Tarihî teklif, 467 vekilin rekor oyuyla Meclis'ten geçti: Çözüm sürecinde kritik eşik aşıldı, çerçeve yasa TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi!

Tarihî teklif, 467 vekilin rekor oyuyla Meclis'ten geçti: Çözüm sürecinde kritik eşik aşıldı, çerçeve yasa TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi!

Teklifin görüşmelerinde 561 milletvekili oy kullandı. Süreç düzenlemesi; 467 "evet", 87 "hayır" ve 7 "çekimser" oy ile yasalaştı. Meclis’teki 87 "ret" oyunun 54'ünü Yeni Parti oluşturdu

çerçeve yasa genel kurul
Milletvekilleri süreç düzenlemesinin yasalaşmasının ardından hatıra fotoğrafı çektirdi

T24 Haber Merkezi

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamında Türkiye'nin beklediği teklif olan 'çerçeve yasa', 140'a yakın kişinin dinlendiği ve onlarca görüşmenin yapıldığı bir yıllık süreç komisyonu mesaisinin ardından, 592 milletvekilinden 467'sinin "evet" oyunu olarak rekor bir kabulle 10 Ağustos'ta Meclis'ten geçti. "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" adı verilen 12 maddelik teklif, 12 saate yakın süren görüşmelerin ardından açık oylamaya sunuldu. TBMM Genel Kurulu görüşmelerinde 561 milletvekili oy kulladı; bunlardan AKP, MHP, DEM Parti, Yeni Parti ve Yeni Yol grupları ile HÜDA Par, TİP ve EMEP vekilleri teklife "evet" oyu verdi. Yeniden Refah Partisi "çekimser" kaldı. Açık oylamaya göre, Yeni Parti 54, İyi Parti 29, CHP 2, Demokrat Parti 1 ve bağımsız milletvekili 1 "ret" oyu verdi. Böylece, 467 "evet" oyuna karşılık 87 "ret" oyu ile 7 "çekimser" oy kullanıldı. Saat 11.00'de başlayan Genel Kurul, saat 22.31'deki oylamanın ardından kapatıldı ve Meclis 1 Ekim'e kadar tatile girdi.

12 maddelik tarihî düzenleme, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesiyle birlikte yürürlüğe girecek ancak maddeleri hemen uygulanmayacak. Önce Milli Güvenlik Kurulu (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı her türlü oluşumun kendini feshettiğini ve silahları tamamen bıraktığını tespit ve teyit edecek. Yasanın 6 aylık uygulama süresi, teyit ve tespit sürecinin ardından MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla başlayacak. 

ABONE OL

Süreç düzenlemesinin yasalaşmasının ardından açıklama yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da, "Geçen sene 5 Ağustos'ta başladığımız komisyon çalışmaları Terörsüz Türkiye yolunda kapının aralanmasıydı, bugün alınan sonuçla bu kapı açılmıştır. Bundan sonraki süreç tıkır tıkır işleyecek inşallah. T'erörsüz Türkiye' hedefi bir Türkiye modeli inşasıdır" dedi. Teklifin 467 kabul oyuyla Meclis'ten geçmesine ilişkin soruyu da yanıtlayan Kurtulmuş, "Bu çok nadir görülen bir şey. Anayasa oylamalarında bile bu kadar yüksek bir konsensüs ortaya çıkmaz.  Türkiye eğer iyi çalışılır, üzerinde titizlikle müzakere edilirse en zor meselesini bile ittifakla aşabilecek bir siyasi kudrete sahiptir. Tarihî bir başarıdır"  ifadelerini kullandı.

Tarihî yasa, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yaptığı çağrının ardından örgütün fesih ve silah bırakma kararıyla 5 Ağustos 2025'te çalışmalarına başlayan süreç komisyonu raporundan sonra hazırlandı. Komisyonun kurulmasından tam bir yıl sonra, 592 vekilden 360'nın imzaladığı teklif önce 5 Ağustos'ta TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Ardından 8 Ağustos'ta Adalet Komisyonu'nda 18 saat süren görüşmelerde; AKP, MHP, DEM Parti ve Yeni Parti "evet" oyu verdi ve teklif, 10 Ağustos'ta TBMM Genel Kurulu'na geldi.

MHP'nin TBMM Başkanvekili Celal Adan'ın başkanlık ettiği Genel Kurul'daki tarihî oturumda, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ve TİP Genel Başkanı Erkan Baş da görüşmeleri izledi. 

Genel Kurul görüşmelerinden hemen önce, partisinin yasaya ilişkin oylama tutumun görüşüldüğü grup toplantısını gerçekleştiren Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel,  Genel Kurul kürsüsündeki konuşmasında, "Barışın önünü açacağız, bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını, milletin barış hakkının önüne koymayacak, barışın önünde durmayacağız!" diyerek teklife "evet" oyu vereceklerini duyurdu. Yeni Partili vekillerin oylarına da dikkati çeken Özel, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içerisinde bu yasaya ‘evet’ diyeceğiz. Milletvekillerimiz de seçildikleri illerinde millet ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubunu kararında serbest bırakıyor değilim" diye konuştu. 

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, teklifin tümü üzerine yaptığı konuşmasında, muhalefetin çerçeve yasanın milletvekillerinden gizlendiğine ilişkin “Kanunu 3 kişi biliyor, bu gizli kanun” iddialarına yanıt vererek, "Bugünlerde duyduğum en büyük yalanlardan biri bu kanunu üç kişi biliyormuş iddiasıdır. Gizli kapaklı bir şey yok altıncı maddeyi okuyanlar ne olduğunu çok net göreceklerdir, bir zahmet okusalardı. Efendim, bir partinin kapalı grup toplantısına atıf var. 'Efendim öyle demiş, böyle demiş', uydurma! Adı üzerinde dedikodu, adı üzerinde birilerinin ifadesi. Hiç alakası yok" diye tepki gösterdi.

Genel Kurul'a katılan İyi Parti milletvekilleri Türk bayraklı atkı takarak sıralarına Türk bayrakları koyarken, Genel Başkan Dervişoğlu da teklif üzerine aldığı sözde, çerçeve yasayı "kalkışma" olarak nitelendirdi. Teklifin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilmesinin de önünü açacağını öne süren Dervişoğlu, "Milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır! Bu neden bir kalkışmadır, söyleyeyim: Sürekli Kürt sorunu dediğiniz ama altını bir türlü dolduramadığınız mesele var ya, işte siz, sorunun öznesi yaptığınız Kürtleri, PKK ile eşitlemeye çalıştığınız için bir kalkışmadır!"  dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan,"Yüz yıldır size ‘bölüneceğiz’ korkusu anlatıldı. Oysa bu ülkeyi bölünmeye en çok yaklaştıran şey çatışmanın kendisiydi. Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis’in çatısı altında olmazdık. Biz buradayız; çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır" diye konuştu.

Süreçte tarihî gün: Türkiye'nin beklediği çerçeve yasa Meclis'ten rekor oyla geçti; işte kapsamı ve tüm maddeleri!

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU'NUN DOSYASI - 25 soruda 'çerçeve yasa' teklifi; kimleri ve hangi suçları kapsıyor, hangi suçlar affedilecek, cezalar nasıl ertelenecek, ne zaman yürürlüğe girecek?

DEM Parti milletvekilleri, süreç yasasının kabul edilmesinin ardından hatıra fotoğrafı çektirdi

Partilere göre oylama sonucu belli oldu

TBMM'de kabul edilen çerçeve yasanın açık oylama sonuçları belli oldu: AKP'den 9, MHP'den 2 milletvekili katılmadı Açık oylamada 467 kabul, 87 ret, 7 çekimser oy kullanılırken, 31 milletvekili oylamaya katılmadı. Oylamada toplam 592 oy kaydedildi.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nden 268 milletvekili kabul oyu verirken, 9 milletvekili oylamaya katılmadı. Bu isimler arasında AKP Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş, Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, İstanbul Milletvekili İsmail Emrah Karayel, İstanbul Milletvekili Ahmet Ersagun Yücel, Kocaeli Milletvekili Sami Çakır, Konya Milletvekili Tahir Akyürek, Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ve Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar yer aldı. 

Bu arada TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da bulunduğu görevi nedeniyle oylamaya katılmadı.

Yeni Parti'de 35 kabul, 54 ret oyu kullanılırken, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. Özel, kendisi ve yönetiminin evet diyeceğini açıklamasına karşın, MYK üyesi Gizem Özcan ile bir gün önce evet oyu vereceklerini açıklayan Nurhayat Altaca Kayışoğlu da hayır diyenlerden oldu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nde (DEM Parti) 55 kabul oyu kullanılırken, 1 milletvekili oylamaya katılmadı. Oylamaya katılmayan milletvekilinin sağlık sorunu nedeniyle tedavi gören DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu olduğu öğrenildi.

Milliyetçi Hareket Partisi'nde 44 kabul oyu verilirken, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. Meclis Genel Kurulu'nda birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Celan Adan ile İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter de katılmayan isimler arasındaydı.

Cumhuriyet Halk Partisi'nde 29 kabul, 2 ret oyu kullanıldı, 14 milletvekili oylamaya katılmadı. İYİ Parti'de ise 29 ret oyu kullanıldı.

Yeni Yol Partisi'nde 16 kabul, 3 çekimser oy kullanılırken, 1 milletvekili oylamaya katılmadı. Bağımsız milletvekillerinde 7 kabul, 1 ret oyu kullanılırken, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. Hür Dava Partisi'nde 4 kabul oyu kullanılırken, Yeniden Refah Partisi'nde 4 çekimser oy verildi. Türkiye İşçi Partisi'nde 3, Demokratik Bölgeler Partisi'nde 2, Emek Partisi'nde 2 kabul oyu kullanıldı.

Demokrat Parti'de 1 ret, Demokratik Sol Parti'de 1 ve Saadet Partisi'nde 1 kabul oyu kullanıldı. Oylamanın genel toplamında 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oy kaydedildi. 31 milletvekili oylamaya katılmadı. Toplam oy sayısı 592 oldu.

Oylamada Yeni Parti Grubu'ndan 33 milletvekili kabul oyu verirken, 54 milletvekili ret oyu verdi, 4 milletvekili ise oylamaya katılmadı.

Teklife verilen 88 ret oyunun partilere göre dağılımında Yeni Parti 54, İYİ Parti 29, CHP 2, Demokrat Parti 1 ve bağımsız milletvekili Koray Aydın 1 ret oyu verdi.

Yeni Parti'de "evet" oyu veren vekiller

Adana Milletvekili Bilal Bilici, Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, Ankara Milletvekili Murat Emir, Ankara Milletvekili Okan Konuralp,  Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever,  Ankara Milletvekili Aylin Yaman, İstanbul Milletvekili Cavit Arı, Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, İstanbul Milletvekili Doğan Demir, İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, İstanbul Milletvekili Yunus Emre, İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer, İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, İstanbul Milletvekili Namık Tan, İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, Kocaeli Milletvekili Harun Özgür Yıldızlı, Manisa Milletvekili Özgür Özel, Ankara Milletvekili Özgür Erdem İncesu ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya.

Yeni Parti'de "hayır" oyu veren vekiller

Burdur Milletvekili İzzet Akbulut, Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu, Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul, Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, Samsun Milletvekili Murat Çan, Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Adana Milletvekili Ayhan Barut, İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, İzmir Milletvekili Salih Uzun, Ordu Milletvekili Seyit Torun, Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, İzmir Milletvekili Murat Bakan, Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, Amasya Milletvekili Reşat Karagöz, Antalya Milletvekili Mustafa Erdem, İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Kırklareli Milletvekili Fahri Özkan, İzmir Milletvekili Deniz Yücel, İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, İzmir Milletvekili Ednan Arslan, Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, Antalya Milletvekili Aliye Coşar, İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Mersin Milletvekili Talat Dinçer, Adana Milletvekili Orhan Sümer, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin, Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Kocaeli Milletvekili Nail Çiler, İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko, Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, Aydın Milletvekili Evrim Karakoz, Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı ve Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu.


TBMM Genel Kurulu'ndaki tarihî görüşmeden tüm notlar

Bahçeli'nin 2024'teki çağrısı ve Öcalan'ın "Barış ve Demokratik Toplum" çağrılı mektubuyla başlayan iki yıllık süreçte, PKK'nın fesih kararı ve silah bırakma kararının ardından tam bir yıl önce kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu sonrası hazırlanan çerçeve yasa, 10 Ağustos'ta Genel Kurul'a geldi.

Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında saat 11.00'de başlayan Genel Kurul'daki görüşmeleri, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, AKP Sözcüsü Ömer Çelik de izledi.

AKP Grup Başkanvekilleri Abdülhamit Gül ve Bahadır Yenişehirlioğlu, CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, AKP Sözcüsü Ömer Çelik ve bazı milletvekilleri Bahçeli ile tokalaştı. Hatimoğulları ve Bakırhan ile TBMM Başkanvekili Pervin Buldan da Genel Kurula verilen arada kuliste Bahçeli'nin yanına giderek selamlaştı, bir süre sohbet etti.Yeni Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve AKP Sözcüsü Çelik de Genel Kurul'da tokalaştı. Bahçeli ile Dervişoğlu ise yan yana oturdu ancak tokalaşmadılar. Kanun teklifine "hayır" oyu vereceklerini açıklayan İyi Parti Grubu, Genel Kurul salonuna Türk bayrağı motifli atkılar ve ellerinde Türk bayraklarıyla giriş yaptı.

Bahçeli-DEM Parti hesabı: Erdoğan'ın yeniden aday olması için mi uğraşılıyor?Sürecin ilk adımı, 1 Ekim 2024'te Meclis'in açıldığı gün Bahçeli'nin Genel Kurul'daki DEM Parti grubuna giderek vekillerle tokalaşmasıyla atıldı

Çerçeve yasa için 3 günlük çalışma takvimi

Genel Kurul'da öncelikle AKP'nin Meclis'in gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. İyi Parti'nin Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin grup önerisi ise kabul edilmedi.

Kabul edilen önergeyle, gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" bölümünde bulunan 290 sıra sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi birinci sıraya alındı. Bu bölümde yer alan diğer işlerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi.

Genel Kurul'un bugünkü birleşiminde 290 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmeleri tamamlanıncaya kadar çalışması kararlaştırıldı. Teklifin görüşmelerinin bugün tamamlanamaması halinde görüşmelerin 11 Ağustos Salı günü, salı günü de tamamlanamaması halinde ise 12 Ağustos Çarşamba gününe kadar sürmesine karar verildi.

Bahçeli, Öcalan'ı Meclis'e çağırdı: Terörün bittiğini haykırsın!

Meclis'te sandalye dağılımı 

AKP 277, Yeni Parti 91, DEM Parti 56, MHP 46, CHP 45, İyi Parti 29, Yeni Yol Partisi 20, HÜDA PAR 4, Yeniden Refah Partisi 4, TİP 3, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) 2, EMEP 2, Saadet Partisi, Demokratik Sol Parti ve Demokrat Parti’nin de 1’er sandalyesi bulunuyor. 10 milletvekili ise bağımsız.

Yeni Yol'dan süreç teşekkürü: Silahların bırakılmasıyla Türkiye'nin demokratik olması gerekiyor

"Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin görüşmelerine geçilmeden önce siyasi partilerin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak değerlendirmelerde bulundu. Genel Kurul'da konuşan AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, "Bugün '10 Ağustos' dediğimizde Anafartalar Zaferi'nin 111. yılında Çanakkale destanını hatırlıyoruz. Orada Diyarbakırlı, Ağrılı, Karslı, İzmirli, Trabzonlu yiğitlerin nasıl omuz omuza vererek bu aziz millet için şehit olduklarını, bu aziz millet için bir Cumhuriyet, bir devlet kurduklarına şahit olduğumuz tarihi bir gündür" dedi.

öcalan çağrı 2026Öcalan'ın 27 Şubat 2020'te yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"nın yıldönümünde gönderdiği yeni mesaja ilişkin açıklamadan

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, sürece katkıları dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile siyasi partilerin genel başkanlarına teşekkür etti. Sürecin başarıya ulaşması temennisinde bulunan Kaya, "Önümüzde çok uzun, meşakkatli bir yol olduğunu, bu uzun ve meşakkatli yolun siyasal kamplaşma ve kutuplaşmalarla değil, tam tersine demokratik siyasal bir düzeni inşa etmekle aşılabileceğine inanıyor, sürece katkısı olan herkese tekrar teşekkür ve saygılarımı sunuyorum" diye konuştu.

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ da Türkiye'nin sosyal ve demokratik devlet haline getirilmesi gerektiğini ifade etti. Bugüne kadar çok sayıda darbe yaşandığını dile getiren Özdağ, "Türkiye'de silahlar bırakılsın. Silahların bırakılmasıyla beraber Türkiye'nin demokratik olması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli ile Özel arasında Yeni Parti diyaloğu: Biz 57 yıldır uğraşıyoruz, 46 kişilik grup kurduk; siz bir gecede 91 milletvekiline nasıl ulaştınız?

"Zorlukların bazılarının aşılamadığını görüyoruz"

Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, muhalefetin görüşlerine, önerilerine önem verilmesi gerektiğini belirtti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye süreçteki tutumundan dolayı teşekkür eden Ekmen, şunları kaydetti:

"Sürecin yönetimi ve bugüne gelmesinde Cumhurbaşkanı'nın oynadığı pozitif rol ortadadır. Süreç başlatıldığında Sayın Bahçeli, en önemli referansı iç cephenin tahkimine vermişti. Böyle yasayı hazırlamanın zorlukları var. 9 kez bu denenmiş ama başarılı olunamamış. Gerçekten bıçak sırtı bir denge. Zorlukların bazılarının aşılamadığını görüyoruz. Teklif metninin TBMM Başkanlığına sunulana kadar siyasi parti gruplarına verilmemiş olması eksikliktir. Hazırlığın diğer gruplarla detaylı çalışılması gerekirdi ve beklenirdi. Umarız bu süreç, yeni bir 'keşke'ye dönüşmez."


Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel,  Genel Kurul'da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yanına giderek bir süre sohbet etti

CHP'den destek açıklaması

CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, parti olarak bugüne kadar silahı, şiddeti bitirecek, hukuk devletini sağlayacak çözüm önerileri sunduklarını ve bu yöndeki adımları desteklediklerini belirtti. TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun tarihî sorumluluğun yansıması olduğunu vurgulayan Türeli, teklifin komisyon raporu doğrultusunda hazırlandığını hatırlattı.

CHP olarak konuyu devlet meselesi olarak değerlendirdiklerini aktaran Türeli, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne, terörün kalıcı olarak sona erdirilmesi, silahların devreden çıkarılması, demokratik siyasetin güçlenmesiyle birlikte Cumhuriyet'imizin demokrasiyle taçlandığı yeni dönemin başlayacağı düşüncesiyle destek vereceğiz" ifadesini kullandı.

İyi Parti'den tepki: Teklif, açıkça Anayasa'ya aykırı, TRT'de canlı yayınlansın

İyi Parti Grup Başkanvekilleri Turhan Çömez ve Uğur Poyraz, Genel Kurulu'da görüşülen teklifin, TRT-3'ten kesintisiz ve eş zamanlı canlı yayımlanmasını talep etti.

