AYM, Gezi hükümlüsü Tayfun Kahraman hakkındaki kararın gerekçesini açıkladı: Kararlara uyulması Anayasal zorunluluk, yeniden yargılama yapılsın

AYM, Gezi hükümlüsü Tayfun Kahraman hakkındaki kararın gerekçesini açıkladı: Kararlara uyulması Anayasal zorunluluk, yeniden yargılama yapılsın

Kararlara uyulmaması sonucunda hukuk sisteminin kaosa sürükleneceğini ve devletin işlemez hâle geleceğini belirten AYM, yerel mahkemenin 'yetki gaspı' açıklamasına ithafen, "Yargı mercilerinin Anayasa Mahkemesi'ni yetki gaspı yapmakla itham ederek kararlarına uymaması, takdir yetkisi kapsamında ortaya konulmuş hukuki bir görüş olarak dahi kabul edilemez" dedi.

Tayfun kahraman can psd

Anayasa Mahkemesi, Gezi Parkı davasında 18 yıl hapis cezası alan Tayfun Kahraman'ın Anayasa Mahkemesi'nin verdiği ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle yaptığı bireysel başvuruda verilen ihlal kararının gerekçesini açıkladı. AYM'nin 2 Nisan 2026 tarihli kararının gerekçesinde "Anayasa, Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirme yükümlülüğü altında olan kamu makamlarına (somut olayda İstanbul 13. ve 14. Ağır Ceza Mahkemelerine) Anayasa Mahkemesi kararlarına direnme veya bağlayıcılığını tartışma yetkisi vermemektedir. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin yeniden yargılama işlemlerini başlatması hem yasal hem de anayasal bir zorunluluktur" ifadeleri kullanıldı. 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yeniden yargılama yapmayı reddetmesi ve AYM'yi "yetki gaspı" yapmakla suçlamasına yanıt veren AYM, "Bu durum kaçınılmaz bir şekilde hukuk sistemini kaosa sürükler" dedi. 

Gezi Parkı davası hükümlüsü Tayfun Kahraman, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle, "bireysel başvuru hakkı" ile "adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı"nın ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne yeniden başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Anayasa'nın 148. maddesince güvence altına alınan "bireysel başvuru hakkı" ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan "adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının" ihlal edildiğine karar vermişti. 

ABONE OL

"Kararlara uyulması Anayasal zorunluluk"

Kararın gerekçesinde şu ifadeler kullanıldı:

"Sonuç olarak Anayasa, Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirme yükümlülüğü altında olan kamu makamlarına (somut olayda İstanbul 13. ve 14. Ağır Ceza Mahkemelerine) Anayasa Mahkemesi kararlarına direnme veya bağlayıcılığını tartışma yetkisi vermemektedir (bkz. § 45). İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin yeniden yargılama işlemlerini başlatması hem yasal hem de anayasal bir zorunluluktur. Anayasa'nın açık düzenlemesi ve bireysel başvurunun işlevi dikkate alındığında Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasının reddedilmesi ve usul hukukunun emrettiği yöntemler izlenerek ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmaması Anayasa'nın 153. maddesinin sözüyle açıkça çelişen ve anayasa koyucunun iradesine aykırı bir değerlendirme ve uygulama olmuştur. Bu itibarla mahkemenin tutumu, başvurucunun bireysel başvuru hakkının ihlal edilmesine yol açmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin ihlal kararından sonra İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yeniden yargılanma işlemlerinin başlatılmaması, ayrıca başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının da süregelen bir şekilde ihlal edilmesine yol açmaktadır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği şeklindeki Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yeniden yargılanma işlemlerinin başlatılmaması nedeniyle Anayasa'nın 148. maddesinde güvence altına alınan bireysel başvuru hakkı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir."

"Yetki gaspı iddiası hukuken kabul edilemez"

İlk derece mahkemesinin AYM'yi "kanun yolu incelemesi yaparak yetki gaspında bulunmakla" itham etmesine değinen kararda şu ifadelere yer verildi:

"Demokratik ve anayasal bir hukuk düzeninde yargı mercilerinin Anayasa Mahkemesini yetki gaspı yapmakla itham ederek kararlarına uymaması, takdir yetkisi kapsamında ortaya konulmuş hukuki bir görüş olarak dahi kabul edilemez. Hiçbir hukuk sisteminde bir ülkenin Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkisini, herhangi bir derece mahkemesinin yaptığı hukuki yorum belirleyemez."

AYM, Anayasa'nın 148. maddesi uyarınca kamu gücünü kullanan yargı organlarının kesinleşmiş kararlarındaki hak ihlallerini inceleme yetkisinin kendisine verildiğini; bu nedenle yetki gaspının söz konusu olamayacağını kaydetti.

"AYM kararlarına uymamak hukuk devletini işlemez hâle getirir"

AYM, kararlarının istisnasız tüm devlet organlarını ve mahkemeleri bağladığını belirterek şu uyarıda bulundu:

"Anayasa'ya göre yargı mercileri, Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkisini aştığından bahisle Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını sorgulama, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamama yetkisine sahip değildir. Anayasa'nın açık hükmüne rağmen Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığının sorgulanması; her kademedeki mahkeme kararının muhatapları tarafından tartışmaya açılması, Anayasa Mahkemesi kararlarının kabul edilmemesi ve uygulanmaması sonucunu doğurur ki oluşan bu durum hukuk devletini işlemez hâle getirir.

"Bu durum kaçınılmaz bir şekilde hukuk sistemini kaosa sürükler"

Somut olayda ilk derece mahkemesinin kararına yansıttığı -yukarıda tek tek açıklanan ifadeler- mahkemeler arasında oluşan yorum farklılığına değil, Anayasa'ya ve dolayısıyla Anayasal hukuk düzenine uygun düşmeyen bir yargı yetkisi kullanımına işaret etmektedir ki bu durum kaçınılmaz bir şekilde hukuk sistemini kaosa sürükler."

Manevi tazminata hükmedildi

AYM’nin kararının ardından Kahraman’ın dosyası yeniden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilecek. AYM ayrıca Kahraman’a 100 bin lira manevi tazminat' ödenmesine hükmetti.

Üyelerden karara karşıoy ve ek gerekçeler

Başkanvekili İrfan Fidan, üyeler Muhterem İnce, Yılmaz Akçil ve Ömer Çınar; yerel mahkemenin AYM kararına uymamasının yalnızca Anayasa'nın 148. maddesindeki bireysel başvuru hakkını ihlal ettiğini, adil yargılanma hakkı yönünden ise yeniden bir ihlal oluşturmadığını belirterek karşıoy kullandı.

Üyeler Engin Yıldırım, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar; AYM'nin ihlal kararından sonra mahkûmiyet hükmünün hukuki dayanağının kaldığını, bu nedenle başvurucunun cezaevinde tutulmaya devam edilmesinin Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının da ihlali anlamına geldiğini belirterek çoğunluk kararına ek gerekçe yazdı.

Üye Yusuf Şevki Hakyemez, AYM kararlarına karşı sergilenen direncin "hukuk devletine ve anayasal düzene ağır zarar verdiğini" vurgulayarak HSK ve ilgili adli makamların sorumlular hakkında gerekli idari ve hukuki süreçleri işletmesi gerektiğini ifade etti.

Ne olmuştu? | İlk derece mahkemesi "AYM 'süper temyiz' mahkemesi değildir" demişti

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) verdiği hak ihlali kararı üzerine yapılan "yeniden yargılama yapılması" talebini reddetmişti.

Yüksek Mahkeme, 31 Temmuz 2025'te Kahraman'ın adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine hükmetmişti.

Ancak mahkeme,  AYM kararına rağmen Kahraman'ın tahliyesi ve yeniden yargılama talebini reddetmişti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde şu ifadelere yer vermişti:

"AYM'nin ihlal kararının gerekçesine bakıldığında ilk derece mahkemesinin ve Yargıtay'ın delillerinin değerlendirilmesi noktasındaki takdirine ilişkin değerlendirme yaptığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi Kararının karşı oy yazısında da ifade edildiği üzere; yargılamaya konu eylemlerin kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, delillerin değerlendirilmesi ile Yargıtay ve ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Anayasa Mahkemesinin görevi, Yargıtay ve ilk derece mahkemelerince yapılan değerlendirmelerin ve varılan sonuçların hukuka uygunluğunu denetlemek değildir. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi esasen ilk derece mahkemelerine aittir.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda, olağan kanun yollarında incelenmesi gereken konularda inceleme ve değerlendirme yapılamaz. Zira Anayasa Mahkemesi temyiz veya istinaf mercii
değildir. Anayasa Mahkemesi 'süper temyiz' mahkemesi de değildir.

Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara
ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun'un 49. Maddesinin 6. Fıkrasında da 'Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz' demek suretiyle bu hususu açıkça yasaklamıştır.


Tayfun Kahraman hakkında AYM’nin “yeniden yargılama ve tahliye“ kararına uymayan mahkeme, başka bir AYM kararına uyup beraat ve tahliye vermiş!

Anayasa Mahkemesi, Tayfun Kahraman hakkındaki ihlal kararının uygulanmamasını da hak ihlali saydı

 

İlgili İçerikler