Almanya’da Batı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu’nun (WDR), COSMO ve anadil yayınlarını kapsayan yeniden yapılandırma planı tartışma yarattı. Planın hayata geçirilmesi hâlinde, 1964’ten bu yana Almanya’daki göçmen topluluklara kendi dillerinde ulaşan, aralarında eski adı Köln Radyosu olan COSMO ve COSMO Türkçe’nin de dâhil olduğu ana dil radyo yayınlarının sona ermesi bekleniyor. Köln Radyosu’nda 32 yıl çalışan gazeteci Çelik Akpınar, radyonun göçmenler için önemine ilişkin olarak “Hem memleket hasretini gideriyor hem de adaptasyonu kolaylaştırıyordu” değerlendirmesinde bulundu. Akpınar, radyoyu “işçilerin hem sesi hem kulağı” olarak nitelendirirken kapatma kararının göçmenleri yoksaymak anlamına geldiğini ifade etti.
WDR’in hazırladığı yeniden yapılandırma kapsamında COSMO’nun, 1LIVE çatısı altında 19-29 yaş grubuna hitap edecek, hip-hop ağırlıklı yeni bir yayın formatına dönüştürülmesi öngörülüyor. Yeni formatın adının ise “1LIVE Street” olması planlanıyor. Kararın, Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe, İtalyanca, Yunanca, Arapça, Lehçe, Rusça, İspanyolca, Sırpça, Hırvatça ve Boşnakça yayınları da etkileyeceği belirtiliyor.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın

1992’den emekli olana kadar, Köln Radyosu’nda 32 yıl çalışan gazeteci Çelik Akpınar, T24’e yaptığı değerlendirmede, Köln Radyosu’nun Almanya’daki Türkiye kökenli işçiler için taşıdığı tarihsel önemi vurguladı. Akpınar, 1960’larda Almanya’nın iş gücü ihtiyacının artması üzerine Türkiye dâhil çeşitli ülkelerle ikili anlaşmalar imzalandığını hatırlatarak, Almanya’nın gelen işçileri başlangıçta “misafir” olarak gördüğünü söyledi. Türkiye’den Almanya’ya gelen ilk işçilerin çoğunun aileleri olmadan geldiklerini ve “Heim” denilen işçi yurtlarına yerleştirildiklerini belirten Akpınar, Kuzey Ren-Vestfalya’nın özellikle Ruhr Havzası nedeniyle en çok yabancı işçi çeken eyaletlerden biri olduğunu ifade etti.
Akpınar, WDR’in Türkiye kökenli işçilere kendi dillerinde seslenme ihtiyacının da bu koşullarda ortaya çıktığını belirterek, “Türkçe yayınlar bu şekilde 2 Kasım 1964’te başladı. O dönemde Türkiye’den Almanya’ya gelen gazete yok, televizyon yok, başka radyo istasyonu yok. Türkiye’den kısa dalga yayınları vardı ama onları da dinlemek çok güçtü. İnsanlar Türkiye’deki yakınlarıyla telefonla da kolay iletişim kuramıyordu; hem pahalıydı hem de her yerde telefon bulunmuyordu” dedi.
Çelik Akpınar
“Hem memleket hasretini gideriyor hem de adaptasyonu kolaylaştırıyordu”
Köln Radyosu’nun, Almanya’ya yeni gelen ve dili, yaşam biçimini, gelenekleri ve işleyişi bilmeyen Türkiye kökenli işçiler için önemli bir kaynak olduğunu söyleyen Akpınar, radyonun hem memleket hasretini bir ölçüde giderdiğini hem de işçileri Almanya, Türkiye ve dünyadaki gelişmelerden haberdar ettiğini dile getirdi. Akpınar, radyonun Almanya’daki çalışma hukuku ve gündelik yaşama ilişkin bilgiler aktardığını; müzik, sanatçı söyleşileri ve kültür-sanat etkinlikleriyle de dinleyicilere ulaşan bir işlev üstlendiğini söyledi.
Akpınar, “İletişim araçlarının neredeyse hiç olmadığı bir dönemde, bu radyo işçilerin hem sesi hem kulağı oluyordu” dedi. 1973’te Köln’deki büyük Ford grevleri sırasında işçilerin seslerini Köln Radyosu aracılığıyla duyurduklarını belirten Akpınar, Türkiye’deki siyasi gelişmeler ve askeri darbeler dönemlerinde de radyoda tek yanlı olmayan, güvenilir haber ve yorumlara yer verildiğini söyledi.
Köln Radyosu’nun günlük yaşamda da göçmen işçinin sesi olduğunu ifade eden Akpınar, radyonun iki ülke arasında “bir köprü” işlevi gördüğünü belirtti. Akpınar, “Bunun ötesinde çok önemli bir işlevi daha vardı. Almanya toplumuna iş sektöründe ve günlük yaşamda uyum sağlanması için radyo özellikle uyum ve entegrasyon konusuna her dönem çok büyük ağırlık verdi. Köln Radyosu o dönemlerde yüzde 80’ler oranında dinleniyordu. Çünkü çok özel bir konumu vardı” diye konuştu.
Almanya’daki 21 milyonu aşan ciddi göçmen nüfusu dikkate alındığında, anadil yayınlarının kapatılmasının çok olumsuz bir sinyal anlamına geleceğini söyleyen Akpınar, bu güne kadar bu yayınlarla Almanya’nın göçmenlere “Sizi dışlamıyoruz, Almanya toplumunun bir parçasısınız” mesajı verdiğini ifade etti.
“Kapatma kararı göçmenleri yok saymak anlamına geliyor”
Akpınar, “Biz farklı kültürleri barışçıl biçimde içinde barındıran, göçmenlerin yerli halktan kabul gördüğü, her şeyin tartışılabildiği açık bir toplumuz mesajı veriliyordu. Göçmenler bu sayede görünür oluyordu” dedi.
Anadil yayınlarının kapatılmasıyla Almanya’da yaşayan ve vergilerini, radyo harçlarını ödeyen 21 milyondan fazla göçmen kökenli insanın hakkının yenildiğini söyleyen Akpınar, bunun aynı zamanda bir insan hakkı meselesi olduğunu belirtti. Akpınar, Köln Radyosu’nun devamı olan COSMO anadil yayınlarının ve COSMO Türkçe’nin WDR’e bağlı bir kamu radyosu olduğunu hatırlatarak, “Siz bu radyoyu kapatırsanız bu alanı ne olduğu belli olmayan kuruluşlara, insanları manipüle etmek isteyen birtakım yayınlara bırakmış olursunuz” dedi.
Akpınar, kapatma kararının göçmenleri “yok saymak” ve görünür olmalarını engellemek anlamına geleceğini belirterek, bunun Alman toplumundaki göçmenlere yönelik ön yargıları kırmak yerine daha da besleyebileceğini söyledi. Akpınar, bu tutumun yükselen aşırı sağın “göçmenler geri gönderilsin” çağrılarına da istemeden destek anlamına gelebileceğini ifade etti.
“İç barışın bozulma yolları bu tür engellerle tek tek açılabilir” diyen Akpınar, bunun Almanya için tehlikeli bir gidişat olacağını söyledi. Akpınar, göçmen kökenli insanların radyo vergisi ödediğini vurgulayarak, anadil yayınlarının kapatılmasının hem göçmenlere hem de Almanya’nın imajına zarar vereceğini dile getirdi.
Akpınar, Köln Radyosu ve COSMO Türkçe yayınlarında Almanya’daki yaşama ilişkin pek çok konunun ele alındığını söyledi. Dinleyicilerin aşırı sağla karşılaştıkları sorunları, nasıl mücadele edebileceklerini, nereye başvurabileceklerini sorduklarını belirten Akpınar, sosyal yaşam ve hukuki konuların da gündeme geldiğini aktardı.
Akpınar, “Eşimi, çocuklarımı nasıl getirebilirim, nasıl evlenebilirim gibi hukuksal konular da dile getiriliyordu. Türkiye’de olan bitene ilişkin sorular, Almanya’daki siyasi olaylar ve günlük yaşama dair pek çok başlık vardı. Yayınlarımız her şeye açıktı. Spor vardı, müzik vardı, sağlık vardı” dedi.
WDR’in kapatma gerekçesini “allayıp pullayarak” sunduğunu söyleyen Akpınar, kararın “çok iyi bir şey yapılıyormuş gibi” anlatılmaya çalışıldığını belirtti. Akpınar, 1 Nisan 2027’den itibaren COSMO anadil yayınlarının bir kısmının WDR bünyesindeki gençlik programına entegre edilmesinin planlandığını hatırlatarak, bunun 19-29 yaş grubuna hitap eden “1LIVE Street” formatıyla yapılmak istendiğini söyledi.
Akpınar, bu plana tepki göstererek, “26 milyonluk bir göçmen kitlesi içerisinde sadece 19-29 yaş grubu mu var? Böyle bir saçmalık olabilir mi? Gençlik hip-hop dinliyor olabilir ama diğer göçmenler sürekli hip-hop mu dinliyor? Üçüncüsü, o ‘street’ ne demek? Göçmen gençlerin hepsi sokakta mı yaşıyor? Verilen bu izlenim doğru değil” diye konuştu.
100 binden fazla imza toplandı
Kamu yayıncılarının yasalarla belirlenmiş "herkese hitap etme" yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiği hatırlatılan açıklamada, kapatma kararına karşı başlatılan "Save Cosmo" imza kampanyasında şimdiden 100 binden fazla imza toplandı
Nüfusunun dörtte birinden fazlasının göç geçmişine sahip olduğu Almanya’da COSMO'nun bir "niş program" değil, göçmen toplulukların "yayıncılık evi" olduğu vurgulanan mektupta, şu ifadelere yer verildi:
"Toplumsal kutuplaşmanın ve milliyetçiliğin tırmandığı bir dönemde ARD, tam da demokrasiyi en derinden vuracak noktada kesintiye gidiyor. COSMO’nun ortadan kalkması, farklı perspektiflerin ve bir arada yaşamın alanını daraltacaktır."
Mektupta, COSMO’nun anadillerde sunduğu yayınların, WDRforyou ile birlikte ARD bünyesindeki yegane güvenilir kamu kaynağı olduğu belirtilidi. Bu boşluğun doğması halinde, göçmen kökenli nüfusun sosyal medya algoritmalarına ve yabancı devletlerin güdümündeki manipülatif medyanın insafına bırakılacağı uyarısı yapıldı. Çok dilliliğin Alman demokrasisi için hayati bir "koruyucu kalkan" olduğu ifade edildi.
Kamu yayıncılarının yasalarla belirlenmiş "herkese hitap etme" yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiği hatırlatılan açıklamada, kapatma kararına karşı başlatılan "Save Cosmo" imza kampanyasında şimdiden 100 binden fazla imza toplandı.


