Yargıtay, hamileliğini fark etmeyen ve evinin banyosunda doğum yaptıktan sonra kordonunu kesmek için aldığı bıçakla bebeğinin ölümüne sebep olan kadına verilen müebbet hapis cezasını emsal nitelikteki bir kararla bozdu. “Eylem anını hatırlamadığını” söyleyen kadının, ani ve beklenmedik doğumun etkisiyle “lohusa psikozu” yaşamış olabileceğine dikkat çeken yüksek mahkeme, kadının içerisinde bulunduğu özel duruma ilişkin rapor alınmadan ceza verilmesini bozma gerekçesi saydı. Lohusa psikozunun, TCK’nın 34. Maddesindeki “işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez” hükmünde düzenlenen “geçici nedenler” arasında sayılabileceğine dikkat çekilen kararda, “Kusurluluğun tespiti bakımından eksik incelemeye dayalı olarak mahkûmiyet kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır” denildi. Yenilenecek yargılamada kadının lohusa psikozu yaşadığı tespit edilirse beraat etmesi de mümkün olabilecek.
Duş alırken doğum yaptı
Dosyaya göre dava konusu olay 2021 yılında İzmit’te yaşandı. 3 çocuk sahibi Merve T. adlı kadın, akşam saatlerinde belinin ağrıdığını söyleyerek eşinden kendisini hastaneye götürmesini istedi. Çift, birlikte hastaneye gitti. Burada bel ağrısı olduğunu söyleyen kadına ağrı kesici ve kas gevşetici iğne yapıldı. Çift daha sonra evlerine döndü. Ancak ağrısı geçmeyen Merve T. duş almak için banyoya girdi. Merve T.’nin uzun süre banyoda kalması üzerine eşi Hakan T. durumdan şüphelenerek banyoya girdi.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Eşinin yarı giyinik vaziyette ve şok halinde olduğunu gören Hakan T. yerde kanlar içinde yatan bebeği gördü. Bebeği kucaklayan Hakan T, bebeğin boynunda ve gövdesinde kesikler olduğunu fark etti. Eşine ne olduğunu soran Hakan T, cevap alamadı. Panikle üst kattaki komşularından yardım isteyen Hakan T., eşiyle birlikte bebeği alarak hastaneye gitti ancak bebek kurtulamadı.

“Hamile olduğumu bilmiyordum, kordonunu kesmeye çalışıyordum”
Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Merve T., ifadesinde, “Bel ağrısı sebebiyle hastaneye gittik. Burada bana kas gevşetici iğne yapıldı. Hastane dönüşünde kanama geçirdiğimi hissettim. Duş almak için banyoya girdim. Duş aldığım sırada karnımdan aşağıya bir şey düştüğünü fark ettim. Baktığımda bebek olduğunu anladım. Daha önce doğum yapmış olduğumdan bebeğin kordonunun kesilmesi gerektiğini biliyordum. Banyoda deterjan paketi kesmek amacıyla bulundurduğumuz bıçakla bebeğin kordonunu kesmeye çalıştım. Sonrasını hatırlamıyorum. Bu eylemi endişeye kapılarak bilincimin gittiği sırada gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. Çok üzgün ve pişmanım” dedi.
Üçüncü çocuğuna hamile olduğunu da 8,5 aylıkken öğrendiğini ve hamileliğine dair belirtiler de taşımadığını kaydeden Merve T., “Karnım büyümedi, düzenli sayılabilecek şekilde regl görüyordum. Bütün çocuklarımı çok seviyorum” diye konuştu. Merve T. ifadesinin ardından tutuklandı.
“Önceki hamileliğini de fark etmedik”
Olaya ilişkin müşteki sıfatıyla beyanı alınan Hakan T. de “bebeği banyoda görene kadar eşinin hamile olduğunu bilmediğini, eşinin üçüncü hamileliğinde de kilolu ve hormonlarının bozuk olmasından dolayı hamileliğini 8. ayına kadar fark edemediklerini, eşinin neden böyle bir şey yaptığını bilmediğini, çocukları ile ilgili bir sorunlarının bulunmadığını, eşinden şikayetçi olmadığını” söyledi.
Yapılan otopside bebeğin 7’si boynunda ve 2’si de gövdesinde olmak üzere tamamı öldürücü nitelikte 9 ayrı bıçak yarası olduğu tespit edildi. Soruşturma sonucunda savcılık Merve T. hakkında, “Beden veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Kendi Çocuğuna Karşı Eziyet Çektirerek Nitelikli Kasten Öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talebiyle dava açtı.

Doktor ifade verdi: Görünüşü itibarıyla hamilelik sezmedim
Davaya bakan Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi, olay günü bel ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede Merve T.’nin tedavisini yapan doktoru duruşmada tanık sıfatıyla dinledi. Doktor R.M.K, mahkemedeki ifadesinde, “hastanın görünüşü itibarıyla bir hamilelik durumu sezmediğini, genel uygulama kapsamında hamile olup olmadığını hem hastaya hem de eşine sorduğunu, her ikisinin de hamile olmadığını söylediğini, Merve T.’nin çok ağrısı olması nedeniyle kas gevşetici ve ağrı kesici iğne yazdığını” anlattı.
Müebbet hapse çarptırıldı
Mahkeme yargılama aşamasında Merve T.’nin cezai sorumluluğuna etki edecek bir durumu olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor istedi. Adli Tıp Kurumu da “Merve T.’nin olay sırasında cezai sorumluluğunu etkileyecek bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığını belirterek sanığın suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğuna” ilişkin rapor verdi. Yargılama sonucunda Merve T.’ye müebbet hapis cezası verildi.

Yargıtay Başsavcılığı: Psikiyatriye sevk edilmeliydi
Bunun üzerine Merve T.’nin avukatı karara itiraz etti ancak bu itiraz Sakarya İstinaf Mahkemesi’nce reddedildi. Temyiz üzerine dosya bu kez Yargıtay’a geldi. Dosyaya ilişkin tebliğnamesini hazırlayan Yargıtay Başsavcılığı, hamileliğinden habersiz olan ve beklenmedik şekilde doğum yaparak bebek ile karşılaşan kadınlarda “duygu durum bozukluğu, panik hal, akut stres reaksiyonunun” gelişmesinin muhtemel görüldüğüne ve kadınların bu durumlarda ağır bir psikolojik travma yaşayıp, bebekten uzaklaşmak istedikleri, hafıza kaybı yaşadıkları, bu psikolojik haldeyken bebeklerine yönelik şiddet veya terk eylemleri gerçekleştirebildiklerine” dikkat çekti.
Tebliğnamede, “kadının bu tür bir durum yaşayıp yaşamadığının tespiti, yaşadıysa bunun davranışlarını ne ölçüde etkilediği, cezai ehliyetinin kaybından bahsedilip bahsedilemeyeceği, bahsedilebilir ise ne ölçüde olduğuna ilişkin rapor alınması için bir psikiyatri servisine sevk edilmesi” gerekirken bu işlemler yapılmadan hüküm kurulduğu belirtildi.
“Eksik inceleme ile karar verildi”
Kadının doğum sonrasında bebeğin kordonunu kesmeye çalıştığı ve bebeğin boyun ve gövdesinde bıçak izleri bulunduğu da hatırlatılan tebliğnamede, “sanığa kordonun bebeğin boynuna dolanıp dolanmadığının sorulması, dolanmışsa ne şekilde olduğu, bir kadın doğum uzmanına bebeğin cildinin de hassas olduğu dikkate alınarak, bebekteki bıçak izleri ile yaralanma yerlerinin birbirine uyumlu olup olmadıklarının arak tespitine çalışılması” gerektiği vurgulandı. Tebliğnamede, bu tespitlerin yapılmasından ve gerçekler ortaya konulduktan sonra kadın hakkındaki dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek cezai ehliyete ilişkin rapor istenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi nedeniyle bozma kararı verilmesi talep edildi.

Daire onadı, savcılık beraat talebiyle itiraz etti
Ancak temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Merve T.’ye verilen müebbet hapis cezasını onadı. Bunun üzerine Yargıtay Başsavcılığı dairenin onama kararına itiraz etti. Başsavcılığın itirazında, sanığın ani ve habersiz doğumun yarattığı bilinç kaybı ve panikle bebeğin kordonunu kesmeye çalışırken ölümüne sebep olduğu belirtildi.
İtirazda, “Ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçların etkisi altında banyoda gerçekleşen doğumun sanık için ağır bir travmaya neden olduğu, bu etki altında iken olayın yaşandığı kabul edilmelidir. Sanığın olay anını hatırlamaması, eşinin kendisini banyoda bebeğin başında şoka girmiş şekilde bulduğunu beyan etmesi de bu duruma işaret etmektedir. İstese cesedi ortadan kaldırması, hatta bu konuda eşini ikna etmesi mümkün iken buna tevessül etmemiş, aksine eşiyle birlikte hastaneye götürerek bebeği kurtarmaya çalışmıştır. (...) Eylemin sanığın bilinç dışı, kontrolsüz hareketleri neticesinde suç kastı olmaksızın meydana geldiğinin kabulü ile sanığın beraatına karar verilmesi gerekmektedir” denildi.
Ceza Genel Kurulu’nda “lohusa psikozu” tartışması
Başsavcılığın bu itirazı Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nce reddedildi. Dosya, itirazın reddi üzerine bu kez Yargıtay Ceza Kurulu’na geldi. Dosyayı inceleyen kurul, dairenin onadığı kararı emsal nitelikteki gerekçelerle bozdu. Kurul kararında, TCK’nın 34. Maddesinde kusurluluğu etkileyen haller olarak sayılan ve cezai sorumluluğu kaldıran “geçici nedenler” arasında zikredilmemiş olsa da madde gerekçesine göre “lohusa psikozunun” geçici nedenler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine işaret edildi.
Lohusalık psikozunun, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da depresif bir bozukluk kabul edilen ve doğumdan sonraki bir yıla kadar uzayabilen bir dönemle ilişkilendirildiğine dikkat çekilen kararda, gebelik ve lohusalık süreçleri bilimsel veriler ışığında uzun uzun tartışıldı.
Bilimsel verilere dikkat çekildi
Kararda, gebelik döneminin kadın yaşamında fizyolojik, ruhsal ve sosyal değişimlerin ortaya çıktığı ve bu değişimlere uyumu gerektiren önemli bir süreç olduğu gebelik ve sonrasındaki değişimlerin bazı kadınlarda tedavi gerektiren çeşitli ruhsal rahatsızlıklara neden olabildiği aktarıldı.
Çok sayıda bilimsel çalışmaya atıfta bulunulan kararda, planlı doğumlarda dahi doğum sonrası depresyon semptomlarının görüldüğü, hatta intihara yönelme şeklinde klinik görünümler sergileyebildiği vurgulanarak, bilimsel kaynaklarda “Ani veya istenmeyen bir doğumla karşılaşan annenin panik, korku ve konfüzyon hâline bağlı olarak yenidoğana gereken müdahaleyi yapamayabileceği ve bebeğine yönelik eylemlerinin her durumda bilinçli bir eylem olarak değerlendirilemeyebileceğinin” anlatıldığına atıf yapıldı.
“Lohusa psikozu varsa ceza verilmemeli”
Lohusa psikozunun etkisi altındaki kadının suç işlemesi hâlinde, kusurluluk durumunun tespiti için “mutlak surette psikiyatrik bilirkişi raporu alınması gerektiği” kaydedilen kararda, geçici bir sebeple kusur yeteneğinin etkilendiğinin tespiti halinde TCK 34. Maddede tanımlanan geçici nedenler kapsamında durumun değerlendirilmesi ve sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği anlatıldı.
Kararda, sanık Merve T.’nin hamileliğini fark etmediğine ilişkin savunmasının hem tanık beyanları hem de eşinin anlatımlarıyla desteklendiği ve tıbbi kayıtlarından da hamile olduğu dönemde bir operasyon geçirdiğinin anlaşıldığı aktarılırken, olay sonrasında sanığın suç delillerini gizleme çabası içesine girmeden eşiyle birlikte bebeğin hayatını kurtarmak için hastaneye gittikleri anımsatıldı.

"Lohusalık psikozu etkisi araştırılmalı"
Kararda, sanığın eylem sırasında lohusalık psikozunun etkisi altında bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla, suç tarihine kadar olan evreye ilişkin tüm tıbbi kayıt ve belgelerinin getirtilip fiziki muayene ve gözleminin yapılması istenirken, olay öncesi sanığa hastanede yapılan kas gevşetici iğnenin sinir sisteminde hasara yol açıp açmadığı ve doğumu harekete geçirip geçirmediğinin de araştırılması gerektiği kaydedildi.
“Cezai ehliyete ilişkin raporla yetinilemez”
Suçun işlenmesine tesir edebilecek tüm özel durum ve koşulların dikkate alınması gerektiği vurgulanan kararda, şu değerlendirmeler yapıldı: “Daha önce üç doğum yapan sanığın son gebeliğini fark etmemesinin, adet döngüsünün devam etmiş olmasının tıbbi literatürde bir karşılığının bulunup bulunmadığı, buna göre, ani ve beklenmedik doğum yaptığını ve eylem anını hatırlamadığını savunan sanığın psikotik bir travma yaşamasının ve bebeğe yönelik bilinç dışı harekette bulunmasının, bu bağlamda, TCK’nın 34. maddesi uyarınca algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini arızi olarak kaybetmesinin mümkün olup olmadığının Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak saptanmasından sonra, sanığın hukuki durumunun tüm bilimsel veriler ve dosya kapsamına göre değerlendirilmesi gerekirken Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından TCK'nın 32. maddesi uyarınca düzenlenen sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu yönündeki raporla yetinilmek suretiyle kusurluluğun tespiti bakımından eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.”


