Kadın hareketi, siyaset, akademi, kültür-sanat, gazetecilik ve hak mücadelesinden 80 kadın “Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz” çağrısıyla İstanbul’da bir araya geldi. Kadınlar, 31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek konferansta barış, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve ortak mücadele zeminlerini tartışacak. Toplantıda konuşan Filiz Kerestecioğlu, "Neden olmasın? Neden bizler ayrı düşünsek de konuşamayalım? Neden bir arada nezaketle yaşamayalım? Neden kimliklerimiz yaşam hakkımıza tehdit olsun?" diye konuştu.
Kadın hareketi, siyaset, akademi, kültür-sanat, gazetecilik ve hak mücadelesinden 80 kadın, barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlük başlıklarında ortak mücadele zeminini büyütmek amacıyla "Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz" çağrısıyla İstanbul'da bir araya geldi.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Toplantının açılış konuşmasını yapan Filiz Kerestecioğlu, farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden kadınların yan yana gelişinin yeni bir siyasi parti oluşturma amacı taşımadığını vurguladı.
Kerestecioğlu, "Biz büyük büyük sözlerle, iddialarla yan yana gelmedik. Parti falan kuracak da değiliz, merak etmeyin. Sadece birbirimizin elini tutmak istiyoruz" dedi.
Kadınların birbirlerinden farklı düşünce ve tutumlara sahip olabileceğini belirten Kerestecioğlu, "Ancak bunu bir engel değil, aksine geliştirici bir durum olarak görüyoruz. Birçoğumuz diğerini belki yeni tanıyacak, sevecek ya da sevmeyecek. Önemli olan ortak amacımız" ifadelerini kullandı.

"Artık yeter demek istiyoruz"
Kerestecioğlu, kadınların farklı alanlarda yıllardır sürdürdüğü mücadeleleri ortak bir zeminde buluşturmak istediklerini belirterek; erkek şiddeti, emek gasbı, yoksulluk, özgürlüklerin daraltılması ve doğanın yok sayılmasına dikkat çekti.
"Yıllardır kendi alanlarımızda mücadele ettiğimiz gibi şimdi de artık yeter demek istiyoruz" diyen Kerestecioğlu, kadınların neden bir araya geldiğini ise "Barışı da, özgürlükleri de, geleceği de karşılıklı oturup konuşabileceğimize inanıyoruz" sözleriyle anlattı.
"Neden bizler ayrı düşünsek de konuşamayalım?"
Toplantının 21 Eylül'de gerçekleştirilmesinin de bilinçli bir tercih olduğunu belirten Kerestecioğlu, Birleşmiş Milletler merkezinde Barış Çanı'nın çalınmasına değindi.
Kerestecioğlu, farklı kimlik ve düşüncelere sahip insanların bir arada yaşayabilmesine ilişkin, "Neden olmasın? Neden bizler ayrı düşünsek de konuşamayalım? Neden bir arada nezaketle yaşamayalım? Neden kimliklerimiz yaşam hakkımıza tehdit olsun?" diye sordu.
Kadınların geçmiş mücadelelerden kopuk yeni bir yapı iddiasında olmadığını da vurgulayan Kerestecioğlu, "Yeni değiliz ama geçmişimizden bu yana var olan hiçbir kadının ve mücadelenin emeğini de görmemeye niyetimiz de, iddiamız da yok" dedi. Kerestecioğlu, "Bugünün susturucu, tekleştirici, kutuplaştırıcı, kurak düzeninde çıkış arayan her kadının elini tutmak istiyoruz. Bu kuraklığa mahkum değiliz. Buradan çıkışın yollarını birlikte bulalım istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara'da konferans düzenlenecek
Ardından 31 Ekim-1 Kasım'da Ankara'da tüm kadınların katılımına açık bir konferans düzenleneceğini duyuran Kerestecioğlu, ortak çağrı metninin okunması için sözü Zeynep Duygu Ağbayır'a bıraktı. Metnin Kürtçe'sini ise Rojda Bedia Akkaya okudu.

"Kürt sorununun kalıcı barışla nihayete erdirilmesi varoluşsal bir mesele"
Toplantıda okunan ortak metinde kadınların yan yana gelişinin temelini oluşturan değerler adalet, barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlük olarak sıralandı.
"Adalet olmadan barış olmaz, barış olmadan demokrasi olmaz, demokrasi olmadan eşitlik olmaz, eşitlik olmadan özgürlük olmaz" denilen açıklamada, Kürt sorununun müzakere ve demokratik siyaset yoluyla çözümüne yönelik girişimlere de değinildi.
Açıklamada, "On yıllardır süren çatışmalı sürecin sona erdirilmesine yönelik adımların atıldığı bu dönemde, Kürt sorununun kalıcı barış ile nihayete erdirilmesi toplumumuz açısından varoluşsal bir meseledir" denildi.
Kadınların bu süreçte nasıl yer alacağının birlikte tartışılması gerektiği belirtilen metinde, ortak yaşamın tasarlanmasına herkesin eşit katılımının ancak ortak mücadeleyle mümkün olabileceği ifade edildi.
Kadınların sürece ilişkin hedefi ise "Yeni durumu nasıl değerlendireceğimizi, kendi yaşam pratiğimizden sürece nasıl dahil olacağımızı ve ortak geleceğimizi nasıl inşa edeceğimizi konuşmak istiyoruz" sözleriyle aktarıldı.
LGBTİ+'lardan kadın kazanımlarına: Biçimsel eşitlik kazanımları dahi tahrip ediliyor
Ortak açıklamada barış ve demokrasi tartışmasının yanı sıra erkek şiddeti, kadınların kazanımları, yoksulluk, emek sömürüsü, LGBTİ+'ların karşı karşıya kaldığı ayrımcılık, farklı kimliklerin hakları, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, laiklik ve ekolojik yaşam da ortak mücadele başlıkları arasında sıralandı.
Türkiye'nin siyasal, toplumsal, kültürel, ekonomik ve ekolojik sorunlarının yeni olmadığı ancak son yıllarda derinleştiği savunulan açıklamada; kadınları "kutsal aile" içine yerleştiren, erkek egemenliğini pekiştiren ve farklı kimlikleri dışlayan politikalara karşı çıkıldı.
Metinde, "Özellikle de LGBTİ+'ları düşmanlaştıran ve var oluşlarını kriminalize eden, hayvanlara ve tüm canlılara kasteden toplumsal ilişkiler, hukuki ve fiili düzenlemelerle zorla dayatılıyor" ifadelerine yer verildi.
Kadın ve feminist hareketlerin geçmiş mücadelelerle elde ettiği kazanımlara da dikkat çekilen açıklamada, "Biçimsel eşitlik kazanımları dahi tahrip ediliyor" denildi; kadın hareketinin uzun mücadelelerle elde ettiği kazanımların kaybedilmek istendiği savunuldu.
"Kadınlar derin yoksullukla ve farklı şiddet biçimleriyle karşı karşıya"
Açıklamada ekonomik kriz ile kadın emeği ve ekolojik sorunlar da aynı mücadele zemini içerisinde değerlendirildi.
Hukukun üstünlüğünden yargı bağımsızlığına, kişi güvenliğinden laikliğe; doğanın ve ekolojik yaşamın savunulmasından yoksulluk, emek sömürüsü ve geçim sorunlarına kadar birçok alana işaret edilen açıklamada, kadınların derin yoksulluk ve farklı şiddet biçimleriyle karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Doğal yaşam alanlarının sermayenin kullanımına açıldığı savunularak, "Hava, su, toprak güvencesiz bırakılıyor" denildi.
Açıklamada bu tablo karşısında kadınların ortak mücadeleyi büyütmesi gerektiği belirtilerek, "Erkek egemen, otoriter ve baskıcı siyaset ve yönetim anlayışına karşı; özgürlükçü, eşitlikçi, ekolojik ve demokratik bir siyasete ve toplumsal çıkışa ihtiyacımız var" ifadeleri kullanıldı.

Ankara'da iki günlük konferans
Kadınlar, bu tartışmaları genişletmek amacıyla 31 Ekim-1 Kasım'da Ankara'da iki günlük bir konferans düzenlemeyi hedefliyor.
Tüm kadınların katılımına açık olması planlanan konferansın temel başlıklarından birini Kürt sorununun çözümü ile kalıcı barış ve demokrasinin inşasında kadınların rolü oluşturacak. Erkek-devlet şiddetine karşı toplumsal mücadele hattının nasıl kurulabileceği ile eşitlikçi ve özgür bir geleceğin hangi ortak mücadele zeminleri üzerinden inşa edilebileceği de konferansta tartışılacak.
Çağrıda 80 kadının imzası var
"Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz" çağrısında kadın hareketinden hak savunucularının yanı sıra siyasetçiler, akademisyenler, sanatçılar, gazeteciler ve yazarların da aralarında bulunduğu 80 kadının imzası yer aldı.
|
Çağrının imzacıları şöyle: Arzu Gamze Kılınç, Arzu Erdoğan, Arzu Yılmaz, Ayla Akat Ata, Ayşe Berktay, Ayşe Gül Altınay, Ayşegül Devecioğlu, Bermal Küçük, Berrin Sönmez, Besna Tosun, Beyza Üstün, Bircan Yorulmaz, Birsen Atakan, Büşra Ersanlı, Canan Kaftancıoğlu, Ceren Önder Kandemir, Ceren Salmanoğlu, Çağlar Demirel, Çilem Küçükkeleş, Dilan Aydın, Ekin Yeter, Eren Keskin, Esra Mungan, Eylem Aktaş, Fatma Bostan Ünsal, Fatma Gök, Ferda Fahrioğlu Akın, Feryal Öney, Filiz Kerestecioğlu, Füsun Demirel, Füsun Üstel, Gözde Şeker, Güldestan Yüce, Güley Bor, Gülseren Onanç, Gülsüm Elvan, Gülsüm Kav, Gültan Kışanak, Gülten Kaya, Hadiye Yolcu, Hatice Erbay, Hüda Kaya, Hüsne Gölbaşı, Işıl Ünal, İlkay Akkaya, Jülide Kural, Mücella Yapıcı, Nadire Mater, Nezahat Teke, Nimet Tanrıkulu, Nur Sürer, Nurhayat Altun, Onur Bütün, Oya Ersoy, Özgür Sevgi Göral, Perva İnal, Pervin Buldan, Pınar Aydınlar, Pınar Dinç, Rakel Dink, Raziye Öztürk, Rojda Bedia Akkaya, Rugeş Filiz, Rümeysa Çamdereli, Sebahat Tuncel, Selda Öztürk, Sema Kaygusuz, Sema Kılıçer, Sümeyye Kavuncu, Şebnem Korur Fincancı, Şebnem Oğuz, Tuğçe Tatari, Yakın Ertürk, Yasemin Özgün, Yıldız Önen, Zeliha Burcu Acar, Zeynep Altıok, Zeynep Duygu Ağbayır, Zeynep Ocak ve Zilan Leventoğlu |
"Sorunlarınızı cebinize koyup gelin"
Ortak açıklamanın sonunda kadın hareketinin geçmişten bugüne taşıdığı mücadele, dayanışma ve deneyime işaret edildi.
Kadın mücadelesinin bugüne kadar "olmaz denilen pek çok şeyi" yaptığı belirtilen metinde, bu birikimin hatırlanması, yeni bağların kurulması ve "kimseyi geride bırakmayan" ortak bir yaşamın birlikte savunulması çağrısı yapıldı.
Açıklama, "Sorunlarınızı cebinize koyup gelin, çözmeye doğru bir adım daha atalım. Bizim geleceğimize... Bunu birlikte yapmaya gücümüz ve isteğimiz var. Hep beraber, yan yana bu mücadeleyi birlikte örelim" sözleriyle tamamlandı.
Basın toplantısının sonunda el ele tutuşarak çağrılarını yinelediler.

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


