T24 Dış Haberler
ABD merkezli New York Times gazetesi, "How Trump Decided to Go to War" başlıklı yazısında ABD-İsrail ve İran arasında başlayan savaşa giden sürecin perde arkasını ele aldı.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
NYT'de yer alan yazıda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 11 Şubat sabahı Oval Ofis’e kararlı bir gündemle girdiği, ABD Başkanı Trump'ı savaş rotasında tutmaya ısrarlı olduğu ifade edildi.
Gazetenin aktardığına göre haftalardır ABD ile İsrail arasında İran’a yönelik bir askeri operasyon gizlice konuşuluyordu ancak Trump yönetiminin İran’la nükleer program konusunda yeniden müzakereye başlaması, Netanyahu cephesinde bu planların akamete uğrayabileceği endişesini doğurdu.
New York Times yazısında, Oval Ofis’te yaklaşık üç saat süren görüşmede iki liderin savaş ihtimalini, olası saldırı tarihlerini ve zayıf bir ihtimal olarak görülse de diplomatik bir anlaşma şansını masaya yatırdığı belirtiliyor. Günler sonra Başkan Donald Trump, kamuoyu önünde diplomasiye mesafeli olduğunu açıkça ortaya koyarken, rejim değişikliği sorusuna ise bunun “olabilecek en iyi şey gibi göründüğü" yanıtını verdi.
New York Times yazısına göre Trump kamuoyu önünde zikzaklı bir tutum sergiledi. Bir yandan anlaşma istediğini vurgularken, diğer yandan rejimi devirmekten söz etti. Gazete, yönetimin savaşın gerekliliğine dair ABD halkını ikna etmeye dönük ciddi bir çaba göstermediğini ve öne sürülen tehdidin yakınlığına dair bazı iddiaların gerçeği yansıtmadığına dikkat çekti.
Netanyahu’nun ısrarı ve "tam ortaklık"
NYT değerlendirmesine göre bu karar, Netanyahu için önemli bir diplomatik zafer oldu. Gazete, İsrail liderinin aralık ayında Trump’ın Mar-a-Lago’daki malikanesinde İran’ın füze tesislerine yönelik saldırı için onay istediğine de değindi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in, Trump’ın “hiçbir başkanın yüzleşmeye cesaret edemediği bir tehdide karşı cesur bir karar aldığını” söylediği aktarılırken, buna karşılık NYT, başkanın iç çevresinde askeri harekâta ciddi bir muhalefet olmadığının da altı çizildi. Hatta Başkan Yardımcısı JD Vance’in, eğer İran vurulacaksa “büyük ve hızlı bir şekilde vurulması gerekiyor" ifadelerini kullandığı iddia ediliyor.
NYT, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine'in "ciddi ABD kayıpları ihtimaline" dikkat çektiği de yazıda yer alırken, Trump’ın ise kamuoyuna, askeri danışmanının operasyonu “kolay kazanılacak bir zafer" olarak tanımladığını duyurduğu ifade ediliyor. Gazete, bazı üst düzey yetkililerin Kongre’ye yapılan kapalı bilgilendirmelerde rejim değişikliği ihtimalinden söz etmediğini de aktarıldı.
NYT makalesine göre Trump, 27 Şubat’ta operasyona onay verdi. Gazete, diplomatik temasların tamamen göstermelik olmadığını ancak Trump, Netanyahu ve İran liderliğini aynı anda tatmin edecek bir anlaşma zemininin hiç oluşmadığını savunuyor.
Trump’ın New York Times’a verdiği röportajda “Müzakerelerin sonuna doğru bu adamların oraya varmayacağını anladım. ‘Hadi yapalım’ dedim” ifadelerini kullandığı aktarılıyor.
Yazıda ocak sonuna doğru iki uçak gemisi ve destek gemilerinin bölgeye sevk edildiği, savaş uçakları ve hava savunma sistemlerinin konuşlandırıldığı belirtiliyor. Şubat ortasında ise birkaç haftalık bir kampanyayı sürdürebilecek güç oluşturulmuş.
Olası senaryolar ve istihbarat değerlendirmeleri
Gazeteye göre CIA, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesi halinde ortaya çıkabilecek daha sert bir liderin gelmesi, zayıf görülen muhalefetin ayaklanması ya da Devrim Muhafızları içinden daha pragmatik bir fraksiyonun fiili gücü devralması gibi farklı senaryolar hazırladı. Bazı üst düzey yetkililerin özellikle üçüncü ihtimal üzerinde durduğu öne sürülüyor.
Sağcı yorumcu Tucker Carlson’ın Trump’la görüşerek saldırının risklerini anlattığı, ABD’nin İsrail tarafından “köşeye sıkıştırılmaması” gerektiğini savunduğu da aktarıldı. Ancak Carlson görüşmeden Trump’ın askeri seçeneğe meylettiği izlenimiyle ayrılmış.
NYT'ye göre yönetim, Kongre’den açık bir savaş yetkisi talebinde bulunmadı. 24 Şubat’ta Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ister İsrail ister ABD ilk vursun, İran’ın Amerikan üslerine saldıracağını ve Washington’ın zaten savaşa çekileceğini savundu. Gazeteye göre bazı Demokratlar bu argümanı İsrail’in Amerikan politikasını belirlediği izlenimi yaratan bir yaklaşım olarak değerlendirdi.


