ÖSYM tarafından düzenlenen 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) katılan 2 milyon 255 bin üniversiteli adayın tercih dönemi yarın (10 Ağustos Pazartesi) sona eriyor. Öğrenciler, üniversitelerin bu süreçte yürüttüğü tanıtım kampanyalarının tamamen objektif olmadığını söylüyor. T24'e konuşan ODTÜ, Ankara, Anadolu, Ege ve Bilkent üniversitelerinde öğrenim gören öğrenciler, adaylara kampüs yaşamından barınmaya, yemekhane ve ulaşım imkânlarından eğitim olanaklarına kadar kendi deneyimlerini anlattı. Üniversiteyi kazandıkları günden şu ana kadar geçen süreçte değişen üniversite ortamından bahseden öğrenciler, üniversite tanıtımlarında öne çıkarılan imkânların yanı sıra kampüslerde karşılaştıkları sorunların da tercih sürecinde araştırılması gerektiğini söyleyerek uyarı ve tavsiyelerde bulundu.
ODTÜ öğrencisi Mert: Tercih yapmak geçirecekleri beş yılı da belirlemek anlamına geliyor
2019 yılında ODTÜ makine mühendisliği bölümünü kazanan ve kurum içi yatay geçiş ile 2022 yılında endüstri mühendisliği bölümüne geçen Mert Deniz, tercih sebeplerini "ODTÜ mezunlarının yurt dışında daha kolay iş bulabilmesi ve ülkede kaldıklarında ise işsiz kalma ihtimallerinin daha düşük olması olarak açıklıyor. İlgi alanlarının her zaman ikinci planda olduğunu ifade eden Mert, şu an tercih yapacak adayların da benzer şeyleri duymuş olabileceğini fakat mezunların “kapış kapış gittiği” bir durum olmadığını da belirtiyor.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Daha çok uzun dönem stajlar, aday mühendislikler veya okurken yarı zamanlı işler bularak kariyerlerine devam eden bir öğrenci havuzunun mevcut olduğunu söyleyen Mert, ODTÜ’nün kampüs hayatının da tercih sebeplerinin başında geldiğini fakat yetersiz yurt imkanları, uzun yemekhane sıraları ve gelmeyen ring otobüslerinin ODTÜ’nün görünmeyen yüzünde kaldığını anlatıyor.
Şehir dışından gelen öğrencilerin çoğunun kendi imkanlarıyla barınma ihtiyaçlarını karşıladığını ya da geçici yurtlarda kalıp yedek listeden sıraya girdiğini paylaşan Mert, uzun yemekhane sıralarının ise sıkışık ders programının arasında yemekhane kullanımını tamamen imkansız hâle getirdiğini belirtiyor.
Kampüs içi ulaşımda kullanılan ringlerin sefer sayısının kampüs dışından gelen öğrenciler için sabah derslerini çok yorucu bir hâle getirdiğini de aktaran öğrenci, bu koşulların da öğrencilerle paylaşılması gerektiğini düşünüyor:
“Bizlerden sakladıkları asıl gerçek ise her şeyinin öğrencileri düşünerek dizayn edildiği söylenen eğitim programlarının aslında büyük şirketlerin ihtiyaçlarına göre şekillenmesi, kampüsteki sosyal hayat, öğrenci kulüpleri hatta beslenme ve barınma gibi temel hakların bile bir mücadele içinde olunmazsa elinizden alınmaya çalışılıyor olması.”

Yaklaşık 7 senedir ODTÜ’de okuyan Mert, anlattığı zorluklara rağmen üniversitesinin yaşadığı sorunların çözümü için mücadele etme kültürünü kazanabileceği en uygun yer olduğunu ve bu nedenle de ODTÜ’yü tercih ettiği için pişman olmadığını söylüyor:
"Kampüsün içine girdiğim anda tartışabileceğim her konuyu rahatlıkla konuşabileceğim bir alan bulabiliyorum. Ya da kütüphanede, herhangi bir kantinde otururken rahatlıkla kaynaşabileceğim insanlar olduğunu biliyorum. Benimle aynı yollardan geçmiş sıra arkadaşlarımın tecrübelerinden yararlanabiliyorum. Sanata kampüsteki topluluklar sayesinde çok daha kolay erişebiliyorum."
"İyi ki ODTÜ'lüyüm"
Adaylara tercih yaparken aynı zamanda geçirecekleri beş yılı da belirleyeceklerini söyleyen Mert Deniz, bu yüzden sadece o bölümden mezun olanların ortalama maaşlarına bakmak yerine o beş yılı da dolu dolu geçirebilmenin önemini vurguluyor.
T24'e konuşan ODTÜ öğrencisi, "Kariyerlerinizde yaşadığınız şeyleri de bu tecrübelerle beraber yorumlama gücüne sahip olmak bence çok önemli." diyerek düşüncelerini dile getirirken, "ODTÜ'nün onu tercih edeceklere birlik hâlindeyken güçlü olduklarını öğreteceğini söylüyor. Öğrenci, "Bu yüzden iyi ki ODTÜ'lüyüm diyorum." diyor.
İLEF öğrencisi Sıla: Aldığımız eğitim teorik olarak tatmin edici olsa da pratikte bir karşılığı olmuyor
Ankara Üniversitesi gazetecilik bölümünden Sıla Erdoğdu da 2022’de başladığı üniversitesini tercih etme nedenlerini şöyle sıralıyor:
"Ankara Üniversitesi'nin beğendiğim yönleri köklü bir geçmişe sahip olması ve birçok fakültede ve bölümde akademik kadrosunun oldukça iyi olması. Aday öğrenciler tercih yaparken staj, okul içi faaliyetler ve tercih edecekleri fakültenin konumuna mutlaka bakmalılar. Parçalı bir kampüs yapısına sahip olduğumuz için bazı kampüslere ulaşım sıkıntılı olabilir."
4 yıldır gazetecilik okuyan ve diğer üniversitelerdeki iletişim fakültelerinden daha donanımlı olması ve “İLEF” (Ankara Üniversitesi iletişim fakültesinin halk arasındaki adı) mezunu olunca kolayca iş bulabileceğini düşünmesinin de yaptığı tercihte etkili olduğunu belirten Sıla, geçen 4 sene içinde okullarında çok fazla şeyin değiştiğini söylüyor.
Özgür düşünce ortamlarının giderek daraltıldığını ve temel hakların kısıtlandığını söyleyen öğrenci, okulda öğrencilerin bir araya gelebileceği kafelerin kapatıldığını ve ek olarak giderek ağırlaşan ekonomik kriz nedeniyle öğrencilerin okurken çalışmak zorunda kaldığını ekliyor.
Teorik açıdan beklentilerinin fazlasıyla karşılandığını belirten öğrenci ekipmanların yetersizliği nedeniyle öğrendiklerinin pratikte bir karşılığı olmadığını söylüyor:
“Kendi fakültemden örnek verecek olursam fakültenin kendi atölyeleri tanıtımlarda en çok öne çıkan şeyler ama işin içine girdiğimizde atölyelerin aktif olmadığını, ekipmanların neredeyse kullanılamayacak kadar eski olduğunu ya da ekipmanların öğrencilere yetecek sayıda olmadığını görüyoruz ve tanıtımlarda bunlardan asla bahsedilmiyor.”
Sıla, tüm eksikliklerine rağmen sorunlarının çözülmesi için çaba gösterilmesi gerektiğini belirterek Ankara Üniversitesi’ni seçtiği için pişman olmadığını da ekliyor.
Aybora Sağlam: Ekonomik gidişat Eskişehir’de okumayı da zorlaştırdı
Yine 2022’den beri Anadolu Üniversitesi’nde okuyan İngilizce Öğretmenliği öğrencisi Aybora Sağlam ise kendi beklentilerini ve karşılaştığı üniversiteyi şu sözlerle anlatıyor:
“YKS sonrası tercih listemi oluştururken göz önünde bulundurduğum en önemli faktörler üniversitenin ve fakültenin prestiji, bana sağlayacağı olanaklar, kampüs hayatı ve şehrin öğrenci hayatına ve sosyoekonomik konumuna uygunluğuydu. Bu kriterler açısından Anadolu Üniversitesi; diğer üniversitelerle yaptığı anlaşmalar, değişim programları, nitelikli akademik personeli, kampüs içerisindeki hayatın canlılığı ve Eskişehir’in diğer şehirlere kıyasla bir öğrencinin bütçesini fazla aşmamasıyla o dönem açısından tercihlerimin ilk sırasındaydı. O gün ile bugünü kıyaslayacak olursak kampüs içerisinde başta yemekhane olmak üzere kampüs içi masrafların katlanması ve öğrenciler olarak bizim bütçelerimizin paralel olarak artmamasıyla daha önce yararlandığımız hizmetlerden aynı oranda artık yararlanamıyoruz. Bu kampüs içerisindeki sosyal hayatımıza ve etkileşimimize zarar veriyor.”

Eskişehir’in öğrenci dostu bir şehir olarak lanse edilse de mevcut ekonomik durum içerisinde daha objektif yorumlar yapılması gerektiğini ifade eden Sağlam, Anadolu Üniversitesi’nin konum olarak şehrin merkezinde bulunmasına rağmen 22 bin öğrencisine ulaşılabilir ve nitelikli barınma olanakları sunmadığını, KYK yurtlarının birçoğunun ise şehrin dışında veya üniversiteye uzak noktalarda kaldığını belirtiyor.
“Sorunların sadece kendi üniversitemizde geçerli olmadığını biliyoruz”
Toplu ulaşımın ise şehir içinde yaygın olması sebebiyle ev ile okul arasında ulaşım ihtiyaçlarını kolaylıkla sağlayabildiğini belirten Sağlam, öğrencilere şehre geldikleri zaman abonman çıkartmalarını da tavsiye ediyor. “Anadolu Üniversitesi’ni tercih ederken önceliğiniz bütçenize uygun bir yurt, apart veya ev bulmak olsun. Tramvay ve otobüs hatlarına zamanla alışırsınız.” diyen öğrenci, üniversite tanıtımının ne kadar objektif şekilde yapıldığı sorusunu ise şu şekilde cevaplıyor:
“Anadolu Üniversitesi geçtiğimiz dönem “Burası Anadolu” başlıklı bir reklam kampanyası başlatmıştı. Kampanyanın başlıca konuları kampüs içi sosyal hayat ve fakültelerin olanakları-niteliğiydi. Burada anlatılan bazı olanakları inkâr edemeyiz fakat örneğin kütüphanemiz tadilat nedeniyle öğrenci kullanımına kapatıldı, her fakültede öğrenciler ihtiyacı olan araç gereçlerinin masraflarını kendi cebinden karşılarken yeni açılan bölümlerin akademik kadrosu yeterli değil. Bunlar üniversite içerisinde karşılaştığımız sorunların bazıları ancak uzun lafın kısası üniversiteyi tanıtırken gösterilmek istenilenin gösterildiği, büyüyen sorunların ise halı altına süpürüldüğü bir durum var. Bunlar sadece Anadolu Üniversitesi’ne özgü sorunlar da değil."
Ezgi Yağmur Özcan: Adaylar beklentilerini iyi bir süzgeçten geçirmeli ve gerçekçi olmalı
2022 yılında Ege Üniversitesi gazetecilik bölümünü kazanmasıyla İstanbul’dan İzmir’e yerleşen Ezgi Yağmur Özcan da yaşadığı problemlerden yola çıkarak İzmir'de okumak isteyen adayları uyarıyor.
Konuştuğumuz öğrenci, üniversiteye yeşil kampüsü nedeniyle hevesle kayıt yaptırdığını fakat geçirdiği dört yıl boyunca kampüsü özgürce kullanamadığını söylüyor. Dört yıl önce durumun şu anki kadar vahim olmadığını belirten Özcan, bu durumu “Her geçen yıl çember daha da daraldı sanki. Gelinen noktada çimler oturmayalım diye ıslatılıyor, zaten yeterince fahiş fiyata satış yapan kafeler sohbet etmeyelim diye erkenden kapatılıyor.” cümleleriyle anlatıyor.

Kendi fakültesinde bulunan kantini görece öğrenci dostu olarak tanımlasa da aynı şeyi okuldaki diğer zincir mekanlar için söyleyemeyeceğini ifade eden gazetecilik öğrencisi, okullarında sosyalleşebilmek için bir günde yüzlerce lira harcamaları gerektiğini; öte yandan sabahtan akşama kadar ring hizmeti veren Ege Üniversitesi’nde mola saatleri ve sınav haftaları seferlerin nadir olması nedeniyle mağdur olduklarını belirtiyor.
Özcan: Üniversite, memleketin en doğusundan gelen birinin en batıdan gelen ile tartışabileceği bir ortam
Tercih yapacak adaylara beklentilerini iyi bir süzgeçten geçirmeleri ve gerçekçi olmayı elden bırakmamalarını tavsiye eden öğrenci, fakültede kendilerine yol gösterecek akademisyenler ile karşılaşacaklarını da anlatıyor:
"İşini severek yapan ve bizleri yalnızca sınavla yerleşen öğrenciler değil birer insan olarak, dost olarak benimseyen birçok hocamız da var. Onlarla oturup çay eşliğinde kariyer planlarımızı tartışmak, bunu yaparken kendimiz olabilmek çok güzel. Üniversite kavramı çok büyüleyici bir oluşum. Memleketin en doğusundan gelen biriyle en batısından gelen biri oturup saatlerce sohbet edebiliyor."
Yaptığı tercihi "Henüz yeni reşit olmuşken büyük bir karar alıyoruz ve bazen bunu kapsamlı bir şekilde tartmak zor olabiliyor" diyerek açıklayan Özcan, kendi bölümü ve ilgi alanları özelinde değişen ve gelişen teknolojinin bundan birkaç yıl sonra işine ket vurup vuramayacağını da bilmediğini söylüyor.
Bilkent'ten Murat Ergin: Artan eğitim ücretleri sıralamaları düşürerek öğrenci profilini değiştirdi
Bilkent Üniversitesi endüstri mühendisliği bölümü 4. sınıf öğrencisi Murat Ergin da Bilkent'in en büyük avantajını uluslararası standartlarda verdiği eğitim (müfredatlar, akreditasyonlar, eğitim kadrosu vb.), teknik İngilizce öğrenimi ve prestijli ismi ile açıklıyor.

İhsan Doğramacı tarafından kurulan üniversitenin Ankara'da geniş bir kampüsü, aktif öğrenci toplulukları ve kendine has bir kültürü bulunduğunu belirten Ergan, son yıllarda artan eğitim ücretlerinin ise sıralamaları düşürdüğünü ve bu nedenle ise öğrenci profilinin oldukça değiştiğini de söylüyor.
Özel üniversite tanıtımlarında akademi ve kariyer olanaklarının öne çıkarılıp kampüs yaşamının ise geri plana itildiğini söyleyen öğrenci, tercih yapan öğrencilerin fiyatı artan yaşam ve eğitim ihtiyaçlarını araştırması, bunları kimi zaman Bilkent'in YÖK ve anayasadaki vakıf üniversite yönetmeliklerine aykırı şekilde yapacağını göz önünde bulundurması gerektiğinin de altını çiziyor.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


