Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) düzenlediği İklim Haberciliği Konferansı, iki gün süren oturumların ardından sona erdi. Yerel ve yaygın medyadan 60 gazetecinin katıldığı konferansta iklim krizinin boyutları, enerji, ekonomi, sağlık, iklim politikaları, COP süreci ile kaynak, veri ve doğrulama konuları ele alındı. TGC Başkanı Vahap Munyar, iklim krizinin yalnızca felaketler yaşandığında haberleştirilmemesi gerektiğini belirterek, “Gazeteci, iklim krizini yalnızca bir felaket yaşandığında haber yapan kişi olmamalı” dedi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından düzenlenen İklim Haberciliği Konferansı, 29-30 Eylül tarihlerinde İstanbul The Marmara Taksim Hotel’de gerçekleştirildi. Dokuz oturumdan oluşan konferansta iklim değişikliğinin nedenleri ve sonuçlarından enerji ve ekonomiye, sağlıktan iklim politikalarına, COP sürecinden kaynak, veri ve doğrulamaya kadar farklı başlıklar gazetecilik açısından değerlendirildi.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Konferansa yerel ve yaygın medyadan 60 gazeteci katıldı. İki gün boyunca gazetecilerin iklim haberciliğinde uzmanlaşmasının önemi üzerinde duruldu. Konferansın ilk gününde TGC Başkanı Vahap Munyar’ın açılış konuşmasının ardından TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş konferansın amacı hakkında bilgi verdi.
Vahap Munyar: Gazeteci sadece felaketler olduğunda haber yapan kişi olmamalı
Konferansın açılışında konuşan TGC Başkanı Vahap Munyar, Türkiye’nin kuraklık, su kaynaklarının azalması, orman yangınları, aşırı sıcaklar, seller, taşkınlar ve tarımsal üretimde yaşanan sorunlar gibi iklim krizinin etkilerini giderek daha fazla hissettiğini söyledi.
İklim krizinin yalnızca çevre başlığı altında değerlendirilemeyeceğini belirten Munyar, sorunun suya, gıdaya, tarıma, enerjiye, kent yaşamına, sağlığa ve ekonomiye doğrudan etkileri olduğunu ifade etti. Munyar, gazetecilerin iklim krizini yalnızca ortaya çıkan felaketler üzerinden takip etmemesi gerektiğini belirterek, “Gazeteci, iklim krizini yalnızca bir felaket yaşandığında haber yapan kişi olmamalı. Sorunun nedenlerini, bilimsel verileri ve alınması gereken önlemleri de kamuoyuna anlatmalı" dedi.
Gazeteciliğin yalnızca yaşananı aktarmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Munyar, kamu kurumlarının aldığı kararların, uygulanan politikaların, verilen sözlerin ve yapılan yatırımların takip edilmesi gerektiğini söyledi. Munyar, gerektiğinde soru sormanın da gazetecinin görevleri arasında olduğunu ifade etti.
Türkiye açısından önümüzdeki dönemin önemli gündemlerinden birinin Antalya’da düzenlenecek COP31 olduğunu belirten Munyar, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya EXPO Center’da gerçekleştirileceğini hatırlattı.
Munyar, zirvenin Türkiye’nin iklim politikaları, iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum çalışmalarının uluslararası düzeyde ele alınacağı önemli bir süreç olduğunu belirterek, COP31’in gazeteciler açısından da önemli bir sorumluluk alanı oluşturacağını söyledi. TGC Başkanı, gazetecilerin iklim krizini haberleştirirken kamu kurumlarının politikalarını ve uygulamalarını takip etmesinin yanı sıra bilimsel verileri de kamuoyuna aktarması gerektiğini vurguladı.
Munyar’dan Gazze’de öldürülen gazeteciler için mesaj
Munyar konuşmasının devamında savaşların çevre ve iklim üzerinde yarattığı etkilere de değindi. Gazze’de hayatını kaybeden gazetecileri anan Munyar, Gazze’deki hükûmetin Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda 262 basın mensubunun hayatını kaybettiğini, 433’ten fazlasının yaralandığını söyledi.
Hayatını kaybeden gazetecileri saygıyla andığını belirten Munyar, yaralılara acil şifa diledi. İsrail’in sivil halka ve gazetecilere yönelik saldırılarını kınadıklarını ifade eden Munyar, çatışma bölgelerinde gazetecilerin toplumun tanıklığını dünyaya ulaştıran kişiler olduğunu söyledi.
Gazetecilerin güvenliği sağlanmadan gerçeklerin ortaya çıkmasının ve kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasının mümkün olmadığını belirten Munyar, TGC olarak dünyanın neresinde olursa olsun gazetecilerin güvenliğinin sağlanmasını, mesleklerini özgürce yapabilmelerini ve gazetecilere yönelik saldırıların soruşturulmasını talep ettiklerini söyledi.
Sibel Güneş: İklim haberciliği aynı zamanda bağımsız gazetecilik meselesidir
TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ise konferansın düzenlenme amacını anlatırken “İklim haberciliğinde uzmanlaşmaya ihtiyacımız var” dedi.
Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin gazetecilere iklim değişikliği konusunda sorumluluk yüklediğini belirten Güneş, gazetecilerin yurttaşları iklim değişikliğinin nedenleri ve sonuçları konusunda bilgilendirmesi, kamusal farkındalık yaratması ve çözüm konusunda toplumu bilgilendirmesi gerektiğini söyledi.
Güneş, gazetecinin hükûmetlerin, şirketlerin veya herhangi bir güç odağının yönlendirmesiyle hareket etmemesi gerektiğini vurgulayarak, “İklim haberciliği aynı zamanda bağımsız gazetecilik meselesidir” diye konuştu.
Enerji yatırımları, madenler, tarım politikaları, su kaynakları, imar kararları ve büyük altyapı projeleri haberleştirilirken kamu yararının gözetilmesi gerektiğini belirtti.
İlk günün ilk oturumunda iklim haberciliği ve etik konuşuldu
Konferansın ilk oturumunda “Türkiye’de İklim Haberciliği ve Etik” başlığı ele alındı. TGC Başkan Yardımcısı İhsan Yılmaz’ın moderatörlüğündeki oturumda Deutsche Welle Türkçe muhabiri Serkan Ocak ile Ekonomi gazetesi yazarı Didem Eryar Ünlü konuştu.
İhsan Yılmaz, Türkiye’de yeterli sayıda iklim gazetecisi bulunmadığını belirterek iklim haberlerinin hâlâ çoğu zaman “dolu vurdu, sel oldu, kuraklık yaşandı, dere kurudu” döngüsünde ele alındığını söyledi.
Serkan Ocak ise iklim haberciliğinde felaketleri aktarmanın yanı sıra çözüm yollarının da kamuoyuna anlatılması gerektiğini vurguladı. Ocak, “Felaket haberciliği mi, iklim haberciliği mi?” sorusunun sorulması gerektiğini belirterek gazetecilerin olaylara bakarken “Bu olayın iklim değişikliğiyle ilişkisi var mı?” sorusunu sorması gerektiğini ifade etti. Şirketlerin çevre dostu yatırım açıklamalarının da araştırılması gerektiğini belirten Ocak, gazetecilerin “Kim finanse ediyor, kim yararlanıyor, vatandaş nasıl etkileniyor?” sorularını yöneltmesi gerektiğini söyledi.
Didem Eryar Ünlü de iklim krizinin yalnızca bir çevre konusu olmadığını, ekonomiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Şirketlerin açıklamalarının doğrudan haberleştirilmemesi gerektiğini ifade eden Ünlü, “Ölçülebilir verilere bakmalıyız. Şirketler sözünü tutuyor mu ona bakmalıyız” dedi.
İklim değişikliğinin nedenleri ve sonuçları tartışıldı
İkinci oturumda “İklim Değişikliğinin Nedenleri ve Sonuçları” başlığı ele alındı. Medyascope haber müdürü Göksel Göksu’nun moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Murat Türkeş ile Prof. Dr. Barış Önol konuştu.
Prof. Dr. Türkeş, gazetecilerin iklim haberlerini doğrularken kaynağın ve tarihin ne olduğunu, verinin hangi yer ve dönemle karşılaştırıldığını, olay, eğilim ve projeksiyonun birbirinden ayrılıp ayrılmadığını sorgulaması gerektiğini söyledi.
İklim krizinin etkilerini azaltmak için hızlı sera gazı azaltımı, doğal yutakların korunması, su yönetimi ve erken uyarı sistemlerinin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirten Türkeş, iklim mücadelesi ile uyum çalışmalarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Önol ise aşırı yağışlar ve sıcak hava dalgaları gibi ekstrem hava olaylarının şiddetlenebileceğini belirterek, afetler meydana gelmeden önce önlem alınması gerektiğini söyledi.
Enerji ve ekonomi oturumlarında dönüşüm
Üçüncü oturumda “İklim Değişikliği ve Enerji” ilişkisi değerlendirildi. Milliyet gazetesi yazı işleri müdürü Pınar Aktaş’ın moderatörlüğündeki oturumda SHURA Enerji Dönüşüm Merkezi’nden Hasan Aksoy ve EMBER’den Ufuk Alparslan konuştu.
Hasan Aksoy, enerji dönüşümünün küresel emisyonların azaltılması açısından kritik olduğunu belirterek mevcut taahhütlerin iklim hedeflerine ulaşmak için yeterli olmadığını söyledi.
Ufuk Alparslan ise fosil yakıt ithalatına dayalı yapının Türkiye ekonomisini uluslararası fiyat dalgalanmalarına karşı kırılgan hale getirdiğini belirtti. Alparslan, enerji dönüşümünün emisyonların azaltılmasının yanı sıra enerji güvenliği ve maliyetlerin öngörülebilirliği açısından da ele alınması gerektiğini ifade etti.

Konferansın ekonomi oturumunda da iklim değişikliğinin ekonomik etkileri tartışıldı. Prof. Dr. Erinç Yeldan, Bengisu Özenç ve Hülya Çeşmeci’nin katıldığı oturumda karbon kullanımının fiyatlandırılması, enerji krizleri, fosil yakıtlar ve COP süreci ele alındı.
Yeldan, iklim krizine yönelik önlemlerin geciktiğini belirtirken, Özenç COP zirvelerinin sürece sınırlı da olsa etkisi olduğunu söyledi. Hülya Çeşmeci ise Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in sivil toplum açısından bir fırsat olarak görüldüğünü ifade etti.
İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri
İlk günün son oturumunda ise “İklim Değişikliği ve Sağlık” başlığı ele alındı. TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Gamze Varol, Doç. Dr. Melike Yavuz, Diken muhabiri Mesude Demir ve Eğitim ve Sağlık Muhabirleri Derneği Başkanı Ayşegül Atakan konuştu.
Gamze Varol, iklim değişikliğinin mevcut hastalıkları ağırlaştırabildiğini, hastalıkların coğrafi ve mevsimsel dağılımını değiştirebildiğini ve yeni sağlık tehditlerinin ortaya çıkabileceği koşulları oluşturduğunu söyledi.
Melike Yavuz ise iklim değişikliğinin sağlık sistemi üzerinde eş zamanlı baskı oluşturduğunu belirterek, iklim krizinin sağlık etkilerine yönelik politikaların çevresel, sosyal ve ekonomik koşulları birlikte dikkate alması gerektiğini ifade etti.
Mesude Demir, iklim krizinin sağlık haberciliği açısından da önemli bir alan haline geldiğini belirterek sağlık muhabirlerinin iklim konusunu daha fazla sahiplenmeye başladığını söyledi.
Ayşegül Atakan ise yanlış ve çarpıtılmış bilgilerin hızla yayıldığı bir dönemde gazetecilerin toplumu doğru bilgilendirme ve farkındalık yaratma konusunda önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurguladı.
İlk gün, “İklim Hikâyesi Nasıl Kurulur?” başlıklı atölye çalışmasıyla tamamlandı. Yerel medya temsilcilerinin katıldığı çalışmada bölgelerdeki iklim sorunları, nedenleri, çözüm önerileri ve bu sorunların nasıl haberleştirileceği tartışıldı.
İkinci günün gündeminde iklim politikaları ve COP31 vardı
Konferansın 30 Eylül’de gerçekleşen ikinci gününde ise “İklim Politikaları ve Türkiye”, “COP Süreci ve Türkiye’nin Rolü” ile “İklim Haberciliğinde Kaynak, Veri ve Doğrulama” başlıklı oturumlar gerçekleştirildi.
TGC Yönetim Kurulu Üyesi ve TELE2 haber programcısı Zeynel Lüle’nin moderatörlüğündeki “İklim Politikaları ve Türkiye” oturumunda Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semra Cerit ile T24 yazarı Çiğdem Toker görüşlerini paylaştı.

İkinci günün diğer oturumunda “COP Süreci ve Türkiye’nin Rolü” başlığı ele alındı. TGC Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Güç’ün moderatörlüğündeki oturumda Avrupa İklim Eylem Ağı’ndan Özlem Katısöz ile Greenpeace Türkiye’den Berkan Özyer konuştu.
Konferansın son oturumunda ise iklim haberlerinde kaynak kullanımı, veri ve doğrulama konusu tartışıldı. NOW Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk’ün moderatörlüğündeki oturumda İklim Haber’den Barış Doğru, BirGün’den Özgür Gürbüz ve TGC hukuk danışmanı Gökhan Küçük yer aldı.
İki gün süren konferans, oturumların ardından düzenlenen sertifika töreni ve kapanış programıyla sona erdi.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|
TGC Başkanı Vahap Munyar
TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş





