Özel okul öğretmenlerinin “mevsimlik işçi” gerçeği: Yüzde 92’si süreli sözleşmeyle çalışıyor, her beş öğretmenden biri maaşını elden alıyor

Özel okul öğretmenlerinin “mevsimlik işçi” gerçeği: Yüzde 92’si süreli sözleşmeyle çalışıyor, her beş öğretmenden biri maaşını elden alıyor

Özel okul öğretmenlerinin “mevsimlik işçi” gerçeği: Yüzde 92’si süreli sözleşmeyle çalışıyor, her beş öğretmenden biri maaşını elden alıyor

Özel sektör öğretmenlerinin hak taleplerini duyurmak için başlattığı açlık grevi 10 günü geride bırakırken yapılan bir araştırma öğretmenlerin durumunu gözler önüne serdi. Araştırmaya katılan özel sektör öğretmenlerinin yüzde 92,4’ü bir yıllık veya 10 aylık süreli sözleşmelerle, her an işsiz kalma kaygısıyla çalıştırılıyor. Her beş öğretmenden biri maaşının bir kısmını kayıt dışı olarak elden alırken; dört öğretmenden üçü etüt, veli toplantısı ve okul tanıtımı gibi zorunlu mesaileri için ek ücret alamıyor.

Öğretmenlerin çalışma koşullarının “mevsimlik işçi” benzetmesiyle özetlendiği bu tablo, Yurttaşlık Derneği (hYd) ve Dissensus Araştırma’nın Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) desteğiyle yayımladığı "Özel Eğitim Sektöründe Adalet" raporuyla gün yüzüne çıktı. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın ve sektörde çalışan öğretmenlerin de katkı sunduğu rapor, “ticarethane” mantığıyla işletilen özel okullardaki ağır sömürü çarkını ve kurumsal mobbingi tüm boyutlarıyla belgeliyor.

ABONE OL

Öğretmenlerin yüzde 92,4’ü dönemlik sözleşmelerle çalıştırılıyor: Mevsimlik işçi gibi çalışıyoruz

Araştırma, özel okullardaki yüksek sirkülasyonun öğretmenlerin tercihi değil, sistemin üzerine kurulduğu bir “iş gücü rejimi” olduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre;

Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 92,4’ü yıllık veya dönemlik sözleşmelerle çalıştırılırken, süresiz iş sözleşmesine sahip olanların oranı sadece yüzde 1,3’te kalıyor.

Katılımcıların yarıdan fazlası (yüzde 55,1) bir sonraki yıl sözleşmelerinin yenilenmeyeceği korkusunu taşıyor.

İşverenlerin, kıdem tazminatı ödememek veya hak talep edenleri okuldan uzaklaştırmak için “sözleşme yenilememeyi” fiili bir işten çıkarma silahı olarak kullandığı ifade ediliyor. Bu durumu özetleyen bir öğretmen, “Gerçekten mevsimlik işçi gibi çalışıyoruz” diyerek sektördeki güvencesizliğe dikkat çekiyor.

Eğitimde kayıt dışı ekonomi: Sigortalar asgari ücretten

2014 yılında taban maaş uygulamasının kaldırılmasının ardından özel sektör ile kamu arasındaki ücret makasının hızla açıldığı görülüyor. Bunun yanı sıra sektörde kayıt dışılık da kök salmış durumda. Araştırmaya göre ankete katılan öğretmenlerin yüzde 22,1’i maaşının bir bölümünü elden, yani kayıt dışı olarak alıyor.

Öğretmenlerin yüzde 27,5’inin SGK primleri aldıkları gerçek maaş üzerinden değil, asgari ücret veya asgari ücretle kendi maaşları arasındaki daha düşük bir rakam üzerinden yatırılıyor.

Öğrenciye “müşteri” muamelesi, öğretmene karşılıksız angarya

Araştırmaya katılan öğretmenlerin aktardığına göre, veli ve öğrencinin “müşteri” olarak konumlandırılması eğitimcilerin pedagojik bağımsızlığını da yok ediyor. Akademik başarının yüksek görünmesi için öğrencilerin notlarının şişirilmesi, öğretmenlerin okul tanıtım etkinliklerinde görev alması gibi pratikler raporda yer alıyor.

Öğretmenlerin okul içindeki bu emeği çoğunlukla karşılıksız bırakılıyor:

Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 76,8’i okul tanıtımı, etüt ve veli toplantısı gibi ders dışı angaryalar için hiçbir ek ücret alamıyor.  Yüzde 62’si resmî tatillerde bile çalışmaya çağrılırken, bu tatillerde çalışan öğretmenlerin büyük çoğunluğuna (yüzde 65,2) ek mesai ödenmiyor.

“Mesai bitti” demek yok, cinsiyetçi iş dağılımı var

Sistematik hale gelen kurumsal baskı, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle birleşerek özellikle kadın öğretmenleri hedef alıyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 67,9’u mesai saatleri dışında işle ilgili rahatsız edildiğini, yüzde 64,1’i iş yükünün yöneticilerce kasıtlı olarak artırıldığını belirtiyor.

İş dağılımında ise cinsiyetçi roller öne çıkıyor: Bekâr kadın öğretmenlere “evde sorumluluğu olmadığı”, evli olanlara ise “anaç” oldukları gerekçesiyle okul sonrası nöbet sınıfları gibi ek işler yükleniyor.

Hamilelik durumunda kadın öğretmenlerin “yasal hakları” işverenler tarafından maliyet olarak görüldüğü için işten çıkarılma risklerinin çok daha yüksek olduğu ifade ediliyor.

Çıkış yolu: Taban maaş ve ayrı iş kolu talebi

Rapora göre özel sektör öğretmenlerinin en acil çözülmesini istediği üç temel sorun var: Düşük maaşlar, taban maaş uygulamasının olmaması ve iş güvencesizliği.

Çözümün sendikal örgütlenmeden geçtiğine inanan eğitimciler, mevcut yasaların ellerini bağladığını vurguluyor. Milyonlarca çalışanın bulunduğu 10 No’lu “Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar” isimli karma torba iş kolunda yer almanın toplu iş sözleşmesi yapmayı imkânsız kıldığını belirten öğretmenler, haklarını savunabilmek ve taban maaş güvencesini geri alabilmek için acilen “Eğitim, Kültür ve Bilim” adıyla bağımsız bir iş kolu oluşturulmasını talep ediyor.

 

İlgili İçerikler