HPV hakkında doğru bilinen yanlışlar

HPV hakkında doğru bilinen yanlışlar

miboso

Human Papilloma Virüs (HPV), günümüzde en sık görülen cinsel yolla bulaşan enfeksiyondur. Dünya genelinde cinsel olarak aktif bireylerin yaklaşık yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde HPV ile karşılaşır. Buna rağmen toplumda HPV’ye ilişkin ciddi bilgi kirliliği bulunmaktadır. Özellikle aşı yaşı, kimlerin aşılanması gerektiği ve virüsün sadece kadınları ilgilendirdiği yönündeki yanlış inanışlar, koruyucu sağlık uygulamalarının önünde önemli bir engel oluşturmaktadır.

Bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak sahada en sık karşılaştığım yanlışları ve bilimsel gerçekleri paylaşmak isterim.

ABONE OL
  1. Yanlış: HPV sadece kadınlarda görülür.

HPV hem kadınları hem erkekleri etkiler.

Kadınlarda rahim ağzı kanseri ile güçlü ilişkisi nedeniyle daha görünür hale gelmiştir ancak HPV; erkeklerde penis kanseri, kadın ve erkekte anal kanser, orofaringeal (gırtlak) kanserler ve genital siğiller gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Özellikle son yıllarda HPV’ye bağlı baş-boyun kanserlerinde artış dikkat çekmektedir ve bu artış erkeklerde daha belirgindir. Dolayısıyla HPV bir “kadın hastalığı” değil, her iki cinsi de etkileyen toplum sağlığı sorunudur.

  1. Yanlış: HPV aşısı sadece kız çocuklarına yapılır.

HPV aşısı hem kız hem erkek çocuklarına önerilmektedir. Birçok ülkenin ulusal aşı programında her iki cinsiyet de yer almaktadır.

Bunun iki temel nedeni vardır; Erkeklerin de HPV’ye bağlı kanser ve siğil riski taşıması ve Toplum bağışıklığının ancak iki cinsiyetin birlikte aşılanmasıyla sağlanabilmesidir. Sadece kadınları aşılamak, viral dolaşımı tam olarak engelleyemez.

  1. Yanlış: HPV aşısı için üst yaş sınırı vardır, belli yaştan sonra işe yaramaz.

HPV aşısı için ideal yaş aralığı vardır; ancak katı bir “kesin üst sınır” yoktur. En ideal dönem 9–14 yaş arasıdır (henüz cinsel temas başlamadan önce). Bu yaş aralığında 6 ay ara ile 2 doz yapılması yeterli olurken ilerleyen yaşlarda 3 doz yapılması gerekmektedir. 45 yaşına kadar hekim değerlendirmesiyle uygulanabilir.

Aşı, mevcut HPV enfeksiyonunu tedavi etmez; ancak kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı koruma sağlar. Bu nedenle ileri yaşta da koruyucu etkisi olabilir.

  1. Yanlış: HPV aşısı kısırlık yapar.

HPV aşısının infertiliteye yol açtığına dair bilimsel kanıt yoktur.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), CDC ve Avrupa İlaç Ajansı tarafından milyonlarca doz üzerinden yapılan güvenlilik analizlerinde aşı güvenli bulunmuştur. Aksine, HPV’ye bağlı gelişen servikal lezyonların tedavisinde uygulanan cerrahiler, ileride gebelik komplikasyon riskini artırabilir. Yani korunmamak, uzun vadede daha büyük risk oluşturur.

  1. Yanlış: Tek eşliyim, HPV bana bulaşmaz.

HPV bulaşması için çok partnerli olmak şart değildir.

Virüs cilt temasıyla da bulaşabilir. Tek eşli bir ilişkide dahi eşlerden biri daha önce HPV ile karşılaşmış olabilir. HPV’nin yıllarca sessiz kalabildiği unutulmamalıdır.

  1. Yanlış: HPV varsa mutlaka kanser olurum.

HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğu erken yaşlarda bağışıklık sistemi güçlü tutulduğu sürece 1–2 yıl içinde temizlenebilir. Ancak bazı “yüksek riskli tipler” (özellikle HPV 16 ve 18) kalıcı olduğunda hücresel değişimlere ve zamanla kansere yol açabilir. Bu nedenle düzenli smear ve HPV taraması, riskli tiplerin takibi ve hepsinden önemlisi aşılama hayati önem taşır.

  1. Yanlış: HPV pozitif geldim, aşı olmalı mıyım?

HPV pozitif olduğumuzda dahi aşının olmasına büyük önem veriyoruz. Bu ilerleyen dönemde başka tipte HPV tiplerinin bulaşmasına ve olası kanser riskinin artmasına neden olabileceği için HPV taşıyıcılığı bulunan pozitif hastaların da tam doz aşılamasının yapılmasına büyük önem veriyoruz.

HPV ile mücadelede en kritik unsur, bilimsel bilgiye dayalı farkındalıktır.

Bu virüsü yalnızca “kadın sağlığı” başlığı altında değerlendirmek, erkekleri koruma çemberinin dışında bırakmak anlamına gelir. Oysa bulaş zinciri cinsiyet ayrımı yapmaz.

Aşılanma oranlarının artması, düzenli taramaların yapılması ve ebeveynlerin çocuklarını erken yaşta koruma altına alması sayesinde rahim ağzı kanseri büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık haline gelmiştir.

Pınar Yalçın Bahat kimdir?

1985 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat, 2010’da Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisasını Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamladı. Zorunlu hizmetinin ardından 8 yıl boyunca Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştı.

2021 yılında doçent olan Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat, halen Acıbadem Üniversitesi Sinir Bilim Doktora programında ‘’Kadın Hastalıklarında Ağrı’’ konulu doktorasına devam ediyor. Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat, Teşvikiye’deki muayenehanesi’nde hastalarını kabul ediyor.

Ulusal ve uluslararası 200’ün üzerinde makalesi bulunan Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat, aynı zamanda uluslararası pek çok dernekte aktif görev alıyor. Kendi alanıyla kesişen farklı bilim dallarıyla birlikte çalışarak kadın sağlığına bütüncül yaklaşımı benimseyen Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat’ın H – indeksi 11’dir.

Üyesi olduğu bilimsel dernek ve kuruluşlar arasında; Türk Jinekoloji Derneği, Uluslararası Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, Uluslararası Pelvik Ağrı Cemiyeti Danışma Kurulu, Dünya Ağrı Derneği Dijital Strateji Çalışma Grubu, TJOD, TSRM, JED, Endometriozis ve Adenomyozis Derneği, WES, ESHRE, BARNAT, BNR yer alıyor.

14 yıldır başta Nöralterapi olmak üzere farklı pek çok tamamlayıcı tıp uygulamasını kadın doğum pratiğinde kullanan Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat’ın başlıca ilgi alanları arasında; kronik pelvik ağrı, endometriozis, polikistik over sendromu, erken menopoz, menopoz, pelvik taban problemleri ve tüp bebek tedavi izlemi geliyor.

Türkiye, Almanya, Avusturya ve Amerika’da eğitim aldığı tamamlayıcı tedaviler hakkındaki tecrübelerini, jinekolojik alanda ülkemizde hastalarına ilk uygulayan hekimlerden biri olma özelliğini taşıyan Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat, pek çok Tamamlayıcı Tıp ve Jinekoloji kongresinde de konuşmalar yaptı. Ayrıca ZAEN, DGfAN gibi uluslararası derneklerin kurslarında bilgi ve deneyimlerini geliştirdi.

Dünyanın en büyük Tamamlayıcı Tıp kongrelerinden biri olan Baden- Baden Tamamlayıcı Tıp Haftasına eğitmen ve konuşmacı olarak davet edilen ilk Türk kadın hastalıkları ve doğum uzmanı oldu. Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat, özellikle pelvik ağrı ve endometrioziste nöralterapiyi aktif olarak kullanıyor ve bu alanda eğitimler vermeye devam ediyor. Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat aynı zamanda Türkiye Soroptimist Fedearasyonu Burs Komisyonu üyesi olarak kadınlar ve kız çocukları için çok sayıda aktif proje yürütüyor. Son iki yıldır katıldığı İstanbul Maratonu’nda “Adım Adım Koşuyoruz” kampanyasına destek vererek gençlerin eğitimine katkıda bulunuyor.

Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat evli ve bir kız çocuğu annesidir.

İlgili İçerikler