Ardından söz alan Çömez, teklifin hazırlanma ve komisyon sürecini eleştirdi. Çömez, teklifin 5 Ağustos'ta Meclis Başkanlığı'na, 7 Ağustos'ta ise komisyona geldiğini belirterek, "O komisyonda o şartlar altında, son derece küçük, kapalı ve basık bir ortamda alelusul geçirdiniz ve sonra dediniz ki, 'Size iki saat süre, iki saatlik süre içerisinde ne yazacaksınız yazın.' Tabii, sizin yazacak hiçbir şeyiniz yok, itirazınız yok. Çünkü ne söyleniyorsa onu yapıyorsunuz ve yasaya itiraz etmediniz" dedi.

Çömez, partisinin komisyon sürecinde hazırladıkları şerhi sunduklarını belirterek, teklifin kabul edilmemesi için iade dilekçesi verdiklerini söyledi. Çömez, "Bakın, bu yasayı kabul etmeyin. İade dilekçesi verdik, 'Bunu reddedin.' dedik, kabul etmediniz, işleme bile koymadınız" diye konuştu. Teklifin Anayasa'ya aykırı olduğunu savunan Çömez, Anayasa Komisyonu'nun ve alt komisyonların toplanması yönündeki taleplerinin de kabul edilmediğini ifade etti. Çömez, şöyle konuştu:

"'Anayasa'ya aykırıdır' dedik. Açıkça Anayasa'ya aykırı. Şu anda Anayasa'ya aykırı bir af işlemi yapıyorsunuz, biraz sonra anlatacağım onu; onu da kabul etmediniz. Dedik ki, 'Bir Anayasa Komisyonu kuralım, kurulan Anayasa Komisyonu'nda bunu görüşelim.' 'Hayır' dediniz, Anayasa Komisyonu'nu da toplamadınız. 'Alt komisyonlar olsun, tali komisyonlar olsun' dedik, onları da toplamadınız."

Çömez, düzenlemenin "af" olarak nitelendirilmek istenmediğini ancak bunun açıkça af olduğunu savunarak, "Bu açık seçik bir aftır ve 15 yıla kadar ceza almış olanlara 5 yıllık denetimli serbestlik, 15 yıldan daha uzun süre ceza almış olanlara da 10 yıllık denetimli serbestlik getiriyorsunuz. PKK'lı teröristler buna 'af' denmesini istemiyorlar. Çünkü diyorlar ki 'Biz suç işlemedik ki, niye 'af' diyeceksiniz buna? Biz 'af' denmesini istemiyoruz.' Ama göz göre göre 4 bin teröristi affediyorsunuz ve bir de kurul kuruyorsunuz, o kurula da bütün yetkiyi veriyorsunuz" diye konuştu.

İyi Parti Genel Kurul'da Türk bayraklı atkı taktı, sıralarına Türk bayrağı koydu

DEM Parti: Kürt sorununun çözümünü demokratikleşme mücadelesinden ayrı görmüyoruz

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, uzun yıllardır ağır bedel ödeyen Türkiye halklarının önünde önemli bir imkân olduğunu belirterek, sorunların demokratik siyaset, hukuk ve müzakere ortak zemininde çözülmesi, barışın kalıcılaştırılması ve demokratik toplumun birlikte inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Önlerindeki yasa teklifini Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun önemli bir başlangıcı olarak gördüklerini ifade eden Koçyiğit, "Elbette teklifin eksiklikleri var. Bunu hem komisyonda hem burada hem de kamuoyunda ifade ettik. Fakat bundan sonrası da bu eksiklikleri gidermek gibi bir sorumluluğumuz da var. Bugün bizim önümüzdeki en büyük sorumluluk aslında bugün atılan bu adımı büyütmek, bu başlangıcı büyütmek. Çünkü barış yalnızca bir yasayla gelmez, gelmeyecek. Barış hukukta, siyasette ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında atılacak demokratik adımlarla ancak kalıcı hale gelebilir" dedi. 

Barışın kalıcı hale gelmesi için atılması gereken adımlara dikkati çeken Koçyiğit, demokratik siyasetin alanını genişletmek, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamak, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlamak zorunda olunduğunu belirtti. Koçyiğit ayrıca, ana dilin kamusal yaşamda ve eğitimde özgürce kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması, seçilmişlerin ve halk iradesinin güvence altına alındığı bir demokratik düzenin hep beraber geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

DEM Parti olarak sürece tarihsel ve stratejik bir perspektifle yaklaştıklarını kaydeden Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinden ayrı görmüyoruz. Tarihsel Kürt-Türk ilişkilerinin eşit hukuk ve demokratik siyaset temelinde güçlenmesini Türkiye'nin ortak geleceğinin temel meselelerinden biri olarak görüyoruz. Bizim demokratik cumhuriyet hedefimiz tam olarak budur. Bütün kimliklerin, bütün inançların, kültürlerin ve toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlık temelinde kendisini özgürce ifade ettiği yeni bir gelecek, ortak bir yaşam. Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Alevilerin, Sünnilerin, işçilerin, köylülerin, gençlerin, emekçilerin, çiftçilerin, emeklilerin ve toplumun bütün kesimlerinin kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve onurlu bir yurttaşı olarak hissettiği yeni bir Türkiye'dir."

MHP lideri Devlet Bahçeli, 12 saate yakın süren Genel Kurul görüşmelerin ardından teklifin yasalaşmasıyla DEM Partilileri tebrik etti

Yeni Parti: Silahların susması adına atılabilecek her adımı benimsiyoruz

Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, silahların susması ve demokrasi adına TBMM'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulduğunu anımsattı.

Komisyonun önemli çalışmalar yaptığını ve raporunu sunduğunu aktaran Emir, raporun 6. bölümünde yer alan "terörün bitirilmesine ilişkin adımlar" çerçevesinde teklifin hazırlandığını belirtti.

Raporun 7. bölümünde yer alan "demokrasi" konusunda ise herhangi bir adım atılmadığını söyleyen Emir, sürekli olarak "Bir daha şehitler olmasın, kan akmasın" dediklerini söyledi. Emir, iktidarın Anayasa Mahkemesi  (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uymadığını belirterek, şöyle devam etti:

"Biz silahların susması, terörün kalıcı bitmesi adına atılabilecek her adımı, gelebilecek her öneriyi benimsiyoruz, ciddiye alıyoruz, önemsiyoruz. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi ile ilgili olarak bugüne kadar eleştirilerimizi, önerilerimizi gündeme getirdik. Üzülerek söylemeyelim ki teklifin geliş biçimi, hazırlanış biçimi, komisyonda noktasına, virgülüne dahi dokundurulmamış, ortak akıl çalıştırılmamış, önemli eksiklikler olmuştur. Partimizin tutumunu Genel Başkanı'mız ayrıntılı değerlendirecek, hem milletimizle hem Meclis'imizle paylaşacaktır."

AKP'li Abdulhamit Gül ile Bahçeli, AKP'li Yenişehirlioğlu ile Dervişoğlu selamlaştı

AKP: Gazi Meclis, emperyalistlerin kardeşliğimizi bozma çabasını tarihin çöp tenekesine atacak

AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, bugünün aynı zamanda Anafartalar Zaferi'nin de yıl dönümü olduğunu anımsatarak şunları söyledi:

"Bugün '10 Ağustos' dediğimizde Anafartalar Zaferi'nin 111. yılında Çanakkale destanını hatırlıyoruz. Orada Diyarbakırlı, Ağrılı, Karslı, İzmirli, Trabzonlu yiğitlerin nasıl omuz omuza vererek bu aziz millet için şehit olduklarını, bu aziz millet için bir Cumhuriyet, bir devlet kurduklarına şahit olduğumuz tarihi bir gündür. O yüzden başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Bugün, işte 'Sevr'in yıl dönümüymüş ve bugüne getirmişiz'. Bugün bizim için anlamlı olan gün Çanakkale'de destan yazılan Anafartalar destanıdır, Çanakkale ruhudur."

Sevr'in emperyalistlerin bir projesi olduğuna işaret eden Gül, "Sykes-Picot ile özellikle bu meseleleri bölgede kaşımak, Türkiye'yi zayıflatmak üzere emperyalistlerin kurduğu bir oyundu. Gazi Meclis bu kağıt parçasını aldı ve yırttı. Bugün Gazi Meclis, emperyalistlerin kardeşliğimizi bozma çabasını da çıkaracağı kanunla paçavraya çevirecek, tarihin çöp tenekesine atacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel ise teklifin güçlü mutabakatın somut göstergesi olduğunu ifade ederek, "Teklifin ruhunda büyük mücadelelerde aynı safta duran Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Laz'ın, Çerkez'in, Abaza'nın kardeşliği vardır. Milletimiz, Sevr'i nasıl tarihin çöplüğüne attıysa terörü de tarihin çöplüğüne atacaktır" diye konuştu.

Teklif görüşmeleri sürdüğü sırada, Öcalan’ın ailesi ile çektirdiği fotoğraf ilk kez paylaşıldı .DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan, Öcalan ile 31 Ekim 2025’te İmralı’da yapılan aile görüşmesinde çekilen bir fotoğrafı paylaştı. Fotoğrafta, Öcalan’ın yanı sıra kardeşi Fatma Öcalan ile yeğenleri Ömer Öcalan, Berfin Öcalan ve Ali Öcalan yer alıyor

Yüksel, "Türkiye'nin 40 yılı aşkın süredir mücadele ettiği terör meselesinin kalıcı biçimde ülkemizin gündeminden çıkarılması bakımından gerçekten tarihi ve kritik bir eşikteyiz" dedi. Teklifin 360'tan fazla milletvekilinin imzasıyla TBMM'ye sunulduğunu anımsatan Yüksel, bunun "güçlü siyasi iradenin, ortak sorumluluğun ve güçlü bir toplumsal mutabakatın en somut göstergesi" olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

"Bu teklif, milletimizin 40 yılı aşkın süredir kanayan yarasını hukukun şifalı eliyle sarma iradesinin somut bir tezahürüdür. Bu teklifin ruhunda büyük mücadelelerde aynı safta duran ve Türkiye'yi oluşturan Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Laz'ın, Çerkez'in, Abhaza'nın kardeşliği vardır. Bu ruh ortak tarihimizin, ortak kaderimizin ve ortak geleceğimizin hukuk diliyle yeniden tahkim edilmesidir."

Yüksel, "Teklifin kapsamı, uygulanma şartları ve hukuki sonuçları açıkça düzenlenmiş, uygulama objektif şartlara ve yetkili makamların tespit ve kararlarına bağlanmıştır. Dolayısıyla teklifin Genel Kurul'da görüşülmesine engel teşkil edecek bir Anayasa'ya aykırılık söz konusu değildir" ifadelerini kullandı.

Genel Kurulda daha sonra siyasi partilerin grup önerilerinin görüşüldü ve ardından teklif üzerindeki görüşmelere geçildi.

TBMM Genel Kurulu'ndaki tarihî görüşmede vekillerin büyük çoğunluğu salondaki yerini aldı

Teklif üzerindeki konuşmalar

Mahmut Arıkan: Partimiz, çerçeve yasaya şartlı bir destek sunuyor

Teklifin tümü üzerinde söz alan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, bugün Türkiye'nin hem geçmişini hem de geleceğini ilgilendiren bir kanun teklifinin görüşüldüğünü belirtti. Arıkan, Saadet Partisi olarak süreçte kaygılarının yanında beklentilerini de şeffaf bir şekilde paylaştıklarını söyledi. Kalıcı çözümün adalet, hukuk, toplumsal bütünleşme ve kardeşliği birlikte inşa etmekten geçtiğinin altını çizen Arıkan, şöyle konuştu:

Meseleyi sadece kanun teklifine "evet" veya "hayır" demekten ibaret görmediklerini dile getiren Arıkan, Türkiye'nin kendi sorunlarını kendi insanlarıyla, kendi Meclisi'yle ve kendi hukuk düzeni içerisinde çözebilme iradesinin önemine dikkati çekti. Kaygılarının kendilerini yeniden kutuplaşma ve çatışma siyasetine sürüklemesine izin vermeyeceklerini vurgulayan Arıkan, toplumsal dayanışmayı, kardeşliği, hukuku, millet iradesini ve ortak geleceği güçlendirecek bir anlayışla sürece destek verdiklerini ifade etti.

Verilen desteğin herhangi bir siyasi aktöre koşulsuz destek veya iktidarın uygulamalarına verilmiş bir onay olmadığını belirten Arıkan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kanun teklifinin her maddesi Türkiye'nin meselelerini Türkiye'nin iradesiyle çözebilme çabasındadır. Bu 'evet', Türkiye'nin iç işlerine hiçbir küresel gücün, hiçbir emperyalist odağın müdahale etmemesi için verilmiştir. Siyonist yayılmacılığa karşı Türkiye'nin daha güçlü, daha bağımsız, daha dirençli olması için verilmiştir. Biz terörün sona ermesine 'evet' diyoruz. Silahların susmasına 'evet' diyoruz. Kardeşliğe 'evet' diyoruz. Hak ve özgürlüklere 'evet' diyoruz. Hukukun üstünlüğüne 'evet' diyoruz. Meclis iradesine ve istişareye 'evet' diyoruz. Ancak şiddetin meşrulaştırılmasına 'hayır' diyoruz. Millet iradesinin devre dışı bırakılmasına 'hayır' diyoruz. Kapalı kapılar ardında yürütülen süreçlere 'hayır' diyoruz. Yeni vesayet anlayışlarına 'hayır' diyoruz. Türkiye'nin geleceğinin başka hesaplara teslim edilmesine 'hayır' diyoruz."

"Silah bırakma ve tasfiye bu süreç için sadece başlangıç noktasıdır"

Milli Görüş'ün terör, devlet, kardeşlik, adalet ve toplumsal bütünlük üzerine ortaya koyduğu yaklaşım ele alınmadan doğru yönün tayin edilemeyeceğini savunan Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terör meselesinin çözümü bir partinin seçim hesabı değil, Türkiye'nin kazanması meselesidir. Silah bırakma ve tasfiye bu süreç için sadece başlangıç noktası olarak görülmelidir. Türkiye adaletsizlik, ekonomik eşitsizlik, siyasi kutuplaşma ve kimlik çatışması üzerinden bir düzene devam ederse yeni yeni sorunlar üretilecektir. Saadet Partisi sürece daha başından, en başından kategorik biçimde karşı çıkmayı, kâhinlik yapmayı Milli Görüş müntesebatıyla bağdaştırmamıştır. Çözümün adresi Erbakan Hocamızın sürecin en karanlık dönemlerinde yaptığı konuşmalar, çağrılar ve çözüm önerilerindedir. Evet, bugün bir kez daha yüksek sesle tekrar ediyoruz; kalıcı çözüm adalet, hukuk, toplumsal bütünleşme ve kardeşliği birlikte inşa etmekten geçmektedir."

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan

"Mesele terör bittikten sonra nasıl bir Türkiye’yi inşa edeceğimizdir"

Partisinin çerçeve yasa teklifine şartlı destek sunduğunu açıklayan Arıkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Saadet Partisi 'Çerçeve yasaya karşı mıyız veya destekliyor muyuz?' ikilisine hapsedilemez. Burada mesele sadece bir terör örgütünün tasfiyesi değil, terörü yeniden üreten zeminin bütünüyle ortadan kaldırılması meselesidir. Halihazırda yürüyen süreçle ilgili Saadet Partisi'nin değerlendirme süreci, silahların tamamen bırakılmasına dönük yöntem ve usuller, terör örgütünün tasfiyesini gerçekleştirme potansiyeli, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünün tartışmaya açılıp açılmadığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çözümün merkezi statüsünün devamlılığı, şiddete bulaşmamış insanların topluma yeniden kazandırılmasının nasıl mümkün olacağı etrafında şekillenmektedir. Saadet Partisi olarak yalnızca 'Çerçeve yasayı destekliyoruz' veya 'Çerçeve yasaya karşıyız' noktasında değiliz. Bundan daha büyük bir teklifi Saadet Partisi olarak biz ortaya koyuyoruz. Mesele yalnızca terörü bitirmek değil, mesele terör bittikten sonra nasıl bir Türkiye'yi inşa edeceğimizdir. O nedenle partimiz 'çerçeve yasaya' şartlı bir destek sunmaktadır.

"Devlet kendi ülkesinde silahlı bir yapının varlığını olağanlaştıramaz"

Birincisi, terörü ortadan kaldırmak devletin asli görevidir. Devlet kendi ülkesinde silahlı bir yapının varlığını olağanlaştıramaz. Devletin egemenliğine alternatif bir silahlı otorite kabul edilemez. Dolayısıyla silahların bırakılması, örgütsel yapının tasfiyesi, devlet otoritesinin ülkenin her noktasında tartışmasız biçimde tesis edilmesi konusunda taviz verilemez. İkincisi, terörü meydana getiren şartlar ortadan kaldırılmadan yalnızca silahlı unsurlara odaklanmak, hastalığın kendisini değil, belirtilerini tedavi etmektir. Bu 'çerçeve yasa' terörü mü tasfiye ediyor yoksa terörü meydana getiren sebepleri mi ortadan kaldırıyor, bunun cevabını vermeliyiz."

Müsavat Dervişoğlu: Teklif, Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır

İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, süreç yasası teklifinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulu'nda konuştu. Dervişoğlu, "Bugün tüm laf cambazlıklarının geldiği noktada, 50 yıllık terör örgütü PKK’nın, Avrupa’daki uyuşturucu baronları, Kandil ve etrafındaki kiralık katilleri affedilmek ve siyasete kazandırılmak istenmektedir. Çerçevenin içindeki tablo bundan ibarettir" dedi. Dervişoğlu, "Milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır! Bu neden bir kalkışmadır, söyleyeyim: Sürekli Kürt sorunu dediğiniz ama altını bir türlü dolduramadığınız mesele var ya, işte siz, sorunun öznesi yaptığınız Kürtleri, PKK ile eşitlemeye çalıştığınız için bir kalkışmadır! Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilmesinin önünü açmaktır"  diye konuştu ve şöyle devam etti:

"Nihayetinde bu kanun teklifi, İmralı’daki terör hükümlüsünün onayından geçerken, Türk milletinden gizlendi, hatta imzalayanlar dahi içerikten habersizdi. Şimdi, bu kanun teklifini, TBMM mi hazırlamıştır ki, onun onayına sunulmaktadır? Meclis, sürecin başındaki gibi, sadece bir tescil makamına indirgenmiştir. Türk milletinin hüküm mührü, onun bilgisi ve rızası dışında, cebren kullanılmıştır. Dünyada silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçleri, uluslararası literatürde “DDR”, Yani silahsızlanma – dağılma - entegrasyon olarak bilinen bir sıralamayla yürütülür. Önce silahın, doğrulanabilir biçimde, toplanıp imha edilmesi, sonra komuta kademesinin fiilen çözülmesi ve ancak bunlardan sonra, hukuki adımların atılması gelir.  Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya, Endonezya, Güney Afrika hangisine bakarsanız bakın, bunların hiçbirinde yasal düzenleme ve ceza indirimleri, silahsızlanmanın nesnel biçimde doğrulanmasından önce yapılmamıştır. Denetleyen de yürütme değil, bağımsız bir yargı ya da yarı-yargısal organdır.Yasal adım bir ödüldür ve önce hak edilir, sonra verilir.


İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu

Silahsızlanma - Dağılma - Entegrasyon sıralaması, bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir. Önce hukuki kazanım verilmekte, belirsiz bir gelecekte de silahsızlanma, vaat hâline gelmektedir. Bu yöntem devleti, örgüt karşısında neredeyse eşit bir “sözleşmeci taraf” konumuna getirmiştir. Meselenin sosyolojisine, jeopolitiğine ve tarihsel boyutuna hiç girmiyorum bile. Elbette ki biz, bir terör örgütünün silahsızlandırılmasına ve tasfiyesine itiraz etmiyoruz. Ama sizin yaptığınız bu değildir. Meclisimizin tek adam rejiminde zaten yıpranan itibarının bile isteye yer ile yeksan edilmesidir. Devletin asla sarsılmaması gereken konumuna halel getirilmesidir. İmza atanlara ve oy vereceklere soruyorum: Denetleyemeyeceğiniz, hatta yürürlüğe girmesini dahi sağlayamayacağınız bir yasayla, tek bir kişiye daha fazla yetki ve daha az sorumluk verdiğinizi anlamıyor musunuz? Bundan herhangi bir endişe duymuyor musunuz?

Bu neden bir kalkışmadır, söyleyeyim: Sürekli 'Kürt sorunu' dediğiniz ama altını bir türlü dolduramadığınız mesele var ya; işte siz, sorunun öznesi yaptığınız Kürtleri PKK ile eşitlemeye çalıştığınız için bir kalkışmadır! Milletimiz o eşsiz ferasetiyle bu oyuna gelmemişken, Kürt ile PKK’nın bir arada anılmasına asla müsaade etmemişken, çalakalem hazırladığınız bu metinle Kürt’ü ve PKK’yı yan yana getirmeye yeltendiğiniz için bir kalkışmadır! Terörsüz Türkiye diye yola çıkıp İmralı’daki müebbetlik hükümlüyü Kürtlere kayyum atamaya çalıştığınız için kalkışmadır.

"Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalmasının önünü açacak"

Amaç, Türk milletini güçsüz, çaresiz ve seçeneksiz olduğuna inandırmaktır. Amaç, Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilmesinin önünü açmaktır. Bu süreci her derde deva bir ilaç gibi satmak için demokrasi, hukuk, dayanışma laflarının yanında dünyanın ve bölgemizin değişen dinamiklerinden söz ediyorlar. Erdoğan’ın dünya liderliğinden, Trump’ın dostluğundan bahsediyorlar. Trump’ın diğer dostu Netanyahu’nun emellerini anlatıyor, karşıymış gibi yapıyorlar. Türk milletine ve Orta Doğu’ya yeni bir kölelik rejimi öneren, sömürge valisi kılıklı büyükelçinin demeçlerini kendi sözleriymiş gibi tekrarlıyorlar.

Sorum kısa, sorum net: Bu örgütün Suriye kolu kendini feshetti mi? Hayır, aksine sivil toplum kisvesi altında yaygınlaşıyor. Bu örgütün İran kolu PJAK ve bağlı yapılanmalarının silah bırakmasını sağlayabildiniz mi? Elbette ki hayır! Bu işe 'evet' diyen hiçbir Allah’ın kulu sormuyor mu kendine, 'Oralarda neden silah bırakılmıyor?' diye?

Değerli arkadaşlar, gerçek şu: PKK silah bırakmıyor, yöntem değiştiriyor. Ve iktidar ortakları da üç-beş oy uğruna, anayasa değişikliği uğruna, ömür boyu başkanlık uğruna bu kirli oyunu milletimize ‘Terörsüz Türkiye’ diye pazarlamaya çalışıyor. Milletimizin huzurunda tarihe not düşüyorum: Terör bitmiyor; bir yerde yine silahlandırılıyor, bir yerde devletleşiyor, bir yerde de silahla yapamadığını siyasetle yapmak üzere meşrulaştırılıyor.

Gelelim Millî Güvenlik Kurulu ve Cumhurbaşkanınca oluşturulacak 'kurul' meselesine. Bir kanunun uygulanmasını, tavsiye kararı almak dışında yetkisi olmayan bir kurulun kararına bağlamak ne demektir? Yetki, üyelerinin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir kurula bırakılırken Meclis’in iradesi nasıl ve nerede devreye girecektir? Bununla da kalmıyor... Bir kurul daha oluşturulacakmış. O da kanun yürürlüğe girdikten sonra terör faaliyetlerinden dolayı yapılacak soruşturma ve kovuşturmalara izin verecekmiş. Yani burada da savcılar yetkisiz kılınmaktadır. Bir suç işlenirse soruşturma için kurulun izni gerekecek; tıpkı Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun'un kopyası gibi. Teröriste devlet görevlisi muamelesi yapmak, devlet idare edenin yapabileceği bir iş midir?

Meclis Genel Kurulu, teklifin kabul edilmesinin ardından 1 Ekim'e kadar tatile girdi

"Tarihin doğru yerinde duracağız"

Kanunun ayrıntılarına tam olarak girmiyorum, zaten zaman da yok; onları bölümler ve maddeler üzerinde konuşacak olan arkadaşlarım yapacaklar. Bakın, bir başka önemli nokta da şu: Bu yasa teklifinde örtülü bir amaç daha var; o da Sayın Erdoğan’ı tam yetkili ama aynı zamanda tam sorumsuz kılmak. Yarın biri çıkıp 'Bu ihaneti kim yaptı?' derse cevap ne olacak? Yasayı kim önerdi? Şu komisyon… Kim görüştü? Bu komisyon… Kim oy verdi? Şu milletvekilleri… Kim takip etti? Şu kurul… Bunları kim salıverdi? Falanca kurul…

Sormak zorundayım: O yemini ettikten sonra hiç mi 'Yeminimin gereğini yapabilecek miyim?' diye dertlenmediniz? Bu teklifin altına imza atarken, komisyonda 'evet' oyu verirken bir kez olsun o yemin hiç mi aklınıza gelmedi? Peki bugün burada o yemini bile bile çiğneyecek misiniz? Bu teklife 'evet' mi diyeceksiniz? Biz, hayır diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız. 

Değerli milletvekilleri; tesadüf değil, ancak tevafuk olarak hatırlanmalıdır ki 106 yıl önce bugün, 10 Ağustos 1920 yılında Sevr denilen o teslimiyet belgesi imzalanırken dönemin İstanbul hükümeti ve mütareke basını devleti tasfiye eden o metni 'Artık kan dursun' diyerek alkışlamıştı. O gün Anadolu’da Millî Mücadele’yi ve Misak-ı Millî’yi savunanlar 'marjinal' ve 'kanun tanımaz' ilan edilmişti. Ama bu Cumhuriyeti kuran o gün alkışlanan iktidar sahipleri değil, o gün horlanan o bir avuç kahramandı. 106 yıl sonra bugün de bu Genel Kurul’da aynı sınavdan geçiyoruz. Tarih, çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil; hakikatin yanında duranların sesini yazdı. Ve emin olun bundan sonra da tarih, neye mal olacağını bilmeden veya umursamadan emirle el kaldıranları değil; doğru zamanda doğru kararı verenleri yüceltip yazacaktır.

CHP adına Alp ve Salıcı: Bugün sözü başlatıyoruz, bu onurlu bir barıştır

Teklifin tümü üzerinde söz alan CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Türkiye'nin çevresinde büyük riskler bulunduğunu ancak yeni ufukların da açıldığını belirtti. Türkiye'de bu yasayla yeni bir siyasi kültürün gelişeceğini, bu kültürün eski sorunları demokrasi ruhuyla ele alıp çözmeye olanak sağlayacağını ifade eden Alp, Türkiye'nin, silah ve şiddetin gölgesinden kurtulacağını, barış ve refah içinde olacağını dile getirdi.

Devletin kurucu partisi olarak sürece sorumluluk anlayışıyla, tarihsel misyonla ve devleti yaşatma perspektifiyle yaklaştıklarını anlatan Alp, Cumhuriyet'in 2'nci yüzyılında üniter yapıdan, demokratik hukuk devletinden taviz vermeden herkesin kendisini eşit, özgür ve güvende hissedebileceği bir Türkiye inşa edeceklerini söyledi.

Cumhuriyet'in kurucu iradesinin 2'nci yüzyılda da toplumsal barışın ve ortak geleceğin kurucu iradesi olacağını vurgulayan Alp, "CHP Grubu olarak, tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun gereği bu tarihi süreçte yalnızca destek veren değil sorumluluk alan, öncülük eden ve doğru istikameti gösteren bir anlayışla hareket edeceğiz. Bu süreç, bir bölünme, parçalanma veya ayrışma süreci değil tam tersine yaraları sarma, kardeşliği güçlendirme ve milletçe yeniden kenetlenme sürecidir" diye konuştu.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda ele alınan hedeflerin dönemsel söylem veya konjonktürel bir hamle değil devlet politikası olduğunu ve bu politikaya "tereddütsüz" katkı vereceklerini ifade eden Alp, şunları söyledi:

"Silahlar susarsa kardeşlik güçlenir. Kardeşlik güçlenirse Türkiye güçlenir. Türkiye güçlenirse milletimiz kazanır. Birlik varsa gelecek de vardır. Bu topraklar ayrılığın değil birliğin, düşmanlığın değil kardeşliğin yurdudur. Bu yasada bir teslimiyet ya da mağlubiyet yoktur. Barış, onurlu bir barıştır. Herkes kazanacaktır. Halkımız müsterih olsun, Türkiye kazanacaktır."

Çerçeve yasa için 3 günlük çalışma takvimi kararlaştırıldı ancak aynı gün oylandı

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da geçen yıl hayatını kaybeden TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’i anarak, "Sevgili hemşehrim Sırrı Süreyya Önder’in bugün aramızda olmasını çok isterdim. Bugünü görmek en çok onun hakkıydı. Mekanı cennet olsun" dedi.

Salıcı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 6 Mart 1922’de TBMM kürsüsünde yaptığı, "Türkiye’yi yok etmeye çalışanlar ile Türkiye’nin yok olmasında çıkar görenler zamanla birleşmiş, ittifak kurmuşlardır. Yüzyıllar boyunca bu anlayış bir gelenek haline gelmiş ve sonunda çeşitli bahanelerle Türkiye’nin iç işlerine, yönetimine ve hayatına müdahale etmeye kadar varmıştır" konuşmasını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"İşte bu müdahaleleri püskürtmenin yolu toplumsal barıştır. Milletin birbirine şüphe dolu gözlerle bakmamasıdır. Meclis'in, milletin ortak iradesini güçlü biçimde taşımasıdır. Çünkü askeri cephede yenilebilirsiniz; günü gelir, yeniden taarruz edersiniz ama milletin ortak iradesi çökerse asıl tehlike orada başlar. Birlik ise milletin iradesinin zemini olan Meclis’te kurulur. Halkımızın isteği bağımsız ve kardeşçe yaşamaktır. Meclis’in görevi de bunu başarmaktır. Biz bugün Kürt meselesini çözmüyoruz. Biz bugün Kürt meselesinin silahlardan arındırılması yönünde tarihi bir adım atıyoruz. Silahın olduğu yerde sözün bir anlamı kalır mı? Biz bugün, sözü başlatıyoruz."

"Türkiye'ye bir özür borcunuz yok mu?"

CHP'li Salıcı, Sosyaldemokrat Halkçı Parti’nin 1989’daki raporunu göstererek, "Herkes korkarken biz cesurduk. Herkes susarken biz konuştuk. Demokratik çözümün adresini ilk biz gösterdik. Siyasi rakiplerimiz ne yaptı? 'Terörle işbirliği yapıyorsunuz' diye bize iftiralar attı. Hatta mitinglerde montaj videolar bile yayınlandı. Kara propaganda kazandı. Atı alan Üsküdar’ı geçti. İktidar sıralarında oturan değerli arkadaşlar; madem barışın kapısını açtık, sizce de bize bir özür borcunuz yok mu? Bu işin bugüne gelmesini en tutarlı şekilde SHP-Cumhuriyet Halk Partisi geleneği savundu. 'Çözümün adresi Meclis’tir' dediğimizde bize müstehzi gülenler olmuştu. İşte şimdi Meclis’te çözüyoruz" ifadesini kullandı.

TBMM Adalet Komisyonu 7 Ağustos'ta toplandı, görüşmeler 18 saat sürdü. AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül (solda), MHP Grup Başkanvekilleri Erkan Akçay (ortada) ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, komisyon görüşmelerindeyken

Salıcı, "bugün kelimenin tam anlamıyla milli güvenliği yakından ilgilendiren bir noktaya gelindiğini" belirterek, şunları kaydetti:

İşte, artık silah olmayacak, artık konuşma zamanıdır. Terör gerekçesiyle demokrasimizi askıya alanların artık bahanesi kalmayacaktır. Artık demokratikleşme zamanıdır. Bizi, Komisyonumuzun Raporu’na 'Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Haklar Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır' diye yazdırmak zorunda bırakan zihniyeti değiştirme zamanıdır. Kayyum uygulamalarına veda etme zamanıdır. Herkes için bireysel özgürlükleri garanti altına alma zamanıdır. Artık komedyenler için gazeteciler için sanatçılar için ifade özgürlüğü zamanıdır. Hukukta 'Masumiyet karinesi' diye temel bir ilke olduğunu hatırlamanın zamanıdır. Demokratikleşmeden kastımız da dar çerçevede ele alınmamalıdır. Demokrasi, yalnızca seçim veya kuvvetler ayrılığı değildir. Bunlar gereklidir ama yeterli değildir. İşte tam da burada konuşmamız gereken kavram, yurttaşlıktır. Bizim hedefimiz her yurttaşın kökeni, kimliği, inancı, yaşam tarzı, ana dili, oy verdiği parti ne olursa olsun, devlet tarafından eşit saygıya layık görülmesidir.

“Biz ölürken de yaşarken de kardeşiz”

Güçlü devlet, yurttaşını yalnızca yönetmez. Yurttaşını tanır. Dinler. Muhatap alır. Onurunu korur. Hukuk metinlerine, 'Herkes kanun önünde eşittir' diye yazmak yetmez. Eşitlik, kamusal saygınlığın eşit paylaşılmasıdır. Hiçbir yurttaş yolda çevirmeden geçerken, mülakata girerken, sadece kimliğindeki doğum yerinden veya isminden dolayı endişe hissetmemelidir. Bir yurttaş kendisini devlet karşısında sürekli açıklamak zorunda hissediyorsa, demokrasi henüz tamamlanmamıştır. Bir yurttaş kendi kimliği nedeniyle eksik muamele gördüğünü düşünüyorsa, Cumhuriyet henüz tamamlanmamıştır. İşte yapmamız gereken tam da budur; Cumhuriyetimizi, demokrasiyle taçlandırmaktır."

Salıcı, "Türk, Kürt, Arap kardeştir" sözünü hatırlatarak, "Biz ölürken de yaşarken de kardeşiz; işsizlikte, yoksullukta, adaletsizlikte ve kredi kartının asgarisini yatırırken de kardeşiz. Silahların susması önemlidir. Ama bundan daha önemlisi, 'Ben sorunlarımı siyaset dışı yöntemlerle çözebilirim' duygusunu altüst edebilmektir. Gelin hep beraber, güvenliği demokrasiyle, devleti yurttaşla, cumhuriyeti özgürlüklerle güçlendirelim. İşte o zaman yalnızca terörü değil, terörün beslendiği siyasal zemini de geride bırakmış olacağız" diye konuştu.

Feti Yıldız: Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız

Teklifin geneli üzerinde partisinin görüşlerini açıklayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, terörsüz Türkiye sürecinin, küresel ve bölgesel krizlerin yoğunlaştığı bir dönemde devletin bekası, kardeşlik hukuku ve ortak tarih bilinci üzerinden bölgesel istikrarsızlıkları minimize etmeyi amaçladığını, terörü bir sebebe veya tarihi arka plana dayandıranların farkında olarak ya da olmayarak terörü meşrulaştırdığını savundu. Terörün bir sorun çözme aracı ve meşru bir yöntem olarak görülemeyeceğini vurgulayan Yıldız, asıl hedefin soyut ve fiktif tartışmalara feda edilemeyeceğini kaydetti.

Sürecin başlangıcına ilişkin tarihler vererek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin adımlarına dikkati çeken Yıldız, şu ifadeleri kullandı:

"1 Ekim 2024’te, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yasama yılının açılış töreninde, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin bundan tam 677 gün önce, DEM Partili milletvekilleriyle tokalaşması ve onlara hitaben söylediği sözler siyasi hayatımızda yeni bir kapıyı aralamıştır. Yine 22 Ekim’de Milliyetçi Hareket Partisi Grup Toplantısı'nda, yaptığı tüm ezberleri bozan tarihi çağrı Türk siyasetinde bir dönüm noktası olmuştur. Bu tarihi çağrı Türk siyasetinde bir milattır. Yüzyılın en cesur, dönüştürücü siyaset hamlesidir. Bu hamle, PKK’nın kendini feshetmesini ve silahları bırakma kararı almasıyla sonuçlanmıştır."

MHP Genel Başkan Yardımcısı  Feti Yıldız

"Müstakil düzenlemelerin af veya cezasızlık algısına yol açmaması gerektiği şerhi düşülmüştür"

12 Mayıs 2025'te kongresini toplayan PKK'nın kendini feshetmesiyle sürecin yeni bir boyut kazandığını belirten Yıldız, yarım asra yakın bir süredir Türkiye'nin enerjisini ve ekonomik refahını sömüren yapının tasfiye edildiğini dile getirdi.

TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun uzlaşma ikliminin yaratılmasındaki rolüne değinen Yıldız, 5 Ağustos 2025'te TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında başlayan komisyon çalışmalarında 12 siyasi partiden 11'inin katılımıyla 51 üyeli bir yapı oluşturulduğunu aktardı. Komisyonun 21 kez toplanarak 132 kişi ve kurumun görüşüne başvurduğunu, 88 saatlik çalışma sonunda 4 bin 199 sayfa tutanak tutulduğunu bildiren Yıldız, komisyonda 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla bir raporun ortaya çıktığını belirtti.

MHP'nin sürece olan desteğini yineleyen Yıldız, "Müstakil ve geçici yasal düzenlemelerin, af veya cezasızlık algısına yol açmadan, kapsayıcı olması gerektiği şerhi düşülmüştür. Terörsüz Türkiye süreciyle dürüst ve samimi adımlar, dış dayatmalara kapalı öneriler, bin yıllık kardeşliğe ve ortak yaşama dönük tasarruflar Milliyetçi Hareket Partisi tarafından her zaman desteklenecektir. Yüreğimizle, gönlümüzle Terörsüz Türkiye’nin yanındayız" dedi.  Kanun teklifinin gerekçesini açıklayan ve af iddialarına yanıt veren Feti Yıldız, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

"Teklif, mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Bazı arkadaşlarımız maalesef kanunun gerekçesini ve lafzını okumadan bunun bir af olduğunu iddia edecek kadar gerçekten uzağa düşmektedir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri, bütün sonuçlarıyla varlığını korumaktadır. Suçun vasfına, mahkûmiyet kararına ve ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik öngörülmemektedir. Huzurunuza getirdiğimiz teklifin özel af olduğu iddiası var. Bu mantığı devam ettirirsek, eğer her af düzenlemesinde bir kısım, bir miktar cezanın cezaevi dışında çekilmesini esas alırsak, COVID-19 izninde insanları 3 yıl, 5 yıl dışarı çıkardığımız kanun içinde de nitelikli çoğunluk ararsınız. Bu duruma düşmeyi hiçbiriniz istemezsiniz herhalde."

Tuncer Bakırhan: Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis’in çatısı altında olmazdık

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da teklif üzerine aldığı sözde şunları söyledi:

"Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen Türkiye'nin bütün halkları ve elbette cezaevindeki tüm yoldaşlarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sırrı Süreyya şahsında barış için büyük emek veren ama aramızda olmayan bütün arkadaşlarımızı saygıyla anıyorum. Bugün, ülkemizin kaderini ilgilendiren önemli bir gündemi görüşmek için bir aradayız.

Bir asırlık Kürt meselesi, çatışmanın gölgesinden hukukun zeminine taşınıyor. Biz burada, bu tarihi geçişe tanıklık ediyoruz. Görüştüğümüz bu kanun teklifi, ülke olarak yeni bir istikamete yol almanın pusulasıdır. Bizi bu istikamete götürecek olan adres, Türkiye Büyük Millet Meclisidir.  Cumhuriyetin ilk yıllarında Kürt meselesi, sıkıyönetim zihniyetiyle idare edildi. Takrir-i Sükûn'dan İstiklal Mahkemelerine, gizli idare planlarından olağanüstü hâl rejimlerine kadar mesele hep istisnanın bir konusu oldu. Bu meselenin devlet katındaki tarihi; ikili devlet pratiklerinin yaygınlaştığı, siyasetsizliğin örgütlendiği, istisnanın genişlediği bir tarih oldu.  Bunun bedelini şu veya bu şekilde tüm ülke ödedi. Şimdi acı ve inkâr dolu sayfayı kapatma şansıyla karşı karşıyayız. Bütün cümlelerimizin gramerini değiştirmemiz gereken bir zaman dilimindeyiz.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları

Bugün mesele ilk kez; gerekçesi yazılmış, müzakere edilebilir, itiraz edilebilir, olağan bir yasama diliyle konuşuluyor. Bugünün önemi, tarihsel bir düğümün, nihayet siyaset eliyle çözülmeye başlanması ve Meclis’in kayıtlarına geçmesidir. Parlamento, bu meseleyi siyaset ve müzakereyle çözme sorumluluğuyla karşı karşıyadır.  Bu Meclisin hafızası bizlere ‘Türkler ve Kürtlerin ortak hikayesini ve güçlü ortaklık potansiyelini hatırlatıyor.  Anadolu ile Mezopotamya arasında yüzyıllara yayılan ortak bir hayat var. Aynı kültür havzasında, aynı kavşaklarda ve aynı hikâyede buluşmalar var.

Bin yıllık kardeşliğimiz ve Cumhuriyetin kuruluşu bunun kanıtıdır. Amasya'da bu topraklar Türklerin ve Kürtlerin ortak vatanı olarak telakki edildi. Erzurum'da birlik iradesi bu iklimde dile geldi. Birinci Meclis farklı bölgelerin ve kimliklerin temsilcilerini aynı çatı altında topladı. 1921 Anayasası yerel idareye alan açan çoğulcu bir ruh taşıdı. Ama bu ufuk, inkâr ve isyan sarmalında daraldı. Kadim tarihsel ilişkimiz zarar gördü. Bu durum en çok da bu toprakları tehdit olarak görenleri sevindirdi. Bir parantez açmak istiyorum. Bu süreç başladığında bazı dış güçler ne dedi biliyor musunuz? Bu adımla Ortadoğu dengeleri alt üst olacak dedi. Aslında alt üst olacak olan küresel güçlerin yüz yıllık hesaplarıdır. Bunu biliyoruz. Bu süreç kardeşi kardeşe kırdırma hesaplarını alt üst edecek. Beraberliğimizi kaim kılacak, ortak geleceğimizi güçlendirecek. Yarım asırlık çatışmalı süreç bu ülkenin her bir karışına büyük acılar yaşattı. Artık çatışma ve şiddet zemininden çıkma fırsatı önümüzde duruyor. Yüz yıl önce Kürtler hukuk dışına itildi. Bu kök yasa, Kürtleri hukuka dahil etmenin ilk adımıdır. Bu kanun teklifiyle, berarberliğimizi ve geleceğimizi güçlendirecek önemli bir adım atıyoruz. Güçlü bir başlangıç yapıyoruz.

"Diyalog kapıları sürekli kapatılıyor, kutuplaşma hüküm sürüyor"

27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısıyla bu başlangıca imkân sağlayan Sayın Öcalan’ın bu kurucu rolünün altını önemle çiziyoruz. Kendisinin Türkiye çözümünden yana çabalarının önyargılarla değil, hakkaniyetle görülmesi gerekiyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin süreçteki kurucu rolünün hakkını veriyoruz. Bugün görüştüğümüz bu yasa ayrıcalık üreten bir yasa değildir. Çatışma çözümünün ilk adımıdır. Bu bir al-ver meselesi değil. Bu; tarihsel ilişkimizi düzeltme ve doğru bir buluşmayı gerçekleştirmenin adımıdır. Bu yasa ve süreç taviz değildir; yenme ve yenilme hiç değildir. Bu sürecin tek bir kazananı var. O da tüm Türkiye’dir, 86 milyon yurttaşımızdır. Barış bir müsabaka değildir. Halklar arasında tutulmuş bir skor tabelası olarak görülmemelidir. Bu kürsüden Türk kardeşlerime açık yüreklilikle seslenmek istiyorum. Bu süreçte sizden eksilen hiçbir şey yoktur, olmayacak. Aksine bu süreç Türkiye’yi büyüten ve refaha kavuşturacak bir süreçtir.  Ülkenin bütünlüğü ve değerleri asla müzakere konusu değildir. Yüz yıldır size 'bölüneceğiz' korkusu anlatıldı.  Oysa bu ülkeyi bölünmeye en çok yaklaştıran şey, çatışmanın kendisiydi. Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis'in çatısı altında olmazdık. Biz buradayız; çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır. Evlatlarını yitiren ailelere de sesleniyorum. Evlatlarınızın hatırasına gösterilecek en büyük hürmet, başka hiçbir evladın ölmemesi ve zarar görmemesidir. Acılarınızı asla tartmayacağız, yarıştırmayacağız. Acı, hangi evde olursa olsun acıdır. Hepimizindir.

Bu ülkedeki her acıyı yüreğimin en müstesna köşesinde taşıyorum. Tek bir amacımız var o da başka acıların yaşanmamasıdır. Kürt halkına da aynı açıklıkla sesleniyorum. Bu süreç kimliğimizin eritilmesi değil, varlığımızın hukukla buluşmasıdır. 'Yine mi kandırılacağız' kaygısını biliyoruz; bu kaygı vehim değil, anlıyoruz. Her şeyden önce Kürtler artık örgütlü bir halktır. Ne kanar ne de kandırılır. Velev ki terazimiz şaşsa da düzeltecek bir kantar var. O da sizsiniz.  Emin olun siyaset alanında Kürt halkının demokratik hakları için mücadelemiz devam güçlü  bir şekilde edecek.  Ama şimdi hepimizi yakan bir ateş var. Önce o ateşi söndürmeliyiz. Kürtçe’de “Agir bi agir venamire” denir. Yani ateş ateşle söndürülmez. 50 yıllık çatışmanın Şırnak’tan Tekirdağ’a kadar bize öğrettiği en yalın hakikat budur. Bir tarafın yenilgisi üzerine kurulan her düzen, içinde bir sonraki çatışmanın tohumunu taşır.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan

Çatışma çözümlerinde başarı “her kimlik, her inanç, her topluluk kendisini bu ülkenin asli vatandaşı olarak görüyor mu” sorusuna verilen cevapta bulunur.  Bu süreç Türkiye’nin bölünmesine değil bütünleşmesine; ayrışmaya değil ortak yaşamın güçlendirilmesine fırsat sunacak. Bu kanun teklifi ise ortak yaşamın siyasi ve hukuki harcının güçlendirilmesine atılan ilk adımdır. Kanun teklifinde yer alan “demokratik siyaset alanının güçlendirmesi” vurgusu önemli bir yörüngeye işaret ediyor. Bu ilk adımı, güçlü bir demokratikleşme rüzgarıyla ilerletmemiz gerekiyor. Demokratikleşme barışın teminatıdır. Barış gemisini deryalarda yürütecek güç, demokratik siyasettir. Demokratikleşme, hukuk ve Kürt meselesinin çözümü ilk adımdan sonra gelmelidir. İlk adımı anlamlı kılacak şey, ikinci adımda yani ekim ayında meclis açıldığında demokrasiyi, hukuku, eşitliği yol edinerek demokratikleşmeyi sağlamaktır.

Ekimle birlikte artık Türkiye’de Kürtlerin, Alevilerin, işçilerin, kadınların yani haksızlığa uğrayan tüm kesimlerin dahil olacağı bir yeniden inşa süreci başlatmalıyız. Bu süreçte herkesin hakkı hukukunu sağlamalıyız. Ekimde parlamentonun istikameti demokratik entegrasyon, özgürlükler ve hukukun üstünlüğünü sağlayan yasal düzenlemeler olmalıdır. Bu pusulayla barışa gitmenin sorumluluğu Meclistedir, siyasi partilerdedir, yargıdadır, basındadır, sivil toplumdadır; hepimizdedir. Barışçıl bir toplum ve demokratik bir rejim 86 milyonun kazancıdır. Bu kazanımı sağlamanın önündeki engellerden biri, Türkiye siyasetinin içinde bulunduğu siyasi iklimdir. Türkiye siyaseti uzun süredir "Mekke Dönemi" psikolojisi yaşıyor. Farklı siyasi gruplar ve kimlikler birbirlerini beka tehdidi olarak görüyor. Diyalog kapıları sürekli kapatılıyor, kutuplaşma hüküm sürüyor. Oysa Türkiye’nin ihtiyacı; farklılıkların bir güvenlik tehdidi olmadığı, ortak çıkarlar temelinde siyasi ve sosyal birlikteliğin ve adaletin sağlandığı "Medine dönemi" aklıdır. Artık çatışmadan barışa, kutuplaşmadan birlikteliğe, ayrışmadan ortak yaşama ve müzakereye hicret etmeliyiz. Hicret berekettir, hicret hikmettir.

"Kapı eksik diye eşikten dönmeyeceğiz"

Bizim yeniden tanışmaya, barışmaya ve beraber olmaya ihtiyacımız var. Bu tanışmadan kim kazanacak? Tabii ki herkes. Bu barıştan kim kazanacak? Tabii ki 86 milyon insan. Gelecek nesiller bir gün bu tutanakları okuduğunda bugünlere bakıp "Bu ülkenin insanları birbirleriyle yeniden konuşmayı başardı" diyebilmeliler. İşte gerçek barış ve başarı budur. Bu kanun teklifine verilecek her "evet" oyu, 86 milyonun geleceğine atılacak bir imzadır. Barışı eken, yaşamı biçer. Barışla birlikte kerpiç evlere gencecik insanların ölüm haberi gitmeyecek. Analar yasta değil, ortak muhabbette buluşacak. Şimdi bu yasayla müreffeh ve barış içinde bir Türkiye’ye demir atabiliriz. Bu yasayla henüz doğmamış çocukların hayatında, milyonlarca insanın sofrasında bereketi çoğaltabiliriz.

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar

Emin olun; Türk-Kürt ilişkilerinin demokratik ve eşit temelde güncellenmesiyle birlikte enerji ve ticaret koridorları, sanayi ve üretim havzaları inşa edebileceğiz. Bölgesel oyun kurucu hâline gelmek işten bile olmayacak. Çatışmalı sürecin bedelini başta yoksullar olmak üzere tüm ülke ödedi. Barışın semeresini de çocuklar, gençler, yoksullar, emekliler, emekçiler kazanacak. Her yıl elli milyar dolar artık acıları çoğaltan çatışmaya değil, bereketi çoğaltan ekonomiye gidecek. İnşallah çatışmaya akan kaynak okula, hastaneye, üretime akacak; yıllardır yatırım göremeyen coğrafyalar yaşam bulacak.

Peki biz bu teklife neden imzamızı attık? Neden "evet" diyeceğiz? Açık ve net ifade ediyoruz: Bu metni ne gözü kapalı kutsuyoruz ne eksik diye reddediyoruz. Değerini teslim ediyor, eksiğini açıkça söylüyoruz. Bu yasada şüphesiz eksiklikler ve eleştirilecek yönler de var. Bu yasada yok diye ana dil, eşit yurttaşlık ve yerel demokrasi başta olmak üzere demokratik haklar unutulmuş talepler değildir. Bunlar sürecin olmazsa olmazıdır, barışa giden yolun taşlarıdır.

Fakat ilk aşamanın ölçütleriyle nihai çözümün ölçütlerini birbirine karıştırmamalıyız. İlk adımın işlevi; çatışma zemininden hukuk zeminine geçişi mümkün kılmak ve demokratik siyasi mücadeleye kapı aralamaktır. Bugün atılan şey bir temeldir. Temel, tek başına ev değildir. Katları örmek, odaları kurmak, en sonunda çatıyı çakmak gerekecektir. O çatı, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'dir. Taşıyıcı kolonları hukuk devleti, eşit yurttaşlık, demokratik siyaset ve toplumsal barıştır. İmzamız bir sonuç belgesinin altına değil, bu inşanın hukuki zeminine atılmıştır. Kapı eksik diye eşikten dönmeyeceğiz; aralanan kapıdan içeri girecek, bu evi birlikte tamamlayacağız.

"Bizim adamız Türkiye’dir"

Devlet dediğimiz şey toplumun tamamını, bütün renklerini yansıtmalıdır. Kürdün kimliğinin özgür olduğu ve özgürce örgütlenebildiği; Alevinin inancını eşit, özgürce yaşayabildiği; Romanın, Ermeninin, Çerkezin, bütün halkların ve inançların kimliğini gizlemek zorunda kalmadığı bir ülke istiyoruz. Yüz yıl önce bu Meclis, farklı kimlikleri aynı çatı altında toplayarak bir yaşam inşa etti. Yüz yıl sonra aynı Meclis, en ağır meselesini yeniden kendi kürsüsüne, hukukun ve siyasetin diline çağırıyor. Bir asır önce bu çatı altında bir cumhuriyet kuruldu. Şimdi onu, çerçeve yasadan başlayarak hepimizin evi hâline getirme vaktidir. Yarın özgür düşüncenin ve eşit yaşamın şafağının attığı bir güne merhaba diyeceğiz. Biz buna hem hazır hem de kararlıyız. Yaşar Kemal, Bir Ada Hikâyesi’nde savaşlardan, sürgünlerden, yıkımlardan arta kalan insanları bir adada yeniden hayat kurarken anlatır. Çok içten ifade etmek isterim ki bizim adamız Türkiye’dir. O halde bu hayatı birlikte iyileştirmekten başka gerçekçi yolumuz yoktur.

"Hiçbir zaman silahın konuşmadığı bir geleceğin ilk mührü olsun"

Bu duygu ve düşüncelerle; Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş, Sayın Bahçeli, Sayın Özel, Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Arıkan, Sayın Davutoğlu, Sayın Babacan başta olmak üzere kanun teklifinde imzası olan bütün siyasi parti liderleri ve milletvekillerinin bu sürece büyük katkı verdiklerini bir kez daha belirtmek istiyorum. Eleştiri ve önerileriyle kanun teklifine oy verecek, katkı sunacak her bir milletvekili arkadaşımı gönülden tebrik ediyorum. Bugün burada söylenen her söz, atılan her imza yarının Türkiye’sine miras kalacak. Bu Meclis’in tutanakları bir gün çocuklarımızın en çok gurur duyacağı sayfalar arasında yerini alacak. Kürsüden ayrılırken tek bir dileğim var: Bu kanun teklifinin altına düşülen imzalar, bu ülkede bir daha hiçbir zaman silahın konuşmadığı bir geleceğin ilk mührü olsun. Bu mühür bozulmasın. Bu barış kalıcı olsun, ortak ve eşit yaşamımız baki olsun. Hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum."


Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel

Özgür Özel: Barışın önünü açacağız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çerçeve yasa teklifine ilişkin, "Bu yasaya ‘hayır’ deme hakkına en çok sahip olan YENİ Parti; kendi hakkını, milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi için, hiçbir evladımızın gazi olmaması için, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız" dedi. Özel'in teklif üzerindeki konuşması şöyle:

“Kürt meselesi yalnızca bir terör meselesi değildir. Yalnızca bir güvenlik meselesi değildir. Yalnızca bir örgütün silah bırakması meselesi hiç değildir. Eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama meselesidir. Herkesin kendi kimliğiyle, diliyle, kültürüyle ve inancıyla kendisini bu ülkenin eşit yurttaşı hissedebilmesi meselesidir. Aynı zamanda Edirne’deki, İzmir’deki, Trabzon’daki, Manisa’daki yurttaşlarımızın güven içinde yaşaması, evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. On yıllardır canımızı, malımızı, kaynaklarımızı feda ettiğimiz bu mesele, 86 milyon yurttaşımızın meselesidir. Demokrasimizin, kalkınmamızın, bölgesel gücümüzün, toplumsal huzurumuzun ve ortak geleceğimizin meselesidir. Biz Cumhuriyeti kuran, milli egemenliğini tesis eden ve Türkiye’yi çok partili demokrasiye taşıyan siyasal mirasın sahipleriyiz. Cumhuriyetimiz, üniter devlet yapımız, ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü kırmızı çizgimizdir. Biz Kürt meselesinin demokratik çözümünü bu ilkelerin karşısında değil; onların güvencesi olarak görüyoruz. Çünkü toplumsal barışın sağlanmasını üniter devletin alternatifi olarak değil; tam tersine en güçlü dayanağı ve güvencesi olarak görüyoruz. Yurttaşlarımızın adalete, devlete ve Cumhuriyete bağlılığı korkuyla değil; eşitlikle, özgürlükle ve aidiyet duygusuyla güçlenir. Korku üzerine devlet inşa edilmez. Devlet özgüven üzerinde ayakta sağlam durur. Yurttaşlarını baskıyla yöneten iktidarlar devletlerini güçlendirmezler. Toplumu kutuplaştırırlar, aidiyeti zayıflatırlar ve bölünme riskini büyütürler. Cumhuriyeti kurmak ve çok partili demokrasiye geçirmek de üniter yapımızı zayıflatmamış, aksine güçlendirmiştir. Kürt meselesinin demokratik çözümü de Cumhuriyetimizi, devletimizi ve ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir.” 

“Soruna seçim takvimine bakarak yaklaşmadık”

“Bu soruna hiçbir zaman seçim takvimine bakarak yaklaşmadık. Anketlere göre konuşmadık. Konjonktür değişince söz ve tavır değiştirmedik. İşine geldiğinde ‘Çözüm’ diyen, işine gelmediğinde bütün Kürtleri terörist ilan edenlerden olmadık. Tarihsel tutarlılık içinde hep aynı yerde, hep doğru yerde durduk. Dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Bu mesele şiddetle değil, siyasetle çözülmelidir. Gizli pazarlıklarla değil; milletin gözü önünde, milletin rızasıyla çözülmelidir. Bir kişinin iradesiyle değil Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik meşruiyeti ile çözülmelidir. Herkesin kaygısını gören, acısını da umudunu da yüreğinde taşıyan bir büyük toplumsal mutabakatla çözülmelidir. Yıllarca biz bunu savunduk. ‘Bu meselenin çözüm adresi Meclis’tir’ dedik. Komisyon kurulmasını yıllarca önerdik. Komisyon kurulduğunda katılım gösterdik. Tüm tahriklere, bütün sabotajlara rağmen masada kaldık. 

