Türk sinemasının yaşayan efsanesi Türkan Şoray ile çağdaş Türk resim sanatının en önemli ustalarından Yalçın Gökçebağ, ilk kez aynı sergide buluştu. Ancak Müze Gazhane'deki Hatıralar Bahçesinde Buluşma, yalnızca iki sanatçının eserlerini yan yana getiren bir sergi değil; sinemanın hafızasıyla resmin hafızasını aynı mekânda buluşturan, ziyaretçisini kişisel anılar arasında dolaştıran güçlü bir deneyim sunuyor.
Bir tarafta yıllarca milyonların belleğine kazınan kadın hikâyelerini bu kez tuvale taşıyan Türkan Şoray… Diğer tarafta Anadolu'nun doğasını, çocukluğunu, köy yaşamını ve insanını resimleriyle ölümsüzleştiren Yalçın Gökçebağ… İki farklı sanat disiplini, iki farklı anlatım dili ve iki farklı hafıza, aynı sergide ortak bir duygu etrafında buluşuyor.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Şoray'ın resimleri; kadınların iç dünyasını, yalnızlığını, direncini ve belleğinde iz bırakan sinema karakterlerini anlatırken, Gökçebağ'ın tabloları Anadolu'nun kırlarını, çocukluk anılarını, doğayı ve insanla toprağın kurduğu bağı görünür kılıyor.
Bu nedenle Hatıralar Bahçesinde Buluşma, yalnızca resimlerin sergilendiği bir sanat etkinliği olmaktan çıkıyor. Sergi; ziyaretçisini hem bireysel hem de toplumsal hafızanın izini sürmeye davet eden çok katmanlı bir anlatıya dönüşüyor.
Serginin en dikkat çekici bölümlerinden biri, Türkan Şoray'ın bugüne kadar kamuoyuyla paylaşmadığı resimleri. Uzun yıllar atölye yerine evinin sessiz köşelerinde yaptığı çalışmalarında Şoray; kadınlık hâllerini, yaşanmış duyguları ve sinema hafızasında iz bırakan karakterlerin ruh dünyasını tuvale aktarıyor.
Bu anlatıyı, Türk sinemasının hafızasına ait özel parçalar tamamlıyor. Şoray'ın unutulmaz filmlerinde kullandığı kostümler, özellikle Selvi Boylum Al Yazmalım filmindeki hafızalara kazınan kırmızı al yazma, film şeritleri, sinema objeleri, aynalar ve özel enstalasyonlar, ziyaretçiyi yalnızca resimlerle değil, sinemanın belleğiyle de buluşturuyor.
Serginin diğer bölümünde ise Yalçın Gökçebağ'ın son dönem eserleri yer alıyor. Ressamın doğayı merkezine alan resimleri; Anadolu'nun kırlarını, köy yaşamını, çocukluk anılarını ve insanın yaşadığı coğrafyayla kurduğu bağı yalın ama güçlü bir anlatımla yansıtıyor.
Birisi insanın iç dünyasını resmediyor; diğeri insanın yaşadığı dünyayı. Birisi duyguları anlatıyor, diğeri doğayı. Ancak ikisini buluşturan ortak bir kelime var: "Hafıza".
İşte Hatıralar Bahçesinde Buluşma, tam da bu nedenle yalnızca iki sanatçının eserlerini bir araya getiren bir sergi değil; Türkiye'nin sinema, sanat ve ortak belleğini aynı çatı altında buluşturan bir hafıza deneyimi olarak öne çıkıyor.
Türkiye'nin sinema, sanat ve ortak belleğini aynı çatı altında buluşturan Hatıralar Bahçesinde Buluşma sergisi, İBB Miras ve İBB Kültür iş birliğiyle hayata geçirildi.
Sanat yazarı İbrahim Karaoğlu'nun küratörlüğünü üstlendiği sergide, Berna Bağlam ve Zeki Hozer sanat koordinatörü, Bircan Usallı Silan ise sanat direktörü olarak yer aldı. 13 Haziran'da Müze Gazhane'de kapılarını açan ve açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gören sergi kapsamında Türkan Şoray ve Yalçın Gökçebağ basın mensuplarıyla da bir araya geldi. Buluşmaya İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da katıldı.
Yalçın Gökçebağ: İnsanları sanatla buluşturmak bizim görevimiz
Serginin açılışında konuşan Yalçın Gökçebağ, sanat yaşamının yanı sıra uzun yıllar sürdürdüğü kameramanlık deneyiminin resimlerine kazandırdığı farklı bakış açısını anlattı.
1972 yılında TRT'de kameraman olarak göreve başladığını, haberlerden belgesellere ve televizyon filmlerine uzanan farklı yapımlarda çalıştığını belirten Gökçebağ, resimlerindeki kompozisyonların bu yıllarda gelişen görsel hafızadan beslendiğini söyledi.
"Burada göreceğiniz resimler aslında bir vizörden bakan kameramanın gördükleridir. Kameramanlık yaptığım yıllardaki deneyimimi ressamlığımla birleştirerek kendime farklı bir bakış açısı oluşturdum" diyen Gökçebağ, eserlerinde Anadolu'nun doğasını, kır yaşamını ve insanını kendine özgü bir perspektifle ele aldığını ifade etti.
Sanatın daha geniş kitlelere ulaşmasının önemine dikkat çeken Gökçebağ, "İnsanları sanata alıştırmak, duvarlara resim astırmak bizim görevimiz. Bunu İstanbul'dan Anadolu'ya da yaymaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
80 yaşından sonra da üretmeye devam ettiğini söyleyen sanatçı, sergi gezisi sırasında Türkan Şoray'ın eserlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
Şoray'ın resimlerinin yalnızca birer portre olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Gökçebağ, "Türkan Şoray'ın resimlerine yalnızca bakıp geçmemek gerekiyor. Önemli olan bu portrelerin içeriğine ve anlattığı duyguya ulaşabilmek. Oynadığı filmlerde canlandırdığı kadınlardan belleğinde kalan duyguları resmediyor. O dönemin kadınlarının psikolojik dünyasını tuvale taşıyor. Bu nedenle bu eserler, duyguyu anlatan dışavurumcu çalışmalardır" dedi.
Türkan Şoray: Canlandırdığım kadınların yüreğimde bıraktığı izleri resmettim
Türk sinemasının yaşayan efsanesi Türkan Şoray, resimlerinin Yalçın Gökçebağ'ın eserleriyle aynı sergide buluşmasından duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Böylesine değerli bir sanatçıyla birlikte resimlerimin sergilenmesinin onurunu ve mutluluğunu yaşıyorum" dedi.
Resme ilgisinin gençlik yıllarına uzandığını anlatan Şoray, boş bir kâğıt gördüğünde hemen bir şeyler çizmek istediğini söyledi. Resim atölyelerine katılmayı ve yaşamının daha büyük bir bölümünü resme ayırmayı çok istediğini belirten sanatçı, sinemanın daima önceliği olması nedeniyle bu ilgisinin uzun yıllar geri planda kaldığını ifade etti.
"Hayatımı resme vermeyi çok isterdim. Ancak sinema benim için her zaman birinci plandaydı. Bu nedenle resim, hayatımdaki diğer pek çok şey gibi geri planda kaldı" diyen Şoray, ilk çalışmalarında çiçekleri ve doğayı resmettiğini, yağlı boya ve karakalem çalışmaları yaptığını anlattı.
Resim yapmanın temelinde güçlü bir sevgi bulunduğunu vurgulayan Şoray, "Bir şeyler ortaya çıkarabilmek için önce onu çok sevmek gerekiyor. Ben bunu anladım" ifadelerini kullandı.
Zaman içinde resimlerinin merkezine kadınları ve kadınlık hâllerini yerleştirdiğini belirten Şoray, sinema yaşamı boyunca canlandırdığı karakterlerin bedeninde ve ruhunda bıraktığı izlerin çalışmalarına yansıdığını söyledi.
"Kadın olduğum ve filmlerimde çok farklı kadın karakterlerini canlandırdığım için onların izleri bedenimde ve yüreğimde kaldı. Hissettiklerimi dışa vurmak ve bu kadınlık hâllerini resmetmek istedim" diyen Şoray; ev kadınını, çalışan kadını, hayata tutunmaya çalışan kadını ve ekonomik özgürlüğünü kazanmış kadını kendi bakış açısıyla tuvale aktardığını anlattı.
Sanatçı, eserlerinin yalnızca hayal gücünden değil, oynadığı filmlerden belleğinde kalan görüntülerden ve duygulardan da beslendiğine dikkat çekerek, "Oynadığım filmlerdeki bazı görüntüler, canlandırdığım kadınların yaşadıkları ve hissettirdikleri zihnimde kaldı. Sanırım ben de bunları resimlerime yansıttım" dedi.
Uzun yıllar boyunca gün yüzüne çıkmayan çalışmalarının bir depoda, karanlıkta beklediğini belirten Şoray, eserlerin sergiye uzanan hikâyesinin Yalçın Gökçebağ'ın evine yaptığı ziyaretle başladığını anlattı.
Gökçebağ'ın resimleri görmek istemesi üzerine çalışmalarını büyük bir tereddütle ortaya çıkardığını söyleyen Şoray, aldığı olumlu değerlendirmeler karşısında şaşkınlık ve mutluluk yaşadığını belirterek, "Bu resimler uzun yıllar depoda, karanlıkta durdu. Yalçın Bey görmek istediğinde büyük bir tereddütle çıkardım. Resimler hakkında söyledikleri beni hem çok şaşırttı hem de çok mutlu etti. Sergi teklifi geldiğinde de buna hayır diyemedim" ifadelerini kullandı.
Resimlerini ilk kez sanatseverlerle buluşturmanın heyecanını yaşayan Şoray, konuşmasını, "Biraz sonra sizler de göreceksiniz. Umarım resimlerimi beğenirsiniz" sözleriyle tamamladı.
Nuri Aslan: Türkan Şoray ortak hafızamızdır
Serginin açılışında İBB Başkan Vekili Nuri Aslan da bir konuşma yaptı. Aslan, hem Ekrem İmamoğlu'nun mesajını paylaştı hem de Türkan Şoray ile Yalçın Gökçebağ'ın Türkiye'nin kültürel hafızasındaki yerine dikkat çekti.
Konuşmasına, tutuklu İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun selamlarını ileterek başlayan Aslan, İmamoğlu'nun kültür ve sanatın bir kente ruh kazandırdığına yürekten inandığını belirterek, "Bugün burada olmayı en az benim kadar istediğini biliyorum. İnanıyorum ki çok yakında özgür günlerde yeniden hep birlikte olacağız" dedi.
Serginin, sanatın farklı alanlarında iz bırakan iki büyük ustayı aynı çatı altında buluşturduğunu söyleyen Aslan, Türkan Şoray'ın Türk sinemasındaki yerinin beyaz perdeyle sınırlı olmadığını vurguladı.
"Türkan Şoray, sinemamızın Sultanı olmanın çok ötesindedir; ortak hafızamızdır. Onun filmleri kuşaklar boyunca milyonlarca insanın hayatına dokundu. Perdede izlediğimiz hikâyelerde sevincimizi, acımızı, aşkı, fedakârlığı, yoksulluğu, umudu ve direnci gördük" ifadelerini kullanan Aslan, Şoray'ın bu kez beyaz perdede canlandırdığı karakterlerle değil, renkler ve tuvaller aracılığıyla yansıttığı iç dünyasıyla izleyicinin karşısına çıktığını söyledi.
Yalçın Gökçebağ'ın ise kendine özgü resim diliyle Anadolu'nun renklerini, doğanın dinginliğini ve toprağın bereketini geleceğe taşıdığını belirten Aslan, "Hatıralar Bahçesinde Buluşma, Türkan Şoray'ın sinemasından süzülüp gelen hatıralarla Yalçın Gökçebağ'ın doğayı ve insanı kucaklayan fırçasını görsel bir şölen içinde bir araya getiriyor" dedi.
Sergi, Türkan Şoray'ın sinema hafızasıyla başlıyor
Hatıralar Bahçesinde Buluşma sergisindeki yolculuk, Türkan Şoray'ın sinema hafızasının izleriyle başlıyor. Daha ilk adımda ziyaretçileri, Türk sinemasının unutulmaz filmlerinden Selvi Boylum Al Yazmalım'da kullandığı hafızalara kazınan kırmızı al yazma karşılıyor. Yıllar boyunca beyaz perdede milyonların belleğinde yer eden bu simgesel parça, bu kez bir film sahnesinin değil, serginin en dikkat çeken objelerinden biri olarak ziyaretçilerin karşısına çıkıyor.
Kostümler, sinema objeleri ve film şeritlerinden oluşan bölümün ardından ziyaretçi, Türkan Şoray'ın resimleri arasında dolaşmaya başlıyor. Her tablo yalnızca bir resim değil; sanatçının yaşamından, canlandırdığı karakterlerden ve belleğinde iz bırakan kadın hikâyelerinden süzülen anıları anlatıyor.
Şoray'ın en çok üzerinde durduğu eserlerden biri, yıllar önce rol aldığı Sultan Gelin filminden ilham alan tablosu oluyor. Sanatçı, filmde başlık parası karşılığında evlendirilen, kaderine razı bir köylü kızını canlandırdığını hatırlatarak, tabloda kullandığı boncukların da o filmde babasını canlandıran oyuncu tarafından kendisine hediye edildiğini anlattı.
"Yıllardır onları saklıyorum. Bu boncuklara her baktığımda o acı çeken, kaderine razı köylü kadınını hatırlıyorum. Bana ilham verdi ve onu eserime taşıdım" sözleriyle tablonun hikâyesini paylaşan Şoray, yıllar önce canlandırdığı karakterlerin hâlâ üretimine yön verdiğini dile getirdi.
Sergideki diğer eserlerinde ise Şoray; şiddet gören bir kadının sessiz çığlığını, özgürlüğüne kavuşmuş mutlu bir kadının umut dolu yüzünü ve yönetmenliğini de üstlendiği Dönüş filminden belleğinde kalan duyguları tuvale aktardığını anlattı.
En duygusal eserlerden biri ise kızı Yağmur Ünal için hazırladığı portre oldu. Şoray, kızını çiçeklerle çevrelediği bu tabloda annelik duygusunu ve geçmiş filmlerinden süzülen izleri dışavurumcu bir anlatımla resmetti.
Sanatçının eserleri arasında bir anneye adadığı tablo ile çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarına dikkat çektiği çalışması da yer aldı. Çocuk gelinlere duyduğu derin üzüntüyü tuvale taşıdığını belirten Şoray, resimlerinin yalnızca estetik bir anlatı değil, aynı zamanda toplumsal hafızaya katkı sunmasını istediğini ifade etti.
Resimlerin arasında ilerleyen ziyaretçilere, sergi boyunca Türk sinemasının hafızasını yaşatan film şeritlerinden oluşan özel bir gösterim de eşlik ediyor. Böylece ziyaretçi yalnızca tabloları değil, Türkan Şoray'ın onlarca yıla yayılan sinema yolculuğunu da yeniden deneyimleme fırsatı buluyor.

Türkan Şoray'ın sinema ve duygu dünyasından başlayan bu yolculuk, serginin ikinci bölümünde Yalçın Gökçebağ'ın Anadolu'yu, doğayı, köy yaşamını ve çocukluk hafızasını yansıtan kendine özgü tablolarıyla devam ediyor.
Gökçebağ'ın eserleri, Şoray'ın insanın iç dünyasına uzanan anlatısını bu kez doğanın, yaşamın ve Anadolu'nun hafızasıyla tamamlıyor.
Sergi gezisinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Türkan Şoray'a, yakın zamanda yaşamını yitiren usta oyuncu Kadir İnanır da soruldu. Bir gazetecinin, "Sergide onu anımsatan bir resim ya da eser var mıydı?" sorusu üzerine duygulanan Şoray, "Arkadaşımızı hiç unutmadık, unutmayacağız. Mutlu ânımızda niye hatırlattınız?" sözleriyle duygularını dile getirdi.
30 Ağustos'a kadar Müze Gazhane'de ziyaret edilebilecek Hatıralar Bahçesinde Buluşma, Türkan Şoray'ın sinemadan süzülen duyguları ile Yalçın Gökçebağ'ın Anadolu'ya uzanan fırçasını Türkiye'nin ortak belleğinde buluşturuyor. Belki de bu yüzden Hatıralar Bahçesinde Buluşma, iki sanatçının eserlerini aynı salonda bir araya getirmekten çok, Türkiye'nin sinema ve resim hafızasını aynı duyguda buluşturan bir karşılaşmaya dönüşüyor.
FARUK EKİCİ'NİN SÖYLEŞİSİ | Kadir İnanır belgeselinin yönetmeni anlattı: 17 yaşından beri devasa bir arşiv biriktirmiş, yayımlanmamış el yazısı bir otobiyografisi var
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN |






















