İstanbul'da 1994 yılında polisler tarafından gözaltına alındıktan bir süre sonra Sakarya ve Bolu'da öldürülmüş hâlde bulunan Kürt iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetlerinin araştırılarak yeniden yargılama yapılması için Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Bürosu’na başvuru yapıldı. Savaş Buldan'ın eşi TBMM Başkanvekili Pervin Buldan'ın avukat Bişar Abdi Alınak aracılığıyla yapılsn başvuruda, eski İçişleri Bakanı ve dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, eski Emniyet Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin ve eski MİT yöneticisi, emekli Albay Korkut Eken ile JİTEM itirafçısı Ayhan Çarkın'ın da "Susurluk JİTEM" davasının sanıkları arasında yer aldığı ve eski MİT Güvenlik Daire Başkanı Mehmet Eymür'ün kendisine verilen 29 kişilik infaz listesini mahkemeye sunduğu hatırlatıldı. T24'ün ulaştığı bilgilere göre, iki yıl önce beraatle sonuçlanan cinayetin yeniden araştırılması talep edilen dosyada, "Olay hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda kamu görevlileriyle ve Susurluk yapılanmasıyla bağlantılı çok sayıda kişinin adı ortaya çıkmış; MİT kayıtları, tanık anlatımları, kriminal raporlar ve resmî belgeler dosyaya girmiş; olayın organize biçimde gerçekleştirildiğine ilişkin son derece ciddi deliller elde edilmiştir. Özellikle Susurluk Raporu'nda İzmit-Adapazarı-Bolu ekseninde gerçekleştirilen cinayetlere, devlet içinde örgütlenmiş yapılanmaların bu bölgedeki faaliyetlerine yer verilmiş olması, işbu dosyanın yeniden ele alınmasını zorunlu kılan başlıca hususlardan biridir. 'Faili meçhul' kalmış bir dosya değildir. 400 klasörden oluşan bir dosyada, fiili faillerden eylemi planlayan ve emir veren kişilere kadar uzanan sorumluluk zinciri görmezden gelinmiş ve sonuçta hiç kimse bu üç kişinin öldürülmesinden dolayı cezalandırılmamıştır" denildi.
GÖKÇER TAHİNCİOĞLU YAZDI- Faili meçhul cinayetler davasında, “Susurluk raporu” gibi karşı oy yazısı: “Ağar, Eken ve Şahin örgütün liderleri, kararlar yargının halini ortaya koyuyor”
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Kürt iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay'ın İstanbul'da 3 Haziran 1994 yılında polisler tarafından gözaltına alındıktan bir süre sonra öldürülmüş hâlde bulunmasına ilişkin açılan “faili meçhul cinayetler" davası, 2024 yılında beraatle ve zamanaşımıyla sonuçlandı. Dava, "Susurluk JİTEM davası" olarak anılıyordu.
1993-96 yılları arasında Ankara'da Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da bulunduğu cinayetlere 19 kişiye ilişkin ilk soruşturma 2011 yılında başlatıldı. 20 Eylül 2013 tarihinde zamanaşımı riskinden dolayı Abdülmecit Baskın cinayetiyle ilgili iddianame düzenlenirken, 19 Aralık 2013 tarihinde düzenlenen yeni iddianameyle Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Haci Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeılı, Asker Smıtko, Tarık Ümit, Salih Aslan ve Faik Candan cinayetleri de yargılamaya dahil edildi.
Sanıklar Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven, Muhsin Korman’ın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek" suçlarından yargılandığı Ankara Davası'nda eski MİT Güvenlik Daire Başkanı Mehmet Eymür kendisine verilen 29 kişilik infaz listesini mahkemeye sundu.
Mehmet Ağar, duruşma salonundan çıkarken
Kutlu Savaş, Hanefi Avcı ve Veli Küçük de tanık olarak dinlendi
Dava kapsamında Susurluk Raporunu hazırlayan Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş, eski Emniyet Müdürleri Kemal Yazıcıoğlu ve Hanefi Avcı, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hikmet Çiçek, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, eski İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, eski Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, eski Başbakan Tansu Çiller’in danışmanı Mümtazer Türköne, emekli Tuğgeneral Veli Küçük gibi isimler tanık olarak ifade verdi.
10 yıllık yargılama sürecinde 41 hakimin ve 8 savcının değiştiği davada, istinaf mahkemesinin verdiği bozma kararı sonrası 2023 yılında yeniden tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Beraat kararına yapılan itiraz sonrasında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi beraat kararını onadı. Karara üyelerden biri 160 sayfa muhalefet şerhi düştü. İstinaf ona kararının ardından yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024 yılında temyiz başvurusunu reddetti ve beraat kararını onadı.
Buldan'dan başvuru: Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan aydınlatılmamış siyasi cinayetler
TBMM Başkanvekili, İmralı heyeti üyesi ve DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, davadan iki yıl sonra bugün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bugün avukatımız Bişar Alınak, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetlerinin tüm yönleriyle araştırılması, olayın arka planındaki siyasi ve örgütsel bağlantıların ortaya çıkarılması ile sorumluların tespit edilerek yargı mercileri önüne çıkarılması talebiyle Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Bürosu’na başvuruda bulunmuştur" açıklaması yaptı.
Buldan, "Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan aydınlatılmamış siyasi cinayetler ve cezasızlık pratiği bağlamında değerlendirilmesi gereken bir dosyadır. Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak bu tür olayların etkin soruşturulması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunludur. Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetlerine ilişkin soruşturmanın etkin yürütülmesi, sorumluların tespiti ve yargı önüne çıkarılması yönündeki hukuki süreç takip edilecektir" dedi.
"'İzmit-Adapazarı-Bolu eksenindeki cinayetler önemli, 'faili meçhul' kalmış bir dosya değil"
T24'ün ulaştığı başvuru dosyadasında şu bilgiler yer aldı:
"Susurluk Kazasının ardından ortaya çıkan bilgi ve belgeler, TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu çalışmaları ve Başbakanlık Teftiş Kurulu adına 4/110 Kutlu Savaş tarafından hazırlanan Susurluk Raporu, 1990’lı yıllarda meydana gelen faili meçhul cinayetlerin yalnızca birbirinden bağımsız suçlar olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koyan son derece önemli resmi kaynaklardır.
Özellikle Susurluk Raporunda İzmit-Adapazarı-Bolu ekseninde gerçekleştirilen cinayetlere, devlet içinde örgütlenmiş yapılanmaların bu bölgedeki faaliyetlerine yer verilmiş olması, işbu dosyanın yeniden ele alınmasını zorunlu kılan başlıca hususlardan biridir. Daha da önemlisi, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayeti, failleri hakkında hiçbir bilgi veya delil bulunamadığı için 'faili meçhul' kalmış bir dosya değildir.
Korkut Eken ve Mehmet Ağar
"400 klasörden oluşan bir dosyada hiç kimse cezalandırılmadı"
Olay hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda kamu görevlileriyle ve Susurluk yapılanmasıyla bağlantılı çok sayıda kişinin adı ortaya çıkmış; MİT kayıtları, tanık anlatımları, kriminal raporlar ve resmî belgeler dosyaya girmiş; olayın organize biçimde gerçekleştirildiğine ilişkin son derece ciddi deliller elde edilmiştir. Buna rağmen, fiili faillerden eylemi planlayan ve emir veren kişilere kadar uzanan sorumluluk zinciri görmezden gelinmiş ve sonuçta hiç kimse bu üç kişinin öldürülmesinden dolayı cezalandırılmamıştır.
Aradan geçen otuz yılı aşkın süre içerisinde soruşturmalar yürütülmüş, kovuşturmalar yapılmış ve 400 klasörden oluşan bir dosya meydana gelmiş olmasına rağmen bu temel soruların hâlen cevapsız kalması, dosyanın yeniden ele alınmasının önündeki bir engel değil, tam tersine yeniden ele alınmasının en önemli nedenidir. Zira yaşam hakkına yönelik böylesine ağır bir ihlal bakımından devletin yükümlülüğü, yalnızca bir soruşturma veya yargılama yapılmış olmasını göstermekten ibaret olmayıp, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli etkili ve sonuç alıcı bir araştırma yürütülmesini gerektirmektedir.
Savaş Buldan, Hacı Karay ve Adnan Yıldırım’ın kaçırılması ve öldürülmesi olayının tüm yönleriyle yeniden ele alınmasına; fiili faillerin yanı sıra eylemi planlayan, azmettiren, emir ve talimat veren, kamu gücü ve imkânlarını eylemin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanan veya kullandıran, araç ve silah temin eden ve eyleme sair biçimlerde iştirak eden tüm kişilerin tespit edilmesine; hayatta bulunan ve haklarında hukuken işlem yapılması mümkün olan şüpheliler yönünden gerekli soruşturma işlemlerinin başlatılmasına; yeni veya yeniden değerlendirilmesi gereken delillerin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmesine ve maddi gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla tüm araştırma ve incelemelerin eksiksiz olarak yerine getirilmesine karar verilmesini talep ederiz."
“Susurluk raporu” gibi karşı oy yazısı: “Ağar, Eken ve Şahin örgütün liderleri, kararlar yargının halini ortaya koyuyor”T24 Genel Yayın Koordinatörü ve Ankara Temsilcisi Gökçer Tahincioğlu, davada, yerel mahkemenin beraat kararını onayan istinaf mahkemesinin hükmüne muhalif kalan mahkeme üyesi Ayhan Altun 'un tarihe geçecek nitelikte bir karşı oy yazısına imza attığını duyurmuştu. Buna göre Altun, Mehmet Ağar, emekli Yarbay Korkut Eken ve eski Özel Harekat Şube Müdürü İbrahim Şahin’in cinayetleri işleyen çeteye liderlik yaptıklarının tereddütsüz olduğunu belirterek, beraat kararı veren yerel mahkemeyi ağır biçimde eleştirdi. Büyük tartışma yaratacak ifadeler kullanan Altun, cinayetleri işleyenleri isim isim sıraladığı karşı oy yazısında, yargının genel durumu için de çarpıcı tespitler yaptı. Karşı oy yazısının değerlendirme bölümünde de şu ifadeler yer aldı: Çarpıcı tespitler“Yasa dışı terör örgütüne maddi-manevi destek verdiklerini değerlendirdikleri Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kaynağı "belirlenemeyen" bir liste dahilinde infaz etmek üzere zamanın Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kemal Ağar liderliğinde bir araya gelen sanıklar İbrahim Şahin ve Mehmet Korkut Eken'in teşkilatlanmaları sırasında hızlı bir şekilde eyleme giriştikleri artık bilinmektedir. Bir kısmı dosyamız kapsamında değerlendirilen öldürme eylemlerini teşkilatlanmalarının tamamlanmasını beklemeden icra ettikleri; teşkilatlanma ve eylemlerin bir arada yürütüldüğü açıktır. Sanıklar dinamik ve değişken bir organizasyon kurmuşlardır. Bu husus özellikle infazlarda kullanılan insan Rant uğruna listeler delindi, Ümit’in yerini Çatlı aldıElde edilen rant ve bunun paylaşılmasındaki uyuşmazlıklar suç örgütünü değiştirmektedir. İlk elde ‘Devletin Bekası’ için yola çıkanlar rant uğruna "listelerini" delmeye başlamışlardır. Biraz sonra birbirlerine düşeceklerdir. Bahsedilen ayrışmanın Behçet Cantürk cinayeti ile; pek tabi ki, infazlardan elde edilen para ve uyuşturucunun paylaşımındaki uyuşmazlıklar nedeniyle başladığı… Suç örgütünün İstanbul kolu yöneticisi olan Tarık Ümit'i gözden çıkarıp yeni ve kesin bir organizasyona gittiği an Tarık Ümit ile tanık Mehmet Eymür'ün dosya kapsamındaki mülakatıdır… Yine de bir yanda Tarık Ümit ve diğer yanda Korkut Eken ve diğerleri olmak üzere suç örgütü liderlerinin birbirlerine karşı rezerv güvensizlikleri bulunsa da Medet Serhat cinayeti de dahil, o ana kadarki eylemlerini el birliği ile gerçekleştirmişlerdir. Maktul Medet Serhat cinayeti ile birlikte suç örgütünün İstanbul kanadını yöneticiliğinin Abdullah Çatlı'ya tevdi edildiği görülmektedir… Zaten biraz sonra Tarık Ümit maktul olacak ve sanık Mehmet Kemal Ağar'ın lideri olduğu suç örgütü ile tanık Mehmet Eymür'ün temsil ettiği MİT çatışmaya başlayacaktır. Çatlı, asker ve MİT görevlileriYaşar Öz'ün önce Tarık Ümit ile hareket ettiği ve ancak bilahare Abdullah Çatlı gurubuna geçtiği; bu ekibin eylemlerine zaman zaman Ankara'dan gelen özel harekat polislerinin yanı sıra (adı geçen tanığın beyanlarına yansıdığı şekilde) kimlikleri tespit edilmeyen asker kişiler ile Mit görevlilerinin katıldığı anlaşılmaktadır. Abdullah Çatlı ekibinde başta Haluk Kırcı olmak üzere adı geçenlerin 'eylemci' arkadaşlarının, kumarhane ve uyuşturucu ticareti ile iştigal eden kişilerin ve bir kısım özel harekat polisinin olduğu bilinmektedir. Ağar, Şahin ve Eken için yeterli delil varBunların suç örgütünün kurucusu ve yöneticisi oldukları; bu suç örgütünün üyesi bir kısım sanıkların verilen talimat üzerine dosya kapsamındaki bir kısım maktulleri öldürdükleri hususunda yeterli delil bulunmakla, sanıklar Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken'in mahkumiyetleri için sanık Ayhan Çarkın'ın veya diğer bir kişinin beyanına dayanılmasına gerek bulunmamaktadır. Dolayısıyla adı geçen sanığın beyanlarındaki çelişkiden yola Tartışma götürmez gerçek…Atılı suçları işlemek maksadıyla bir araya geldikleri artık tartışma götürmez bir gerçektir. Yukarıda zikredilen kararlar bulunmasa ve sanıklar cürüm işlemek için teşekkül kurma ve yönetme; cürüm işlemek için kurulan teşekküle üye olma suçlarından zamanaşımı veya diğer bir sebeple cezalandırılmamış olsalar ya da mahkumiyete dair kararlar sonradan kaldırılmış olsa bile suç işlemek için kurulmuş bir suç örgütünün varlığı tartışmasızdır. Böylece, silahlı suç örgütünün yöneticileri olan sanıklar Mehmet Kemal Ağar, Mehmet Korkut Eken ve İbrahim Şahin'dir. Söz konusu mahkeme kararlarında adları yazılı diğer kişiler ise silahlı suç örgütü üyeleridir.
|


