20 muayenehaneye yapılan ‘kürtaj denetimi’ tartışmaları beraberinde getirdi: Fiili yasak mı geliyor?

20 muayenehaneye yapılan ‘kürtaj denetimi’ tartışmaları beraberinde getirdi: Fiili yasak mı geliyor?

İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu Üyesi Dr. Özge Yılmaz, son dönemde muayenehanelere yönelik denetimlerin “hekimleri kürtaj hizmeti vermekten vazgeçirecek bir baskı oluşturduğunu” ve pronatalist (doğum yanlısı) politikalarla kadınların kürtaja erişiminin zorlaştırıldığını ifade etti.

kürtaj zehra

Türk Tabipleri Birliği (TTB); İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün 20 özel kliniğe yapılan denetimlerde, “kürtaj işlemine uygun koşullar olmadığı” gerekçesiyle tutanak tutulduğunu ve hekimlere ceza kesileceğini açıkladı. Söz konusu hekimlerle görüşen İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu Üyesi Dr. Özge Yılmaz, “Ortada bir yasal hak ve bu yasal hakkı elde edemeyen kadınlar var. Yani bir sağlık hakkı ihlali, kadın hakkı ihlali söz konusu. Kamuda uygulanmıyor. Özel hastanelerde fahiş fiyatlara yapılıyor. Muayenelerde de yapılması şu an yaşadığımız gibi baskıcı tavırlarla engelleniyor. Fiili yasak uygulanıyor” sözleriyle süreci T24’e aktardı.

İstanbul’da 20 özel muayenehaneye yapılan denetimlerin ardından “uygun koşullar olmadığı” gerekçesiyle kürtaj yapılmasının yasaklanması, “Kürtaja fiili yasak mı geliyor?” tartışmalarını beraberinde getirdi.

ABONE OL

Hekimlerle görüşen İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu Üyesi Dr. Özge Yılmaz, habersiz gidilen denetimlerde; kliniklerdeki kayıtlara, defterlere ve ekipmanlara bakılıp hekimlere tutanak tutulduğunu söyledi.

Hekimlerin cezai yaptırımla karşı karşıya kaldığını belirten TTB, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından tutulan tutanakların ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarına ilişkin yönetmeliğin 36. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Muayenehanede yapılamayacak tıbbi işlemlere dair genel prensipler” hükmüyle gerekçelendirildiğini aktardı.

Nedir bu ‘yapılamayacak işlemler’ prensipleri?

Yönetmeliğin 36. maddesine göre muayenehaneler; genel anestezi gerektiren cerrahi operasyonlar, derin sedasyonlu işlemler, steril ameliyathane şartı aranan müdahaleler ve hayati risk taşıyıp yoğun bakım desteği gerektirebilecek tıbbi uygulamaları gerçekleştiremiyor. Muayenehanelerde yalnızca lokal anestezi ile yapılan, yataklı tedavi gerektirmeyen ve ayaktan sunulabilen sınırlı tıbbi girişimlere izin verilmiyor.

“Yasada da tüzükte de bir engel yok”

 Yılmaz, İl Müdürlüğünün dayanak gösterdiği muayenehane yönetmeliği kapsamında kürtajın “yüksek riskli bir işlem” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak şöyle konuştu:

“Örneğin anestezi ile kürtaj yapılamaz. Anestezi muayenehane koşullarında verilemez. Bununla ilgili ibareler ve maddeler mevzuatta var ama anestezi olmadan kürtaj yapılabilir. Servikal blok olarak adlandırdığımız lokal işlem yapılabilir. Bu şekilde uygulandığında anesteziye bağlı risk yaşamamış olur kişi.”

Dr. Yılmaz, Türkiye’de 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun kapsamında gebeliğin 10. haftanın sonuna kadar sonlandırılmasına ilişkin bir engel bulunmadığını belirterek, uygulamada evli gebelerin eş onayı olmadan kürtaj yaptıramaması gibi çeşitli kısıtlamalarla karşılaşıldığını söyledi.

“Bağımsız çalışma alanları sistem içerisinde kabul görmüyor”

Son dönemde muayenehanelere yönelik denetimlerin arttığını belirten Yılmaz, yeni yönetmelik ve düzenlemelerin hekimlerin çalışma koşulları üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.

Muayenehanelerin görece bağımsız çalışma imkanının sağlık sistemi içerisinde giderek daha fazla sınırlandırıldığını savunan Yılmaz, düzenlemelerin zincir hastaneler dışında kalan küçük sağlık kuruluşları ve muayenehanelerin faaliyetlerini sürdürmesini zorlaştırdığını ifade etti.

“Kamuda uygulanmıyor, özel hastanelerde fahiş fiyat biçiliyor, kliniklere fiili yasak getiriliyor”

Kürtajın yasal bir hak olmasına rağmen kamu hastanelerinde bebekte anomali veya gebede ciddi bir sağlık problemi olmadığı sürece kısıtlandığını belirten Yılmaz, hekimlerin idareler tarafından baskılandığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Ortada bir yasal hak ve bu yasal hakkı elde edemeyen kadınlar var. Yani bir sağlık hakkı ihlali, kadın hakkı ihlali söz konusu. Kamuda uygulanmıyor. Özel hastanelerde fahiş fiyatlara yapılıyor. Muayenelerde de yapılması şu an yaşadığımız gibi baskıcı tavırlarla engelleniyor günün sonunda. Fiili yasak uygulanıyor.”

“Hekim, ‘kürtaj yapmayayım’ noktasına getiriliyor”

Dr. Yılmaz, denetimlerin “hekimleri kürtaj hizmeti vermekten vazgeçirecek bir baskı oluşturduğunu” şu sözlerle ifade etti:

“Kazanç kaynağı muayenehanesi olan bir hekimin kliniğe kapatma cezası verildiğinde; hekim, yeniden iş bulmak, maddi sıkıntılar yaşamaktansa ‘Lanet olsun kürtaj yapmayayım’ noktasına getiriliyor.”

“Bu, ‘Benim bedenim benim kararım’ meselesi; umutsuz olmayacağız”

Dr. Yılmaz, kürtajın 1983'te yasayla kazanılmış bir hak olduğunu, pronatalist (doğum yanlısı) politikalarla kadınların kürtaja erişiminin zorlaştırıldığını ifade etti.

Denetimlerin henüz hangi yaptırımlarla sonuçlanacağının belli olmadığını belirten Yılmaz, şunları söyledi:

“Kadın örgütlerinin ya da meslek aktivistlerinin haricinde muhafazakâr kadınlar da dahil olmak üzere neredeyse hiçbir kadın kürtajın yasak olmasını kabul edilebilir bulmuyor. Çünkü hani klasiktir ‘Benim bedenim benim kararım’ sloganı. Bu tamamen kadınları ilgilendiren bir mesele. Bu yüzden de baskılar olabilir. Her zaman olmuş. Tarihte birçok örneği var ama sonunda da hep kadın hareketinin kazanımlarıyla sonuçlanmış. Bu nedenle de umutsuz olmayacağız bu konuda.”

2024’te muayenehanenin kapatılması yargıdan dönmüştü

2024 yılında benzer denetimler sonucu kapatma cezası verilen bir klinik için İTO Hukuk Bürosu tarafından yürütmenin durdurulması ve iptal davası açılmıştı. İstanbul 12. İdare Mahkemesi, kararında 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un “On haftayı geçmeyen gebeliklerde rahim tahliyesinin yapılacağı yerler ve buralarda bulunması gereken koşullar” başlıklı 4. maddesine atıf yaparak, kliniğe uygulanan kapatma cezasını hukuka aykırı bulmuştu.

Dr. Yılmaz, mevcut denetimlerin muayenehanelerin kapatılmasıyla sonuçlanması halinde 2024’teki davanın emsal oluşturacağını söyledi.

İlgili İçerikler