18 Ekim 04:49
Güncelleme: 18 Ekim 04:55
T24 Spor
1
8
Bülent Timurlenk: Rakip 'Rodri- Pedri'li Barcelona orta sahası' dedik, 'sihirbaz Yamal' dedik, peki bu Ankara'daki oyunun bir açıklaması var mı Sayın Okan Buruk! Gabriel Sara sahada yürüyor, Mario Lemina sürekli top kaybı yapıyor, Sallai'nin takıma faydası yok, Leroy Sane istekli ama verimsiz, Osimhen ayağına gelen her topu açı fark etmeden kaleye vuruyor. Bütün bunlar olurken Okan Buruk bunları kenardan izliyor.
Gençlerbirliği dün ilk ve ikinci yarıda kaçırdıklarıyla 'atamayana atarlar gerçeğiyle' yüzleşti. Ancak başka bir gerçek daha var. Başta Okan Buruk olmak üzere Deniz Gül'ün golüyle kazanmış olsalar da onlar için deniz bitti! Bundan sonrası ayağa batan çakıl taşları.
Batrakov'un maç boyunca müthiş mücadelesi, Uğurcan'ın kurtarışları ve İrfan Can Eğribayat'ın hatasıyla gelen galibiyet. Galatasaray üç puanı almış olabilir ama önünde Lille ve Fenerbahçe maçları varken mağluptur bu yolda galip. (Sabah)
2
8
Murat Özbostan: Futbol bazen 90 dakika boyunca aradığınız çözümü, bir oyuncunun tek dokunuşunda önünüze koyar. Elbette şampiyonluk yarışı yalnızca güzel futbolla kazanılmıyor. Zor deplasmanlarda kötü oynarken de üç puanı alabilmek büyük takımların önemli özelliklerinden biri. Galatasaray bunu başardı ancak bu galibiyet, Avrupa'daki sorunları unutturacak bir performans değildi. Asıl mesele şu: Galatasaray kazanıyor ama oyun gücü güven vermiyor. Topa sahip olmak başka, oyuna hükmetmek başka. Özellikle hücum organizasyonları daha hızlı, yaratıcı ve etkili olmalı. Özletle, Galatasaray, Ankara'da deniz buldu! (Sabah)
3
8
Levent Tüzemen: Torreira'nın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördük. Torreria olmayınca Sara-Lemina ikilisinin makyajları aktı. Bu ikili hem orta alanı kontrol edemediler hem ikili mücadeleleri kazanamadılar hem de fazlasıyla pas hatası yaptılar. Eğer kaleci Uğurcan olmasaydı G.Saray kaybederdi. Okan hocanın iki büyük hamlesi nokta atışıydı. 1-Oyuna İlkay'ı alarak orta alandaki dağınıklığı, top kaybını ve oyun eksikliğini giderdi. İlkay, oyuna sakinlik getirirken arkadaşlarının rakip sahaya yerleşmelerini sağladı, hatta sıkışan oyunu tirbuşon gibi açtı. Okan hoca, İlkay'ı daha fazla kullanmayı düşünmeli. 2-Leao'nun sakatlanıp çıkmasından sonra Deniz Gül'ü oyuna alması çok büyük cesaretti. Kötü zeminde çift santrfora geçmek kolay bir karar değildi. O Deniz, rakip savunmanın dengesini bozdu ve kazanılan 3 puanın da mimarı oldu. (Sabah)
4
8
Cem Dizdar: İkinci devre Gençlerbirliği ilkine göre daha derli toplu görünürken oyun iyiden iyiye “git gel”e döndü. Biri atacaktı ama hangisi? Takım davranışı olarak Gençlerbirliği daha yakınken oyuncu kalitesi, marifet ve borçlanarak kadro derinliği yaratma avantajı Galatasaray’daydı. Maç biterken buna yakın bir şey oldu!..
“Çok zor bir lig” diye övülen Süper Lig’in “zor maçları”ndan biri daha son anda biraz Deniz Gül gayreti, biraz İrfan Can Eğribayat katkısıyla Galatasaray lehine tamamlandı. Gireniyle çıkanıyla 300 milyon avroluk piyasa değeri olan Galatasaray, 21 milyon avroluk Gençlerbirliği’ni futbol adına pek bir şeyin olmadığı maçta zorlanarak da olsa yenmeyi başardı. Çünkü…
Şampiyonlar Ligi dönüşü zordu ve “Süper Lig zor bir lig”di! Artık bu iki önermeye ne kadar ikna olursanız! (Fanatik)
5
8
Güntekin Onay: Şu bir gerçek ki, Galatasaray, bu sezon savunmada problemler yaşasa da, hücümda Osimhen dışında istikrarlı skor katkısı yapan bir forveti olmasa da, zorlansa da liderlik koltuğunda oturmaya devam ediyor. Bu, ligimizin ve rakiplerin yetersizliğinden kaynaklanan bir durum.
Sporting Lizbon veya Barcelona karşısında özellikle ikinci yarılarda fiziksel olarak düşen Galatasaray Avrupa’da çökerken, ligde rakipler cezayı kesemiyor. Galatasaray’ın saha içinde bunca sorunlarına rağmen kazanması, rotasyon yapacak kadro genişliğini bulamamış olmasına rağmen lig liderliğinde oturuyor olması gerçekten de büyük iş. Dün Uğurcan hariç biraz da oyuna girdikten sonra Yunus dışında iyi oynayan var mıydı ? Hayır. Ancak bir şekilde kazanmayı başardı. (Hürriyet)
6
8
Uğur Meleke: Galatasaray da aynen Avrupa’daki diğer temsilcilerimiz gibi bir ayda 8 maçlık sert bir fikstürün içinde. Salı Barcelona’yla oynadılar, dün Gençlerbirliği ile. Önlerinde Lille deplasmanı ve sonra da Fenerbahçe derbisi var. Böyle bir takvim içinde normalde en fazla rotasyonu yapmanız gereken, asları dinlendirmeniz icap eden fikstür Ankara deplasmanı gibi duruyor öyle değil mi?
Dün Galatasaray kazandı ancak çok zorlandı 88’e kadar. Osimhen zaten Barcelona önünde de kötüydü, ona esas ihtiyaç duyulacak Lille-Fenerbahçe maçları öncesi ben Ankara’da 90 dakika sahada kalacağını beklemiyordum doğrusu. Davinson’da da yorgunluk belirtileri var. İlk devrede neredeyse asist yapıyordu Salih’e.
Ayrıca Eren’in Lamine Yamal karşısında dağılması belki normal karşılanabilir ancak dün Fıratcan önünde de zor durumlara düştü milli sol bek.
Maçın kaderini ise herkesin vazgeçtiği bir an koşup topu geri kazanan Batrakov belirledi bir bakıma.
Özellikle Sane bu kadar kolay kaybederken, yitirdiği topu (bir-iki istisna hariç) seyrederken Batrakov’un 88’de böyle bir top kazanması önemli bir detay. (Hürriyet)
7
8
Halil Özer:İlk yarı berbat. Sadece Osimhen’in arka direkte vurduğu bir top var o kadar. O da cılız mı cılız. Tabii burada Metehan’ın enteresan bir şekilde Osimhen’i çok iyi tutmasını da unutmayalım. Hatta liglerimizde bu oyuncuyu en iyi marke eden oyuncu oldu Metehan. Bu yarıda Salih Uçan’ın iki kaçırdığı pozisyon var ki Galatasaray’ın büyük şansı oldu. Yoksa bu görüntüdeki Galatasaray’ın yiyeceği golün altından çıkması mümkün değildi.Keza 2. yarıda aynı geçti. Gençlerbirliği bu yarıda da üç tane golü kaçırdı. Sonra Galatasaray organize olmayan rastgele futbol tarzına yöneldi. Rakip savunmayı belki hata yapar diye zorladı. Ama hata hiç beklemediği yerden geldi, absürt bir şekilde maçı aldı gitti.
Sonuçta önemli olan üç puansa onu aldı Galatasaray. Ama görüntü felaket haberiniz olsun. (Milliyet)
8
8