Hukukçulardan 'çerçeve yasa' tartışması: Bu bir genel af teklifi; bu hâliyle kanunlaşırsa, uygulamada içinden çıkılamaz bir kaos ortamı olur!

Hukukçulardan 'çerçeve yasa' tartışması: Bu bir genel af teklifi; bu hâliyle kanunlaşırsa, uygulamada içinden çıkılamaz bir kaos ortamı olur!

meclis

T24 Haber Merkezi

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamında Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifi olan  'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi' isimli 'çerçeve yasa', 592 vekilden yaklaşık 360'ının imzasıyla dün Meclis'e sunuldu. 12 maddelik yasanın yürürlüğe girmesi için örgütün silahlarını tamamen bıraktığının tespit ve teyit edilmesi şartı aranırken bu şartın gerçekleşmesi halinde, "örgütü kurma veya yönetme, üyelik, bilerek ve isteyerek yardım, propaganda, örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlar ve terörün finansmanına ilişkin suçlar" ile ilgili soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ertelenecek. Ancak kanun teklifinin Meclis'e sunulmasının ardından İyi Parti teklifin terörle mücadele yasalarına ve Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iade edilmesini isterken kimi hukukçular da teklifin bir 'genel af' teklifi olduğu, bu nedenle Meclis'ten 360 oyla geçmemesi durumunda Anayasa'ya aykırılık oluşturabileceği uyarısında bulundu. Teklifin şartlı bir özel af mahiyetinde hazırlandığına ancak sonuçları itibarıyla genel af olduğu yönündeki değerlendirmelerini paylaşan hukukçular, teklifin bu haliyle kanunlaşması halinde "uygulamada içinden çıkılamaz bir kaos ortamı" yaratabileceği uyarısında bulundu.

ABONE OL

İyi Parti, dün 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi' adlı çerçeve yasa teklifinin iade edilmesini istedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na gönderilen dilekçede teklifin; 'Anayasa, TBMM İçtüzüğü, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunlarına usul ve şekil bakımından aykırılıkları' gerekçesiyle teklif sahiplerine iadesi istenerek, "Terör örgütü yöneticileri ve teröristler lehine imtiyazlı hükümler öngören böyle bir kanun teklifinin hazırlanması, imzalanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulması; Anayasa'nın genel esasları bakımından Anayasa’ya aykırıdır" denildi.

TIKLAYIN | İyi Parti, çerçeve yasanın iadesini istedi: Anayasa'ya aykırıdır!

Prof. Dr. Şirin: Bu, sonuçları itibarıyla bir 'af teklifi'; 360 oyla kabul edilmezse Anayasa'ya aykırı

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yasa teklifinin sonuçları itibarıyla yani maddî anlamda bir "af teklifi" olduğunu düşündüğüne dikkat çekerek "Bu Kanun teklifi, 360 milletvekilinin oyuyla kabul edilmez ise Anayasa'ya aykırıdır," ifadelerini kullandı. 

Şirin ayrıca teklifte "hukuki belirlilik", "yasama yetkisinin devredilemezliği", "yargı organlarına telkin ve tavsiye verme yasağı", "mülkiyet hakkı", "masumiyet karinesi" ve "eşitlik" ilkeleri yönündende de ciddi sorunlar bulunduğunu savundu. 

Şirin'in X paylaşımı

TCK'yı hazırlayan isim "Sayın Cumhurbaşkanına mektup" başlığıyla paylaştı

Türk Ceza Kanunu'nu hazırlayan iki isimden biri olan Prof. Dr. İzzet Özgenç de X hesabından uzun bir teknik değerlendirmeyi "Sayın Cumhurbaşkanına mektup" başlığıyla paylaştı. 

"Teklifin hükümlülerle ilgili düzenlemeleri (m. 6), bir koşullu özel af mahiyeti taşımaktadır," diyen Özgenç, özel affın genel affa dönüşebilme ihtimâlinden şu değerlendirmeyle bahsetti: 

"Bu düzenlemelere göre, mahkumiyet hükümleri hukuki varlığını devam ettireceği için, kapsama giren hükümlüler mahkum oldukları cezaya bağlı olarak denetim süresi zarfından örneğin seçilme veya atama yoluyla herhangi bir kamu görevi üstlenemeyeceklerdir.

Ancak, Teklifle oluşturulması düşünülen Kurulun talebi üzerine 'infaz hakimi' (?), PKK mensubu hükümlülerin denetim süresi dolmadan seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebilmelerine karar verebilecektir. Bu suretle özel af uygulaması, kapsama giren bazı hükümlüler bakımından denetim süresi henüz dolmadan genel affa dönüşebilecektir."

Teklifte Abdullah Öcalan'la ilgili oluşturulan istisnanın hukuk tekniği bakımından çelişkili olduğunu vurgulayan Özgenç, şunları yazdı: 

"Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu 1 Haziran 2005 tarihinden günümüze kadar işleyenler Teklif hükümlerinden yararlanabilecek iken, aynı suçu bu tarihten önce işleyenlerin yararlandırılmaması, kanun tekniği bakımından sorunludur."

Kandil ve 'kasten öldürme' suçu

"Söz konusu Teklif düzenlemelerine göre; 'Kandil'den terör örgütünün faaliyetlerini uzun zamandan beri yönetmeye devam eden kişiler, haklarında soruşturma açılmadan ve herhangi bir hak kısıtlamasına tabi tutulmadan serbest bırakılabilecek, seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebileceklerdir," diyen Özgenç, "Kasten öldürme suçu Teklif kapsamı dışında tutulmuş olmakla birlikte; Teklif hükümlerine göre, kamu görevlisi - sivil, Türk – Kürt, yaşlı – çocuk ayrımı yapmaksızın savunmasız binlerce insanın katledildiği süreçte örgütü yöneten kişiler, haklarında hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan serbest bırakılabileceklerdir," değerlendirmesini paylaştı. 

"Örgüt yönetimine soruşturma açılmış değil" uyarısı

Özgenç'in paylaşımının devamı şöyle: 

"Dikkat edilmelidir ki, örgütün yönetimini deruhte eden kişilerin tamamıyla ilgili olarak Türkiye’de henüz soruşturma açılmış değildir.

Teklife göre, terör suçlarından dolayı soruşturma ve kovuşturma işlemine henüz maruz bırakılmamış olan örgüt mensupları hakkında hangi suç sebebiyle olursa olsun soruşturma yapılması, Teklifle oluşturulması amaçlanan idari organın (Kurul’un) iznine tabi tutulmaktadır (m. 3, f. 3).

Örgüt yöneticilerinin, haklarında soruşturma başlatılmış olsa bile, kasten öldürme suçlarının işlenişine herhangi bir şekilde iştirak edip etmedikleri araştırılmadan, bu soruşturmalar Cumhuriyet savcısının kararıyla ertelenebilecektir (m. 3, f. 1). Bu karara karşı itirazı, sulh ceza hakimi inceleyip karara bağlayacaktır (m. 3, f. 2).

Kişilerin ağır surette yaralanmaları ve ömür boyu sakat kalmaları sonucunu doğuran saldırıları gerçekleştiren örgüt mensupları, haklarında soruşturma işlemi yapılmadan tamamen serbest bırakılacaklardır.

"Denetim sürecinde kamu görevi üstlenebilecekler"

Haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılanlarla ilgili olarak verilen erteleme kararı üzerine başlatılan denetim sürecinde bu örgüt mensupları, hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmadan seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebileceklerdir.

Teklifte, haklarında soruşturma veya kovuşturma yapılan kişilerin tabi tutulacakları denetim süresi zarfında “soruşturma ve kovuşturma nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması”na yönelik olarak bir hükme yer verilmiştir (m. 7, f. 4, bent a). Bu hükmün hukuk sistemimiz ile bağdaşır ve uygulanabilir hiçbir yönü bulunmamaktadır.

"Bu haliyle genel af düzenlemesi mahiyeti taşıyor"

Bu yönleri itibarıyla, söz konusu Kanun teklifi, başta örgüt yöneticileriolmak üzere, haklarında soruşturma ve kovuşturma süreçleri devam eden, henüz kesinleşmemiş mahkumiyet hükümleri verilmiş olan örgüt mensupları bakımından bir şartlı genel af düzenlemesi mahiyeti taşımaktadır.

Söz konusu Kanun Teklifinde PKK’nin kontrolü altındaki malvarlığı değerlerinin akıbetinin ne olacağına dair hiçbir hükme yer verilmemiş olması, dikkat çekicidir. Teklifte, daha önce işlenmiş bir suçun soruşturması sürecinde el konulmuş olan malvarlığı değerlerinin müsadere edileceğine dair hükme yer verilmiş olması (m. 3, f. 1), bu eksikliği ve sorunu gidermemektedir.

Kanun teklifinin kaleme alınmasında hukuki terimler özensiz bir şekilde kullanılmıştır. Bu nedenle, Teklifin kanunlaşması halinde hükümlerinin anlaşılması bağlamında uygulamada önemli sorunlar ortaya çıkacaktır.

Teklifin teknik bakımdan sorunlu diğer düzenlemeleri ile ilgili olarak görüş açıklanmasını bu aşamada zait addetmekteyim.

Teklif, bu yönleri itibarıyla yasama sürecinde düzeltilebilir bir mahiyet taşımamaktadır.

Teklif bekletilerek, özellikle Kürt sorununun çözümüne ve buna bağlı olarak terör örgütünün fiili varlığına son verilmesine, örgüt mensuplarının topluma kazandırılabilmelerine yönelik olarak, uygun görülecek akademik kadronun da katkısı sağlanarak, Hukuk Devleti ilkeleri çerçevesinde yeniden bir çalışma başlatılmasını önermekteyim.

Aksi takdirde, söz konusu Teklif bu haliyle kanunlaştığı takdirde, uygulamada içinden çıkılamaz bir kaos ortamına sürüklenmiş olacağız!"


İktidar, teklifin 'af' özelliğiyle ilgili neler demişti?

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, konuyla ilgili olarak 1 Ağustos'ta yaptığı açıklamada "Yasa kritik bir eşik tanımlayacaktır yani örgütün silahlarını bıraktığı ve münfesih hale geldiğinin tespit ve teyidi için bir mekanizma bu yasanın içerisinde olmalıdır. Bu asla bir genel af ya da şahsa ait bir af niteliğinde olmamalıdır. Bu geçici ve müstakil bir yasa olacaktır. Temel çerçevede anlayış birliği olduğu görülüyor. Ümit ederiz ki Meclis tatile girmeden yasalaşmış olur," demişti. 

Adalet Bakanı Akın Gürlek de 24 Temmuz'da TRT'de yaptığı açıklamalarda teklifin bir genel af mahiyeti taşımadığını vurgulayarak şöyle konuşmuştu: 

"Burada genel af düzenlemesi yok. Şahsa özel gibi bir düzenleme yok. Bunlar Meclis’in takdiri. Yani genel affa ilişkin şu an bir düzenleme, bir çalışma yok. Ama Meclis biliyorsunuz ne zaman kanun düzenlenirse gündeme gelebilir. Ama şu anki bu pakette sadece PKK mensuplarına ilişkin bir düzenleme var."

Çerçeve yasada ne öngörülüyor?

12 maddelik süreç düzenlemesinin yürürlüğe girmesi için Milli Güvenlik Kurulu'nca (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı her türlü oluşumun kendini feshettiğini ve silahların tamamen bırakıldığını tespit ve teyit etmesi şartı aranacak. Bu şartın gerçekleşmesi halinde, "örgütü kurma veya yönetme, üyelik, bilerek ve isteyerek yardım, propaganda, örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlar ve terörün finansmanına ilişkin suçlar" ile ilgili soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ertelenecek. Buna göre, bu suçlar kapsamında zamanaşımı süreleri olmaksızın 15 yılın altındaki suçlarda 5 yıl, 15 yılın üzerindeki suçlarda ise 10 yıl ceza ertelemesi öngörülüyor. Bu sürelerin sonunda gerekli şartların yerine getirilmesi hâlinde de cezanın düşmesi öngörülüyor.

Ancak düzenlemeyle, "örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu" ile 2005 yılında yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu (TCK) nedeniyle 1 Haziran 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet yükümlülüğü doğuran suçlar yasa kapsamı dışında tutulacak. Böylece, feshedilme kararı alan PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yasadan yararlanmasının önü kesilecek.

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU'NUN DOSYASI - 25 soruda 'çerçeve yasa' teklifi; kimleri ve hangi suçları kapsıyor, hangi suçlar affedilecek, cezalar nasıl ertelenecek, ne zaman yürürlüğe girecek?

Bahçeli'den çerçeve yasa Meclis'e sunulmadan önce kritik mesaj: Öcalan umut hakkına, Demirtaş evine, Ahmetler görevine kavuşmalıdır; bu bir devlet projesidir


İyi Parti'nin iade talepli dilekçesinin tam metni

İyi Parti'nin TBMM Başkanlığı'na gönderdiği dilekçede İyi Parti Grup Başkanvekilleri Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ve Antalya Milletvekili Uğur Poyraz'ın imzaları yer aldı.

Dilekçenin tamamı şöyle:

"TBMM Başkanlığına sunulan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin tarafımızca yapılan ön inceleme neticesinde Anayasa'nın yasama sürecine ilişkin usul ve şekil kurallarına açık aykırılıklar taşıdığı değerlendirilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Anayasa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü uyarınca kanun tekliflerinin yasama sürecine usulüne uygun şekilde dahil edilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda, Başkanlığın yalnızca teklifleri ilgili komisyonlara havale eden idari bir makam olmadığı; Anayasa'ya ve İçtüzüğe açık aykırılık teşkil eden tekliflerin yasama sürecine dahil edilmesini önleme sorumluluğuna da haiz olduğu kuşkusuzdur.

Teklifin yasama sürecinin devam ettirilmesinin hukuk devleti, Anayasa'nın üstünlüğü ve yasama faaliyetlerinin hukuka uygun yürütülmesi ilkeleri bakımından sakınca doğuracağı değerlendirilmektedir. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletimizin ortak iradesini temsil eden, Cumhuriyetimizin temel niteliklerini ve millî egemenliği korumakla görevli anayasal bir organdır. Gazi Meclis; aziz milletimize, şanlı tarihimize, kahraman ecdadımıza ve devletimizin kurucu değerlerine yönelik her türlü alçak teşebbüse girişmiş olan hain bir terör yapılanmasının, yasama faaliyeti adı altında meşrulaştırılacağı bir zemin değildir, olmamalıdır.

Uygulamada ve doktrinde kabul edildiği üzere, örgütlü suç yapılanmalarında siyasi ve ideolojik amaçların ön planda olması hâlinde “terör örgütü”; maddi çıkar elde etme amacının ön planda olması hâlinde ise “çete” veya “mafya tipi örgüt” nitelendirmesi yapılmaktadır. Bu çerçevede, Meclis teamüllerine aykırı biçimde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmaları sonucunda bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”; PKK/KCK terör örgütünün yöneticileri ile teröristlere, terör örgütü kurma ve yönetme, infaz emri verme, terör örgütüne üye olma ve örgütün amaçları doğrultusunda işlenen diğer suçlar bakımından yürürlükteki Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu hükümlerinden farklı, özel ve ayrıcalıklı düzenlemeler getirmektedir. Bir terör örgütünün silah bırakmasının beklendiği yönündeki iddia, o örgütün siyasi ve ideolojik hedeflerine ulaşmasının bir sonucudur.

Nitekim söz konusu terör örgütü Türk Ceza Kanunu’nun 312’nci maddesinde düzenlenen “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçunu işlemiş ve 12 Mayıs 2025 tarihli sözde fesih bildirisinde Büyük Türk milletini soykırım ve asimilasyonla itham etmiştir. Bu nedenle terör örgütü yöneticileri ve teröristler lehine imtiyazlı hükümler öngören böyle bir kanun teklifinin hazırlanması, imzalanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulması; Anayasa'nın 2'nci maddesinde düzenlenen Cumhuriyetin nitelikleri, 3'üncü maddesindeki Devletin bütünlüğü, 5'inci maddesindeki Devletin temel amaç ve görevleri, 6'ncı maddesindeki Egemenlik, 7'nci maddesindeki Yasama yetkisi, 9'uncu maddesindeki Yargı yetkisi, 10'uncu maddesindeki Kanun önünde eşitlik, 11'inci maddesindeki Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ile 14'üncü maddesindeki Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmaması hükümleri olmak üzere, Anayasa'nın genel esasları bakımından Anayasa’ya aykırıdır.

TBMM Başkanlığının, Anayasa'nın kendisine yüklediği sorumluluk çerçevesinde hareket ederek, teklifi işleme almaksızın teklif sahibine iade etmesi hukukun ve anayasal düzenin gereğidir.

Bu itibarla Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama faaliyetlerini hukuka uygun yürütme yükümlülüğü çerçevesinde Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin Anayasa, TBMM İçtüzüğü, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun bakımından taşıdığı usul ve şekil aykırılıkları nedeniyle işleme alınmayarak teklif sahiplerine iadesine karar verilmesini saygılarımızla arz ederiz."

İlgili İçerikler