Çerçeve yasa, TBMM Adalet Komisyonu'nda: Yeni Partili Emir ve MHP'li Yıldız'ın "Demirtaş" tartışmasına DEM Partili Oluç’tan “O sizin kullanışlı aletiniz değil, bizim yoldaşımız” yanıtı

Çerçeve yasa, TBMM Adalet Komisyonu'nda: Yeni Partili Emir ve MHP'li Yıldız'ın "Demirtaş" tartışmasına DEM Partili Oluç’tan “O sizin kullanışlı aletiniz değil, bizim yoldaşımız” yanıtı

Adalet Komisyonu

T24 Haber Merkezi

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç için hazırlanan 12 maddelik çerçeve yasa teklifi TBMM Adalet Komisyonu'na geldi. Görüşmelerden önce İyi Partili vekiller, kapıların açılmadığını ve salonun küçük olduğunu söyleyerek tepki gösterdi. Kapıların açılmasıyla vekiller salondaki yerlerini aldı. Saat 15.30'da başlayan komisyon görüşmelerinde zaman zaman gerginlik yaşanıyor. DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit konuşmasını yaptığı sırada "Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sayın Öcalan'a teşekkür ederiz" dedi. İyi Parti milletvekilleri, Doğan'ın ifadelerine "Bebek katili ve Cumhurbaşkanı yan yana gelemez" diye tepki gösterdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir'in görüşmeler sırasında, suçun vasıflandırılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunurken "Anayasa'ya biraz saygılı bir idare olsaydı, Selahattin Demirtaş'ın yıllardır özgür olmuş olması gerekirdi" demesi üzerine, MHP'li Feti Yıldız, uygulamanın sanık lehine olacağını belirtti. Emir ve Yıldız arasında tartışma sürerken DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, "Demirtaş sizin kullanışlı aletiniz değil. Demirtaş üzerinden kurmayın cümlelerinizi. O bizim yoldaşımız" diye tepki gösterdi.

Çerçeve yasa, 360 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Meclis Adalet Komisyonu, saat 15.30’da kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ni görüşmek üzere toplandı. 

ABONE OL

Görüşme öncesi salon kapısı önünde gerilim yaşandı. Salon kapısı önüne gelen İyi Partililer, kapıların açılmamasına ve salonun küçük olmasına tepki gösterdi. Gerginliğin sona ermesiyle yasa tasarısı üzerindeki görüşmeler başladı.

İyi Parti, komisyon görüşmelerini sosyal medya hesabından canlı yayınlama kararı aldı. Partinin sosyal medya hesaplarından "Türk Milleti'nin Meclisi'nde Türk Milletinden gizli iş olmaz! Sözde 'çerçeve yasa' komisyon toplantısı canlı yayını" notuyla yayın açıldı. Görüşmede zaman zaman gerginlik yaşandığı görüldü. 

TIKLAYIN - Süreçte tarihî gün: Türkiye'nin beklediği çerçeve yasa Meclis'e sunuldu; işte kapsamı ve tüm maddeleri!

Görüşme öncesi gerginlik

TBMM Adalet Komisyonu, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ni görüşmek üzere toplandı. Komisyon toplantısının Halkla İlişkiler Binası 1. Kat'taki 3 No'lu Komisyon Toplantı Salonu'nda yapılması planlanırken, toplantı saati öncesinde salonun kapıları açılmadı.

Toplantıyı takip etmek üzere komisyon salonunun önüne gelen muhabir ve kameramanların yanı sıra milletvekilleri de kapının önünde beklemeye başladı.

Bekleyişin uzaması ve koridordaki yoğunluğun artması üzerine İyi Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu yanı sıra İyi Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş ile İyi Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşcı toplantı salonunun kapılarının açılmamasına tepki gösterdi. İyi Parti milletvekilleri ile AKP milletvekilleri arasında kimi zaman gerginlik yaşandı.

Türkoğlu, "Bu salon, toplantı için yeterli ve uygun değil. Hayvan haklarıyla ilgili kanunun bile Plan ve Bütçe Salonu'nda görüşüldüğü yerde bu salonun tahsis edilmesi kabul edilemez" dedi. Türkeş ise salonun değişmesi için dilekçe verdiklerini hatırlattı.

Komisyon yetkilileri, salon kapısının saat 15.15'te açılacağını belirtirken, kapı komisyonun başlama saatine yakın bir zamanda açıldı. Kapı açılmadan önce milletvekilleri, danışmanları ve basın mensuplarının bulunduğu kalabalık bir grup oluştu. Kapıların açılmasıyla birlikte büyük bir izdiham yaşanırken, bazı kişiler ezilme tehlikesi geçirdi.

Kapıların açılmasının ardından salonda oturma düzeni nedeniyle de yoğunluk yaşandı. DEM Partili milletvekillerinin yerine İyi Partili milletvekillerinin oturması nedeniyle ilk etapta çok sayıda milletvekili ayakta kaldı. Daha sonra DEM Partili milletvekillerinin bir kısmı salonda yer bulabildi.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı AKP İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, toplantının açılış konuşmasını yaptığı anda İyi Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Yüksel'e "Bu salonda olmaz başkanım olmaz" diye seslendi.

İyi Parti’den "çerçeve yasa" talebi: Komisyon görüşmeleri canlı yayınlansın

Öte yandan İyi Parti, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerinin TBMM Tören Salonu’nda yapılması ve canlı yayınlanması için TBMM Başkanlığı'na başvurdu. İyi Parti ayrıca, başta şehit aileleri ve gaziler olmak üzere tekliften etkilenecek farklı kesimlerin Adalet Komisyonu toplantılarına davet edilerek görüşlerinin alınmasını istedi.

İyi Parti Grup Başkanvekilleri Turhan Çömez ve Uğur Poyraz tarafından TBMM Başkanlığı'na yapılan başvuruda, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin komisyon görüşmelerinin TBMM Tören Salonu'nda gerçekleştirilmesi ve görüşmelerin TBMM TV ile TBMM'nin resmi internet sitesi üzerinden canlı yayınlanması talep edildi.

İyi Parti, teklifin komisyon aşamasındaki görüşmelerinin kamuoyu tarafından takip edilebilmesinin yasama faaliyetlerinin hesap verebilirliği ve açıklığı açısından önem taşıdığını vurguladı. TBMM TV'nin görevleri arasında komisyon çalışmalarını izlemek ve gerekli görülmesi halinde canlı yayın yapmak bulunduğuna dikkati çekilen başvuruda, toplantıların canlı yayınlanmasının milletin yasama faaliyetlerini doğrudan takip edebilmesine katkı sağlayacağı ifade edildi.

Başvuruda, Adalet, İçişleri, Dışişleri ve Milli Savunma Bakanlarının, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri'nin, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı'nın, Anayasa ve ceza hukuku alanında uzman akademisyenlerin, Türkiye Barolar Birliği ile ilgili baroların temsilcilerinin, şehit aileleri ve gazileri temsil eden federasyon, konfederasyon, dernek ve vakıfların komisyon toplantılarına davet edilmesi talep edildi.

Ayrıca terörle mücadele alanında görev yapmış emekli hakim, Cumhuriyet savcısı, asker, kolluk amiri ve güvenlik bürokrasisinde görev yapmış uzmanlar ile tekliften doğrudan etkilenecek ilgili kamu kurumları, meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve diğer toplumsal kesimlerin temsilcilerinin de dinlenmesi istendi.

İyi Parti'nin başvurusunda, komisyon görüşmelerine davet edilen kişi, kurum ve kuruluşların listesinin yazılı olarak bildirilmesi ve henüz davet edilmemiş olanların komisyon çalışmalarına çağrılarak görüş ve değerlendirmelerinin alınması talep edildi.

AKP'li Gül: 'Terörsüz Türkiye' şehit ve gazilerimizin eseridir

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel'in konuşmasının ardından, kanun teklifinin ilk imzacılarından AKp Grup Başkanvekili  Abdulhamit Gül'e söz verildi. Gül, konuşmasına şehit ve gazileri anarak başladı. "Terörsüz Türkiye" hedefinin şehit ve gazilerin fedakarlıkları sayesinde mümkün olduğunu belirten Gül, "Biz biliyoruz ki 'Terörsüz Türkiye' şehit ve gazilerimizin eseridir. Bizim mücadelemiz onların emanetini sonuna kadar muhafaza etmek, vatanımızı, ulusal birliğimizi, şehitlerimizin aziz hatırasını her zaman baş tacı ederek gazilerimizin kardeşlik iradesini, milli bütünlüğümüzün sarsılmaz teminatı olarak koruyacağız" dedi.

Kanun teklifinin önemine işaret eden Gül, "Bugün önemli bir kanun ve süreci konuşuyoruz. 'Terörsüz Türkiye' ile 100 yıllık Cumhuriyetimizin yarım asrına damga vuran terörün sonlandırıldığı bir süreci inşa ediyoruz. On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren, kalkınma hamlemizi yavaşlatan terör, bugün bütünüyle tasfiye edilme aşamasına gelmiştir. Terör ve silahlı şiddet sadece canlarımıza kastetmemiş, aynı zamanda demokrasiyi, siyaseti, sivil toplumu ve yerel kalkınmayı sekteye uğratmıştır. Bu yasayla silahlar susacak, demokrasi ve adalet güçlenecektir" ifadelerini kullandı.

Gül, sürecin herhangi bir pazarlık sonucu ortaya çıkmadığını savunarak, "Bu süreç bir pazarlık ya da al-ver sürecinin neticesinde ortaya çıkmamıştır. Toplumumuzun tamamen beklentisiyle başlayan, silahların sustuğu bir sürecin akabinde bölgemizde de huzurun teminatı elbette Türkiye olacaktır" dedi.

"Teklifimizi 367 milletvekili arkadaşımız imzaladı"

Kanun teklifinin 367 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunulduğunu belirten Gül, bunun Türk parlamento tarihinde görülmemiş bir siyasi mutabakat olduğunu ifade etti. Gül, şunları söyledi:

"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifimiz 5 Ağustos Çarşamba günü Meclis Başkanlığımıza sunulmuştur. Özellikle belirtmek isterim ki kanun teklifimizi 367 milletvekili arkadaşımız imzalamıştır. 367 milletvekili arkadaşımız Milli Dayanışma için, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için önemli bir kanunda destekle yazılı olarak imza atmışlardır. Teklife atılan imza sayısı ve imza sahiplerinin siyasi parti gruplarına dağılımı dikkate alındığında Türk demokrasi tarihi ve Türk parlamento tarihinde görülmemiş bir tarihi mutabakatın, siyasal mutabakatın olduğunu ortaya koymaktadır."

TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarına değinen Gül, komisyonun geniş siyasi temsil ile çalıştığını belirterek, "Bu komisyon şeffaf bir şekilde, Meclisimizin denetimi, gözetimi altında tutanaklarıyla yürütülmüş ve kanun teklifi esasen o gün komisyonda çerçevesi çizilen, belirlenen bir çerçeve kanun niteliğindedir" dedi.

"Çözümün adresi TBMM'dir"

Gül, teklifin yalnızca bir siyasi partinin değil, "milletin teklifi" olduğunu savunarak, "Bugün teklif ettiğimiz kanun sadece bir grubun, bir Cumhur İttifakı'nın ya da bir partinin değil, doğrudan doğruya milletimizin teklifidir. Bu teklif devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan bir ortak aklın ürünüdür. Bir Türkiye mutabakatıdır" ifadelerini kullandı. Kanun teklifinin müzakereye açık olduğunu belirten Gül, milletvekillerinin önerilerinin değerlendirileceğini söyledi.

Gül, "Terörsüz Türkiye" hedefinin bir "millet mutabakatı" olduğunu belirterek, sürecin Türkiye'ye özgü ve milli bir model olduğunu söyledi. Siyaset kurumunun ilk kez bu ölçüde güçlü bir inisiyatif aldığını ifade eden Gül, çözüm adresinin TBMM olduğunu vurguladı.

Komisyon çalışmalarına ilişkin bilgi veren Gül, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çoğulcu bir yapıyla oluşturulduğunu belirterek, komisyonun çalışmalarının geniş katılımla yürütüldüğünü söyledi.

"Bu bir Türkiye mutabakatıdır"

Gül, komisyon raporunun güçlü destekle kabul edildiğini belirterek, görüşülen teklifin ortak aklın ürünü olduğunu savundu. Milletvekillerinin eleştiri ve önerilerinin dikkate alınacağını ifade eden Gül, "Bugün teklif ettiğimiz kanun sadece bir grubun, bir Cumhur İttifakı'nın ya da bir partinin değil, doğrudan doğruya milletimizin teklifidir. Bu teklif devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan bir ortak aklın ürünüdür. Bir Türkiye mutabakatıdır" dedi.

Toplumsal mutabakatın önemine değinen Gül, "Toplumsal rızanın inşası demokrasinin vazgeçilmez, temel unsurudur. Aradığımız şey de toplumsal rızadır. Toplumsal rızanın inşası ve siyasi saikleriyle yeni bir toplumsal mutabakatın oluştuğunu bugün söyleyebiliriz. Bu mutabakat ülkemizde güven ve umut ikliminin sağlamlaştırılmasını temin etmiştir" ifadelerini kullandı.

Bölgesel gelişmelere de değinen Gül, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyada küresel ölçekte önemli krizlerin yaşandığını belirterek, iç cephenin güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Gül, sürecin ekonomik sonuçlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, terör nedeniyle oluşan ekonomik kayıpların sona ermesiyle kaynakların eğitime, bilime, teknolojiye ve üretime yönlendirilebileceğini söyledi.

MHP'li Yıldız: Devasa kaynaklarımızın heba olmasına neden olan terörü tarihin karanlık çöplüğüne göndermek üzereyiz

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, kanun teklifinin amacını AKP Grup Başkanı Abdulhamit Gül'ün anlattığını hatırlatarak, düzenlemeye neden ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. Terör sorununun ülke ve toplum üzerinde yarattığı etkileri Gazi Meclis'in yakından bildiğini belirten Yıldız, "On binlerce insanımızın hayatına, devasa kaynaklarımızın heba olmasına neden olan terörü tarihin karanlık çöplüğüne göndermek üzereyiz. Buna sevinin" dedi.

Yıldız, konuşmasında Terörle Mücadele Kanunu'nda yer alan terör tanımına değindi. Sürecin dönüm noktalarına da değinen Yıldız, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 1 Ekim 2024'te yaptığı çağrının ardından PKK lideri Abdullah Öcalan'ın örgüte silah bırakma çağrısı yaptığını, örgütün de 12 Mayıs 2025'te kendisini feshettiğini belirtti. Yıldız, "Terörsüz Türkiye; barış, huzur, demokrasi, hürriyet ve kardeşlik demektir" ifadelerini kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısının, resmi dilin Türkçe olduğunun ve laik Cumhuriyet ilkesinin hazırlanan raporda açık şekilde korunduğunu vurguladı.

"Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız"

Yıldız, MHP'nin "Terörsüz Türkiye" hedefini desteklemeye devam edeceğini belirtti. Bin yıllık kardeşliğe, ortak yaşama iradesine ve milli birliğe sahip çıkacaklarını söyleyen Yıldız, şöyle konuştu:

"Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin işaret ettiği gibi yüreğimizle, gönlümüzle 'Terörsüz Türkiye'nin yanındayız. Tarihe, ecdada, şehitlere sahip çıkmak; ortak geleceği kucaklamak; milli değerler etrafında birleşmek; Türkiye'nin onurlu muhafazasını, milli birliğini, milli kimliğini ve milli devletini korumak; bin yıllık kardeşliği yaşatmak ve yaşamak için Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız. Siyasi, ahlaki, vicdani hiçbir ölçüyü tanımayan; ilkesi, iradesi ve heyecanı olmayan; yalan, riya ve istismardan başka sermayesi kalmayanların ne söylediğine bakmayız. İstiyorlar ki birbirimize küselim. Birbirimizden kopalım. Bekliyorlar ki evlatlarımızın bayrağa sarılı tabutlarını omuzlarımızda taşıyalım."

İyi Parti milletvekillerinin, "Kim ister" diyerek tepki göstermesi üzerine Yıldız, "Ben ajitasyonlara pabuç bırakmam" diye karşılık verdi.

DEM Partili Koçyiğit: Tarihi bir eşikteyiz

Komisyonu Başkanı Yüksel, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'ın konuşmasının ardından kanun teklifinin ilk imzacılarından DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit'e söz verdi.

Kılıç Koçyiğit, Türkiye'nin "tarihi bir eşikte" bulunduğunu belirterek, "Tarihi bir eşikteyiz ve bu eşiği güçlü aşarsak yarınları güçlü kurma, yarınlara güçlü adımlarla ilerleme ve özlediğimiz eşit, özgür, demokratik cumhuriyeti inşa etme konusunda da ciddi bir mesafe katetmiş olacağız. Bu anlamıyla her bir milletvekili arkadaşımızın, her bir siyasi partinin ve bu ülkede eşitlikten, özgürlükten yana olan her bir insanın da tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu ifade etmek istiyoruz" dedi.

DEM Parti olarak kanun teklifine tarihsel bir perspektifle yaklaştıklarını ifade eden Koçyiğit, "Biz sadece burada birer milletvekili olarak değil; aynı zamanda bu ülkede yaşayan insanlar, bu ülkede yaşayan milyonları temsil edenler olarak da temsil ettiğimiz halklarımıza borcumuzu onları bir adım daha çözüme ve barışa yaklaştırarak vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamıyla bütün milletvekili arkadaşların da bu bakış açısıyla, bu bilinçle sürece katkı koymaları ve bu yasa teklifine de öyle ele almaları gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu.

"Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü sadece DEM Parti'nin, sadece Kürtlerin sorunu değildir"

Kanun teklifinin ilk imzacılarından biri olarak komisyonda söz aldıklarını belirten Koçyiğit, "Biz DEM Parti olarak bizden önce kapatılan diğer bütün siyasi parti gelenekleri açısından da ifade edersek ilk defa Mecliste ve bir komisyonda bir ilk imza sahibi bir teklifin sahibi olarak konuşuyoruz. Bu anlamıyla bunun öneminin de altını çizmemiz gerekiyor. Attığımız imzalar alelade birer sadece tükenmezin mürekkebinin kağıda akması değil; aslında bugüne kadar bizi yan yana tutan ortak geleceğimizin mührüne atılmış önemli bir başlangıçtır" ifadelerini kullandı.

Orta Doğu'daki gelişmelere değinen Koçyiğit, bölgede yaşanan savaşların ve çatışmaların yeni bir jeopolitik tablo ortaya çıkardığını savunarak, "Savaşlar, işgaller, katliamlar ve Orta Doğu'da yaşananların her birimize öğretmesi gereken, her birimize göstermesi gereken bir gerçeklik, bir hakikat olduğunu düşünüyoruz. 2026 yılında bütün dünyanın gözleri önünde aslında çok daha önceden başlayan Filistin soykırımını, Filistin katliamını her birimiz izledik. Dünyanın gözü önünde oldu. Resmi rakamlara göre bile 70-80 bin insanın yaşamını yitirdiği bir büyük soykırıma tanıklık ettik" dedi.

Koçyiğit, "27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"na da değinerek, "Barış ve demokratik toplum süreci aslında halkların lehine tarihe yapılmış bir müdahaledir. Ezilen, yok sayılan; inancı, kimliği nedeniyle hiçleştirilen, ötekileştirilen, dışlanan bütün toplumsal kesimler, halklar ve inançlar lehine tarihin akışına yapılmış halklar lehine bir müdahaledir. Yani büyük bir manifestodur. Halkların özneleşme çağrısıdır. Halkların kendi kaderini ellerine alma çağrısıdır ve bu anlamıyla da Orta Doğu açısından da Türkiye açısından da önemi çok büyüktür ve barışın kapısını açmaya aday büyük bir çağrıdır" ifadelerini kullandı.

Sürecin tüm siyasi aktörlerin sorumluluğunda olduğunu söyleyen Koçyiğit, "Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü sadece DEM Parti'nin, sadece Kürtlerin sorunu değildir. Bu ülkede yaşayan herkesin sorunudur, muhalefetin sorunudur, iktidarın sorunudur, bütün yurttaşların ortak sorunudur" dedi.

Kanun teklifine ilişkin değerlendirmesinde Koçyiğit, "Biz de en temelde bu yasa teklifine bu bakış açısıyla bakıyoruz. O anlamıyla bunun için kolaylaştırıcı olmaya çalışıyoruz. Elbette önümüze gelen metinde bizim de tam olarak uygun bulmadığımız, eksik bulduğumuz, yetersiz bulduğumuz başlangıçlar var. Fakat bu, bu metnin önemini, tarihselliğini gölgelememelidir. Önemli bir eşikteyiz, önemli bir teklifle karşı karşıyayız. Bu anlamıyla bunun tarihsel öneminin de altını çizmemiz gerekiyor" diye konuştu.

"Demokratik Cumhuriyet yalnızca Kürtlerin değil; bu topraklarda yaşayan 86 milyonun ortak demokratik geleceğinin adıdır"

Teklifi "demokratik dönüşümün ilk adımı" olarak değerlendirdiklerini belirten Koçyiğit, "Bizler DEM Parti olarak bu yasa teklifini tüm sorunlarımızın köklü çözümünün başlangıç noktası olarak görüyoruz. Bu yasa teklifi uzun ve zorlu demokratik bir dönüşüm yolculuğunun ilk adımını oluşturuyor ve çok önemli bir adımını oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz tarihsel eşik, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun imkanını ve sorumluluğunu önümüze koymaktadır. Mesele bir yasal düzenlemenin çok ötesindedir" ifadelerini kullandı.

Koçyiğit, konuşmasının devamında "Demokratik Cumhuriyet" vurgusu yaparak, "Bizim ifade ettiğimiz Demokratik Cumhuriyet, demokrasinin derinleşmesi, Cumhuriyet'in toplumsallaşması ve eşit yurttaşlığın toplumun bütün kesimlerini kapsayacak biçimde hayata geçmesidir. Dışlanan, ötekileştirilen tüm kesimlerin demokratik ortak yaşamın eşit öznesi haline gelmesidir. Bu nedenle Demokratik Cumhuriyet yalnızca Kürtlerin değil; bu topraklarda yaşayan 86 milyonun ortak demokratik geleceğinin adıdır" dedi.

Barışın ekonomik sonuçlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Koçyiğit, "Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü aynı zamanda refahın da kapısını açacaktır. Kaynakların silahlanmaya ve güvenlikçi politikalara değil; barınmaya, istihdama, eğitime, sağlığa, sosyal refaha ayrılması için tarihsel büyük bir fırsat doğacaktır. Barış; ekmeğin büyümesi, sofraların bereketlenmesi, kadınların eşit ve özgür yaşaması, gençlerin geleceğini bu ülkede bulması ve kurabilmesi, emeklinin insanca yaşayabilmesi, çiftçinin üretebilmesi, işçinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve çocukların haklarına güvenceyle erişebilmesinin yolunu açacaktır" diye konuştu.

Komisyonda "Sayın Öcalan" gerilimi

Konuşmasının sonunda Koçyiğit, süreçte rol aldığını belirttiği isimlere teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanı ve kanun teklifine imza atan milletvekillerinin yanı sıra terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'a da teşekkür etmesi üzerine komisyonda tansiyon yükseldi. İyi Parti milletvekillerinden "Söyleyemezsin", "Neyi anıyorsun burada?", "Anayasayı ihlal ediyorsunuz", "Neden uyarmıyorsunuz?", "Türkiye Cumhuriyeti Meclisi’nde bebek katili eşit tutulamaz", "Yazıklar olsun" ve "Siz de uyaracaksınız" diye tepkiler yükseldi.

Tepkilere rağmen konuşmasını sürdürmeye çalışan Koçyiğit, muhalefet partilerinin genel başkanlarına, TBMM Başkanı'na ve kanun teklifine imza atan milletvekillerine de teşekkür ettiğini ifade etti. İyi Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, "Bebek katilinin neyine teşekkür ediyorsunuz?" derken ve karşılıklı bağrışmalar sürerken Koçyiğit konuşmasını tamamladı.

MHP'li Akçay: Bu teklif; suçun varlığını, mahkûmiyet kararını, ceza sorumluluğunu ve hukuki sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırmamakta

Kılıç Koçyiğit'in konuşmasının ardından Komisyon Başkanı Yüksel, ilk imzacılardan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay'a söz verdi. MHP'li Akçay, teklifin geçici bir siyasi metin olmadığını belirten Akçay, "Bu teklif aynı zamanda mevcut kazanımları kalıcılaştırmayı, sonuca ulaştırmayı, kamu güvenliğini güçlendirmeyi, toplumsal bütünleşmeyi ve dayanışmayı desteklemeyi, silahlı terör yapılanmalarının tamamen tasfiyesini ve milyonlarca vatandaşımızın 50 yıllık huzur beklentisini hukuk düzeni içerisinde yönetmeyi amaçlayan özel, koşullu ve denetime açık bir yasal çerçevedir" ifadelerini kullandı.

Teklifin yalnızca hukuki bir metin olmadığını ifade eden Akçay, "Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadele tecrübesinden süzülüp gelen, güvenlik ve hukuk çatılarını aynı potaya koyan özgün bir Türkiye modelidir" dedi.

Kamuoyunda bilgi kirliliği oluşturulmaya çalışıldığını savunan Akçay, teklifin hukuki niteliğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Burada en başta şu özetin altını net bir şekilde çizmek gerekir: Bu teklif bir af düzenlemesi değildir. Suçun hukuki niteliğini değiştirmemektedir. Mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldırmamaktadır. Ceza sorumluluğunu silmemektedir. Devam eden soruşturma ve kovuşturmalarla kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin hukuki varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Teklifin özü şudur: Belirli ağır şartların gerçekleşmesi halinde, belirli suçlar bakımından, belirli sürelerle ve yargısal karar mekanizmaları içinde soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerinin ertelenmesidir."

Akçay, teklifin hukuk devleti ilkesine, kamu düzeninin korunmasına, ceza adalet sisteminin amaçlarına ve devletin stratejik aklına uygun bir düzenleme olduğunu söyledi.

Teklifin genel ya da özel af niteliği taşımadığını vurgulayan Akçay, "Genel afta kamu davası ve ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. Özel afta ise ceza ortadan kaldırılır, azaltılır veya başka bir cezaya çevrilir. Oysa bu teklif; suçun varlığını, mahkûmiyet kararını, ceza sorumluluğunu ve hukuki sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır. Buradaki getirilen düzenleme şarta bağlı erteleme rejimidir" diye konuştu.

"Mutlak, sınırsız ve koşulsuz bir bağışlama değil"

Erteleme rejiminin temel özelliklerini sıralayan Akçay, kanunun yürürlüğe girmesiyle otomatik sonuç doğmayacağını, herkes bakımından resen uygulanmayacağını ve yalnızca başvuru yapan kişiler yönünden değerlendirileceğini belirtti.

Başvurunun tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Akçay, "Kararlar; Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya infaz hâkimi tarafından verilecektir. Kararlara karşı itiraz ve kanun yolu imkânı bulunmaktadır. Erteleme süresi içinde terör suçu işlenirse erteleme kaldırılacaktır. Süre suç işlenmeksizin geçirilirse soruşturma veya kovuşturma bakımından kovuşturmaya yer olmadığı ya da düşme kararı verilecek, infaz bakımından ceza infaz edilmiş sayılacaktır" dedi.

Akçay, "Dolayısıyla teklif; hukuki sonuçları bakımından mutlak, sınırsız ve koşulsuz bir bağışlama değil; kamu güvenliği amacıyla düzenlenmiş şartlı, takip edilebilir ve denetlenebilir bir ceza adalet uyum mekanizmasıdır" ifadelerini kullandı.

"Örgüt lağvedilmeden bu kanunun tek bir hükmü işlemeyecektir"

Teklifin 1. maddesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akçay, sistemin işleyebilmesi için tek ön şartın, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör örgütünün fiili varlığına son verdiğinin ve tüm silah ile mühimmatını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, bu tespitin de Milli Güvenlik Kurulu kararıyla Resmi Gazete'de yayımlanması olduğunu söyledi.

Akçay, "İnisiyatif mutlak surette devletin güvenlik kurumlarının ve MGK'nın elindedir. Silahlar tamamen teslim edilmeden, örgüt lağvedilmeden bu kanunun tek bir hükmü işlemeyecektir" dedi.

Teklifin 2. maddesinin kapsamına da değinen Akçay, "Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçlarıyla 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bu kanunun kapsamı dışındadır. Devlete, cana kasteden eylemleri bu erteleme mekanizmasının dışında tutarak adalet terazisinin dengesini ve millet vicdanını koruma altına almıştır" diye konuştu.

"Devlet kimseyi affetmemektedir"

Teklifin 3. ve 6. maddelerinde soruşturma, kovuşturma ve infazların ertelenme usullerinin düzenlendiğini belirten Akçay, "Cezası 15 yıla kadar olanlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla veya müebbet olanlarda ise 10 yıllık bir erteleme ve denetim süresi öngörülmektedir. Buradaki hukuki incelik şudur: Devlet kimseyi affetmemektedir, devlet kişiyi bir denetim sürecine tabi tutmaktadır" dedi.

Erteleme süresinde yeniden terör suçu işlenmesi halinde sürecin sona ereceğini belirten Akçay, "Madde açıkça hükmediyor: Eğer bu erteleme süresi içinde kişi yeniden bir terör suçu işlerse erteleme derhal iptal edilecek, yargılama ve infaz kaldığı yerden en ağır haliyle devam edecektir. Üstelik bu yenisi için bir daha erteleme hakkı da verilmeyecektir. Bu, devletin şefkat elini uzatırken kudret kılıcını da hazır beklettiğinin en hukuki ispatıdır" ifadelerini kullandı.

Teklifin 9. maddesi uyarınca sürecin resen işlemeyeceğini belirten Akçay, "Kişilerin MGK tarafından alınan karardan itibaren 6 ay içinde bizzat yazılı olarak devlete başvurması gerektiği hükme bağlanmaktadır. Yani kişi Türkiye Cumhuriyeti'nin adli makamlarına iradesini teslim edecek, devletin otoritesini tanıyarak bu mekanizmaya dahil olacaktır" dedi.

Teklifin 10. maddesiyle süreci yürütecek kamu görevlileri ile komisyon üyelerinin hukuki, idari ve cezai sorumluluktan muaf tutulmasının öngörüldüğünü belirten Akçay, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Bu kanun teklifi, Türkiye Cumhuriyeti'nin muazzam mücadelesinin hukuk içerisinde bir toplumsal barışa dönüştürme projesidir. Bu metinde zafiyet yoktur, devletin sarsılmaz iradesi vardır. Bu metinde taviz yoktur, MGK'nın ve bağımsız yargının denetimi vardır. Bu metinde unutkanlık yoktur, kasten öldürme suçlarını kapsam dışı bırakan bir vefa ve adalet vardır. Bu metinde iç cephesi kenetlenmiş güçlü Türkiye'nin kararlılığı vardır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti'nin bekasını ve milletimizin ebedi kardeşliğini tesis edecek bu hukuki mimarinin altına imzamızı atmaktan büyük onur duyuyoruz. Bu kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok büyük bir uzlaşmayla çıkacağına inanıyorum."

CHP'li Akgün: Barış süreçlerinde süreci başlatan ana tema, aynı zamanda sürecin modelini de belirlemektedir

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel'in konuşmasının ardından, kanun teklifinin ilk imzacılarına söz verildi. CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, yaptığı konuşmada, teklifin Türkiye için hayırlı olmasını temenni etti. Alp, şunları kaydetti:

"Partimiz bu yasayı, devletin kurucu partisi olma tarihsel misyonuyla, Cumhuriyet'in kazanımlarını sahiplenen geçmişi demokratik bir olgunlukla değerlendirerek geleceğe yönelen bir siyasal dil ve perspektifle karşılamıştır. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında önemli bir görevimiz de ülkemizin üniter yapısından, demokratik hukuk devletinden taviz vermeden, bu ülkede yaşayan herkesin kendisini eşit, özgür ve güvende hissedebileceği bir Türkiye inşa etmektir. Cumhuriyet'in kurucu iradesi, ikinci yüzyılda da toplumsal barışın ve ortak geleceğin kurucu iradesi olacaktır."

CHP'li Alp, "Kürt sorununa" dair, "Kanımızca Kürt sorununda çözümün en uygun mimarisi; önce çatışmaların sona erdirilmesi, sorunun tüm yönleriyle demokratik yollardan çözümü için gerekli adımların atılması ve nihayetinde Türkiye'nin topyekun demokratikleştirilmesidir. Türkiye, terörsüz ama otoriter bir ülke değil; şiddetten arındırılmış, hakça paylaşan ve demokratik bir ülke olmalıdır. Barış süreçlerinde süreci başlatan ana tema, aynı zamanda sürecin modelini de belirlemektedir" diye konuştu.

"Demokrasi taleplerinin de karşılanması gerekir"

İnan Akgün Alp, sürecin ana temasının silah bırakma, örgütün feshi ve yeniden entegrasyon olduğunu belirterek, bu çerçevenin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısı ve Abdullah Öcalan'ın örgüte yaptığı silah bırakma çağrısıyla şekillendiğini söyledi. Alp, örgütün kendini feshederek silah bıraktığını ifade ederek, "Bu modele dünyada Türkçe kısaltmasıyla STR denir; silahsızlanma, terhis ve yeniden entegrasyondur. Bu yaklaşım, sürecin güvenlik, adalet ve toplumsal bütünleşme boyutlarını aynı çatı altında ele alan bir yaklaşımdır. Bu sürecin başarılı olabilmesi için aynı zamanda demokrasi taleplerinin de karşılanması gerekir. Zira 'STR' denilen model tek başına yürüyen bir süreç olarak düşünülmemelidir" dedi.

"Sürecin barış inşası, geçiş dönemi adaleti, güvenlik reformları ve kalkınma bağlamında yürümesi şarttır" diyen Alp, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bizim bu süreçteki ilkesel tutumumuz; TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı raporda belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlaması, bu yolla çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması çabalarına destektir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen, toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihi sorumluluğun bir yansımasıdır, ifadesidir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzda ele alınan 'Terörsüz Türkiye' hedefi, dönemsel bir söylem ya da konjonktürel bir hamle değil, devlet politikasıdır. Vatandaşlarımızın ortak geleceğini garanti altına alan bir yaklaşımın sonucudur."

Alp, kanun teklifine yönelik temel eleştirinin, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun demokratikleşmeye ilişkin 7. madde önerilerini içermemesi nedeniyle beklentileri karşılamadığı yönünde olduğunu söyledi.

"Türkiye için tarihsel bir fırsat"

CHP olarak 2013-2015 yıllarındaki ilk çözüm sürecine de destek verdiklerini hatırlatan Alp, o dönemde de sorunun çözüm adresi olarak TBMM'yi işaret ettiklerini ve bu yaklaşımlarını sürdürdüklerini söyledi. İnan Akgün Alp, şöyle konuştu:

"Türkiye kendi iç barışını kurarken dış politika hesaplarına karşı da dikkatli olmak zorundadır. Bu mesele, Türkiye'nin kendi tarihsel ve toplumsal gerçekliği içinde, kendi Meclisiyle, kendi hukukuyla ve kendi yurttaşlarıyla çözmesi gereken bir meseledir. Dolayısıyla Türkiye, hem güvenlik mimarisini hem de toplumsal barışını hukuk ve demokrasi temelinde oluşturmak zorundadır. Bugün konuştuğumuz mesele yalnızca bir güvenlik başlığı, yalnızca bir yasa hazırlığı, yalnızca bir örgütün silah bırakması veya kendisini feshetmesi değildir. Terörün bitmesi, Türkiye için tarihsel bir fırsattır. Bu süreç ancak Cumhuriyet'in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla, üniter yapıyla, üretken kalkınmayla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir. Çünkü bugün konuştuğumuz mesele, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türkiye'nin nasıl bir ülke olacağı meselesidir."

Alp, sürece "Terörsüz Türkiye" süreci demediklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Meseleyi terör parantezine de sıkıştırmıyoruz. Biz bu sürece, Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırma süreci diyoruz.  Dolayısıyla bu sürecin başarısı yalnızca siyasi iradeye bağlı değildir. Hukuki güvenceye, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve güven duygusunun yeniden inşasına bağlıdır. Bu mesele sadece bir demokrasi ve hukuk meselesi de değildir. Bu mesele, Türkiye'nin güvenliği ve dış politikası açısından da hayati bir meseledir. Şunu iyi biliyoruz ki; biz bu meselemizi çözmeden güçlü bir bölgesel aktör haline gelemeyiz. Şunu da unutmamak gerekir: Önce Kürt vatandaşlarımızla, ardından Kürt komşularımızla kuracağımız güçlü bağlar, Türkiye'nin gelecek vizyonunu da şekillendirecektir. Bu noktada artık ilkesel bir çerçeve ortaya koyuyoruz. Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı bizim kırmızı çizgimizdir. Bu bağlamda silahın siyasetin dışına çıkmasını, sürecin Türkiye Büyük Millet Meclisi merkezli yönetilmesini, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesini ve eşit yurttaşlığı destekliyoruz. Bu ülkeyi kuran parti olarak sorumluluğumuzu biliyoruz. Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi gerektiğinde taşın altına koymasını biliyoruz. Görüşülmekte olan yasaya, terörün kalıcı biçimde sona erdirilmesi, silahların tamamen devreden çıkması, bölgesel güvenlik düzenlemelerinin hayata geçirilmesi ve demokratik siyasetin güçlenmesiyle birlikte Cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlandığı yeni bir dönemin kapılarının aralanmasına vesile olabileceği umuduyla destek verdiğimizi belirtiyoruz."

Yeni Partili Emir: Defalarca yapılmış olması bu uygulamayı demokratik yapmaz

Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, "Anayasa'ya aykırılık" önergesi üzerine yaptığı konuşmada, komisyondaki görüşmelerin TRT ve görsel basın tarafından canlı yayımlanmamasına tepki gösterdi. Bunun yerleşik uygulama olarak savunulmasının doğru olmadığını belirten Emir, "Defalarca yapılmış olması bu uygulamayı demokratik yapmaz; son derece antidemokratiktir" dedi.

Kanun teklifini de eleştiren Emir, teklifin özensiz hazırlandığını, ciddi hatalar içerdiğini ve terörün kalıcı olarak sona erdirilmesi hedefine hizmet edip etmeyeceği konusunda kaygılar taşıdığını söyledi. Milletvekillerinin teklifi okumadan imzaladığını öne süren Emir, bunun milletvekillerinin temsil yetkisini gereği gibi kullanmaması anlamına geldiğini savundu.

"86 milyondan hiçbir vatandaşımız bu sorun çözülmesin demez"

Murat Emir, Türkiye'nin 50 yıllık terör sorununu ve 100 yılı aşkın Kürt sorununu çözme iradesinin önemli olduğunu belirterek, "86 milyondan hiçbir vatandaşımız bu sorun çözülmesin, silahlar patlamaya devam etsin, kan akmaya devam etsin demez" ifadelerini kullandı. Emir, Kürt sorunu ile terör sorununun ancak demokrasinin ve hukuk devletinin güçlendirilmesiyle çözülebileceğini belirterek, aksi halde geçmişte yaşanan başarısız süreçlerin yeniden tekrarlanabileceği uyarısında bulundu.

Yeni Partili Emir, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun 6'ncı ve 7'nci maddesini hatırlatarak, "'Efendim bir kanun hazırladık, terörü bitireceğiz, silahlar susacak. Şimdilik bunu yapalım, demokrasiyi bir ara konuşuruz.' Bu yaklaşımı hiç kabul etmedik, hala kabul etmiyoruz. Bunu dayatma olarak kabul ediyoruz. O zaman da söyledik; 'silahların susması için yapılacak her türlü makul, mantıklı, anlaşılabilir, anlatılabilir, ölçülü, ceza hukuku sistematiğimizi altüst etmeyen, Anayasayı ihlal etmeyen her tür tedbirin elbette ki arkasında oluruz' dedik. Ama 'Bunu yapalım, demokrasi olmadan da olur, hukuk olmadan da olur, adalet geç gelse geriden de gelse olur' yaklaşımını kabul etmedik" diye konuştu.

"Her sorunumuzun altında adaletsizlik ve demokrai eksikliğimiz yatmakta"

Kanun teklifinde "demokratikleşmeye" dair herhangi bir düzenleme bulunmadığını vurgulayan Emir, "Adalet ve demokrasi her birimizin sorunudur. Aslında Kürt sorununun da temelinde yatan kök sorundur. Her sorunumuzun altında adaletsizlik ve demokrasi eksikliğimiz yatmaktadır" dedi.

Emir, iktidarın yerel seçimlerde seçilen belediye başkanlarına yönelik uygulamalarını "darbe" olarak nitelendirerek, Türkiye'de yargının tarafsızlığını yitirdiğini, tutukluluğun cezalandırma aracına dönüştüğünü ve muhalefet üzerinde baskı kurulduğunu söyledi. Kürt sorunu ve terör sorununun yalnızca silah bırakmayla çözülemeyeceğini belirten Emir, seçilmiş belediye başkanlarının cezaevinde tutulduğu, milletvekilleri üzerinde fezlekelerle baskı kurulduğu ve gazetecilerin yargı tehdidi altında olduğu bir ortamda, "Bu yöntemle Türkiye'de Kürt sorununu çözemezsiniz, terör sorununu da çözemezsiniz" ifadesini kullandı.

Atalay, Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala, Gezi tutukluları hatırlatması

Murat Emir, Türkiye'de Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını savunarak, Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala ve Gezi tutuklularına ilişkin kararların yerine getirilmemesini eleştirdi. Emir, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bugün dolaşıma bir haber sokuyorsunuz; 'Bu yasa çıksa bile Selahattin Demirtaş bundan yararlanamayacak' diyorsunuz. Bunun burada konuşulması lazım. Sizin Selahattin Demirtaş'tan alıp veremediğiniz ne vardır? Böyle mi Türkiye'de barışı getireceksiniz? Böyle mi Türkiye'de toplumsal barışı inşa edeceksiniz? Bir siyasi parti genel başkanını hükümsüz, kesin hüküm kurulmaksızın 10 yıl cezaevinde tutarak Türkiye'de toplumsal barışı mı inşa edeceksiniz? Yoksa şimdi birleriyle barışalım ama yeni düşmanlarımızla yeni mücadeleler başlatalım mı diyorsunuz?"

Emir, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın seçimden önce kendisine araç desteği sağlandığı iddiası nedeniyle 14 ay tutuklu kaldığını belirterek, bu sürecin hem hak ihlali hem de seçmen iradesinin gasbı olduğunu savundu.

YENİ Partili Murat Emir ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız arasında, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu nedeniyle tartışma yaşandı. Emir, kayyum uygulamalarının kaldırılmamasını eleştirerek, görevden alınan belediye başkanlarının yerine seçilmişlerin iade edilmemesinin demokratikleşme söylemiyle çeliştiğini ve halk iradesinin gasp edildiğini söyledi.

Emir ile DEM Partili Oruç arasında tartışma

Emir, Kobani davası üzerinden Selahattin Demirtaş'ın hukuki durumuna ilişkin çelişkiler bulunduğunu öne sürerek, lehe hüküm ilkesinin uygulanması gerektiğini savundu ve Demirtaş üzerinden siyasi pazarlık yürütüldüğünü iddia etti.

Emir, suçun vasıflandırılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunurken MHP'li Feti Yıldız, uygulamanın sanık lehine olacağını belirtti. Emir, "O zaman, peki, diyorsunuz ki, 'Selahattin Demirtaş bundan yararlanamayacak' dedi. Yıldız bunun üzerine, 'Hukukçu olacaksın sen, yazık. Lehe olan uygulanır lehe" dedi. Emir şöyledevam etti, "Sayın Yıldız, sizin kadar deneyimli bir hukukçu olmamayı kabul ederim ama 'İki hüküm birbiriyle çelişiyorsa lehe hüküm uygulanır' hükmünü de elbette bilirim. Burada başka bir şeyden bahsediyoruz. Burada bahsettiğimiz şey şu, özellikle Demirtaş örneğinden giderek bunu açıklayalım: Şimdi, Kobani davasındaki suçundan dolayı terör suçundan dolayı mı kabul edeceksiniz? Yoksa onunla ilintili olan o adam öldürmeleri ilişkilendirecek misiniz? Çünkü orada çelişik durum var çünkü onun üzerinden, hala Demirtaş üzerinden bir pazarlık yürüttüğünüzü de görüyoruz. Bunun burada açıklanması lazım" değerlendirmesinde bulundu. İki isim arasında sataşmalar sürerken DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç araya girerek, 'Sizin kullanışlı aletiniz değil, Demirtaş üzerinden kurmayın cümlelerinizi. O bizim yoldaşımız" değerlendirmesinde bulundu.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler