Birleşik Metal-İş ve Tabipler Birliği'nden çağrı: Sıcakta çalışmaya karşı yasal düzenleme artık bir zorunluluktur

Birleşik Metal-İş ve Tabipler Birliği'nden çağrı: Sıcakta çalışmaya karşı yasal düzenleme artık bir zorunluluktur

Toplantı görsel

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (DİSK) bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), yaz sıcaklarında çalışan işçilerin karşı karşıya olduğu risklere dair yasal düzenlemeler yapılması için ortak açıklama yaptı.

Birleşik Metal-İş Sendikası'nın genel merkezinde yapılan açıklamada iklim krizinin etkisiyle her yıl daha uzun süren ve daha şiddetli seyreden sıcak hava dalgalarının çalışma yaşamını doğrudan etkilediği belirtildi.

ABONE OL

2026'nın en sıcak gününde yapılan açıklamaya, Birleşik Metal-İş ve TTB yönetici ve temsilcilerinin yanı sıra DİSK’e bağlı Sosyal-İş, Nakliyat-İş, Gıda-İş, Dev Yapı-İş ve BTO-Sen sendikalarının yöneticileri de katıldı.

Yaz aylarında giderek artan mesleki ısı stresinin, milyonlarca işçinin yaşamını tehdit eden bir çalışma koşuluna dönüştüğü vurgulanan açıklamada risklerin açık alanlarla da sınırlı olmadığı, çünkü yeterli iklimlendirme ve havalandırma sistemi bulunmayan fabrika, atölye, ofis, depo ve diğer kapalı alanların da giderek yaygınlaştığı ifade edildi.

Basın açıklamasını okuyan Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, Türkiye’de işçileri mesleki ısı stresine karşı koruyan, somut ve bağlayıcı üst sınırlar getiren özel bir yasal düzenlemenin bulunmadığına dikkat çekerken “İşçilerin hayatı ertelenemez. Sıcakta çalışmaya karşı yasal koruma artık bir zorunluluktur. Çalışma Bakanlığını ve ilgili bütün kurumları, bu yasal düzenlemeleri gecikmesizin hazırlamaya, etkin biçimde uygulamaya ve denetlemeye çağırıyoruz” dedi.

"Aşırı sıcaklarda çalışmayı reddeden işçiler tehdit ediliyor"

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun işverenlere çalışanları sağlık ve güvenlik risklerinden koruma yükümlülüğü oluştursa da aşırı sıcak koşullarına ilişkin azami ısı maruziyeti sınırlarının, ölçüm yöntemlerinin, alınması gereken önlemlerin ve çalışmanın hangi koşullarda, nasıl durdurulacağının açık biçimde tanımlanmadığını söyleyen Atar, bu yasal boşluğun, işyerlerinde sıcaklık ölçümlerinin ve denetimlerin etkin biçimde yapılmamasıyla daha da derinleştiğini söyledi.

Aşırı sıcak koşullarının, işçi sağlığı ve iş güvenliği bakımından “ciddi ve yakın tehlike” olarak açık biçimde tanımlanması gerektiğini söyleyen Atar, çalışanların bu durumlarda çalışmaktan kaçınma hakkını ücretlerinde ve diğer haklarında herhangi bir kayıp yaşamadan kullanabilmelerinin yasal güvence altına alınması gerektiğini savundu.

Mevcut belirsizlik nedeniyle aşırı sıcak altında çalışmayı reddeden işçilerin ücret kaybı, disiplin yaptırımı veya işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığını söyleyen Atar, kurumlar adına ortak talepleri de sıraladı:

  1. İşkollarının, yapılan işin ve çalışma ortamının özellikleri dikkate alınarak bilimsel ölçütlere dayalı azami ısı maruziyeti sınırları belirlenmelidir. Bu sınırlar; tek başına hava sıcaklığına göre değil, hava sıcaklığı, nem ve radyant ısıyı birlikte değerlendiren uluslararası kabul görmüş göstergeler, başta WBGT (Islak Hazne Küre Sıcaklığı) esas alınarak yasa ve yönetmeliklerle açık biçimde düzenlenmelidir. İşin fiziksel yükü, maruziyet süresi ve kullanılan koruyucu giysiler de değerlendirmeye katılmalıdır. Tüm farklı çalışma ortamları için uygun azami sınırlar; işçi sendikaları, ilgili meslek örgütleri ve bilim alanlarının doğrudan katılımıyla ayrı ayrı belirlenmelidir.
  2. Belirlenen sınırların aşılması veya aşırı sıcakların ciddi ve yakın tehlike oluşturması halinde çalışmalar durdurulmalıdır. İşçilerin çalışmaktan kaçınma hakkını ücretlerinde ve diğer haklarında herhangi bir kayıp yaşamadan kullanabilmeleri, iş güvencelerinin korunması ve bu nedenle herhangi bir yaptırıma uğramamaları yasal güvence altına alınmalıdır.
  3. İşverenlere; gölgelik alanlar ve serinleme noktaları oluşturma, ücretsiz ve kolay erişilebilir içme suyu ile gerektiğinde uygun sıvı desteği sağlama, ısı kaynaklarını yalıtma, uygun iklimlendirme ve havalandırma sistemlerini kurma yükümlülüğü getirilmelidir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi düzenli olarak denetlenmeli, ihlaller karşısında etkili ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
  4. Aşırı sıcak dönemlerde çalışma süreleri ve saatleri yeniden düzenlenmeli; günün en sıcak saatlerinde çalışma sınırlandırılmalı, zorunlu dinlenme ve serinleme molaları artırılmalıdır. İşin niteliğine ve ölçülen ısı yüküne göre çalışma-dinlenme programlarının uygulanması zorunlu hale getirilmelidir.
  5. Isı stresine ilişkin bütün yasal düzenlemelerin hazırlanması, uygulanması, denetlenmesi ve güncellenmesi süreçlerine işçi sendikaları, ilgili meslek odaları ve bilimsel kuruluşların etkin ve doğrudan katılımı sağlanmalıdır.
  6. İşyerlerinde yürütülen risk değerlendirmeleri, ısı maruziyetinin farklı işçi grupları üzerindeki etkilerini kapsayacak biçimde hazırlanmalıdır. Değerlendirmeler toplumsal cinsiyet perspektifini içermeli; açık alanda çalışanlar, hamile veya menopoz dönemindeki çalışanlar, ileri yaştaki çalışanlar, kronik hastalığı bulunanlar, göçmen ve mevsimlik işçiler ile kayıt dışı ve güvencesiz çalışanların karşı karşıya olduğu özgül riskleri dikkate almalıdır.
  7. Her işyerinde ve çalışma ortamında uygulanacak azami ısı maruziyeti sınırlarının aşılması halinde hangi önlemlerin, hangi sırayla ve kimler tarafından uygulanacağı; çalışmanın hangi koşullarda durdurulacağı ve yeniden başlatılacağı önceden belirlenmelidir. Sıcak hava dalgaları ve diğer aşırı hava olaylarına yönelik işyerine özgü ısı yönetimi planları hazırlanmalı, uygulanmalı ve düzenli olarak güncellenmelidir.
  8. Isı stresinin işçilerin sağlığı, güvenliği ve çalışma yaşamı üzerindeki etkilerine ilişkin veri toplama mekanizmaları oluşturulmalı; bilimsel araştırmalar desteklenmeli ve elde edilen veriler düzenli, şeffaf ve erişilebilir biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
  9. İşyeri sağlık birimleri ve revirler, aşırı sıcakların neden olduğu akut sağlık sorunlarını erken tanıyabilecek ve bunlara uygun biçimde müdahale edebilecek personel, ekipman ve acil müdahale protokolleriyle güçlendirilmelidir.
  10. Yüksek sıcaklıklara sürekli veya tekrarlayan biçimde maruz kalan işçilerin, maruziyetin niteliğine göre daha sık olmak üzere en geç altı ayda bir düzenli sağlık gözetimleri yapılmalıdır. Bu işçilerin kalp-damar, beyin-damar, solunum ve böbrek hastalıkları ile sıvı-elektrolit dengesi yönünden izlenmeleri sağlanmalıdır.

"Aşırı sıcaklara karşı alınacak tedbirlere dair bir hüküm olmaması Türkiye için büyük eksiklik"

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nden Selçuk Karstarlı, yapılan açıklamayı T24'e değerlendirdi. 

Yol, enerji ve tarım gibi işkollarının yanı sıra belediyelerin park, bahçe, çöp toplama gibi işleri gibi birçok işkolunda aşırı sıcakların artık hayati tehlike yaratacak noktaya vardığını söyleyen İSİG uzmanı Karstarlı, bu duruma karşı mevzuatta doğrudan aşırı sıcaklara karşı alınacak tedbirlerle ilgili bir hüküm olmadığı için yapılan açıklamanın oldukça yerinde olduğunu söyledi.

Dünyada da çok az sayıda ülkede sıcaklıklarla ilgili tanımlamaların olduğunu söyleyen Karstarlı, buna ilişkin bazı uluslararası standartların var olduğunu belirtti. 

Kanun ve yönetmeliklerin işçilerin sağlık ve güvenliğini korumak üzerine düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Karstarlı, bu alanda hiçbir yazılı somut kanun ve yönetmelik olmamasının Türkiye için önemli bir eksiklik olduğunu belirterek atılması gereken adımları da özetledi:

"Öncelikle bu konuda valiliklerin bulundukları illerde sıcaklık değerlerine göre işin durdurulması gereken iş kollarını listeleyerek bunu meteoroloji tahminlerine göre yayınlaması gerekir. İkinci olarak da her iş yeri sıcak çarpması ile ilgili olarak risk değerlendirmesi çalışması yapmalı. Bu çalışmaların sonuçlarına göre çalışma ve dinlenme aralıkları belirlenmeli, mümkün ise çalışma daha serin saatlere kaydırılmalı." Sıcaklık riski yüksekse iş tamamen durdurulmalı, çalışma alanında termal konforu artıracak havalandırma ve iklimlendirme tedbirleri uygulanmalı. Yeterli miktarda su temin edilmeli, çalışılan işe uygun olarak kişisel koruyucu donanımlar sıcaklık etkisi dikkate alınarak seçilmeli."

Aşırı sıcaklar nedeniyle her yıl 19 bine yakın işçi ölüyor

Açıklamada Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2024 yılında yayımladığı “Değişen İklimde İşyerlerinde Güvenlik ve Sağlığın Sağlanması” başlıklı küresel rapora da yer verildi.


Dünya genelindeki 3,4 milyar kişilik iş gücünün yaklaşık yüzde 70’i, yani 2,4 milyar çalışanın, aşırı sıcaklara maruz kaldığı belirtilen rapora göre, aşırı sıcaklar nedeniyle her yıl yaklaşık 19 bin işçinin yaşamını yitiriyor ve yaklaşık 23 milyon iş kazasına bağlı yaralanma meydana geliyor.

Ayrıca iklim değişikliğine bağlı mesleki risklerin çalışanları kanser, kalp-damar hastalıkları, böbrek işlev bozuklukları ve çeşitli fiziksel yaralanmalar gibi ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bırakıyor.

 


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

İlgili İçerikler