Aşırı sıcaklarda çalışan işçiler: Bayılsak da çalışmak zorundayız!

Aşırı sıcaklarda çalışan işçiler: Bayılsak da çalışmak zorundayız!

Birleşik Metal İşçileri Sendikası ve Türk Tabipleri Birliği'nin aşırı sıcaklarda çalışmaya dair taleplerde bulunduğu açıklamayı değerlendiren işçiler, kendi deneyimlerini ve alınmasını istedikleri önlemleri anlattı

sıcakta çalışan işçi
Foto: Görkem Kınacı

Birleşik Metal İşçileri Sendikası ile Türk Tabipleri Birliği (TTB), sıcakta çalışmaya karşı yasal düzenleme talep etti. TTB ve Birleşik Metal-İş'in yasal düzenleme talebinin ardından T24'e konuşan peyzaj işçisi Yılmaz, "Geçtiğimiz Ağustos’ta çalışırken fenalaştığım olmuştu ama sıcaktan bayılsam da çalışmak zorundayım" ifadelerini kullandı.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2024'te yayımladığı rapora göre dünyadaki işçilerin yaklaşık yüzde 70’i yaz aylarında aşırı sıcaklara maruz kalıyor ve bu nedenle her yıl yaklaşık 19 bin işçi yaşamını yitiriyor. Yine aynı nedenle 23 milyona yakın işçi iş kazasına bağlı olarak yaralanırken iklim değişikliğine bağlı olarak işçiler; kanser, kalp-damar hastalıkları, böbrek işlev bozuklukları ve çeşitli fiziksel yaralanmalar gibi ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor.

ABONE OL

Birleşik Metal İşçileri Sendikası ile Türk Tabipleri Birliği, 4 Ağustos'ta "Sıcakta Çalışmaya Karşı Yasal Düzenleme Artık Bir Zorunluluktur" başlıklı bir basın açıklaması yaptı. TTB ve Birleşik Metal-İş iklim krizine işaret ederek artan sıcaklıklar nedeniyle mevcut mevzuatın yetersiz olduğunu belirtti, taleplerini sıraladı.

Farklı sektörlerden işçiler, söz konusu basın açıklamasının ardından T24'e konuştu. İşçiler, çalıştıkları yerlerde aşırı sıcaklıklardan nasıl etkilendiklerini, mevcut koşulları ve taleplerini anlattı.

Metal işçisi Halit Korkut: Klima yok, havalandırmalar çalışmıyor

Kocaeli’deki bir piston fabrikasında çalışan Halit Korkut, yaz aylarındaki bir iş gününün nasıl geçtiğini şu sözlerle anlattı:

“Sabah 6.20'de kalkıyorum. 7'ye 5 kala servise biniyorum. 50 dakika yol sürüyor. 8'de iş başı yapıyoruz. Yarım saatlik mola dışında seri piston üretimi yapıyoruz. 16.00'da paydos ediyoruz. Trafik olmazsa 50 dakikada eve dönüş sürüyor.”

Günün 10 saatten fazlasını işte geçirdiğini belirten Korkut, iş yerinde aşırı sıcaklıklara dair herhangi bir önlem alınmadığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Fabrikadaki kendi çalıştığım bölümde şu ana kadar hastanelik-ciddi bir duruma denk gelmedim fakat tabii ki de aşırı sıcaklıklardan dolayı çalışırken zorlanıyoruz. Buna dair de hiçbir önlem alınmıyor. Klima yok, havalandırmalar çalışmıyor. Havalandırmalar niye çalışmıyor diye sorduğumuzda ise kötü koku yaydığı için çalıştırılmadığı söyleniyor.”

“Yorgun olduğum için ek iş yapacak gücüm yok, çalışmak zorundayım”

Aşırı sıcaklarda fabrikadaki belli noktalara klima takılarak, çalışma günleri ve saatleri sıcaklara göre ayarlanarak ve yemekten önce ve sonra ara molalar eklenerek yazın çalışmanın kolaylaştırılabileceği görüşünü paylaşan Korkut, zorlayıcı koşullara rağmen çalışmak zorunda olduğunu söyleyerek, “Annem, babam ve kardeşim ile 4 kişilik bir aileyiz. Babam emekli, annem ev hanımı, kardeşim de işsiz. Evin geçimini 50 bin liralık maaşımla ben sağlıyorum. Havalandırmaların bile tamir edilmediği bir yerde çalışmayı kimse istemez ama sadece kiramız 15 bin lira. 5 bin lira da faturalara gidiyor. Evin diğer ihtiyaçlarıyla elimizde bir şey kalmıyor. Yaptığım işin karşılığına değecek bir ücret aldığımı düşünmüyorum. Zaten maaşımızın yarısı vergi olarak kesiliyor. Yorgun olduğum için ek iş yapacak da gücüm kalmıyor. Bu yüzden çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmak mümkün değil" dedi.

Peyzaj işçisi Yılmaz: İnsanlar için çevreyi güzelleştirmeye çalışıyoruz ama yorgunluktan o parklara gidemiyoruz

Uzun yıllar boyunca temizlik sektöründe çalıştıktan sonra şimdi de İstanbul’da bir belediyeye bağlı olarak çalışan peyzaj işçisi Kevser Yılmaz da şunları söyledi:

“Biraz daha güvenceli koşullar altında çalışmak için yedi sene önce bu işe girdim. Ancak temizlik sektörüne kıyasla çok daha zorlu şartlarla karşılaşıyorum. Kışları aşırı soğuk, yazları ise aşırı sıcak havalarda çalışmak zorunda kalıyoruz. Sabah 5 buçukta uyanıyorum. 7’de işbaşı yapıyoruz. Gün boyunca yüzlerce çiçek dikiyor veya ot söküyoruz. Parklardaki çöpleri temizliyoruz. İnsanlar için çevreyi güzelleştirmeye çalışıyoruz ama o kadar yoruluyoruz ki işten sonra ailemizle çıkıp bir sahilde oturmaya bile hâlimiz kalmıyor.”

Peyzaj işçisi Yılmaz, aşırı sıcaklarda çalışmaya karşı belediye tarafından yeteri kadar önlem alınmadığını belirterek, “Örneğin kış aylarında hava yağmurlu olduğu zaman yerler çamurlu olduğu için çalışmadığımız günler oluyor. Fakat yazın havanın aşırı sıcak olduğu günler için bu durum geçerli değil. Kimi şantiyelerde yetkililerin inisiyatifi ile daha fazla mola yaptığımız oluyor. Ancak, bilime göre nasıl çamurlu ortamda çalışmak mümkün değilse aşırı sıcaklarda çalışmak da mümkün olmamalı" diye konuştu.

“Daha önce fenalaştığım olmuştu ama sıcaktan bayılsam da çalışmak zorundayım”

Yılmaz, aşırı sıcak ortamlarda çalışmak konusunda işçilerin kendi başına karar veremeyeceğini söyleyerek yasal güvencelerin verilmesi gerektiğini şu sözlerle vurguladı:

“49 yaşındayım. Ortaokul mezunuyum. Bu yaştan sonra beni hiçbir fabrika almaz. Bu eğitim düzeyi ile beyaz yaka da olamam. Temizlik sektörüne geri de dönemem çünkü ek iş olarak yapmaya devam ediyorum zaten. Üniversite öğrencisi bir çocuğum var ve kirada yaşıyorum. Geçtiğimiz Ağustos’ta çalışırken fenalaştığım olmuştu ama sıcaktan bayılsam da çalışmak zorundayım. 4-5 yıldır süren bir sendikalaşma mücadelemiz var. Yetki alırsak belki toplu iş sözleşmesi masasında bu tehlikeye dair de kimi haklar kazanabiliriz. Böylece çavuşlarımızın insafına kalmamış oluruz.”

Ankara’da yer alan bir cam fabrikasında çalışan Ayberk Varlı da çalıştığı fırın bölümünde hissedilen sıcaklıkların 50 dereceye ulaştığını söyledi. Varlı, şunları söyledi:

“Polatlı organize sanayi bölgesindeki bir cam fabrikasında çalışıyorum. Esas olarak üniversite öğrencisiyim, babam burada 15 yıllık bir usta olduğu için yazları harçlık biriktirmek amacıyla bulunuyorum. Fırın bölümünde ekstra mesai yapıldığı için beni ve kısa süreli çalışan gençleri genelde buraya verirler ama fırının etkisiyle hissedilen sıcaklıklar 45-50 dereceyi buluyor. Üç ile dört ay çalışmanın sonucunda genelde kilo vererek ayrılırız ve ustalar bu durum ile alay ederler. Oysa ben bir hemşirelik öğrencisiyim ve bu çalışma koşullarının uzun vadede ne kadar zararlı olduğunu biliyorum.”

Varlı, aşırı sıcaklıklarda çalışmaya karşı geçtiğimiz günlerde talep edilen yasal güvencelerin güçlü bir tepkinin oluşturulması ile mümkün olabileceğini söyleyerek, “Birleşik Metal-İş Sendikası ve Türk Tabipleri Birliği’nin yaptığı açıklamayı tabii ki de olumlu karşılıyorum. Nitekim, bu taleplerin kazanılması için açıklama yapmak yeterli olmayacaktır. Bu risklerin ortadan kalkması için çalışma koşullarına dair yasal düzenlemeleri talep etmek kıymetlidir ancak bu riskleri yaratan iklim krizine karşı bir ekoloji mücadelesinin de parçası olmak gerekir. Bu ekoloji mücadelesi de sınıf mücadelesinden ayrı düşünülemez” dedi.

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler