"İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

"İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği anne ile kızı ölü bulundu

T24 Haber Merkezi

Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından istismar edilen Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler'in cesetleri, dün gece İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde bulundu. Bakanlıktan yapılan açıklamada aynı gün Hifa İkra için acil koruma kararı çıkarıldığı, adreste kimse bulunamadığı ve ardından anne ve kızın hayatını kaybettiği haberinin alındığı iddia edildi. Anne Çelik, bir süredir istismar failinin hak ettiği cezayı alması için adalet nöbeti tutuyordu. 

ABONE OL

Dün gece İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde bir anne ve kızının cesetleri bulundu. Balık tutmak için sahile gelenler denizde hareketsiz duran bir kişiyi fark ederek polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. Ölenlerin Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından istismar edilen Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler olduğu belirlendi. 

"Biz ileri gittiğimizde önce anne atlamıştı, sonrasında ufak kız kendini atmıştı"

Anne ve kızın denize atlayarak yaşamlarına son verdiğini iddia eden Abdülaziz Alevlidağ isimli yurttaş, "Biz bir saat önce buradan geçerken anneyle kızı vardı, suyun kenarında oturuyorlardı. Biz ileri gittiğimizde önce anne atlamıştı, sonrasında ufak kız kendini atmıştı. Buraya iki kadın iki de kız gelmişti balık yakalamaya, sonra cesedi gördüler. Cesetleri görünce polislere haber verdiler. Kızı çıkardılar, anneyi de yarım saat önce çıkardılar’’ dedi.

Kendi kızını istismar etmekle suçlanan Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler'in kuvvetli delillere rağmen tutuklanmaması üzerine adalet nöbetine başlayan ve kendisi de çocuk yaştayken istismar edilen anne Fatma Nur Çelik ve kızının hayatını kaybettiği bilgisi, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği tarafından verildi.

Dernekten yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"İstismara karşı yürüttükleri mücadelede davasını üstlendiğimiz müvekkillerimiz anne Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler'in ölüm haberini bugün derin bir üzüntüyle almış bulunuyoruz

Müvekkillerimiz gericilerin kuşatmasına ve kendilerine yaşatılan bu ağır acıya daha fazla dayanamadılar. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak söz veriyoruz, kaybettiğimiz her bir canın hesabını sonuna kadar soracağız."

Bakanlıktan açıklama: Dün acil koruma kararı çıkarıldı, adreste kimse bulunamadı; ölüm haberleri geldi

Ölümlere ilişkin olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, kız çocuğu Hifa İkra Şengüler'e sağlık ve danışmanlık tedbiri uygulandığı, Şengüler'in tedavi sürecinde "annesinin reddedici tutumu nedeniyle" yönlendirmelere olumlu yanıt alınamadığı öne sürüldü.

13 Şubat'ta Hifa İkra Şengüler'in özel bir hastaneye yatırıldığı bilgisinin alınması üzerine tedavi sürecinin takip edildiği belirtilen açıklamada, çocuğun yatılı psikiyatrik tedavi ve sevkinin anne tarafından reddedildiği iddia edildi.

Önceki gün ise çocuğun sağlığının risk altında olması nedeniyle Hifa İkra Şengüler hakkında acil koruma kararı çıkarıldığı fakat anne ve çocuğun adresinde kimse bulunamadığı, ardından da ölüm haberlerinin geldiği öne sürüldü.

 

Soruşturma başlatıldı

Olayla ilgili soruşturma başlatılırken anne ve kızın cenazeleri incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.

TIKLAYIN - Sahilde cesetleri bulunmuştu: Bakanlık “anne ile çocuğu ayırma çabası şeklindeki haberler gerçek dışı" dedi, yayın yasağı getirildi

Ne olmuştu?

Anne Çelik yıllar önce çocuk yaşta Ayhan Şengüler tarafından istismar edilmişti. Çelik, daha sonra Ayhan Ş. ile evlendirilmişti. Evliliğin ardından doğan Hifa İkra Şengüler'in de Ayhan Şengüler tarafından 3 yaşından itibaren cinsel istismara maruz bırakıldığı öne sürülmüştü. Açılan dava devam ederken Ayhan Şengüler'in tutuksuz yargılanması üzerine Anne Çelik, adalet nöbetine başlamıştı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise aileye danışmanlık hizmeti ve ekonomik destek sağlandığını öne sürse de Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, “Anne, yaşanan ihmallerden söz etmeye çalıştığı her durumda ilgili kurumlar tarafından örtük biçimde çocuğunun elinden alınacağı tehdidiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Bugün ‘destek’ adı altında yapılan ziyaretler bu gerçeği ortadan kaldırmamaktadır” sözleriyle tepki göstermişti.

Adalet nöbetine başlamıştı

Bir süredir İstanbul Kartal’daki Anadolu Adliyesi önündeki adalet nöbeti tutan ve kamuoyundan destek isteyen Çelik, "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti. 

Çelik, şunları söylemişti:

“Bu suçu işleyen kişinin farklı suçlardan da sabıkası var. Defalarca soruşturulmasına rağmen serbest bırakıldı. Bana ‘Bizim hâkim, avukat kardeşlerimiz var, hiçbir şey olmaz’ dediler. Elimde ses kayıtları var. Sesimi duyurmaya çalıştığımda programlar kaldırıldı, görüntülerim mahkeme kararıyla sildirildi. Susturulmak için para teklif edildi.

Annem, babam yok. Hayatta kimsem yok. Tek başıma mücadele ediyorum. Bu faili kim koruyor? Neden hâlâ dışarıda? Ben adaletin öldükten sonra sağlanmasını istemiyorum. 

Bu aşamada benim intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse bunun intihar gibi gösterilmesine izin verilmemesini istiyorum. Bu kadar doktor raporu varken, bu kadar mücadele ederken neden evladımın elimden alınmasıyla tehdit ediliyorum? Yanımda olması gerekenler neden karşımda duruyor? Fakir ve kimsesiz olduğumuz için bizi kurban etmek daha mı kolay?”

CHP'li Nazlıaka, nöbetteki anneyi ziyaret etmişti

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Gölge Bakanı Aylin Nazlıaka, İstanbul Anadolu Adliyesi önünde 21 gündür adalet nöbeti tutan anneyi 3 Şubat'ta ziyaret etmişti. 

 

Nazlıaka, şunları söylemişti:

“Bu anne 13 Ocak’tan beri soğukta, yağmur altında nöbet tutuyor. Hayatı boyunca ağır hak ihlallerine maruz kalmış bir kadın, şimdi de üç yaşından itibaren istismara uğrayan evladının hakları için burada. Buradan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’na sesleniyorum: Kamuoyunda sürecin etkin biçimde yürütüldüğü algısı yaratılıyor, ancak gerçek bu değil. Mücadele, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği tarafından yürütülmüştür. Bakanlık gerçekten sürece dahil olsaydı, çocuk hukuka aykırı biçimde defalarca yargılama sürecine sokulmaz, anne adliye önünde nöbet tutmak zorunda kalmazdı.

Bir anne korunamıyor, bir çocuk korunamıyor ama Sayın Bakan algı operasyonu peşinde. Lütfen kendi sorumluluğunuzu yerine getirin ve bu annenin sesini duyun. Geç gelen adalet, adalet değildir. Bir kadın ‘öldürülürsem intihar süsü verirler’ diyorsa, daha ne yapılması gerekiyor?”

TIKLAYIN - Kızını istismar ettiği iddia edilen Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi, delillere rağmen tutuklanmadı; annenin "adalet nöbeti" sürüyor

 


Ayla Turan, retrospektif sergisini gezdiriyor: Bu mutlu çocuk heykellerine 1 dakika bak, hüznü göreceksin!



İlgili İçerikler