Grönland’da yeni dönem: New York’taki imzalar Grönland'ın egemenliğini ABD'ye mi devrediyor?

Grönland’da yeni dönem: New York’taki imzalar Grönland'ın egemenliğini ABD'ye mi devrediyor?

Bugünlerde New York, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nedeniyle dünya diplomasisinin kalbinin attığı yer. Ancak diplomatik koridorlardaki en kritik başlıklardan biri; binlerce kilometre uzaktaki, buzlarla kaplı devasa bir adanın geleceği, yeniden şekillenen dengeler ve 22 Eylül’de imzalanan yeni savunma anlaşması

Grönland

ABD, Danimarka ve Grönland yönetimleri arasında aylardır devam eden gerilimin ve sosyal medya üzerinden ateşi bir türlü sönmeyen "genişletilmiş ABD haritası" paylaşımlarının ardından, Arktik ve Kuzey Atlantik'te güvenliğin güçlendirilmesini amaçlayan yeni savunma anlaşması üzerinde uzlaşıldı ve New York’ta imzalar atıldı. ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen'in katılımıyla anlaşma imzalandı.

New York'taki imzalar ne anlama geliyor?

Anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte artık elimizde yalnızca tarafların açıklamaları ya da basına sızan ayrıntılar değil, düzenlemenin kendisi de var. Ve metin, Washington'a Grönland'da oldukça geniş bir askerî hareket alanı tanıyor.

ABONE OL

Buna karşılık en başta önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Anlaşma, Grönland'ın egemenliğini ABD'ye devretmiyor. Tam tersine metnin giriş bölümünde Danimarka Krallığı'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü yeniden teyit edilirken, Grönland halkının uluslararası hukuk uyarınca kendi kaderini tayin hakkına sahip olduğu da açıkça belirtiliyor.

Trump'ın anlaşmayı ABD'nin Grönland'ın güvenliği üzerinde "kalıcı kontrol" sağlaması şeklinde sunmasının hukuki karşılığı ise egemenlik devrinden ziyade Washington'a verilen oldukça geniş askerî erişim haklarında ortaya çıkıyor.

Anlaşmaya göre ABD, halen Amerikan askerî varlığının merkezi olan Pituffik Uzay Üssü'ndeki faaliyetlerini modernize edip genişletebilecek. Bunun yanında Grönland'ın güneyindeki Narsarsuaq ve doğusundaki Mestersvig yeni savunma düzenlemesine dahil ediliyor. Bu iki noktadaki faaliyetlerin teknik ayrıntıları tarafların karşılıklı mutabakatıyla belirlenecek.

Üstelik anlaşma bu üç noktayla sınırlı değil. Gelecekte Kuzey Atlantik'in, Grönland'ın veya Amerikan kıtasının savunması için gerekli görülmesi halinde yeni savunma alanları oluşturulmasının da önü açılıyor. Ancak Washington'ın Grönland üzerinde istediği yerde tek taraflı olarak yeni bir üs kurma yetkisi bulunmuyor. Yeni bir savunma alanının yeri, büyüklüğü, kapsamı ve faaliyetleri taraflar arasında müzakere edilecek ve uygulama karşılıklı anlaşmaya bağlı olacak.

Metnin belki de en dikkat çekici bölümlerinden biri, ABD kuvvetlerinin Grönland içindeki hareket serbestisini düzenliyor. Amerikan askerî uçaklarının Grönland'ın herhangi bir bölgesinin üzerinden uçmasına ve iniş yapmasına, Amerikan kamu gemilerinin ise Grönland karasularında, su altında da erişim ve hareket imkânına sahip olmasına izin veriliyor. ABD güçleri ayrıca savunma bölgeleri arasında kara, hava ve deniz yoluyla serbest geçiş hakkına sahip olacak.

Anlaşmada açık biçimde adı geçen bir başka unsur da Donald Trump yönetiminin "Golden Dome" projesi. Metin, ABD'nin Grönland'a askerî erişiminin amaçları arasında Amerikan kıtasının savunmasını ve Golden Dome savunma sisteminin kurulmasını da açıkça sayıyor. Böylece Grönland, Washington'ın yeni füze savunma mimarisinin yalnızca coğrafi çevresinde değil, doğrudan hukuki ve askerî planlamasının içinde yer almış oluyor.

Yeni düzenleme yalnızca Amerikan askerî varlığını genişletmiyor; üçüncü ülkelerin Grönland'daki hareket alanına da ciddi sınırlar getiriyor. NATO üyesi olmayan devletlerin Grönland'da insanlı veya insansız askerî tesis kurmasına ya da kalıcı askerî güç bulundurmasına, taraflar aksi yönde anlaşmadıkça izin verilmeyecek.

Ekonomik alanda da benzer bir güvenlik filtresi kuruluyor. NATO üyesi, NATO ortağı veya Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerden gelen devletlerin ve yatırımcıların kritik altyapı ile doğal kaynak çıkarımı gibi hassas sektörlerde kontrol, önemli nüfuz veya ulusal güvenliği ya da kamu düzenini tehdit edebilecek nitelikte kamuya açık olmayan bilgilere erişim elde etmelerinin engellenmesi öngörülüyor.

Metin Çin veya Rusya'nın adını doğrudan vermiyor. Ancak anlaşmanın "rakiplerin" Arktik'teki artan askerî faaliyetleri ve stratejik ilgisine yaptığı vurgu ile NATO dışındaki askerî varlığa ve hassas yatırımlara getirilen sınırlamalar birlikte okunduğunda, yeni düzenlemenin yalnızca Amerikan üslerini değil, Grönland'ın gelecekte hangi güçlerle askerî ve stratejik ekonomik ilişkiler kurabileceğini de şekillendirdiği görülüyor.

Anlaşmanın belki de en uzun vadeli maddesi ise Grönland'ın olası bağımsızlığıyla ilgili.

Yeni düzenlemenin belirlenmiş bir sona erme tarihi bulunmuyor ve yalnızca tarafların karşılıklı rızasıyla değiştirilebiliyor. Daha da dikkat çekici olanı, Grönland'ın gelecekte kendi kaderini tayin hakkını kullanarak bağımsız olması halinde, Danimarka ve Grönland hükümetlerinin bağımsız Grönland devletinin NATO'da kalmasını, gerekiyorsa üyelik başvurusu yapmasını ve bu savunma anlaşmasından kaynaklanan hak ve yükümlülükleri devralmasını sağlamayı taahhüt etmesi.

Başka bir ifadeyle Washington, Kopenhag ve Nuuk yalnızca bugün Grönland'da bulunan Amerikan askerî varlığını yeniden düzenlemiyor. İmzalanan metin, gelecekte bağımsızlığını kazanabilecek bir Grönland'ın güvenlik mimarisinin de NATO ve ABD ile kurulmuş savunma ilişkisi içinde devam etmesini hedefliyor.

Bütün bunlar Trump'ın "kalıcı kontrol" söylemini daha anlaşılır kılıyor ancak aynı zamanda bu söylemin sınırlarını da ortaya koyuyor. ABD'ye Grönland üzerinde egemenlik verilmiyor; Washington'ın yeni üsleri tek taraflı açma yetkisi de yok. Buna karşılık ABD'nin askerî erişimi genişliyor, hareket serbestisi güçleniyor, Golden Dome Grönland'a uzanıyor ve üçüncü ülkelerin askerî ve stratejik ekonomik varlığı ciddi biçimde sınırlandırılıyor.

Bu nedenle New York'ta imzalanan belgeyi yalnızca 1951 Savunma Anlaşması'nın teknik bir güncellemesi olarak görmek artık mümkün değil. 1951'den bu yana var olan Amerikan askerî varlığını koruyan anlaşma, aynı zamanda Grönland'ın önümüzdeki yıllardaki güvenlik mimarisini ve olası bağımsızlık sonrasındaki stratejik yönelimini de şekillendirecek yeni bir çerçeve kuruyor.

Meselenin geçmişi: Danimarka ile bağlar ve askerî miras

New York'ta atılan bu yeni imzaları doğru okuyabilmek için masanın altındaki tarihsel sürece de kısaca bakmak gerekiyor.

Grönland ile Danimarka arasındaki modern siyasi ilişkinin kökleri 18. yüzyıla kadar uzansa da adanın kaderini belirleyen kırılma noktaları 1953'te sömürge statüsünün sona erdirilmesi, 1979'daki "Home Rule" özerkliği ve nihayet 2009'daki Self-Government Act ile Grönland halkının uluslararası hukuk uyarınca kendi kaderini tayin hakkına sahip bir halk olarak tanınması oldu.

Bugün Nuuk yönetimi, çok sayıda iç yönetim alanında geniş yasama ve yürütme yetkilerine sahip. Grönland yönetimi devraldığı yetki alanlarında, yalnızca Grönland'ı ilgilendiren konularda uluslararası anlaşmalar müzakere edebiliyor. Buna karşılık dış politika, savunma ve güvenlik politikası gibi temel alanlar Danimarka Krallığı'nın yetkisinde kalıyor. 2009 düzenlemesi aynı zamanda Grönland halkının bağımsızlık yönünde karar vermesi halinde bunun nasıl müzakere edileceğine ilişkin hukuki süreci de tanımlıyor.

Washington'ın adadaki askerî ilgisi ise İkinci Dünya Savaşı yıllarına dayanıyor: 1941'de Danimarka'nın Washington Büyükelçisi Henrik Kauffmann'ın Kopenhag hükümetinin onayı olmadan imzaladığı ilk savunma anlaşması, 1951'deki ABD-Danimarka Grönland Savunma Anlaşması ile NATO şemsiyesi altında daha kalıcı bir hukuki zemine oturtuldu. Bu savunma mimarisinin en önemli miraslarından biri de bugün Pituffik Uzay Üssü adıyla faaliyet gösteren eski Thule Hava Üssü oldu.

Dolayısıyla bugün imzalanan metin; ABD'nin tarihsel güvenlik talepleri ile Grönland'ın kendi geleceğine karar verme hakkı arasındaki hassas dengenin günümüz Arktik rekabetindeki en yeni ve en kritik aşamasını oluşturuyor.

İmzalar "hemen yürürlüğe girecek" anlamına gelmiyor

Son bir önemli hatırlatma... Bugün (22 Eylül) New York’ta atılan imzalar, düzenlemenin hemen yürürlüğe gireceği anlamına gelmiyor. Anlaşma metnine göre, Danimarka Krallığı ile Grönland tarafındaki gerekli parlamenter prosedürlerin tamamlanması ve bunun Washington’a resmî bir diplomatik notayla bildirilmesi gerekiyor. Yeni güvenlik düzenlemesi, bu hukuki sürecin tamamlanmasının ardından yürürlüğe girecek.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler