10 yıl önce ihraç edilen Barış Akademisyeni Nezahat Ezgi Oral için Danıştay'dan karar: Bildiriyi imzalamak örgütle iltisak delili sayılamaz, tek başına ihraç gerekçesi olamaz

10 yıl önce ihraç edilen Barış Akademisyeni Nezahat Ezgi Oral için Danıştay'dan karar: Bildiriyi imzalamak örgütle iltisak delili sayılamaz, tek başına ihraç gerekçesi olamaz

Kamu görevinden çıkarmanın uygulanabilmesi için hukuken geçerli ve somut delillerin bulunması gerektiğini belirten Danıştay, yalnızca bildiriye imza atılmış olmasının KHK kapsamındaki "irtibat ve iltisak" şartını sağlamadığına karar vererek dosyayı yeniden incelenmek üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi’ne gönderdi.

Barış Akademisyenleri can psd

Danıştay 5. Dairesi, "Barış İçin Akademisyenler" bildirisini imzaladığı gerekçesiyle 2016'da 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarılan akademisyen Nezahat Ezgi Oral hakkında kararını verdi. İstinaf mahkemesinin kararını bozan Danıştay, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ihlal kararını hatırlatarak; bildiriyi imzalamış olmanın "tek başına terör örgütüyle irtibat veya iltisak karinesi sayılamayacağına ve eylemin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına" hükmetti. Karara karşı oy kullanan iki üye, AYM'nin ihlal kararlarının iptal kararları gibi doğrudan bağlayıcı olmadığı savundu.

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak görev yaparken 1 Eylül 2016 tarihli 672 sayılı KHK ile ihraç edilen Nezahat Ezgi Oral, Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu'na başvurmuş ancak talebi reddedilmişti. Bunun üzerine açılan iptal davasında Ankara 13. İdare Mahkemesi ve ardından Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi, ihraç işlemini hukuka uygun bularak istinaf başvurusunun reddine karar vermişti.

ABONE OL

Kararı temyiz eden akademisyenin dosyasını inceleyen Danıştay 5. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi’nin kararını oy çokluğuyla bozdu.

AYM'nin 'Füsun Üstel' kararına atıf

Danıştay, kararında Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 26 Temmuz 2019 tarihli "Zübeyde Füsun Üstel ve Diğerleri" kararına atıfta bulundu. Daire, AYM'nin temel hak ve özgürlüklere ilişkin ölçütleri yorumlama konusunda nihai yetkiye sahip olduğunu, bireysel başvuru kararlarına uyulmasının da hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu belirtti. AYM, söz konusu kararında bildirinin "terör övgüsü", "şiddete teşvik" ya da "silahlı direnişe çağrı" içermediğini, bildirideki baskın talebin çatışmaların sona ermesi olduğunu saptamış ve bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına hükmetmişti.

Danıştay, bu tespitler karşısında aynı bildirinin "terör örgütü propagandasını yapmak, amaçlarına hizmet etmek veya örgüte yardım etmek" amacıyla hazırlanmadığını ve imzacısının da bu amaçla imza attığı sonucunun çıkarılamayacağını belirtti. Karara göre, bildiriyi imzalayanların terör örgütüyle ilişkilendirilmesi, AYM kararının yok sayılması anlamına gelir.

"İstihbari bilgi, tanık beyanı veya ek delil yok"

Danıştay, dava dosyası ve idarece yürütülen araştırmalar neticesinde dava konusu akademisyen hakkında imza dışında hiçbir olumsuz unsurun bulunmadığına dikkat çekti. Kararda; emniyet, MİT, MASAK, YÖK ve jandarma kayıtlarında davacının "terör örgütleriyle" irtibatlı olduğuna dair somut bir istihbari bilgi, tanık beyanı veya finansal ilişki bulunmadığı kaydedildi.

İlişik kesme ve kamu görevinden çıkarma gibi ağır olağanüstü tedbirlerin uygulanabilmesi için hukuken geçerli ve somut delillerin bulunması gerektiğini belirten Danıştay, yalnızca bildiriye imza atılmış olmasının 672 sayılı KHK kapsamındaki "irtibat ve iltisak" şartını sağlamadığına karar vererek dosyayı yeniden incelenmek üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi’ne gönderdi.

İki üye karşı oy kullandı

Karar, Daire Başkanı ve iki üyenin oylarıyla çıktı. İki üye ise karşı oy kullandı. 

Karşı oy yazısında, AYM'nin ihlal kararlarının iptal kararları gibi doğrudan bağlayıcı olmadığı savunuldu. Yazıda, AYM'nin kararının ceza yargılamasına ilişkin olduğu, "terör örgütleriyle iltisaklı ve irtibatlı olmak" kavramı ile kamu görevinden çıkarma tedbirine dair bir değerlendirme içermediği belirtildi. karşı oy yazısında, bildiriyi imzalamanın ve imzanın geri çekilmemesinin, ceza sorumluluğu doğurmasa bile irtibat ve iltisak için tek başına yeterli olduğu ileri sürüldü; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, BİM kararının onanması gerektiği savunuldu.

İlgili İçerikler