Düşünmeyi, hatta hissetmeyi de mi robotlara bırakacağız; Aydın Doğan Vakfı'nın arşivinden 137 ülkenin çizgileri "Ben Robot Değilim"de

Düşünmeyi, hatta hissetmeyi de mi robotlara bırakacağız; Aydın Doğan Vakfı'nın arşivinden 137 ülkenin çizgileri "Ben Robot Değilim"de

Teknoloji karşısında insanın yerini, yaratıcılığı ve mizahın gücünü odağına alan "Ben Robot Değilim", Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması'nın onlarca yıla yayılan birikiminden seçilen eserleri Caddebostan Kültür Merkezi'nde bir araya getiriyor. Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Senem Başyurt, T24'e yaptığı açıklamada farklı kültürlerden gelen karikatürlerin ortak bir noktada buluştuğunu belirterek, "Çok farklı bakış açıları var ama çok temelde insan olduğumuz gerçeğini de görüyorsunuz" dedi.

Ben Robot Değilim sergisi

Bir robot insan gibi düşünebilir mi, hissedebilir mi; insanın yüzyıllar boyunca kitaplarla aktardığı bilgi birikimi yapay zekâ çağında nasıl bir dönüşüm geçiriyor ve teknoloji geliştikçe insanı diğerlerinden ayıran ne kalıyor?

Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması'nın geniş arşivinden hazırlanan "Ben Robot Değilim" sergisi, bu soruların yanıtlarını dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıların çizgilerinde arıyor.

ABONE OL

Aydın Doğan Vakfı tarafından hazırlanan ve Caddebostan Kültür Merkezi'nde (CKM) ziyarete açılan sergi, yapay zekâdan makineleşmeye, insan yaratıcılığından kitapların değişen dünyadaki yerine kadar teknolojiyle kurulan ilişkiyi karikatürün eleştirel ve mizahi dili üzerinden ele alıyor.

İsmini, internet kullanıcılarının karşısına sık sık çıkan "Ben robot değilim" doğrulamasından alan seçki, makinelerin insan yaşamındaki ağırlığının giderek arttığı bir dönemde bu kez soruyu tersine çeviriyor: İnsana ait olduğunu düşündüğümüz hangi özellikler gerçekten taklit edilemez?

137 ülkeden binlerce sanatçı, on binlerce eser

Serginin arkasında, Aydın Doğan Vakfı'nın 1983'ten bu yana sürdürdüğü Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması'nın 40 yılı aşan birikimi bulunuyor. Vakıf, yarışmayla dünyanın farklı ülkelerinden, farklı düşünce ve inançlara sahip karikatüristleri bir araya getirerek eserlerini uluslararası bir platformda görünür kılıyor.

CKM'nin sergiye ilişkin güncel verilerine göre yarışmaya bugüne kadar 137 ülkeden 9 bin 300 sanatçı, 90 binden fazla eserle katıldı. Bu birikim, yalnızca yarışmanın geçmişini değil, farklı dönemlerde dünyanın gündemine giren savaşlardan toplumsal değişimlere, teknolojiden çevre sorunlarına kadar pek çok meselenin sanatçıların gözünden nasıl görüldüğünü de kayıt altına alıyor.

Ben Robot Değilim de bu geniş hafızanın yapay zekâ ve teknoloji ekseninde yeniden okunmasından doğuyor. Farklı yıllarda, farklı ülkelerde ve farklı kültürel koşullarda üretilen karikatürler aynı mekânda yan yana geldiğinde ise yalnızca teknolojinin dönüşümü değil, insanların ona ilişkin ortak kaygıları, merakı ve umudu da görünür hale geliyor.

Marcel Claudiu Morariu - Romanya

"Çok farklı bakış açıları var ama temelde insan olduğumuz gerçeğini görüyorsunuz"

Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Senem Başyurt, T24'e yaptığı açıklamada, yarışmanın uluslararası niteliğinin arşivde birbirinden farklı kültürel bakışların yan yana görülebilmesini sağladığını söyledi.

Her sanatçının geldiği kültürden izler taşıdığını belirten Başyurt, bu farklılığın altında ortak bir insanlık halinin bulunduğuna dikkati çekti:

"Her gelen kültür kendi kültürünü de yansıtıyor. Çok güzel, özgün, çok farklı fikirleri bir arada görüyoruz. Ama bir yandan da bakıyorsunuz, hepsi çok ortak bir yerde, insan oluşumuzun temelinde birleşiyorlar. Çok farklı yönler, kültürlerin getirdiği başka bakış açıları var. Ama çok temelde insan olduğumuz gerçeğini de görüyorsunuz."

Farklı ülkelerde yaşayan ve birbirlerinin dilini dahi bilmeyen sanatçıların benzer kaygıları çizgiler üzerinden aktarabilmesi, karikatürün sınırları aşan ortak dilini de serginin merkezine taşıyor.

Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Senem Başyurt

"Eskiden robot konusu robot olmaktı"

Sergideki eserler yalnızca bugünün yapay zekâ tartışmalarını değil, insanın teknolojiye bakışının yıllar içerisinde nasıl değiştiğini de gösteriyor. Arşivde 2000'li yıllardan robotları konu alan eserlerin de bulunduğunu anlatan Başyurt, teknolojinin ilerlemesiyle sanatçıların sorduğu soruların değiştiğine dikkati çekti.

Başyurt, "Eskiden robot konusu robot olmaktı" diyerek bugün gelinen noktayı şöyle anlattı:

"Şimdi biraz daha 'Acaba düşünme faaliyetimizi, hatta hissetmeyi de mi robotlara bırakacağız?' sorusu var."

Teknolojinin insan tarafından ve insanlığın uzun yıllara yayılan bilgi birikimi üzerine geliştirildiğini vurgulayan Başyurt, değişimin son yıllarda hızlanmasının beraberinde yeni kaygılar getirdiğini söyledi.

Başyurt'a göre karikatüristler de toplumdaki bu hassasiyetleri yakalayarak çizgilerine taşıyor; bu nedenle sergide robotların ve teknolojinin insan üzerinde kontrol kurduğu karamsar anlatıların yanında teknolojinin insanlığa sağlayabileceği imkânları hatırlatan çalışmalar da yer alıyor.

"İnsan olmak vazgeçilemez, değiştirilemez, yeri doldurulamaz"

Peki yapay zekâ düşünmeyi öğrenirken insanı farklı kılan ne olacak?

Başyurt'un üzerinde durduğu noktalardan biri de tam olarak bu soru. Teknolojinin düşünme faaliyetinin ötesinde insanın duygularına ne ölçüde yaklaşabileceğine ilişkin tartışmalara değinen Başyurt, "İnsan olmak vazgeçilemez, değiştirilemez, yeri doldurulamaz bir şey" dedi.

Sergide yer alan eserlerde de teknolojiyle insan arasındaki ilişkinin yalnızca bir güç mücadelesi üzerinden kurulmadığını belirten Başyurt, insanın duyguları sayesinde farklı düşünebildiğine ve başka şeyler yaratabildiğine işaret etti.

Husejin - Hule Hanusic - Avusturya
Mikio Nakahara - Japonya

Yapay zekânın arkasında insanlığın binlerce yıllık birikimi var

Ben Robot Değilim'de dikkat çeken imgelerden biri de kitap.

Başyurt, sergide kitap figürünün tekrar tekrar karşımıza çıkmasını yapay zekâ tartışmasının önemli parçalarından biri olarak değerlendiriyor. Teknolojinin gelişmesiyle kitaplara duyulan ihtiyacın azaldığı yönündeki tartışmalara işaret eden Başyurt, buna karşın okumanın insan zihni açısından taşıdığı önemin devam ettiğini söyledi.

Yapay zekânın da kendi başına ortaya çıkmadığını vurgulayan Başyurt, bugün kullanılan teknolojilerin arkasında insanlığın nesiller boyunca biriktirdiği bilginin bulunduğunu belirterek, "Yapay zekâ da bize bin yıllardır insanlığın biriktirdiği ve aslında kitaplarla nesilden nesile aktardığı birikimin içinden çıkmış. O bilgileri sentezleyerek bir şey üretiyor" dedi.

Başyurt, insanlığın bilgiyi yüzyıllar boyunca kitaplarla koruduğunu hatırlatarak, "Bin yıl bu şekilde sakladığımız şeye şu an yeterince önem veriyor muyuz? Bir daha düşünmeye ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

Kaygının yanında umut da var

Teknoloji ve yapay zekâ tartışmasının beraberinde getirdiği kaygılar serginin önemli damarlarından birini oluştursa da seçkide yalnızca karamsar bir gelecek tasviri bulunmuyor.

Başyurt, geçmiş kuşaklardan sanatçıların da teknolojik gelişmeleri göz ardı etmediğini, çizimlerde teknolojinin insanlığa sağlayabileceği olanakların da görülebildiğini söyledi.

"Umut var ama umutsuzluklar da var" diyen Başyurt, insanlığın geçmişte de karanlık dönemlerden geçtiğini hatırlatarak "Umudu korumak lazım" sözleriyle karikatürün mizah yoluyla yarattığı gülümseme ile umut arasında bağ kurdu.

İdil Öztürklevent - Türkiye
Agim Sulaj - Arnavutluk

Yaklaşık 26 bin karikatürlük dijital hafıza

Aydın Doğan Vakfı, yarışmanın onlarca yıllık birikimini yalnızca yarışma dönemlerinde değil, arşivden hazırlanan tematik sergiler aracılığıyla da yeniden izleyiciyle buluşturuyor.

Başyurt, Vakfın sahip olduğu kapsamlı dijital arşivde yaklaşık 26 bin karikatür bulunduğunu belirterek arşivde eserlerin hem konuya hem de sanatçıya göre aranabildiğini anlattı.

Ben Robot Değilim'de bu arşivin güncel bir mesele etrafında yeniden ele alınmasının örneklerinden biri. Başyurt, farklı dönemlerde belirli temalar altında arşivden seçkiler oluşturduklarını ve böylece yıllar önce üretilmiş eserlerin güncel tartışmalarla yeniden buluşabildiğini söyledi.

"Çok kapsamlı bir dijital arşivimiz var" diyen Başyurt, yüz yüze sergileri ziyaret etme imkânı bulunmayanların da dijital arşiv üzerinden farklı sanatçıların ve kültürlerin bakış açılarına ulaşabileceğini belirtti.

Bu arşiv, bir yandan karikatür sanatının yıllar içerisindeki dönüşümünü takip etme imkânı sunarken diğer yandan dünyanın değişen gündeminin sanatçıların çizgilerine nasıl yansıdığını gösteren geniş bir görsel hafıza niteliği taşıyor.

Karikatür arşivinden kız çocuklarının güçlenmesine

Aydın Doğan Vakfı'nın karikatür alanındaki çalışmaları yalnızca yarışma ve Ben Robot Değilim gibi güncel tematik sergilerle sınırlı değil.

Vakıf, kız çocuklarının eğitime ve fırsatlara eşit erişimini çalışmalarının önemli alanlarından biri olarak ele alırken bu yaklaşımı karikatür yarışmasına da taşıyor. Yarışmada "Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar" Özel Ödülü veriliyor; 2024'te ise yarışmanın arşivinden aynı başlıkla hazırlanan özel sergide kız çocuklarının hakları, eşitlik mücadelesi, kaliteli eğitime erişimleri, bilim ve sanat yoluyla güçlenmeleri ile liderlikleri odağa alınmıştı.

Başyurt, T24'e yaptığı açıklamada, Vakfın kız çocuklarının eğitimi ve güçlenmesine yönelik çalışmalarının devam edeceğini belirterek, önümüzdeki günlerde bu alanda yeni bir etkinlik gerçekleştireceklerini de söyledi.

Böylece onlarca yılda oluşan karikatür arşivi, yalnızca korunacak bir sanat koleksiyonu olarak değil; yapay zekâdan iklim krizine, toplumsal eşitlikten kız çocuklarının güçlenmesine kadar değişen meselelerin yeniden tartışılabileceği yaşayan bir kaynak olarak değerlendiriliyor.

"Ben Robot Değilim" 4 Ekim'e kadar görülebilecek

İnsanın teknoloji karşısındaki yerini dünyanın farklı coğrafyalarından gelen çizgiler aracılığıyla tartışmaya açan Ben Robot Değilim, 4 Ekim 2026'ya kadar Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi'nde ziyaret edilebilecek.

Sergide yıllar ve coğrafyalar değişse de sanatçıların tekrar tekrar döndüğü sorular ise benzer: Teknoloji insanın hayatını ne kadar değiştirecek, insan kendi yarattığı makinelerle nasıl bir ilişki kuracak ve düşünmekten hissetmeye kadar insana özgü kabul edilen alanların sınırı nerede başlayıp nerede bitecek?

Farklı kültürlerden gelen çizgilerin aynı salonda verdiği yanıtlar değişiyor. Ancak Başyurt'un sözleriyle, hepsi en temel yerde yeniden aynı noktada buluşuyor: "İnsan olduğumuz gerçeğinde."

Valeri Tarasenko - Rusya Federasyonu

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler