Musa Anter'in ailesinden Faili Meçhul Suçları Araştırma Başkanlığı’na 400 sayfalık başvuru: Zamanaşımı ve cezasızlık kaldırılsın, cinayet aydınlatılsın

Musa Anter'in ailesinden Faili Meçhul Suçları Araştırma Başkanlığı’na 400 sayfalık başvuru: Zamanaşımı ve cezasızlık kaldırılsın, cinayet aydınlatılsın

Dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın hazırladığı 1998 tarihli Susurluk Raporu'nda, Anter cinayetinin "Yeşil kod" adlı Mahmut Yıldırım tarafından planlanıp uygulandığına ilişkin ifadelere yer verilmişti

MUSA ANTER MANŞET
Kürt gazeteci-yazar Musa Anter (Apê Musa), 1992'de Diyarbakır'da uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü

Kürt gazeteci-yazar Musa Anter cinayeti davasının zamanaşımı gerekçesiyle 2022 yılında düşürülmesinden dört yıl sonra, dosyanın yeniden açılması için Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na başvuru yapıldı. Anter’in kızı Rahşan Yorozlu’nun avukatı Bişar Abdi Alinak’ın hazırlığı 400 sayfayı aşan başvuru dosyasında, 34 yıl önce işlenen cinayete ilişkin tüm belge, karar, beyan ve itiraflar bütün detaylarıyla aktarıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul cinayetlerle ilgili açıklamalarına da yer verilen dilekçede, Anter cinayetinin tüm yönleriyle aydınlatılması talep edildi. T24’e konuşan avukat Alinak, “Kürt halkının bilgesi ‘Apê Musa’ olarak anılan Musa Anter cinayetinin yeniden ele alınarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, yalnızca Anter'e yönelik adaletin sağlanması anlamına gelmeyecek; aynı zamanda katledilen Kürt aydınları, gazetecileri, siyasetçileri ve binlerce faili meçhul mağduru adına devletin adalet iradesini ortaya koyan bir adım olacaktır. Türkiye’de yeni bir çözüm sürecinin konuşulduğu bugünlerde, kalıcı bir toplumsal barışın ancak geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin aydınlatılması, faillerin hukuk önünde hesap vermesi ve cezasızlık pratiğinin sona erdirilmesiyle mümkün olacağı açıktır” dedi.

Musa Anter, 20 Eylül 1992'de Diyarbakır'da uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü, Anter'in yanında bulunan yeğeni Orhan Miroğlu saldırı sırasında yaralandı.  Uzun yıllar "faili meçhul" olarak kalan dosya, dönemin Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, eski JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın, Anter'in, kendisinin de içinde bulunduğu tim tarafından JİTEM için öldürüldüğüne ilişkin açıklamalarını “ihbar” kabul etmesinin ardından 2013 yılında davaya dönüştü. Özel Yetkili Mahkeme (ÖYM) kapatılınca önce Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınan dava, 2014 yılında bu kez Ankara’ya taşınarak JİTEM Ana Davası ile birleştirildi. Ancak Anter cinayeti davası, 30 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle 21 Eylül 2022'de düşürüldü.

ABONE OL

Uğur Mumcu davasının avukatları: Mossad iddialarının yeniden gündeme taşınması kaygıyı artırdı, Adalet Bakanı randevu talebimize yanıt vermedi

Bakan Gürlek, Uğur Mumcu'nun ailesiyle görüştü: Karanlıkta kalan bazı olaylar var, devlet isterse her olayı ortaya çıkarır

Kürt gazeteci-yazar Musa Anter, 1992'de Diyarbakır'da uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü

32 yıllık cinayet, 400 sayfayı aşan dosya ile tek tek anlatıldı

Musa Anter’in kızı Rahşan Yorozlu ise davanın düşürülmesinden 4 yıl sonra, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na başvurarak cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasını istedi. Yoruzlu’nun avukatı Bişar Abdi Alinak, ekleriyle birlikte 400 sayfayı aşan 81 sayfalık başvuru dilekçesinde, Anter’in 1992’de öldürülmesinden bu yana geçen 34 yıllık süre zarfında yaşananları tek tek anlattı.

Dilekçede, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı aracılığıyla toplum vicdanını derinden yaralayan faili meçhul dosyaların yeniden değerlendirileceği, Türkiye'nin faili meçhul haritasının oluşturulduğu ve Uğur Mumcu, Çetin Emeç ile Bahriye Üçok cinayetleri gibi dosyaların da yeniden ele alındığına” ilişkin açıklamana yer verildi.

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU YAZDI
Musa Anter cinayetinin 26 yılı: Failleri belli 'gayrı muayyen' dosya
Musa Anter, zaman ve yok sayılanlar

AİHM’in Türkiye’yi mahkûm ettiği karar da dosyaya eklendi

AİHM’in, Anter cinayetinin devlet görevlilerinin bilgisi dâhilinde işlendiğini ortaya koyan ciddi delillerin varlığı ve cinayetin devlet tarafından etkili bir biçimde araştırılmadığına hükmederek Türkiye’yi tazminata mahkûm ettiği 2006 tarihli kararı da dosyaya eklendi.

Başvuru dilekçesinde, Musa Anter cinayetine ilişkin soruşturma ve kovuşturma sürecinde eksik bırakılan araştırma ve incelemelerin tamamlanması, dosya kapsamındaki fiziksel delillerin güncel adli bilim ve kriminal inceleme yöntemleriyle yeniden değerlendirilmesi, maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması, cinayetin emir-komuta zinciri içerisindeki tüm faillerinin tespit edilerek haklarında gerekli adli işlemlerin yapılması amacıyla yeniden soruşturma yürütülmesi ve cinayetin bütün yönleriyle aydınlatılması talep edildi.

1992 tarihli cinayet dosyası, eski JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın, Anter'in JİTEM için öldürdüğüne ilişkin açıklamalarının ardından 2013'te davaya dönüştü

“90'larda faili meçhul cinayetlerin en ağır bilançosu Kürt illerinde yaşandı”

T24’e konuşan Anter Ailesi’nin avukatı Bişar Abdi Alinak, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Akın Gürlek’in açıklaması, kamuoyunun aklına doğal olarak 90’lı yıllarda işlenen, failleri toplum nezdinde bilinen ancak yargı önünde faili meçhul bırakılan siyasi cinayetleri getirmiştir. Zira Türkiye, 90’lı yıllar boyunca toplu mezarlar, yol kenarlarında bulunan cansız bedenler, zorla kaybetmeler ve faili meçhul cinayetlerle anılan bir ülke hâline gelmiştir. Öyle ki İHD raporlarına göre yalnızca 1990 ile 1999 yılları arasında 1.964 faili meçhul siyasi cinayet işlenmiştir. Bu nedenle kamuoyunda ortaya çıkan en temel soru, bu dosyalara ilişkin soruşturmaların yeniden başlatılıp başlatılmayacağı olmuştur. Çünkü cezasızlıkla gerçekten mücadele edilecekse öncelikle bu dosyaların yeniden ele alınması gerekmektedir.

90'lı yılların karanlığında işlenen faili meçhul cinayetlerin en ağır bilançosu özellikle OHAL Bölgesi olarak ilan edilen Kürt illerinde yaşanmış olmasına, bu dönemde öldürülen yüzlerce kişinin önemli bir bölümünü Kürt siyasetçiler, gazeteciler, yazarlar, aydınlar, insan hakları savunucuları ve sivil halk oluşturmasına rağmen, Bakanlığın açıklamalarında bu cinayetlere ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği gibi, kamuoyuna yansıyan somut bir adım da atılmamıştır.

Musa Anter'in oğlu Dicle Anter: Orhan Miroğlu, MİT'çi Mehmet Eymür'ün bizi tedirgin eden iddiasına cevap vermedi

Diyarbakır'daki dava, 2014 yılında Ankara’ya taşınarak JİTEM Ana Davası ile birleştirildi

“Yeni bir çözüm süreci konuşuluyor, cinayetin aydınlatılması toplumsal barış için önemli”

Türkiye’de yeni bir çözüm sürecinin konuşulduğu bugünlerde, kalıcı bir toplumsal barışın ancak geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin aydınlatılması, faillerin hukuk önünde hesap vermesi ve cezasızlık pratiğinin sona erdirilmesiyle mümkün olacağı açıktır. Geçmişle yüzleşmeden ve adalet sağlanmadan yürütülecek hiçbir sürecin toplum vicdanında gerçek anlamda bir barış tesis etmesi mümkün değildir. Bu kapsamda, Kürt halkının bilgesi ‘Ape Musa’ olarak anılan Musa Anter cinayetinin aydınlatılması, yalnızca tek bir dosyanın yeniden ele alınması değil; toplumsal barışın tesisi ve bu yöndeki iradenin samimiyetinin ortaya konulması açısından da özel bir önem taşımaktadır.

Musa Anter, Kürt halkının tarihinde, yüreğinde ve zihninde çok özel bir yere sahip olmasının yanı sıra, Türkiye’de Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürel haklarının barışçıl yollarla savunulmasının en önemli simgelerinden biri olmuş; adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin sembol isimleri arasında yer almıştır. Musa Anter dosyasının yeniden ele alınarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, yalnızca Musa Anter'e yönelik adaletin sağlanması anlamına gelmeyecek; aynı zamanda katledilen Kürt aydınları, gazetecileri, siyasetçileri ve binlerce faili meçhul mağduru adına devletin adalet iradesini ortaya koyan bir adım olacaktır.

Musa Anter cinayeti davası, 30 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle 21 Eylül 2022'de düşürüldü

“Devlet görevlileriyle bağlantılı insanlığa karşı suç ve ağır insan hakları ihlali iddiaları da incelenmeli”

Anayasa, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ve Birleşmiş Milletler uygulamaları birlikte değerlendirildiğinde, insanlığa karşı suçların ve ağır yaşam hakkı ihlallerinin zamanaşımına tabi tutulamayacağı açıktır. Devlet görevlileriyle bağlantılı ağır insan hakları ihlallerinde kanunilik ilkesi, cezasızlığa yol açacak şekilde dar yorumlanamaz. Bu nedenle Musa Anter dosyasında öncelikle fiillerin hukuki niteliğinin yeniden değerlendirilmesi, insanlığa karşı suç ve ağır insan hakları ihlali iddialarının incelenmesi, ardından maddi gerçek bütün yönleriyle ortaya çıkarılıncaya kadar soruşturma ve yargısal sürecin etkin biçimde sürdürülmesi gerekmektedir.

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kuruluş amacı ve kamuoyuna açıklanan irade doğrultusunda Musa Anter dosyasının bütün yönleriyle yeniden ele alınmasını; soruşturma ve yargılama sürecinde yerine getirilmeyen araştırmaların tamamlanmasını; kamu kurumlarının arşivlerinde bulunan tüm bilgi ve belgelerin eksiksiz biçimde temin edilmesini; bilimsel yöntemler doğrultusunda fiziksel deliller üzerinde yeni kriminal incelemeler yapılmasını talep ediyoruz.

Davanın düşürülmesinden 4 yıl sonra dosyanın yeniden açılması için Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na başvuru yapıldı

“Zamanaşımı ve cezasızlık perdesi kaldırılsın, dosya yeniden açılsın”

Musa Anter’in ailesinin ve onu tanıyan, seven, fikirlerini yaşatan milyonların otuz yılı aşkın süredir devam eden adalet talebi karşılıksız bırakılamaz. Gerçek bir toplumsal barışın yolu, geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerini görmezden gelmekten değil; bu ihlallerle yüzleşmekten, maddi gerçeği ortaya çıkarmaktan ve sorumluları hukuk önünde hesap vermeye çağırmaktan geçmektedir. Musa Anter dosyasının yeniden açılması ve etkili bir şekilde araştırılması, yalnızca bir cinayetin aydınlatılması değil; devletin cezasızlıkla mücadele konusundaki iradesinin, hukuka bağlılığının ve toplumsal barışa ilişkin samimiyetinin de göstergesi olacaktır. Bu nedenle yetkili makamları, dosyanın üzerindeki zamanaşımı ve cezasızlık perdesini kaldırmaya; mevcut tüm delilleri günümüzün bilimsel ve teknolojik olanaklarıyla yeniden incelemeye ve Musa Anter cinayetinin bütün yönleriyle aydınlatılması için etkili, bağımsız ve sonuç almaya elverişli bir süreç yürütmeye davet ediyoruz.”


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler