2020’de kaybolan Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin soruşturmada yeni gelişmeler yaşanırken, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kimyasal maddelerle Doku'nun naaşının tamamen ortadan kaldırılmış olabilme ihtimaline yönelik açıklaması, bunun mümkün olup olmadığı tartışmasını beraberinde getirdi. Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Hakan Kar, bir insan naaşının ‘tamamen’ ortadan kaldırılma ihtimalini “Bir cenazenin kimyasal metotlarla tamamının ortadan kaldırılması mümkün değil” şeklinde değerlendirdi.
Tunceli’de 5 Ocak 2020’de kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma devam ederken Bakan Gürlek, yaptığı son açıklamada dosyadaki bazı beyanlarda Doku’nun naaşının birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğinin değerlendirildiğini söyledi. Gürlek, naaşın son olarak Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne ilişkin beyanlar bulunduğunu belirterek, “Kimyasal maddeler kullanılarak naaşın tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimali de değerlendiriliyor” dedi. Gürlek'in kimyasal madde açıklamasının ardından Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Hakan Kar, kimyasal maddelerin bir insan naaşı üzerindeki etkisini ve naaşın tamamen ortadan kaldırılmasının bilimsel açıdan mümkün olup olmadığına ilişkin T24'ün sorularını yanıtladı.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Kar, kamuoyunda bu tür ifadelerin genellikle asit gibi maddelerle bir cesedin bütünüyle yok edilebileceği şeklinde anlaşıldığını söyledi. Kimyasal maddelerin özellikle yumuşak dokular üzerinde etkili olabileceğini ancak kemik ve diş dokusunun geride kalabileceğini ifade etti.
Özellikle güçlü alkali maddelerin yumuşak dokuları büyük ölçüde parçalayabileceğini belirten Kar, buna rağmen kemik ve dişlerin geride kalabileceğine dikkat çekti. Kemiklerin gözenekli bir yapıya sahip olduğunu ve kullanılan kimyasal maddelerin kemik dokusuna nüfuz edebileceğini söyleyen Kar, bu nedenle kemiklerde yapılacak incelemelerin kimyasal bir işlem uygulanıp uygulanmadığına ilişkin bulgu sağlayabileceğini belirtti.
“Dişlerden hâlâ DNA elde edilebilir”
Kar, özellikle dişlerin kimliklendirme açısından dayanıklı dokular olduğunu belirterek, “Özellikle molar dişleri, yani azı dişlerini düşünürsek, dişin minesi çok dayanıklı. İçinde de hâlâ canlı doku kalabilir. Yıllarca yani o cenaze Gülistan Doku’ya mı aittir, çıkabilir” dedi.
Kar, yumuşak dokular kimyasal işlem sonucunda tamamen parçalanırsa bu dokulardan DNA elde edilmesinin mümkün olmayabileceğini belirterek "Alkali ve asit tamamen denatüre eder. Proteinleri tamamen parçalar, o yüzden yumuşak dokudan DNA kalmaz" dedi.
“Tamamen ortadan kaldırmak adli tıbbi olarak mümkün değil”
Gürlek’in açıklamasındaki “tamamen ortadan kaldırılmış olma” ifadesini de değerlendiren Kar, bu ifadenin adli tıbbi olarak mümkün olmadığını söyledi.
Kar ayrıca kimyasal maddelerin kullanıldığı bir bölgede yalnızca naaş üzerinde değil, çevrede de izler oluşabileceğini belirtti. Güçlü korozif maddelerin kullanılması halinde işlem yapılan bölgedeki bitki örtüsünün zarar görebileceğini ve bunun olay yeri incelemesi açısından şüphe uyandırabilecek bir bulgu olabileceğini söyledi.
“Sıradan bir kişinin becerebileceği bir şey değil”
Kar, kimyasal bir işlemle naaşın büyük bölümünün ortadan kaldırılmasının, uzmanlık ve uygun koşullar gerektirebilecek bir işlem olduğunu belirtti.
Naaşı kimyasalla yok etmenin sıradan bir kişinin kolaylıkla gerçekleştirebileceği bir işlem olup olmadığı sorusunu şöyle cevaplandırdı:
"Gülistan Doku davasında gözaltına alınan ve tutuklananlar arasında devletin yüksek kademelerinden kişiler var; valiler var, baş hekim var. Yani organize bir şekilde hem devletin imkanları kullanılarak işlenen hem de üstü örtülen bir cinayet. Dolayısıyla bu üst düzey kişiler yardım almış olabilir. Sıradan bir kişi ‘cenazeyi yok edeyim’ dediğinde beceremiyor. Yüzlerce örneğini gördük."
Bakan Gürlek, dünkü açıklamasında soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu belirterek, dosyadaki yeni beyan ve bulguların araştırıldığını söyledi.
Gülistan Doku soruşturmasıTunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, yürütülen arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti. Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca, "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 32 şüpheli gözaltına alınmıştı. Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, eşi Handan Sonel ve oğulları Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği öne sürülen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu, güvenlik korucusu Fatih Özmen ve Doku'nun telefonuna müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketinin sahibi Mehmet Aca dahil 25 kişi tutuklandı. Uğurcan A., Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö., hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E., iş insanı O.Y, Y.A, F.K, A.Ş, H.K, E.E, M.Y, T.S, E.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla, Y.S, M.P. ve Y.A. savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı. Kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı. Altaş, ifadesinde Gülistan Doku’nun bir araçta vurularak öldürüldüğünü gördüğünü ve cenazenin bagaja taşındığını öne sürdü. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı. Ağustos ayında, Doku’nun aranması sırasında görev yapan iki dalgıç “delil karartma” suçlamasıyla tutuklandı. Aynı soruşturmanın 5’inci dalga operasyonunda ise 10 kişi gözaltına alındı ve “balık adam” olarak bilinen Gürkan Gürdal tutuklandı. |
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


