Basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar, baskı, erişim engelleri, sansür gibi uygulamalar tartışılmaya devam ederken, basına engelleme anlamına gelebilecek bir karar da aile mahkemesi tarafından verildi. Ankara 24. Aile Mahkemesi, “oturdukları evi oğlu ve gelinine bırakarak köye yerleşen yaşlı çifte ait evin kullanım hakkının boşanma aşamasındaki geline bırakılması” kararının haberleştirilmesini “yargılamayı etkilemek amacıyla kamuoyu baskısı yaratmaya çalışmak” olarak nitelendirdi. Davacı erkek tarafının bu davranışlarından “men edilmesine” hükmeden mahkeme, davranışların devamı halinde suç duyurusunda bulunulmasına karar verirken, dosyadaki bilgi ve belgelerin basınla paylaşılmaması amacıyla gizlilik kararı aldı.
“Aile konutu” kararı haber oldu
Dava dosyasına göre Ankara’da yaşayan yaşlı bir çift, kendi oturdukları evi yeni evlenen oğlu ve gelinine bırakarak köye yerleşti. Genç çift, aile konutu olarak burayı kullanmaya başladı. Bir müddet sonra yeni evli çift, şiddetli geçimsizlik nedeniyle karşılıklı olarak boşanma davası açtı. Dava Ankara 24. Aile Mahkemesinde görülmeye başlandı.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Yargılama sürerken mahkeme, kayınvalide üzerine kayıtlı bu evin, evli çiftin aile konutu olarak kullanılması nedeniyle boşanma aşamasındaki geline tahsis edilmesine hükmetti. Mahkemenin bu kararı bir televizyon kanalında “Kayınvalidenin evi geline tahsis edildi”, “oturulmayan eve tahsis kararı” gibi başlıklarla haberleştirildi. Haberde, evin tahsis edildiği kadının bu evde yaşamadığından bahsedilerek, damadın anne ve babasıyla da röportajlara yer verildi.
Davacı kadının avukatı yayın yasağı istedi
Haberin ardından davacı erkeğin avukatı, söz konusu evin kendilerine tahsisini talep etti. Karşı davacı kadının avukatı ise, söz konusu konutun müvekkili tarafından kullanıldığının resmi kayıtlarla sabit olduğunu belirterek, davacı erkeğin yargılamayı manipüle etmek için “oturulmayan eve tahsis kararı verildi” şeklinde asılsız haber yaptırıldığını öne sürdü.
Avukat, dosyanın servis edilerek yargıya güvenin zedelenmek istendiğini, dosyanın medyatikleştirilmeye çalışıldığını iddia ettiği dilekçesinde, “celselerin gizli yapılmasını, dosyaya gizlilik kararı alınmasını, karşı tarafın yargılamayı manipüle etmesini engellemek amacıyla dava süreci ve dosya içeriği hakkında yayın yapılmasının yasaklanmasını, davacı erkeğin avukatı hakkında da gizliliği ihlal ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmasını” talep etti.
Hem “men edilme” hem “gizlilik” kararı
Talepleri değerlendiren mahkeme, davacı erkeğin avukatı tarafından yapılan, “tahsis edilen konutta davacı kadının yaşayıp yaşamadığının etraflıca araştırılması” talebini kabul ederken, basına yönelik de ilginç bir karar aldı. Konutun davacı kadına tahsisi kararının haberleştirilmesini “devam eden yargılamayı etkilemek amacıyla kamuoyu baskısı oluşturma” olarak nitelendiren mahkeme, davacı erkek tarafın bu davranışlarından “men edilmesine” hükmetti.
Davranışların devamı halinde suç duyurusunda bulunulacağını kaydeden mahkeme, “Tarafların basın ve yayın organları ile mahkeme dosyasındaki bilgi ve belgeleri asılsız şekilde paylaşmaması bakımından dosya hakkında gizlilik kararı verilerek, tarafların bu hususa aykırı davranışları halinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına” karar verdi.


