Sanatçı hakları için 60 ülkeden temsilci İstanbul'da: Parayı topluyor ama dağıtmıyor

Sanatçı hakları için 60 ülkeden temsilci İstanbul'da: Parayı topluyor ama dağıtmıyor

MÜYORBİR'in ev sahipliğinde yaklaşık 60 ülkeden 200 sektör temsilcisinin İstanbul'da bir araya geldiği uluslararası toplantı kapsamında, 22 Eylül'de kültür-sanat gazetecileriyle özel bir basın yemeği düzenlendi. MÜYORBİR Başkanı Burhan Şeşen ve SCAPR Yönetim Kurulu Başkanı José Luis Sevillano'nun da katıldığı yemekte; özel kopyalama harcı, dijital platformlardaki gelir paylaşımı, sanatçıların yurt dışındaki hakları ve yapay zekânın müzik sektöründe yarattığı yeni telif sorunları konuşuldu.

MÜYORBİR basın daveti

Müzik Yorumcuları Meslek Birliği'nin (MÜYORBİR) ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası icracı sanatçı meslek birlikleri ağı SCAPR'ın 2026 Çalışma Grubu Toplantısı için yaklaşık 60 ülkeden meslek birliği temsilcileri ve sektör uzmanları İstanbul'da bir araya geldi.

Beş günlük program kapsamında 22 Eylül'de düzenlenen özel basın yemeğinde kültür-sanat gazetecileriyle buluşan MÜYORBİR ve uluslararası sektör temsilcileri; dijitalleşme ve yapay zekâyla birlikte müzisyenlerin karşı karşıya kaldığı hak sorunlarını anlattı. 

ABONE OL
Burhan Şeşen-José Luis Sevillano

26 yıllık özel kopyalama tartışması: "Parayı topluyor ama dağıtmıyor"

Gecenin öne çıkan başlıklarından biri, Türkiye'de 2000 yılından bu yana uygulanan "özel kopyalama harcı" oldu.

Meslek birliği temsilcilerinin aktardığına göre akıllı telefon, bilgisayar ve tablet gibi cihazlardan tahsil edilen harç, eserlerin kişisel kullanım amacıyla kopyalanmasından doğabilecek hak kaybının telafisi amacıyla uygulanıyor. Temsilciler, Türkiye'deki sanatçıların ve diğer hak sahiplerinin 26 yıldır bu kaynaktan doğrudan pay alamadığını belirtti.

"O tahsil edilen para eser sahiplerinin, hak sahiplerinin, yorumcuların hakkı" diyen temsilciler, Türkiye'deki durumu şu sözlerle ifade etti:

"Parayı topluyor ama dağıtmıyor."

MÜYORBİR Başkanı Burhan Şeşen de 2024'te dünya genelinde özel kopyalama harcı kapsamında 1 milyar euronun üzerinde kaynak toplandığını belirterek, "Türkiye ise 26 yıldır bu harcın hak sahiplerine ödenmediği tek ülke" dedi.

Toplantıda aktarılan bilgilere göre, Türkiye'de tahsil edilen tutarın yüzde 25'i bütçeye gelir olarak kaydedilirken, yüzde 75'i Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kültürel faaliyetlerin desteklenmesi amacıyla kullanılıyor.

Meslek birliği temsilcileri ise söz konusu kaynağın kullanımına ilişkin, "Nereye harcanıyor, nereye gidiyor? O konuda hiç bilgimiz yok" dedi.

Spotify tartışması: "Benim eserim ne kadar gelir üretti, göremiyorum"

Basın yemeğinin bir diğer önemli gündemi, dijital müzik platformlarında gelir ve veri şeffaflığıydı.

MÜYORBİR temsilcileri, sanatçıların Spotify'da dinleyicilerinin yaşı, dinleme zamanı ve konumu gibi verilere ulaşabildiğini ancak eserlerinin ne kadar gelir yarattığını doğrudan göremediğini belirtti.

"Benim eserim ne kadar gelir üretti, bunu göremiyorum. Diyor ki, 'Ben bunu aracı kuruluşlarla, yapımcılara bildiriyorum. Sen git ondan öğren.' Bizim için veri çok önemli. Sadece para değil."

MÜYORBİR, dijital platformlardan elde edilen yorumcu paylarının ve verilerin yapımcılar üzerinden değil, doğrudan meslek birlikleri aracılığıyla takip edilebilmesini talep ediyor.

Spotify'ın yanıtına İspanya örneği: 2006'dan beri uygulanıyor

Türkiye'deki temsilciler, Spotify ve YouTube gibi platformlardan doğrudan ödeme taleplerine karşı, "Bizim dünyada böyle bir uygulamamız yok. Yorumcu payını yapımcılara direkt ödüyoruz" yanıtını aldıklarını aktardı.

SCAPR Yönetim Kurulu Başkanı José Luis Sevillano ise İspanya'da yorumcuların 2006'dan bu yana streaming platformlarından pay aldığını söyledi.

Sevillano, İspanya'daki meslek birliklerinin Spotify'ın yanı sıra Netflix, Prime ve HBO gibi dijital platformlarla doğrudan çalışarak yorumcular adına bilgi alabildiğini ve hak takibi yapabildiğini anlattı. İspanya'da özel kopyalama harcının da 1995'ten bu yana uygulandığını belirtti.

İspanya örneğinin ardından Türkiye tarafı, Spotify'ın kendilerine verdiğini aktardıkları yanıta, "Dünyada böyle bir uygulamamız yok' diyor. O yüzden ki varmış. Görüyorsunuz" sözleriyle karşılık verdi.

Yapay zekâ ve ses klonlama: Bu, kimlik hırsızlığı

Gecenin en çok tartışılan konularından biri de yapay zekânın müzik sektöründe yarattığı yeni hak sorunları oldu.

Sanatçıların seslerinin yapay zekâ aracılığıyla klonlanmasının yalnızca ekonomik bir hak meselesi olmadığı belirtilerek şu değerlendirme yapıldı:

"Bir sanatçının sesinin klonlanması demek kimlik hırsızlığı. Çünkü her sanatçının kendine ait bir sesi, tınısı, yorumu, fikri var. O sizin kimliğinize bağlı bir şey. Dolayısıyla manevi hak dediğimiz şeyin de ihlali var."

Yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde sanatçıların geçmişte ürettiği eser ve icraların izin alınmadan kullanıldığı da savunuldu:

"Kimse bize sormadı. 'Senin eserini kullanabilir miyim, sesini kullanabilir miyim, kemanını kullanabilir miyim, orkestrasyonunu, fikirlerini kullanabilir miyim?' Kimse bize sormadı."

Sektör temsilcileri, yapay zekânın tamamen engellenmesi yerine geçmiş kullanımlar için tazminat, gelecekteki kullanımlar için ise lisanslama mekanizması oluşturulması gerektiğini dile getirdi.

Şeşen de yapay zekâ sistemlerinin geçmişte kullanılan yorumcu ses ve icralarını tespit ederek hak sahiplerine karşılığını ödemesi, gelecekte ise kullanımı tespit edip doğrudan ödeme sağlayacak bir mekanizma kurulması gerektiğini söyledi.

Sevillano: Yapay zekâ ürünü şarkılar insan müziğiyle aynı platformda yarışıyor

José Luis Sevillano da yapay zekâyla üretilen şarkıların insan emeğiyle ortaya çıkan eserlerle aynı dijital platformlarda rekabet ettiğine dikkat çekti.

Sevillano, yapay zekâ sistemlerinin geleneksel müzik üretiminden yararlandığını belirterek insan emeğinin ekonomik karşılığının korunması gerektiğini söyledi.

Toplantıda yapay zekânın müzisyenler açısından "iyi bir asistan" olabileceği de belirtilirken, insan tarafından üretilen eserlerin taşıdığı dönemsel ve duygusal bağa dikkat çekildi:

"Sanat eseri kendi bulunduğu anın derdini anlatır. 90'ların ruhunu anlatır, 80'lerin siyasi ikliminden etkilenir, sokak ikliminden etkilenir."

Türk sanatçıların yurt dışındaki hakları da takip edilecek

Toplantıda sanatçı haklarının ülkeler arasında karşılıklı takibi de gündeme geldi.

MÜYORBİR temsilcileri, Türk yorumcuların eserlerinin yurt dışında kullanılmasından doğan hakların Türkiye'ye getirilmesi, yabancı yorumcuların Türkiye'deki kullanımlarından doğan hakların ise ilgili ülkelerdeki meslek birliklerine aktarılması için karşılıklı temsil anlaşmalarının önem taşıdığını anlattı.

İspanya ile yürütülen çalışmaya ilişkin, "İspanyol sanatçıların Türkiye'deki haklarını takip edeceğiz. Bizim sanatçılarımızın da İspanya'daki haklarını onlar takip edecek" denildi.

Bir yorumcunun icrasının artık saniyeler içinde dünyanın farklı noktalarına ulaşabildiğine dikkat çeken MÜYORBİR, uluslararası iş birliklerinin hedefini ise şu sözlerle anlattı:

"Yurt dışı haklarını da toplayıp buradaki yorumcularımıza dağıtmak."


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler