İyi Parti, çerçeve yasanın iadesini istedi: Anayasa'ya aykırıdır!

İyi Parti, çerçeve yasanın iadesini istedi: Anayasa'ya aykırıdır!

iyi parti

T24 Haber Merkezi

İyi Parti, çözüm süreci kapsamında Meclis'e sunulan 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi' adlı çerçeve yasa teklifinin iade edilmesini istedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na gönderilen dilekçede teklifin; 'Anayasa, TBMM İçtüzüğü, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunlarına usul ve şekil bakımından aykırılıkları' gerekçesiyle teklif sahiplerine iadesi istenerek, "Terör örgütü yöneticileri ve teröristler lehine imtiyazlı hükümler öngören böyle bir kanun teklifinin hazırlanması, imzalanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulması; Anayasa'nın genel esasları bakımından Anayasa’ya aykırıdır" denildi.

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler'in MHP'li Feti Yıldız ile beraber düzenlediği basın toplantısında "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM'ye sunulduğu açıklandı. 360'a yakın imzayla sunulan teklifin sonrasında da örgütün tüm unsurlarıyla feshinin şart olduğu ve ihtiyaç duyulması halinde teknik çalışmalar yapacak komisyonlar da oluşturulabileceği belirtildi. 

ABONE OL

İyi Parti'nin TBMM Başkanlığı'na gönderdiği dilekçede İyi Parti Grup Başkanvekilleri Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ve Antalya Milletvekili Uğur Poyraz'ın imzaları yer aldı.

Dilekçenin tamamı şöyle:

TBMM Başkanlığına sunulan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin tarafımızca yapılan ön inceleme neticesinde Anayasa'nın yasama sürecine ilişkin usul ve şekil kurallarına açık aykırılıklar taşıdığı değerlendirilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Anayasa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü uyarınca kanun tekliflerinin yasama sürecine usulüne uygun şekilde dahil edilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda, Başkanlığın yalnızca teklifleri ilgili komisyonlara havale eden idari bir makam olmadığı; Anayasa'ya ve İçtüzüğe açık aykırılık teşkil eden tekliflerin yasama sürecine dahil edilmesini önleme sorumluluğuna da haiz olduğu kuşkusuzdur.

Teklifin yasama sürecinin devam ettirilmesinin hukuk devleti, Anayasa'nın üstünlüğü ve yasama faaliyetlerinin hukuka uygun yürütülmesi ilkeleri bakımından sakınca doğuracağı değerlendirilmektedir. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletimizin ortak iradesini temsil eden, Cumhuriyetimizin temel niteliklerini ve millî egemenliği korumakla görevli anayasal bir organdır. Gazi Meclis; aziz milletimize, şanlı tarihimize, kahraman ecdadımıza ve devletimizin kurucu değerlerine yönelik her türlü alçak teşebbüse girişmiş olan hain bir terör yapılanmasının, yasama faaliyeti adı altında meşrulaştırılacağı bir zemin değildir, olmamalıdır.

Uygulamada ve doktrinde kabul edildiği üzere, örgütlü suç yapılanmalarında siyasi ve ideolojik amaçların ön planda olması hâlinde “terör örgütü”; maddi çıkar elde etme amacının ön planda olması hâlinde ise “çete” veya “mafya tipi örgüt” nitelendirmesi yapılmaktadır. Bu çerçevede, Meclis teamüllerine aykırı biçimde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmaları sonucunda bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”; PKK/KCK terör örgütünün yöneticileri ile teröristlere, terör örgütü kurma ve yönetme, infaz emri verme, terör örgütüne üye olma ve örgütün amaçları doğrultusunda işlenen diğer suçlar bakımından yürürlükteki Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu hükümlerinden farklı, özel ve ayrıcalıklı düzenlemeler getirmektedir. Bir terör örgütünün silah bırakmasının beklendiği yönündeki iddia, o örgütün siyasi ve ideolojik hedeflerine ulaşmasının bir sonucudur.

Nitekim söz konusu terör örgütü Türk Ceza Kanunu’nun 312’nci maddesinde düzenlenen “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçunu işlemiş ve 12 Mayıs 2025 tarihli sözde fesih bildirisinde Büyük Türk milletini soykırım ve asimilasyonla itham etmiştir. Bu nedenle terör örgütü yöneticileri ve teröristler lehine imtiyazlı hükümler öngören böyle bir kanun teklifinin hazırlanması, imzalanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulması; Anayasa'nın 2'nci maddesinde düzenlenen Cumhuriyetin nitelikleri, 3'üncü maddesindeki Devletin bütünlüğü, 5'inci maddesindeki Devletin temel amaç ve görevleri, 6'ncı maddesindeki Egemenlik, 7'nci maddesindeki Yasama yetkisi, 9'uncu maddesindeki Yargı yetkisi, 10'uncu maddesindeki Kanun önünde eşitlik, 11'inci maddesindeki Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ile 14'üncü maddesindeki Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmaması hükümleri olmak üzere, Anayasa'nın genel esasları bakımından Anayasa’ya aykırıdır.

TBMM Başkanlığının, Anayasa'nın kendisine yüklediği sorumluluk çerçevesinde hareket ederek, teklifi işleme almaksızın teklif sahibine iade etmesi hukukun ve anayasal düzenin gereğidir.

Bu itibarla Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama faaliyetlerini hukuka uygun yürütme yükümlülüğü çerçevesinde Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin Anayasa, TBMM İçtüzüğü, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun bakımından taşıdığı usul ve şekil aykırılıkları nedeniyle işleme alınmayarak teklif sahiplerine iadesine karar verilmesini saygılarımızla arz ederiz. 

İlgili İçerikler