoyuna duyurmuştu. Trump bu ilan için 94 bin 801 dolar harcamıştı.

O dönemde İran-Irak savaşı nedeniyle Körfez’de yaşanan tanker krizine değinen Trump, ABD’nin müttefiklerini korumak için askeri güç kullanmasını sert şekilde eleştirmişti. Trump ilanda Washington’un, “sahibi olmadığı gemileri, ihtiyaç duymadığı petrolü taşıyan ve yardım etmeyen müttefiklere giden tankerleri koruduğunu” söylemiş ve bunun ABD’yi zayıf gösterdiğini savunmuştu.

Petrol tesislerini hedef alma önerisi

1987’de New Hampshire’daki bir etkinlikte konuşan Trump, İran’ın küçük askeri botlarının ABD’yi zor durumda bıraktığını söyleyerek, ABD’nin İran’ın kıyıya yakın petrol sahalarını ele geçirebileceğini dile getirmişti. Bir yıl sonra Guardian gazetesine verdiği röportajda ise daha da açık konuşmuştu. Trump, Amerikan askerlerine veya gemilerine yönelik tek bir saldırı olması halinde İran’ın en önemli petrol ihracat noktası olan Harg Adası’nı hedef alacağını söylemişti. 

Analize göre Trump için bu ada o dönemde de İran üzerinde baskı kurmak için kullanılabilecek kritik bir koz olarak görülüyordu.

Sert güç anlayışı

Financial Times değerlendirmesine göre Trump’ın İran yaklaşımının temelinde güç gösterisinin rakibi geri adım atmaya zorlayacağı inancı bulunuyor.

Trump’ın 1989 yılında yaptığı bir konuşmada, ABD’nin askeri gücünü zaman zaman kullanması gerektiğini savunduğu ve İran’a rehinelerin serbest bırakılması için kısa süreli bir ultimatom verilmesi gerektiğini söylediği hatırlatılıyor. Bugün de benzer bir yaklaşımın sürdüğü belirtilirken, analize göre Trump krizleri “bir olay, bir süre sınırı ve ardından güçlü bir karşılık” şeklinde basit bir müzakere çerçevesine indirgeme eğiliminde.

Müttefiklere yönelik eleştiriler: ABD'nin gücünden bedava yararlanıyorlar

Analizde dikkat çekilen ikinci önemli unsur ise Trump’ın uzun süredir müttefiklerini ABD’nin gücünden “bedavaya yararlanmakla” suçlaması.

Trump’ın İran krizi bağlamında da özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki askeri operasyonlar konusunda müttefiklerinden daha fazla katkı beklediği belirtilirken, NATO ülkelerinin kriz karşısındaki tutumunu yakından izlediği ve ABD’nin üstlendiği askeri ve ekonomik yükün paylaşılmasını talep edebileceği ifade ediliyor.

Financial Times’a göre İran krizi Trump açısından yalnızca Washington ile Tahran arasındaki bir güç mücadelesi değil. Analiz, Trump’ın bu tür krizleri aynı zamanda ABD gücünün nasıl kullanılacağı ve bunun maliyetini kimin üstleneceği konusundaki küresel düzeni yeniden şekillendirmek için bir fırsat olarak gördüğünü ileri sürüyor.

Bu nedenle Trump’ın bir sonraki sert mesajının yalnızca İran’a değil, ABD’nin Avrupa’daki ve diğer bölgelerdeki müttefiklerine de yönelmesi ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiği değerlendiriliyor.

İlgili İçerikler