AKP ve diğer partilerle birlikte bazen aynı salonda buluştuk, bazen ayrıştık ama meselenin kendisinden hiçbir zaman kopmadık, yapıcı katkımızı hiçbir zaman esirgemedik. Ülkenin hayrına olmayan hiçbir işin altına imza atmadık. Komisyon raporuna katkı verdik, imzamızı koyduk. Sürecin başında durumumuzu şöyle özetlemiştik. ‘Destekleyeceğiz, katkı sunacağı ve denetleyeceğiz.’ Her aşamasında yapıcı olmaya gayret gösterdiğimiz bu süreçte, başta ortaya koyduğumuz ilkelerden hiç sapmadık. Çünkü bizim tutumumuz günlük değil, tarihseldir; konjonktürel değil, ilkeseldir. Siyaset ilkeyle yapılır. Biz işine gelince ‘çözüm’, işine gelmeyince ‘terörist’ diyen, bir süreci önce masaya koyup sonra buzdolabına kaldıran, Dolmabahçe’de görüştükleri rahmetli Sırrı Süreyya Önder‘i hapse atıp sonra arkasından timsah gözyaşı dökenlerden hiç olmadık.

“İktidar toplumsal mutabakat fırsatını heba etti”

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri siyasi iktidar bu süreci maalesef büyük bir özensizlikle yönetmiştir. Müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmüştür. Bu toplumsal meseleyi ikili müzakere ortamına sıkıştırmıştır. Toplumsal mutabakat fırsatını kendi eliyle heba etmiştir. Bizi, muhalefeti dışarıda bırakmak için elinden geleni hatta akla gelmeyenleri yapmıştır. Komisyonda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmeler, özel takvimler, özel siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir süreç yürütülmüştür. ‘Üç kişinin bildiği metin’ diye bir metin kutsanıp Meclis’ten gizlenmiş, Adalet ve Kalkınma Partili vekillerden dahi gizlenmiş, bir telaş ve bir panikle son sürece girilmiştir. Komisyonda itiraz eden, soru soran, eleştirilerini dile getiren milletvekillerinin üzerine yürümeye kadar iş vardırılmış; yani bir süreç yönetmek, bir devlet yönetimi anlayışı göstermek yerine farklı bir telaş, farklı bir panik, bilinmeyen bir ruh hali bütün Meclis’in, bütün milletin gözü önünde yaşanmıştır. Barış, hukuk milletin gözünden kaçırılarak yazılamaz. Toplumsal uzlaşma, yangından mal kaçırır gibi kurulamaz. Millet sonunda kendisine bilgi verilecek bir sürecin seyircisi değildir. Millet bu ülkenin sahibidir, ta kendisidir.” 


Özgür Özel, Genel Kurul'da

“‘Hayır’ deme hakkı en çok grubumuzdadır”

“Değerli milletvekillerimiz açıkça ifade etmek istiyorum. ‘Bu teklife hayır deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir?’ diye millete, sokağa sorduğunuzda hiç şüphe yok ki cevap bugün karşınızda bulunan Yeni Parti grubudur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz. Öyle saldırılara maruz kaldık ve kalıyoruz ki en temel insan haklarının ihlal edildiği, masumiyet karinesinin yok sayıldığı bir düşman hukukuna muhatabız. Sahte delillerle, kanıtlanmamış iddialarla, gizli tanık ifadeleriyle tarihe utanç olarak geçecek bir süreci yaşıyoruz. Yerel seçimleri kaybettiği için siyasi rekabeti rafa kaldıranların aileleri, eşlere, evlatlara zulmeden bir darbeci anlayışına muhatap olan bizleriz. Günlerdir bu teklife ‘hayır’ dememiz için binlerce öneri, eleştiri, hatta tepki alan bizleriz. Ama hepinize şunu hatırlatıyorum. Yarın bu ülkeyi yönetecek olan da biziz ve bu millete olan bağlılığımızla, bu ülkeye olan sevgimizle, toplumsal barışa olan inancımızla sorumluluk alan da biziz. Kolaya kaçmayan, devlet ciddiyetiyle karar veren; bu ülkenin 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl sonrasını düşünme sorumluluğunu yüreğinde hisseden de bizleriz.” 

“Biz Türkiye’nin sorunlarını çözmek için Yeni Parti’yi kurduk. Kutuplaşmayı bitirmek, barışı getirmek için kurduk. Biz Yeni Parti’yi bir partimiz olsun diye kurmadık. İktidar olsun, sorunları çözsün, sorunların ve eşitsizliklerin üzerine kararlılıkla yürüsün diye kurduk. Bize defalarca ‘Bu şartlarda o masada neden oturuyorsunuz?’ dediler. Bu çağrıları yapanların öfkesini de kaygısını da anlıyorum. Ama kimse bize ne yaşadığımızı anlatmasın. Çünkü bize yapılanları en iyi biz biliyor, yüreğimizin en derinliklerinde hissediyoruz. Bir tanesini unutursak da yüreğimiz korusun. Evet, bu yasaya ‘hayır’ deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama bu hakkı milletin barış hakkının önüne koymayan da bizleriz. Komisyonda masadan kalkmadık. Çünkü o masa Erdoğan’ın masası değildir, o masa milletin barış umutlarının masasıdır. Türkiye’nin hak ettiği kalkınma umudunun masasıdır. Türkiye’de yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün gençlerin iyi bir gelecek umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız.”

“İki kayyıma göre bile farklı tarif var”

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, önümüzdeki teklifinin içeriği de hazırlanış biçimi kadar sorumludur. Yazımı aylar süren komisyon raporu katılan tüm partilerin mutabakatıyla hazırlandı. Raporun yedinci maddesinde demokratikleşme vardı. Siyasi tutukluların durumundan, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmasına, kayyım uygulamalarının sona erdirilmesine kadar pek çok demokratikleşme önerisi vardı. Altımda iktidar milletvekillerinin de imzası vardı. Ama bu kanunun teklifinde hiçbiri yok. Şimdi birileri ‘Bunlar kanunla olmak zorunda değil, yürütme yapar, uygulamayla olur, gelecekte olur. Hele bu süreç bir yere varsın, ondan sonra olur’ diyorlar. Bu süreç bir yere varsın diye tarif edilen, verilen süre, örgütün silah bırakmasının teyit ve tespiti için geçen süre. ‘O süreyi de bekleyelim, demokrasi için verdiğimiz sözleri bundan sonra yaparız.’ Ya elindeki silahı bir terör örgütü mensubunun teslim etmesiyle Mardin’deki gencecik bir seçmenin verdiği oyu alan belediye başkanının belediyeyi yönetmesini nasıl ilişkilendiririz? ‘Terörle Kürtleri bir görüp, gösteriyorsunuz’ deyince itiraz edenlere söylüyorum. Seçilmiş bir milletvekilinin burada göreve gelip başlamasıyla, Anayasa Mahkemesi’ne kararına gösterilen direncin ortadan kaldırılmasıyla ya da örneğin bakanların gidip de bakan kimlikleri ile önce kayyım atanmış bir belediyeyi, ardından AKP ilçe başkanlığını ziyaretiyle, sonra gelip MKYK toplantılarında Esenyurt Belediyesi’nin kayyımı sorulduğunda ‘O farklı, orada başka şeyler var.’ Neler olabilir, bu nasıl bir hukuk anlayışı? Esenyurt'taki kayyımı kaldırırsın, başka bir şey varsa ona göre ne olacaksa olur, belediye meclisi eliyle olur. Ama iki kayyımın bile partisine göre farklı tarifler yapan, orayı siyaseten elde tutmak için bu kadar büyük ve önemli gördüğümüz bir meseleyi bunu alet edenlerin bu sürece nasıl bir katkı yapmasını bekliyorsunuz?” 

“Can Atalay için adım, Demirtaş için açık hukuk yok”

“‘Önümüzdeki teklifin içeriği de hazırlanış biçimi kadar sorunlu’ demiştim. Bu kanun teklifinde hepimizin altına imza attığı Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun sadece altıncı maddesi var. O kısmı da sorunlu, özensiz, problemli, kapsamı tartışmalı, uygulaması, yetkilendirmesi tartışmalı bir şekilde hayata geçirilmiş. Uzun tutukluluklara, gizli tanık düzenine, siyasallaşmış yargıya karşı tek bir demokratik adım yok. Hatay’ın seçilmiş milletvekili Can Atalay için bir adım yok, bir adım atmaya da görünen vakitli bir niyet yok. Selahattin Demirtaş için açık bir hukuk yok. Örtülü, keyfiyete kalmış bir muğlaklık var ve bunun tarifinde maharet gösteren bir takım iktidar aktörleri var. Siyasi rakipleri, gazetecileri, akademisyenleri ve seçilmiş belediye başkanlarını cezaevinde tutan düzene ilişkin bir değişiklik yok. Burada komisyonun iradesini hiçe sayan, meseleyi yüzeysel ele alan, özensiz bir metin var. Burada yargının bütün yetkisini yürütmeye devreden bir yetki var. Yasamanın üstlenmesi gereken sorumlulukları yürütmeye veren, istismara açık yetkiler düzenleyen bir metin var. Yargıda verdiği tüm kararlar neredeyse Anayasa Mahkemesi’nden dönmüş, siyasi operasyonların baş aktörü olmuş, bir siyasete gelmiş, bir hakim - savcı kürsülerine gitmiş birisinin de içinde bulundurulacağı bir komisyona; siyasete kimin, ne zaman dahil olacağı konusunda bezirgan başılık gibi bir görevin tarifi var. Bu süreçten sonra siyasete dahil olma meselesinin bile bugünkü yürütmenin elinde koz olarak tutan veya bu meseleyi halen daha birtakım müzakerelerin parçası kılan bir anlayış var.”

Özgür Özel

“Barıştan nemalanmak isteyen tarafta”

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, biz Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sicilini unutmuş değiliz. 40 yılı aşkın bu meselenin 25 yılı AKP dönemindedir. Binlerce şehit AKP döneminde toprağa düşmüştür. AKP’nin bugünkünden daha çok güçlü olduğu yıllar oldu. Meclis’te büyük çoğunluklara sahipti. Toplumdan geniş destek alıyordu. Devletin bütün imkanları elindeydi. Ama hiçbir zaman bu meseleyi gerçekten çözmek istemedi. Çözümün gerektirdiği demokratik bedeli ödemekten hep kaçtı. Çünkü kalıcı çözümü iktidar hesabının önüne koyamadı. Bir dönem ‘Açılım’ dedi, Dolmabahçe’de masa kurdu. Sonra seçim hesabı değişince o masayı devirdi, dün birlikte oturduğu siyasetçileri ertesi gün cezaevine gönderdi. Masaya kendi oturttuğu siyaset arkadaşlarını yıllarca pasif pozisyonlara itti. Dün el sıkıştığı insanları ertesi gün terörist ilan etti. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi’ni yöneten akıl, hiçbir zaman bu meselenin gerçekten çözümünü ve Türkiye’nin topyekûn huzurunu parti çıkarlarının önüne getirmedi. Sayın Erdoğan bugün siyasi rakiplerini yargıla bertaraf etmeyi göze alan, tek kaygısı kendi koltuğu olan bir noktadadır. Adalet ve Kalkınma Partisi şimdi de maalesef barışı isteyen samimi bir tarafta durduğunu gösterememektedir. Barıştan nemalanmak isteyen taraftadır. Bize yapılan saldırılar da bu hesaptan bağımsız değildir. Erdoğan barış umutlarını yine heba etmek isteyen taraftadır, mecbur kaldığı için barıştan yanaymış gibi yapan taraftadır. Yeni Parti ise ona bu fırsatı vermeyen taraftadır. Biz böyle bir iktidarın samimiyetine güvenmiyoruz, geçmişine güvenmiyoruz, bugünkü niyetine güvenmiyoruz, gelecekte vereceği sözlere de peşinen güvenmiyoruz. Biz kendimize ve milletimize güveniyoruz. Biz rüzgâra göre şekil değiştirenler değiliz. Biz doğru bildiğini ne pahasına olursa olsun savunan ve ilkelerine sahip çıkanlarız.” 

"Yeni Parti kendi hakkını, milletin barış hakkının önüne koymayacaktır"

“Değerli milletvekilleri, bizi uyaran yurttaşlarımızın sesini duyuyoruz. ‘Bütün bunları yapan bir iktidarın getirdiği yasaya nasıl destek vereceksiniz?’ dediklerini duyuyorum. Haksızlar mı? Bu soruyu son derece meşru buluyorum. Bu itirazı ciddiye alıyorum. ‘Bu süreç Erdoğan’ı yeniden adaylığının önünü açacak bir anayasa pazarlığına dönüşür mü?’ şüphelerini anlıyorum. Var olan tehlikeleri görüyorum. ‘Bu iktidar demokratikleşmez’ diyenlerin endişesini ve güvensizliğini paylaşıyorum. Ancak eleştirilerin barışa karşı olmadığını da görüyorum. Herkesin tam bir barışı arzuladığını ama her şeyin bu iktidara güvensizlikten kaynaklandığını biliyorum. Erdoğan iktidarı demokratikleştirmeyi başaramadı, başaramayacak. Erdoğan iktidarı kalkınmayı sağlayamadı, sağlamayacak. Hukukun üstünlüğünü, adaleti getirmedi, asla getirmeyecek. O yüzden bunları bu iktidara bırakamayız, bırakmayacağız. İşte buradan tarih önünde ifade ediyorum. Bu yasaya ‘hayır’ deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti kendi hakkını, milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi için, hiçbir evladımızın gazi olmaması için, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın diye, bu ülkenin çocukları bu ülkenin geleceğini okullarda, fabrikalarda, tarlalarda, laboratuarlarda kursun diye barışın önünü açacağız. Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki tehditlere karşı bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız. Yıllardır teröre, silaha, gözyaşına harcadığımız gücümüzü üretime, eğitime ve refaha ayırmak için barışın önünü açacağız. Korku olmadan, ayrımcılık olmadan, yan yana, gönül gönüle, ortak geleceği inşa etmek için barışın önünü açacağız. Biz ölüm değil, hayat olsun diye; korku değil, umut olsun diye bu sorumluluğu alacağız.” 

“Demokratikleşme, kalkınma ve adaleti biz başaracağız”

“Erdoğan iktidarının başaramadığı demokratikleşmeyi, kalkınmayı, adaleti ve hukukun üstünlüğünü de biz başaracağız. Çünkü bu iktidarın bunu yapmaya niyeti yoktur. Bu iktidarın koltuğundan başka düşündüğü yoktur. Bu ülkeye bu kadar kötülük yapan bir iktidarın barışın sahibi olmasını beklemiyorduk, olmayacakları açıktır. Barışın sahibi bu ülkenin adalete, huzura susamış tüm insanlarıdır. Demokratlar bu ülkeye barışı getirecek ama bu iktidarı milletin vicdanında asla aklamayacaktır. Barışın sahibi ne Erdoğan’dır, ne bir siyasi partidir, ne bir örgüttür. Barışın sahibi sahip çıkarsa gerçekleşir, milletin ta kendisidir. Biz insanca ve hakça yaşayacağımız bir Türkiye’ye inanan, doğuda ve batıda bunun hayalini kuran siyasetin temsilcileriyiz. Ortak bir barışın mümkün olduğunu biliyoruz ve biz bu hayali şehir şehir kurmaya talibiz. Terör örgütünün feshi, silahların bırakılması ve infaz düzenlemeleri çatışmayı sona erdirmenin konusudur. Önemlidir ama yeterli değildir. Ama asıl hedefimiz demokratik çözümdür. Terörün kökünü ancak demokrasi kazır. Bu milletin hiçbir ferdinin umudunu siyasi hesaplara ezdirmeyeceğiz. Barışı samimiyetsizliğe, çıkarcılığa teslim etmeyeceğiz.” 

“Çözüm sorumluluğunu biz üstleneceğiz”

“Değerli milletvekilleri bugün silah faslının kapanması için bir kapı aralanıyor. Biz o kapıyı kapatan taraf olmayacağız. Ama asıl büyük mücadele şimdi başlayacak. Demokrasi mücadelesi, adalet mücadelesi, eşit yurttaşlık mücadelesi, kalkınma ve refah mücadelesi. Biz komisyon raporuna imza koyduk. Koyduğumuz imzayı namusumuz biliyoruz. Raporun silah bırakma ve hukuki geçişi düzenleyen altıncı bölümüne de demokratikleşme sorumluluğunu ortaya koyan yedinci bölümüne de imza attık. Biz imzamızın gereğini yapacağız. Ama Cumhur İttifakı’nın da yedinci bölümün altında imzası vardır. Şimdi o bölümü unutturma, erteleme gayretlerini dikkatle takip ediyoruz. Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz. Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis’e getireceğiz. Kayyım uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının mücadelesini vereceğiz. Hukuksuzca hapiste tutulan haklının mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Bağımsız yargının, ifade özgürlüğünün, seçilmişlerin iradesinin ve eşit yurttaşlığın mücadelesini vereceğiz. AKP’nin yapmak istemediğini demokratlar olarak biz yapacağız. Onların kaçtığı çözüm sorumluluğunu biz üstleneceğiz. Onların kurmadığı toplumsal mutabakatı biz arayacağız. Onların sağlamadığı adaletin peşinden biz koşacağız. Onların ertelediği demokratikleşmeyi biz gerçekleştireceğiz. Çünkü biz yalnızca çatışmasızlığa değil, demokratik barışa talibiz. Yalnızca silahların susmasına değil, sözün özgürleşmesine talibiz. Biz ortak geleceğimizin adalet ve refahla kurulmasına talibiz.” 

Özgür Özel, Yeni Parti grubuna geçerken

“Türkiye, bir daha terör karanlığına dönmesin”

“Son sözüm; vatanını ve milletini korumak için gözünü kırpmadan canını veren şehitlerimize, ailelerine. Daha 20’li - 30’lu yaşlarda toprağa düşen evlatlarımıza, onların annelerine, babalarına, eşlerine, çocuklarına. Kimse şehitlerimizin aziz hatırasını siyasete alet edemez. Hiç kimse milletimize ‘Evlatlarınız boşuna şehit oldu’ duygusunu yaşatmayı kabul edemez. Onlar vatan yaşasın, bu millet bir daha aynı acıları yaşamasın diye can verdiler. Bugünkü tutumumuz, bugün ‘evet’ diyorsak gencecik çocuklarımızın kanı bir daha toprağa düşmesin diyedir. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın diyedir. Türkiye bir daha terörün karanlığına dönmesin diyedir. Bu oylamadan önce kulağımda çınlayan söz, şehit aileleri derneklerine 21 Kasım 2024 tarihinde üç büyük derneğe, devletin de protokolünde yer alan, yaptığımız ziyarette şehit babasının ‘Vatan sağ olsun. Ben yandım başkası yanmasın. Ama kimse de bizi kandırmasın’ sözünün üzerindedir. Hatta aynı gün Şehit Aileleri Vakfı Başkanı Abdurrahman Yılmaz Bey, ‘Terörün bitmesini, şehitlerin gelmemesini, annelerin ağlamamasını biz de isteriz. Ama yeter ki önceki süreçte olduğu gibi kandırılmayalım’ demişti. Sırrı Süreyya Önder rahmetli Süreyya Önder, grubumuzu ziyaretinde ‘Belki bugün aldığımız bir kararla şehit ailelerini memnun edemeyiz. Ama bir daha şehit gelmemesi en önemli şeydir’ dediğinde demiştim ki, ‘Sırrı Ağabey geçen gün gittiğim bir dernekte başkanın sözleri tam da böyle. Terör bitsin, şehit gelmesin, anneler ağlamasın. Biz yandık, başkaları yanmasın. Ama kimse bizi kandırmasın.’ O gün rahmetli Sırrı Süreyya Önder böyle bir bakış açısının bizim üstlendiğimiz sorumluluktan da değerli bir sorumluluk olduğunun hakkını teslim etmişti. Hatta bir gün o derneği birlikte ziyaret etme zemini oluşsun diye konuşmuştuk, Allah nasip etmedi. Ömrü yetmedi. Ama artık bundan sonra 10 Kasım’da Anıtkabir'e de birlikte çıkmanın, evladını kaybetmiş bütün anaların acısını hep birlikte yüreğimizde hissetmenin, bir daha hiçbir eve evlat acısı düşmesin diye sorumluluk almanın vaktidir.”

“Atatürk, Lozan, ülkenin bölünmez bütünlüğü kırmızı çizgilerimiz”

“İlk günden şehit aileleri ve gazilerimizin gözünün içine bakamayacağımız bir şeyin içinde olmayacağımızı söylemiştik. Aynı kararlılıkla ifade ediyorum ki; herkes kendi vicdanıyla yaşar, herkes vicdanının sesini bastırabildiği zaman uykuya dalar. Esas olan şehit ailelerinin, gazilerin, terörle sarsılmaz bir kararlılıkla mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, tüm güvenlik güçlerimizin ve başta terörden zarar gören vatandaşlarımız olmak üzere tüm milletimizin yüzüne bakamayacak bir duruma düşmemektir. Kırmızı çizgilerimiz nettir. Atatürk, Lozan Antlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile anayasanın güvence altına aldığı Cumhuriyet’in temel nitelikleri. Bunlar tartışma veya pazarlık konusu yapılamaz, buna asla izin vermeyiz. Bu anlayışla; iktidara değil ama milletimize güvenerek, bu metni değil ama partimizin duruşuna ve milletvekillerimizin göstereceği duruşa güvenerek, bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak, iktidarın hesabına karşı durarak ama Türkiye’nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum. Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içerisinde bu yasaya ‘evet’ diyeceğiz. Bu bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki; Yeni Partimizi millet kurmuştur. Partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerinde millet ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır.

Bu ifadeyle Yeni Parti Grubunu kararında serbest bırakıyor değilim. Aksine kendi il, bölge, temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak onlara milletin vekili olma sorumluluğu ile baş başa bırakıyorum. Hiçbir Yeni Parti milletvekili üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti’nin yeni nesil siyasetinin gereği budur. Biliyoruz ki; barış, demokrasi ve adalet bu ülkenin ilacı olacak. Bu ilaç birimize değil hepimize şifa olacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza güveneceğiz, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum. Yüce Meclis’i saygıyla selamlıyorum. Bundan sonra bu kürsülerden kanın, gözyaşının, ayrılıkların değil;  birlikte olmanın, birlikte yaşamanın, birlikte kalkınmanın geleceğe 86 milyon güvenle birlikte bakmanın umudunu taşıyarak yüce Meclis’i saygıyla selamlıyorum.”

Abdullah Güler: Gizli kapaklıymış, bir zahmet okusalardı

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler de teklifin tümü üzerine yaptığı konuşmasında, muhalefetin çerçeve yasanın milletvekillerinden gizlendiğine ilişkin “Kanunu 3 kişi biliyor, bu gizli kanun” iddialarına yanıt vererek, "Bugünlerde duyduğum en büyük yalanlardan biri bu kanunu üç kişi biliyormuş iddiasıdır. Gizli kapaklı bir şey yok altıncı maddeyi okuyanlar ne olduğunu çok net göreceklerdir, bir zahmet okusalardı” dedi.

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler

Hazırlanan 12 maddelik teklifin tamamen daha önce kamuoyuna açıklanan Komisyon Raporu’na dayandığını belirten Güler, metnin şeffaf bir şekilde hazırlandığını söyledi. Kanun teklifinin ana kaynağının rapordaki 6. madde olduğunu ifade eden Güler, “gizli kapaklıymış, kapalı kapılar arkasında hazırlanmış gibi nezaketsiz cümlelerle bu durum izah edilemez. Rapor ortadadır, 18 Şubat tarihinde yayınlanmıştır. Ortada samimi bir çaba ve gayret vardır. Bilgi sahibi olmadan yapılan bu tür iddiaları ve üslubu tamamen reddediyoruz" dedi. Güler'in konuşmasının tamamı şöyle:

"Saygıdeğer Başkanım, siyasi partilerimizin çok değerli genel başkanları, eş başkanları, grup başkanları, grup başkan vekilleri, değerli milletvekillerimiz; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. AKP grubumuz adına tümü üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Aslında siyaseten farklı bazı düşüncelere, burada yapılan konuşmalara, ifadelere cevap vermek isterdim. Ancak günün anlam ve önemine binaen vermek istemiyorum. Biraz teknik bir açıklama yapmak istiyorum. Çok temas edilmedi. Bazı milletvekillerimiz, bazı hatipler değindi ama öncelikle değerli milletvekilleri şunu ifade etmek isterim: Meclisimizde gerçekten bütün siyasi parti gruplarımızın desteğiyle ve üye vermesiyle oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz 5 Ağustos 2025 tarihi itibarıyla çalışmalarına başlamış, gerçekten uzun müzakereler yapmış, yaklaşık 20 toplantı gerçekleştirmiş, 137 başvuran kişiyi dinlemek suretiyle ülkemizin yaklaşık 50 yıldır çok acı derinlikler yaşatmış bu sorunla ilgili ciddi bir çalışmayı ortaya koymuştur. Ben bu komisyonda yer alan değerli milletvekillerimize çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok kıymetli, çok değerli görüşler var. Kimler var? Baro başkanlarımız var burada. Korucu ailelerimiz var. Şehit ve gazi derneklerimizin başkanları var. Sendika ve memur dernek başkanlarımız var. Eski meclis başkanlarımız var. Bu konuda çalışmış ceza hukukçusu hocalarımız var. Yine bu önerilerde bulunan, bu yönde çalışan kıymetli akademisyenlerimiz var. Ben çok faydalandım. Bu rapordan gerçekten kendime çok güzel sonuçlar elde ettim. Keşke burada konuşma yapan değerli hatipler orada yapılan konuşmalardan, önerilerden faydalansalardı.

Raporumuz 18 Şubat 2026 tarihi itibarıyla bütün parti gruplarının desteği ve imzasıyla beraber ortaklaşa yayımlandı. Takdim kısmının giriş cümlesi aynen şöyle başlıyor bu raporumuzun: 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihi sorumluluğun bir yansımasıdır ve ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazandırmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte milli iradenin tecelligahı olan gazi Meclisimiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz biçimde üstlenmiştir ve geleceği ve gereğini yapacağına inanıyoruz.' Evet, raporun giriş kısmı böyleydi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, düzenlemenin yasalaşmasının ardından Başkanlık Divanı'nın arkasında bulunan makamında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MHP ve AKP grup başkanvekilleri ve bazı milletvekilleriyle bir süre sohbet etti

"Hepsi raporda yazıyor, başka ne yapalım değerli arkadaşlar?"

Peki şu anda görüştüğümüz kanun teklifimizin ana kaynağı neydi? Şu anda 12 maddeden oluşan yürütme ve yürürlük maddesiyle beraber bir kanun teklifini görüşüyoruz. Peki bunu oluşturan ana kaynak neydi? 6. madde. Raporumuzun sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri başlığındaki 6. madde. Bu 6. maddeyi okuduğumuzda aslında kanun teklifimizin ana kaynağını herkes çok açıklıkla görecektir. Ben az önce üzüldüm. Efendim 'Bu kanunu 3 kişi biliyormuş.' Şimdi büyük yalanlar var ya, ben de aynen öyle diyorum. Bugünlerde duyduğum en büyük yalanlardan biri. Bu kanunu 3 kişi biliyormuş. Duymayanlar duysun, bu kanunu çok insan biliyordu. Çünkü niye? Raporumuz aleni. İnternet sitesine giren herkes görür. 6. maddeyi okuyan insanlar bu kanunun direkt ne olduğunu çok net göreceklerdir. Dostum dinleyin ya. Bakın biz sessizce herkesi dinledik ya. Büyük yalanlar vardır, o yalanlardan biri budur işte. Bir daha söylüyorum, tamam mı? Dinleyin. Bakın değerli arkadaşlar, raporumuzun 6. maddesinin giriş cümlesini hemen söylüyorum size. Bakın maddeler nasıl yansımış, nasıl oluşturulmuş? Keşke okusalardı arkadaşlar, bir zahmet okusalardı. Diyor ki: 'Komisyonun bir diğer önemli görevi örgütün silah bırakma süreciyle birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal çerçeveyi belirlemektir. Milli dayanışma ve kardeşliğimizi pekiştirecek adımlar atılmasını, geniş katılımlı, temsil gücü yüksek, açık ve şeffaf istişare sürecini temin etmektir.' Evet.

Dönelim 6. maddenin 1. fıkrasına. Kritik eşik, örgütün silah bırakması. Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir. Ne zaman söylenmiş bu? 18 Şubat 2026'da. Bazı arkadaşlar yeni duyuyor herhalde. 18 Şubat 2026'da rapora yansımış bir şeyi yeni duyuyor. Niye yeni duyuyor? 'Özensiz ve kanundan haberimiz yok' diyor. Kanunun amaç ve kapsamına bak, bakayım ne yazıyor? Kanunun amaç ve kapsamında bu kanunun amacı PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrol altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarında tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararı ismini yeniden basılan bir yürütülen işlemleri takip ediyor diyor. Neredeymiş gizli kapaklı? 1. madde kritik eşik. Allah Allah, keşke okusalardı raporu. Peki.

Raporumuzun 3. maddesi var. Diyor ki orada: 'Örgüt mensuplarının durumu 6/3'te yukarıda belirtilen müstakil ve geçici kanunla birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bu düzenlemeler başta konu kişiler hakkında tasarrufta bulunabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.' Peki nasıl değerlendirilecek bunlar arkadaşlar? Hemen size okuyayım. Bu çerçevede terör örgütü mensupları bakımından —bizim raporumuzda var 61 sayfa— raporun içinde terör örgütü mensupları bakımından fiilin niteliği ve kişinin de örgüt içindeki konumu esas alınarak farklılaştırılmış, ölçülü ve denetlenebilir bir hukuki çerçeve oluşturulması önem arz etmektedir. Yapılacak düzenleme, örgüt mensuplarını yeknesak ve soyut bir kategorik değerlendirmeye tabi tutmak yerine örgütsel faaliyet kapsamında ortaya çıkan bireysel sorumluluğun kapsamını ve yoğunluğunu merkeze alan bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. Ne yapmışız biz kanunda? 3. maddede soruşturma ve kovuşturma içerisinde mevcut örgüt mensuplarının konumunu derecelendirmeyi yazmışız. Raporda aynen yazıyor.

Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Celal Adan yönetiyor

Başka ne yapalım değerli arkadaşlar? Bakın 4. madde: Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar. Bakın bunlar çok önemli arkadaşlar. Kanun gerekçesiyle beraber özellikle yerel mahkemenin verdiği kararlar ve istinaf incelemesi ile Yargıtayda yapılacak inceleme neticesinde eğer erteleme kapsamında yapılacaksa bu hususlar açıkça yerel mahkemenin vermiş olduğu bu kararın değerlendirilmesi için değerlendirilmelidir ve sonuç itibarıyla failin lehine olacak hususiyeti de bu kararın ertelemesi içerisinde vermelidir. Son günlerde yapılan tartışmayı da görüyoruz. Çok net 4. maddenin gerekçesiyle beraber yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay sürecinde çok açık bir şekilde failin lehine olan hususlar değerlendirilecek ve açıkça failin lehine olan husus erteleme kapsamı içerisindeyse Yargıtaya sormak suretiyle bozulma kararı vermek suretiyle yerel mahkemeye gönderilecek.

Peki 6. maddeye geliyoruz. Arkadaşlar, yine failin durumuyla ilgili rapordan bahsediyoruz. Peki biz bir şey daha önerdik burada. Efendim, yargılamayı yürütmeye verdiler. Yürütmenin bu kadar ağır bir şeyi olur mu, sorumluluğu olur mu, yargılama yetkisi olur mu? Ya arkadaşlar, raporumuzun 6. maddesinin 5. fıkrasının altına imza attık: İzleme ve raporlama mekanizması. Kanunda örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek yürütme içerisinde bir mekanizma oluşturulması gerekmektedir. 7. madde: Bu kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanması, takibi ve değerlendirilmesi, kanunun Resmî Gazete'de yayımlanmasını müteakiben Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil bir kurul tarafından yapılır. Neresi gizli kapaklıymış bunun? '3 kişi biliyormuş.' Ya kardeşim, raporu okumazsan kimse bilmez! Raporu okumadıysa kimse bilmez. Evet.

Peki 1. maddeyi gördük, 2. madde tanımları gördük, 3. madde fiili olarak terör örgütü mensuplarının soruşturma ve kovuşturmasıyla beraber, 6. madde mahkûmiyet halleriyle beraber adil, gerçekçi yaklaşımla beraber örgüt içerisindeki pozisyonu, ağırlığı varsa, karışmış olduğu faaliyetlerin veya yasa dışı işlerin veya suçların değerlendirilmesiyle beraber bir değerlendirme yaptık ve metin hazırladık. Tamamen raporla eş değer manada, raporun açıkçası bir parçası olarak bu kanun teklifi hazırlanmıştı.

 

"Efendim, bir partinin kapalı grup toplantısına atıf var, uydurma!"

Peki değerli arkadaşlar, bir husus daha var. Mevcut bu durum içerisinde özellikle TCK 58 mahkûmiyet hallerinde, 53. madde bağlamında ertelemeyle beraber hak yoksunluğu dediğimiz başlığın, sadece son günlerde görüyorum kamuoyunda 'siyasi yasaklılık, siyasi faaliyet' başlığı adı altında birçok konuşma yapılıyor. Çok üzülüyorum. Memnu haklar dediğimiz hadise sadece siyaset yapmayla ilgili midir? Kişinin idari olarak yapacağı görevlendirme ve yasaklamaları yok mudur? Dernek kurma, vakıf kurma, yöneticilik yapma başka tahditleri yok mudur? Memnu haklar dediğimiz sadece kişinin belediye meclis üyesi olması, belediye başkanı olması, milletvekili olmasıyla mı değerlendirilir?

Bir de bir şey karıştırılıyor. Çok değerli arkadaşlar, çok açık ve net söylüyorum: Türk Ceza Kanunu çerçevesi içerisinde yapılan erteleme işlemlerinin Yüksek Seçim Kurulunun vermiş olduğu içtihatlar ve kararlar doğrultusunda bir kişinin milletvekili seçilip seçilemeyeceği, Milletvekili Seçimi Kanunu ile alakası yoktur. Bu uygulamalar ve devam eden, uygulanacak diğer hususlar kendi kanunlarında düzenlenecektir. Siz bu uygulama neticesinde eğer aday olmak istiyorsanız yasal sürelerin bitimi ve ilgili işlerin neticesinde, eğer olacak olacaksanız, bunların değerlendirileceği yer başvuru yaptığınız il seçim kurulu ve varsa en sonunda Yüksek Seçim Kuruludur. Bunları birbirine karıştırarak, raporu tamamen bambaşka bir hale getirerek 'Efendim bu kanun garip yerlerde hazırlandı, 3 kişi biliyordu, nerede hazırlandığı bilinmiyordu' gibi böyle ucuz, maalesef nezaketsiz ifadeleri reddediyorum. Raporumuza bağlı, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuza bağlı, 6. maddesiyle çok uyumlu bir kanun teklifinden bahsediyoruz. Ben emeği geçen arkadaşlarıma da çok teşekkür ediyorum.

Diğer bir yandan üzüldüm. Efendim, bir partinin kapalı grup toplantısına atıf var. 'Efendim öyle demiş, böyle demiş', uydurma! Birilerinin böyle dedikodusuyla beraber bunun da konuşulmasını ben doğru bulmam. Adı üzerinde dedikodu, adı üzerinde birilerinin ifadesi. Bir genel başkan düzeyinden daha nezaketli, daha şık, daha özverili, daha doğru cümleler kullanılmasını ben gayret ediyorum. Ben de duyuyorum, birçok siyasi partinin kapalı grup toplantısında neler konuşulduğu bize de iletiliyor. Bunu polemik konusu mu yapacağız? Hiç alakası yok.

Teklif oylamasının üç gün sürmesi bekleniyor

Arkadaşlar, bizim amacımız belli. Bakın bizim değerimiz belli. Biz Türkiye'de, bu topraklarda bir daha silahın, şiddetin asla konuşulmamasını, bir daha bu topraklarda silah ve şiddet üzerinden bir meselenin ağır ekonomik sonuçlarıyla beraber yaşanılmamasını istiyoruz. Elimizden geldiğince, elimizden gelen tüm çabayla, tüm kapasitemizle, tüm değerlerimizle beraber bir soruna eğilip çözmeye çalışıyoruz. Eksiğimiz olabilir. 'Her şeyi dört dörtlük yapıyorduk, kavra bak, biz her şeyi iyi biliriz...' Ya kardeşim, o zaman ben size şunu sorarım: Rapor ortada, 18 Şubat tarihinde yayımlandı. Özellikle hukuki düzenlemeler, süreçle ilişkisi, yasal düzenleme önerileri... 1. fıkradan başlayarak kritik eşik, örgüte silah bırakması, diğer müstakil ve geçici mahiyette kanun olması, diğer husus toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmayacak şekilde örgüt mensuplarının durumu, toplumsal bir düşüncenin, bütünleşmenin sağlanması, yürütme içerisinde bir mekanizma da oluşturulması ve bununla ilgili eş güdüm sağlanması ve süreçte görev alanlara yasal güvence sağlanmasıyla ilgili başlıklarda toplamda 7 başlık var. Ne önerdiniz? Ne yazdınız? Konu belli, konu belli. Ben yazdım, istişare ettim, birçok kişiyle yaptım. Süreçten önce de siyasi partileri bilgilendirdik Abdülhamit Bey'le beraber. Evet, süre kısıtlı olabilir ama ben katkı sağlamak, katkı istemek için her türlü samimiyetli, iyi niyetli çabayı gösterdim. 'Gizli kapaklıymış, efendim bilmem kapalı kapılar ardında hazırlanmış, bilmem neymiş...' Böyle gerçekten nezaketsiz cümlelerle bu izah edilemez. Samimi bir çaba var, bir gayret var.

Ben başta bu sürece çok güçlü destekleriyle katkı sağlayan, yol gösteren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, yine her zaman olduğu gibi Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye, DEM Parti'nin eş başkanlarına, İmralı ziyareti yapan milletvekillerimize, AKP grubumuza, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerimize, Yeni Yol'daki milletvekillerimize, İyi Parti'deki, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerimize ben çok teşekkür ediyorum. Samimiyetle bu sürece katkı sağlamaya çalışıyorlar.

"Bedeli her ne olursa olsun bunu başaracağız"

Diğer taraftan da bir şey var. İlla bu insanları onların dediği gibi memnun etmemiz mi gerekiyor? Ya kardeşim, bir şey sun ya, bir şey sun! 50 yıllık bir meseleye ben bütün samimiyetimle, bütün gayretimle, çabamla bir şey yapmaya çalışıyorum. Eksiğim olabilir, yanlışım da olabilir. Sen ne diyorsun ya, bir görelim! Açın şu elinizi, çıkın tecrübeyi, bilgiyi, yılların birikimini bir görelim kardeşim. Rapor ortada, 6. başlık ortada. Buna imza attık. Ne diyorsun müstakil ve geçici kanun için, ne diyorsun bu kurul için? Yok! Anca eleştirmek, vermek... 'O öyle olmuş, bu böyle olmuş.'

Arkadaşlar, bu kanun her yönüyle terörsüz Türkiye hedefi noktasında gerçek manada bir Türkiye modelidir. Bak açık söylüyorum: Sürecin başından itibaren komisyonumuzun işleyişi, devamındaki raporun çıkışı, devamındaki görüşmeler gerçek manada bu toprakların evlatlarının çalışmasıdır. Bunlarla bir gurur duyun ya, bir sevinin! Çok önemli bir şey bu. Bakın dünya örnekleri var. Söz ve kelama gelince efendim 'IRA' derler, 'ETA' derler, o derler, bu derler. Hepsinde 3. göz var, hepsinde dışarıdan müdahale var; bizde yok! Bu toprakların evlatları Türk'üyle, Kürt'üyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle, bu toprakların has evlatları samimiyetle bu sorunu çözmek ve geleceğin Türkiye'sine daha sağlam, daha kararlı, kardeşçe omuz omuza yürümek istiyor. Peki bunu biz isterken birilerinin destekleyeceğini mi zannediyoruz? Yok, biliyoruz, yıllar önce olduğu gibi birilerinin ekmeği buradan kesilecek. Birileri buradan siyasi menfaat elde edemeyecek, yok olacaklar belki. Onların ben isteyeceğini düşünmüyorum, biliyorum. Hakaret edecekler, yalan yanlış bilgiler verecekler, uydurma bilgiler verecekler. Ama şunu anlıyorum ben: Geçmiş yıllardan itibaren yaşanmışlıklarla beraber kaygılarımız olabilir, endişelerimiz olabilir. Ama bunu yıkıcı olmadan, samimiyetle bu sorunun çözülmesi noktasında yapmalıyız.

Sonuç itibarıyla arkadaşlar, biz de bu raporumuza da yansıttık, ben cümlelerimi şöyle tamamlamak istiyorum: Gerçekten çok emek sarf edilen, büyük uğraşlar verilen, samimiyetle ortaya konulan bir çaba var. Bu çabanın sonucunu inşallah Rabbim de bereketlendirir. Bakın biz 60 sayfadan oluşan kendi AKP raporumuzda Sayın Cumhurbaşkanımızın 2009 yılında yaptığı bir konuşmayı da buraya geçirmiştik. Ben o konuşmayla sözlerimi tamamlamak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanının ifadesiyle: 'Türkiye'nin kaybetmesine, daha büyük risk ve tehditlerle karşılaşmasına tahammülümüz asla yok. Ülkenin bir bölümü üzerine çökmüş kara bulutlara tahammülümüz yok. Değerli kardeşlerim, umutsuzluğa tahammülümüz yok. Biz artık Botan Çayı'nda serinlemek, Zap Suyu gibi coşmak, Dicle, Fırat, Murat gibi barışa, kardeşliğe akmak istiyoruz. Derdimiz bu. İstiyoruz ki Munzur Dağlarında hep birlikte kardelenler toplayalım. Cudi Dağı'ndan yediverenler, Ağrı Dağı'ndan çiğdemler derlemek istiyoruz. Ülkemin 7 coğrafyasından derlenmiş çiçekleri ülkemin annelerine, o tertemiz yüreklere vermek istiyoruz. Türkiye'ye yeni ufuklar açmak, Türkiye'yi şaha kaldırmak, Türkiye'yi artık kabına sığmaz, tutulamaz, güçlü bir ülke olma yolunda zapt edilemez hale getirmek istiyoruz. Bunun mümkün olduğuna inanıyoruz. Çünkü bunu 7 yılda gördük. Nereden nereye geldiğimiz ortada. Bedeli her ne olursa olsun bunu başaracağız. Hep birlikte başaracağız. Burada olanlarla olmayanlarla birlikte başaracağız. Bu kardeşlik projesini, bu bütünleşme projesini, bu Türkiye'yi ayağa kaldırma projesini hep birlikte başaracağız inşallah."

AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül

Abdulhamit Gül: Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri kazanacak; Türkçe de ağıt yakmayacak, Kürtçe de ağıt yakmayacak

Teklifin tümü üzerinde şahsı adına söz alan AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, bugün bir tarih yazıldığını söyledi. Gül, sürece katkıları nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile siyasi partilerin genel başkanlarına ve milletvekillerine teşekkür etti.

Kanun teklifinin 367 milletvekili tarafından sunulduğunu bildiren Gül, bunu tarihi bir uzlaşmanın ve siyasal mutabakatın çok önemli bir göstergesi olarak niteledi. Bugün kurallı bir dünya düzeninin sonuna gelindiğini, uluslararası sistemin çöktüğünü dile getiren Gül, "Artık yeni bir dünyanın kurulması elzemdir. Eski dünya can çekişirken yeni dünya kurulacak. Bu yeni dünyanın kuruluşu da işte bugün Gazi Meclis'ten, Türkiye'den doğacak. Bütün dünyaya barışı, küresel adaleti sağlayacak bir adımı bugün konuşuyoruz" ifadesini kullandı.

Gül, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda mutabakatla çalışma yapıldığını, ortak akıl ve millet mutabakatıyla kanun teklifinin yolunun çizildiğini vurguladı. En büyük hakemin milletin kendisi olduğuna işaret eden Gül, "Birçok uluslararası çatışma çözümleri oldu, farklı ülkelerde gelişmeler var ama bunların hiçbirisi bizim için bir model değildir. Bu model bir 'Ankara mutabakatı'dır, bir 'Türkiye mutabakatı'dır, Türkiye modelidir, bütün dünyaya örnek olacak barışın bir modelidir" değerlendirmesinde bulundu.

Gül, "TBMM süreci izleyecek, bahsettiğimiz bir kurul var. Bu kurul, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında; Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Adalet Bakanı, MİT Başkanı, Cumhurbaşkanı ve MGK Genel Sekreterliği tüm bu kurulun çalışmalarını izlemek üzere Mecliste bir komisyon kuruyoruz. Burada en büyük hakemimiz milletin ta kendisi. Birçok uluslararası çatışma çözümü oldu, farklı ülkelerde gelişmeler var ama bunların hiçbiri bizim için bir model değildir. Bu model bir Ankara mutabakatıdır, bir Türkiye mutabakatıdır, bir Türkiye modelidir; bütün dünyaya örnek olacak barışın bir modelidir. Burada bir barış değil, bir çatışma; diğer ülkelerde etnik kavgalar oldu, dini, mezhepsel çatışmalar oldu” diye konuştu.

Gül, yürütülen sürecin Türk, Kürt, Arap ve Aleviler başta olmak üzere 86 milyon vatandaşın kazanacağı, kimsenin kaybetmeyeceği bir yol olduğunu vurgulayarak, "Çocuklar kazanacak, gençler kazanacak, anneler kazanacak, Diyarbakır Anneleri, Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri kazanacak. Merak etmeyin, annelerin kazandığı yerde herkes kazanacak, hiç kimse kaybetmeyecek" dedi.

Yeni Yol: Toplumsal barış, adalet ve güven güçlendikçe kardeşlik bağı daha da güçlenecek

Şahsı adına konuşan Yeni Yol Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, tarihi bir sürecin yaşandığını belirtti. Sürecin arihi bir fırsat olduğunu vurgulayan Bilici, Türkiye'nin farklı kültürlerin ve medeniyetlerin bir arada yaşadığı bir ülke olduğuna işaret etti. Bilici, "Toplumsal barış, adalet ve güven güçlendikçe kardeşlik bağı daha da güçlenecektir. Bu meselenin gerçek çözümü milletimizin gönlünde tesis edilecek birlikteliktedir" dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, muhalefet ve iktidar kulislerini ziyaret etti. İktidar kulisinde AKP'li milletvekilleri ve HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ile bir süre sohbet etti

TİP: Bunca haksızlığa, yanlışa, ayıba rağmen bu teklife "evet" diyeceğiz

Genel Kurul'da konuşmayan Türkiye İşçi Partisi adına Genel Başkan Erkan Baş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada partisinin “evet” oyu vereceğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

"Parti Meclisimiz geçtiğimiz hafta sonu faydalı sonuçlara yol açacağına inandığım verimli bir toplantı yaptı. Toplantımızın kamuoyuna açık sonuç bildirgesine ek olarak TBMM’de görüşülen yasal düzenleme ile ilgili duygu ve düşüncelerimi de eklemek, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum. İktidarın biricik derdi var: Koltuk. Ne halkın acılarını bilirler, ne de o acının dindiği bir geleceği düşlerler. O yüzden de barış hakkıyla konuşulamasın, halk omuz omuza veremesin, bu sorun olması gerektiği gibi çözülemesin istiyorlar. Bizim bu iktidara dün olduğu gibi bugün de zerre güvenimiz yoktur. Onların fıtratı memleketin zararına davranmak üzerinedir. Yıllardır yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır.

Yine bugün Meclis’te 'evet' oyu verecek olanlar da ikiye ayrılacak: Biri tarafta koltuğunu, iktidarını biraz daha uzatmak için küçük hesaplar peşinde koşanlar var. Diğer taraf ise; 'Yeter ki tek bir anamızın daha yüreği yanmasın, hiçbir evladımız yaşamdan koparılmasın, Türk ve Kürt halkına on yıllardır acı ve gözyaşı getiren bu kapı sonsuza kadar kapansın' diye çabalayanlar. Burada da ikinci taraftayız. Biz emekçi ana ve babaların gözyaşları dinsin; savaş, şiddet ve silah hayatımızdan çıksın, haksız yere cezaevinde tutulan siyasetçiler özgürlüğüne kavuşsun, ülkemiz onurlu bir barışta buluşsun diyenlerle birlikteyiz. Hep öyleydik, AKP’ye rağmen öyle olmaya devam edeceğiz; bizi bu yolumuzdan Saray bile döndüremez.

Bu iktidar, bu zihniyet memlekete hakiki bir barış getiremez, bunu çok iyi biliyoruz. Barışı toplumdan kaçırmak, kapalı kapıların ardına sıkıştırmak, sonunda da seçimlere bağlamak için çaba ve niyetlerini görüyoruz. Onların derdi, kendi iktidar hesaplarını yürütmektir. Tam olarak bu niyet ve zihniyetle mücadele ettiğimiz için Komisyon sonuç raporuna hayır oyu vermiştik. Şunu herkes bilsin: Bugün TBMM'ye gelen yasa teklifi bizim teklifimiz değildir, altına imza atmamış olmamız da bu anlama gelir. Teker teker her maddeye içerik ve usul açısından eleştirilerimiz var, sevgili Ahmet konuya ilişkin görüşlerimizi genel kurulda da paylaşacak.

Bunca haksızlığa, yanlışa, ayıba rağmen bu teklife evet diyeceğiz; çünkü barış, Saray’ın insafına terk edilemeyecek kadar önemlidir. Bu karanlıkta, bu devasa hukuksuzluk deryasında bir ufak adalet kırıntısı bile koparma ihtimalimiz olacaksa, bir tek genci bile o karanlıktan söküp alacaksak o sorumluluktan kaçmayız. Çok yaralar almış, kırılgan ama direngen ve kocaman barış umudunun karşısına dikilmeyiz. Bedel ödeyenlerin el sıkıştığı yerde bizim de elimizden gelen budur. Barışı Saray’ın insafına terk etmemek için teklife evet diyeceğiz; Saray rejimine karşı mücadelemizi bir kez de bu kutsal meseleyi sabote etmek için hiçbir fırsatı kaçırmayan iktidara karşı duyduğumuz öfkeyle birleştireceğiz. Ülkemizi bu Saray karanlığından mutlaka kurtaracak, eşit-özgür yurttaşlar olarak barış içinde yaşayacağımız bir ülkeyi mutlaka kuracağız."


Soru-cevap aşaması

Adalet Komisyonu Başkanı Yüksel: Genel ya da özel af yok

Çerçeve yasa teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından soru-cevap bölümüne geçildi. TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Yüksel, "Teklif hükümleri için PKK/KCK'nın fiili varlığına son vermesi, her türlü silah ve mühimmatın teslim edilmesi, bu durumun tespit edilmesi ve bu tespitin MGK tarafından teyit edilmesi gerekmektedir. Kapsam tercihi örgütün tasfiyesine yönelik doğrulanabilir şartlara dayanmaktadır" dedi.

Teklifin tek başına yürürlüğe girmesinin, kanunlaşmasının yeterli olmadığını dile getiren Yüksel, bu konuda Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı gerektiğini söyledi. Teklifin "genel ya da özel af" niteliğinde olmadığını sözlerine ekleyen ve teklifin hazırlanmasının amacını anlatan Yüksel, şöyle devam etti:

"Teklifin amacı, geçmişte yaşanan acıları unutturmak ya da terörle mücadeledeki haklılığı tartışmaya açmak asla değildir. Amaç, elde edilen kazanımları kalıcı hale getirmek, benzer acıların yaşanmamasını sağlamak, terörün yeniden hayat bulamayacağı güven zeminini oluşturmaktır. Aziz şehitlerimizin hatırasına, kahraman gazilerimizin fedakarlığına sahip çıkmanın en anlamlı yolu da gelecek nesillerin terörün gölgesinden arındırılmış Türkiye'de yaşamalarını sağlamaktır. Bu teklifle, suçun hukuki niteliği, mahkumiyet hükmünün varlığı kendiliğinden ortadan kaldırılmamaktadır."


TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel

Oylama aşaması

Teklifin maddelerine geçildi

Teklif üzerindeki tüm konuşma ve soru cevapların sona ermesinin ardından açık oylama yapıldı. Açık oylama sonucu, teklifin önce birinci bölümünün ardından da ikinci bölümünün görüşmesine ve maddelerin oylamasına geçildi. Görüşmeler tamamlandığında teklifin tamamı oylandı. Teklif görüşmelerinde, yalnızca "hayır" oyu kullanacağını duyuran İyi Parti önerge verdi ancak önergeleri reddedildi.

Yeni Yol: Kanunla tek başına toplumsal güven oluşmaz

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, teklifin birinci maddesi üzerine konuştu. Kaya, "Kanun teklifine de katkımızı alsaydınız, niçin ortak akıldan, taşın altına elimizi ortak koymaktan geri durdunuz. Bunu kendinize sormanız lazım. Kanunla tek başına toplumsal güven oluşmaz. Kanun, toplumsal güvene giden bir yol başlangıcıdır. Toplumsal güvenin olduğu yerde de toplumsal destek olur. Bu teklifin en zayıf yönü, toplumsal destek olmasına rağmen, toplumsal güven zayıf. Çünkü hep kapalı devre gidiyorsunuz" dedi.

İyi Parti: 'Evet' derseniz, yarının teröristine umut vermiş olursunuz

Teklifin ikinci maddesi üzerine konuşan İyi Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, "Bu madde, Türk Devleti'nin terör karşısındaki hukukun sınırlarını ve Türk milletinin adalet hakkının nasıl kullanacağını doğrudan ilgilendirmektedir. Bu madde PKK/KCK terör örgütünün bağlı bütün oluşumlarıyla birlikte kapsama alındığını belirtiyor. Şimdi soruyoruz: Kimdir bu bağlı oluşumlar?" ifadesini kullandı.

İyi Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat ise teklifin üçüncü maddesi üzerine söz aldı. Sunat, şöyle konuştu:

"Elinizi kaldırmadan önce 'evet'in Türkiye'ye maliyetini hatırlatmak isterim. Bu teklife 'evet' derseniz, 42 yıldır bu devlete silah doğrultmuş, binlerce masumu katletmiş PKK terör örgütünün askeri yenilgisini, siyasi bir kazanıma dönüştürme fırsatı verirsiniz. 'Evet' derseniz, teröristin silah bırakmasını, zaten yerine getirmesi gereken teslimiyet olmaktan çıkarıp, karşılığında bu hainleri ödüllendirmiş olursunuz. 'Evet' derseniz, bugünün teröristine af, yarının teröristine umut vermiş olursunuz. Elbette kan akmasın. Bizden daha fazla kim isteyebilir bunu. Ancak aziz Türk milletinin kan akmasın duasını, terör örgütünün siyasi sermayesine çevirmeye kimin hakkı var. PKK, Türkiye Cumhuriyeti'nin kararlı mücadelesi karşısında hareket kabiliyeti daraldığı için yeni bir stratejik alan arıyordu zaten. Bu hainlere yeni bir nefes alanı açmanın sonuçlarını iyi hesaplamak zorundayız. Çünkü terör örgütleri sadece silahla yaşamaz"

İyi Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu

Yeni Yol: Terörsüz Türkiye, hukuksuz bir Türkiye'de kalıcı hâle getirilemez

Yeni Yol Partisi Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ da teklifin üçüncü maddesi üzerine söz aldı. Özdağ, geçmişten günümüze çeşitli hükümetlerin bu meselenin çözümü için çalıştığını ve bedel ödediğini belirterek, bu çabaların kıymetini bildiklerini söyledi. Silahların susmasının doğru olduğunu ve desteklerini esirgemediklerini belirten Özdağ, "Silahlar bırakılmalıdır ama 'Nasıl?' sorusu da en az 'Neden?' sorusu kadar önemlidir. Bu Meclisin görevi, yürütülen bu sürece hukuki bir kılıf bulmak değil süreci hukukun içinde tutmak ve adaletin gereğini mutlaka yerine getirmektir" diye konuştu.

Özdağ, teklifin devam eden soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini, kesinleşmiş mahkûmiyetlerin infazının durdurulmasını ve sürenin sonunda cezanın infaz edilmiş sayılmasını öngördüğünü belirtti. Millî Güvenlik Kurulu'nun teyidine yeni soruşturma açılmasının mümkün olmasının yargı bağımsızlığı açısından ciddi bir mesele olduğunu belirten Özdağ, "Cumhuriyet savcısının suç şüphesi karşısında harekete geçmesi idari bir makamın iznine bırakılamaz, yargının son sözü yine yargının olmalıdır" dedi.

Özdağ, konuşmasını, "Hukuk devleti, adalet ve eşitlikten taviz vermeden barışı aramak hepimizin sorumluluğudur ancak bir elinizle demokratikleşmeden söz edip öbür elinizle siyasi rakiplerinizi yargı eliyle tasfiye ederseniz bu ülkeye huzur getiremezsiniz. Terörsüz Türkiye, hukuksuz bir Türkiye'de kalıcı hale getirilemez değerli milletvekilleri" sözleriyle tamamladı.

Adan'dan İyi Partili Türkoğlu'na: Kürsüyü işgal ediyorsun

İyi Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, kanun teklifinin beşinci maddesi üzerine yaptığı konuşmanın sonunda şehit olan 7 bin 500 kişinin ismini okumaya başladı. Türkoğlu'na seslenen TBMM Başkanvekili Celal Adan, "Sen orayı işgal ediyorsun. Şehitler bizim. Ne yapıyor şu anda?" dedi. Türkoğlu'nun şehit isimlerini okumayı sürdürmesi üzerine Adan, birleşime 5 dakika ara verdi. İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu kürsüye gelerek Türkoğlu'na sarılarak kendisini İyi Parti sıralarına götürdü.

Yeniden Refah, çekimser oy verecek

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, teklif maddelerine ilişkin yaptığı konuşmada, partisinin çerçeve yasaya "çekimser" oy vereceğini duyurdu. Kanun teklifinin sekizinci maddesi üzerine verilen önergeye ilişkin söz alan Erbakan, teklifin infaz sisteminin bir örgüte özel düzenlenmesine ilişkin hükümler içerdiğini savunarak, "Teklifte yer alan infaz sisteminin bir örgüte özel düzenlenmesine ilişkin hususlar, Kürt kardeşlerimize hürriyet ve eşitlik anlamında herhangi bir şey vaat etmemektedir. Bir iyileştirme getirmemektedir. Sadece PKK/KCK üyesi terör örgütü mensuplarının salıverilmesini, örtülü veya dolaylı bir şekilde affedilmelerini içermektedir. Dolayısıyla bu maddelerin Kürt kardeşliğini tesis edeceği ve Kürt kardeşlerimize özlemle beklenen temel haklarını teslim edeceği şeklindeki düşünce tamamen yersizdir" dedi.

Teklife ilişkin "evet" veya "hayır" oyu üzerinden Kürt vatandaşların haklarının savunulup savunulmadığı yönünde değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını ifade eden Erbakan, "Bu nedenle kanun teklifine 'evet' oyu verenler 'Kürt kardeşlerimizin hakkını savunuyor', 'hayır' oyu verenler ise 'Kürt kardeşlerimizin hakkını savunmuyor' şeklindeki bir yaklaşımın uygun olmadığı düşüncesindeyiz. Diğer taraftan PKK/KCK üyesi teröristlerin hem dağ kadroları hem de cezaevlerinde cezasını çekmekte olanlar olmak üzere topyekûn affedilmelerini, pişmanlık şartı dahi aranmadan affedilmelerini ve 2 ila 3 yıl içerisinde de siyasi haklarının iadesini içerdiğinden dolayı bu teklife 'evet' oyu vermeyi de uygun bulmuyoruz" dedi.

Erbakan, teklifin afla ilgili kısımlarının referanduma götürülmesini isteyerek, "Zikredilen sebepler nedeniyle Yeniden Refah Partisi olarak Çerçeve Yasa'ya çekimser oy vereceğimizi aziz milletimize arz ediyoruz. Ve son olarak, özet olarak şunu ifade ediyorum: Biz terör örgütünün tasfiyesine, silahların bırakılmasına 'evet' diyoruz ancak teröristlerin affedilmesine uygun bakmıyoruz. Bu af yetkisinin milletimizde olduğunu düşünüyoruz. Ancak bununla birlikte bu her iki madde de kanun teklifinin içerisinde birlikte yer aldığı için kanun teklifine çekimser oy veriyoruz" diye konuştu.

DEM Parti milletvekilleri teklifin yasalaşmasının ardından hatıra fotoğrafı çektirdi

Yeni Yol'dan Torun: Artık demokratikleşmeyi gerçekleştirmeli

Milletvekilleri, teklifin ikinci bölümü üzerine gruplar adına değerlendirmelerde bulundu. Yeni Yol Grubu Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, "Kürt meselesi özellikle bölge insanının gündeminde her zaman canlı kalmıştır. İnsanların kendilerini dışlanmış hissetmeleri, demokratik siyaset kanallarının yeterince güçlü işlememesi ve aidiyet duygusunun zayıflaması bugün feshini konuştuğumuz örgütün büyüme sebepleridir. Bunu ifade etmek şiddeti meşru görmek değildir, tam tersine, varlık bulduğu zemini kaldırmanın yollarını aramaktır" dedi.

Demokratikleşmenin sağlanması ve gençlerin yaşam standartlarının yükseltilmesi gerektiğini söyleyen Torun, "Artık demokratikleşmeyi gerçekleştirip bu ülkenin ayağındaki zincirleri sökmemiz ve gençlerimizin dünya standartlarında yaşamasını sağlamamız lazım; işte, bu nedenle bugün önümüzde bulunan çerçeve yasanın en büyük hedefi, çatışmayı sona erdirerek demokratik siyasetin önünü açmaktır" ifadesini kullandı.  

CHP'li Polat: 'Kürt meselesi' demeye bir hayli geç geldik

CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, siyasetin ve çözümün cesaret işi olduğunu ve Meclis'in sürecin merkezinde yer aldığını kaydederek, "Siyaset işi, siyasette çözüm işi cesaret işidir. Bugün gelinen noktada, bu yüce Mecliste o cesaret vardır. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi, dün olduğu gibi kenarda değildir, sorunun çözümünün tam da odağındadır. Bugün 'Bu yasanın eksiği vardır, fazlası vardır' demeden silahları sonsuza dek susturacak bir hukuki metin önümüzdedir. Memleket de yıkılmıyor, aksine, bambaşka, güzel ve müreffeh bir ülke için atılan ilk adımın heyecanı ülkemizde yaşanıyor" ifadelerini kullandı.

Meseleye yönelik geçmişte kullanılan ifadelere dikkati çeken Polat, "Yıllarca bu sorunun adını koymaktan çekindik, korktuk. 'Şark meselesi' dedik, 'terör meselesi' dedik, 'Doğu ve Güneydoğu meselesi' dedik, 'Kürt meselesi' demeye bir hayli geç geldik. Adına her ne dersek diyelim, orta yerde duran bir mesele var. O mesele de hepimizden bir şeyler aldı götürdü; kimimizin canını aldı, götürdü, kimimiz yurdunu terk etmek zorunda kaldı ama hepimize biraz acı, gözyaşı ve kan bıraktı. Tam kırk sene on binlerce insanımızı yitirdik, on bine yakın şehit verdik fakat Türkiye ekonomisinde kocaman bir kara deliğe de sebebiyet verdik" değerlendirmesinde bulundu. 

Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir

Yeni Partili Emir: Her şey bu Kurula bağlı, hangi konuda hangi kararı vereceğine bağlı

YENİ Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Murat Emir, sürece ilişkin kaygılarını ve usul eksikliklerini dile getirerek, terör belasını bitirmek üzere bir kapı aralandığını belirtti. Emir, "Bu yasa teklifinin hazırlanması, getirilmesi, usul yanlışları, Komisyon Raporu'nun 7'nci bölümünün yani demokratikleşme bölümünün, adalet, hukuk devleti bölümünün ıskalanmış olması ve Türkiye'nin özellikle 19 Marttan sonra bir darbe sürecinin içerisinden geçiyor oluşu ve adaletimizin yerle bir edilmiş olması ve hukukun, adliyelerin, savcıların, hâkimlerin, cübbelerin siyaseti dizayn etmek için kullanılıyor olması toplumda, halkımızda büyük bir kaygı yaratmaktadır ve bu yasa teklifine karşı da aslında olması gerektiği kadar umut besleyememektedir çünkü ortada bir samimiyetsizlik vardır, özensizlik vardır, güvensizlik vardır" dedi.

Teklifin 7'nci maddesiyle oluşturulması öngörülen yapıya dikkati çeken Emir, Kurulun yapısını ve yetkilerini şu sözlerle aktardı:

"Bunların en somut örneklerinden biri, birazdan görüşeceğiz ama ben söz almışken burada açıklamak isterim ki söz konusu 7'nci madde. 7'nci maddeyle bir Kurul oluşturuluyor Cumhurbaşkanı Yardımcısının Başkanlığında, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, 8 kişilik bir Kurul oluşturuluyor ve bu Kurulun altında da alt kurullar, birimler oluşturulacak. Her şey bu Kurula bağlı, her şey bu Kurulun hangi konuda hangi kararı vereceğine bağlı. Bu bir yere kadar anlaşılabilir ama Kurulun çalışmalarının hukuk devleti sınırları, hesap verilebilir sınırlar, şeffaf, objektif kriterler içerisinde, denetlenebilir ölçülerde ve yaptığı her iş ve işlemin yargı kararlarına açık olması gerektiği şekilde yürümesi beklenir ama burada yapılanın bunlarla hiçbir ilgisi yok."

Toplumsal barışın önemine vurgu yaparken izlenen yöntemi eleştiren Emir, "Barış elbette ki çok güzel bir kelimedir, elbette ki 'Türkiye'de bir daha analar al bayrağa sarılı tabutlara sarılmasın, gözyaşı dökmesin, bunun için her türlü özveriyi yapalım' demek çok doğrudur hatta bunu şehit anaları da söylemektedir 'Biz yandık, başka analar yanmasın' demektedir ama bunu yaparken doğruyu yapmıyorsunuz" diye konuştu. 

Kurulun yasal düzenleme talepleri ile hak yoksunluklarını kaldırma yetkisine dair hukuki belirsizlik bulunduğunu savunan Emir, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"7'nci maddenin 3'üncü fıkrası 'Bu Kurul adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunur' diyor. Bir Kurul ihdas ediyorsunuz siyasetçilerden, Bakanlardan. İdari yürütmenin içerisinde bir Kurul yasa istiyor, yasa talep ediyor sizden. Sizden kim yasa talep edebilir? Bu Kurul cezanın 15 yıl altı veya üstü olmasına göre iki veya üç yıl sonra hak yoksunluklarını kaldırabilecek. Peki, nasıl olacak bu işler? Belli değil. Kim başvuracak? Belli değil. İlgilisi mi başvuracak? Yazmamışlar. Yani ilgilisine ait olan bir hakka, ilgilinin talep ve rızasıyla bağlı olan bir hakka Kurul tarafından karar verilecek 'A kişinin hak yoksunluğu kararını kaldırıyorum' diyecek veya 'Kaldırmıyorum' diyecek. Neye göre yapacak bunu? Bilmiyoruz. Bunu tamamen keyfiyetle yapacak, bunun adı hukuki belirsizliktir, keyfiyettir, yetki gasbıdır. Sonuçta, bu Kurul o kararı verdikten sonra bu Kurulun kararına karşı yargı yolunun açık olup olmadığı belli değil."

Yeni Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik de Genel Kurul'da tokalaştı

TİP'li Ahmet Şık: Evet'imiz, kuşaktan kuşağa taşınan barış iradesine sorumluluğumuz

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise kanun teklifinin dokuzuncu maddesi üzerine verilen önergeye ilişkin söz aldı. Şık, teklifin içeriği ve kapsamının gizlendiğini, meselenin siyasi, tarihsel ve sosyolojik kökleriyle yüzleşmekten kaçınıldığını belirterek teklifin "katılımcılık ve şeffaflıktan uzak" olduğunu söyledi.

"Oldu bittiye getirerek önümüze koyduğunuz teklif bir yoklar metni" diyen Şık, "İktidarın tek taraflı teslimiyet ve tasfiye istediği teklifte, devletin kendisiyle yüzleşmesine dair hiçbir madde yok. Meseleyi adlandırmak için dahi Kürt kelimesi yok. Eşit yurttaşlık, ana dili, barış akademisyenleri, hasta tutuklular, hukuk normlarına dönüş, demokratikleşme yani memleketin hakikatine dair hiçbir şey yok" dedi.

Muhalefetin "yargı terörü altında" olduğunu, seçilmiş siyasetçilerin hapse atıldığını ve "antidemokratik her türlü müdahalenin memleket rutini haline geldiğini" ileri süren Şık, siyasal ve toplumsal gerçeklikle teklifin yarattığı "illüzyon" arasında büyük bir uçurum bulunduğunu söyledi. Şık, teklifin silahların susmasının kıymetini azalttığını savunarak, "Beklentilerden ve demokratik çerçeveden uzak, ne Kürt meselesinin çözüm kapsamını aralayan ne de güven veren tasarının içeriğinin nasıl bir Türkiye'de ne kadar uygulanacağını tartışmak elzem" ifadelerini kullandı.

Yargının işleyişine ilişkin eleştirilerini de dile getirerek, teklifin uygulanacağına dair güven sorunu bulunduğunu söyleyen Şık şöyle konuştu:

"Talimatla hareket eden, soruşturma için basit şüpheye bile ihtiyaç duymayan, emredilirse bu yasanın uygulamasından da vazgeçecek savcıların olduğu bir ülkede bu düzenleme gerçekten barışı sağlayabilir mi? NATO gelecek bahanesiyle sömürgeymişiz, işgal altındaymışız gibi genç yaşlı demeden yüzlerce insanın gözaltına alınıp artık olmayan örgütlere üyelikten tutuklanabildiği bir ülkede fesih olmuş örgüt başlığı altında yasa geçiriyoruz. Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayan, Anayasa Mahkemesi üyelerini tehdit eden Yargıtay'ın olduğu bir yerde belki üst mahkeme doğru yolu gösterir de uygulanır diye yasa çıkarıyoruz."

Tarihî oyla geçti

Tarihî teklifin görüşmelerinde 592 milletvekili oy kullandı. Saat 11.00'de başlayan görüşmeler sonrası çerçeve yasa,  467 "evet", 87 "hayır" ve 7 "çekimser" oy ile saat 22.31'de Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi. Bu oylama, rekor "evet" oyuyla Meclis tarihine geçti.

TBMM Başkanvekili Celal Adan, teklifin oylaması sırasında şu ifadeleri kullandı:

"Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi, milletimizin huzuru, devletimizin bekası için gösterdiği sarsılmaz irade ve kararlılıkla Terörsüz Türkiye idealinin mimarı olmuştur. Bu vesileyle emperyalist senaryolar bozulmuş, Türk ve Türkiye Yüzyılı fikriyatı hayata geçmiştir. Allah, Türkmen Bey'imizi başımızdan eksik etmesin. Bu tarihi eşiğin bir devlet politikası haline gelmesini sağlayan ve sürecin başarılı olmasının önemli aktörü olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a da en derin şükranlarımı sunuyorum. Yine TBMM'nin Terörsüz Türkiye idealine yönelik tarihi katkılar sağladığını özellikle ifade etmek isterim. Bu vesileyle TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş başta olmak üzere grup başkanı ve başkanvekillerimizi, aziz milletimizin temsilcileri olan tüm milletvekillerimizi de ayrıca tebrik ediyorum. Kanun'un, milletimizin birliğine, devletimizin yüceliğine vesile olmasını diliyorum."

Teklifin kabul edilerek yasalaşmasının ardından Adan, birleşimi, 1 Ekim Perşembe saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.


Numan Kurtulmuş'tan açıklama: 467 oyla kabul edilmesi çok nadir görülür, tarihî başarı

Teklifin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis'te açıklamalarda bulundu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 5 Ağustos 2025 yılında başlayan çalışmalarına işaret ederek Terörsüz Türkiye yolundaki kapının açıldığını ifade eden Kurtulmuş, "Şimdi Türkiye'nin önünde sadece bir yasanın kabulü değil, bununla birlikte tam manasıyla terör örgütünün silahlarını bırakması, kendisini feshetmesiyle birlikte ülkenin hemen her yerinde huzurun, barışın, kardeşliğin ve gerçekten dayanışmanın hakim olacağı yeni bir dönemi hep birlikte inşa edeceğiz. Burada bu sürecin bu noktaya kadar gelmesinde emeği olanlara milletimiz adına şükranlarımızı ifade ediyoruz" dedi.

Sürecin olgunlaşmasında katkısı bulunan isimlere ve siyasi partilere teşekkür eden Kurtulmuş, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi iradesi bu sürece başlangıcından itibaren çok büyük bir güç vermiş ve sürecin önünün açılmasına büyük destek olmuştur. Yine aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi'nin Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bugün de 11.00'den itibaren oturumun bitişine kadar Meclis'te dikkatle süreci takip etmesi ve her zor kavşakta fevkalade büyük bir vukufiyetle yol açıcı önerileriyle birlikte bu noktaya kadar gelinmiştir. Komisyon çalışmaları sırasında titizlikle komisyona destek veren 50 milletvekili arkadaşımıza, bütün siyasi partilere, o günkü adıyla Cumhuriyet Halk Partisine, DEM Parti'ye, Yeni Yol Grubuna ve diğer bütün grubu olmayan partilerden de katılan bütün arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Başından itibaren AKP Grubu da Meclis’in birinci partisi olarak her aşamada sürece fevkalade büyük bir öncülük yapmıştır."

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, basın toplantısı düzenledi

Sürecin üçüncü bir tarafa ihtiyaç duyulmadan yürütüldüğünün altını çizen TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Türkiye için bu tarihi dönüm noktasında çok yoğun bir emeğin olduğu bugün de bir kere daha ortaya çıkmıştır. Çok titiz bir çalışma sonucu bu noktaya gelindi. Sadece bir yasa teklifi hazırlanmadı, aynı zamanda kelime kelime, cümle cümle her bir detayın üzerinde durularak bu noktaya kadar gelindi. Zaman zaman siyaseten çok zor virajlardan geçtik. Buralarda da bazen arka kapı diplomasisiyle herkesin belli bir rotada, istikamet üzerinde buluşması temin edildi.

Başından beri bir şey iddia ediyoruz, Türkiye'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarıyla başlayan bu Terörsüz Türkiye hedefi aynı zamanda bir Türkiye modelinin inşasıdır. Bir üçüncü göze ihtiyaç duymadan, dünyadaki diğer bütün uygulamalarından farklı olarak tamamıyla yerli, milli, Türkiye'nin kendi siyasi kararlılığı içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gücü içerisinde ortaya konulmuş olan bir çalışmadır, çabadır.

Zaman zaman bazı eleştirilerin olduğuna hep beraber şahit oluyoruz. O da özellikle yeni Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi içerisinde parlamentonun hiçbir gücünün kalmadığı, parlamentonun hiçbir etkisinin kalmadığı gibi maksadını aşan yorumlarla karşılaşıyoruz. Bugün burada yapılan müzakere ve onun sonucu ortaya konulan bu siyasi kararlılık, parlamentonun fevkalade büyük bir gücü olduğunu ve bu siyasi gücün de Türkiye'nin en önemli kazanımlarından birisi olduğunu ortaya koyuyor. Ben bütün emeği geçen arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu başarı sadece bir partinin başarısı değil, bu başarı bütün Türkiye'nin başarısıdır.

Şimdi dikkatle, titizlikle bundan sonraki süreci hep beraber takip edeceğiz ve millet bu sürece sahiplendiğimizi çok daha net bir şekilde ortaya koyacaktır. Ayrıca medyanın da bu süreçte başından itibaren çok olumlu bir katkısı olduğunu biliyorum. Zaman zaman maksadını aşan yorumların dışında medyanın kahir ekseriyeti, çok büyük bir çoğunluğu bu sürece akılla, izanla, insafla ve Türkiye için yapıcı görüşleri dile getirerek yaklaşmıştır. Buradan sizlerin şahsında da bütün medya kuruluşlarımıza sürece verdikleri destek dolayısıyla teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Milletimiz için hayırlı uğurlu olsun."

Teklifin 467 kabul oyuyla Meclis'ten geçmesine ilişkin soruyu da yanıtlayan Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu çok nadir görülen bir şey. Anayasa oylamalarında bile bu kadar yüksek bir konsensüs ortaya çıkmaz. Fevkalade büyük bir mesele ve bu sürecin siyasi partiler eliyle millet tarafından da sahiplenildiğini gösteriyor. Eğer bu siyasi partilerin bağlıları, bu siyasi partilere destek olan insanlar oy vermemiş, destek vermemiş olsalardı milletvekilleri ve onların bağlı olduğu siyasi partiler gelip bu kadar büyük bir desteği ortaya koyamazlardı. Tarihi bir başarıdır. Onun için çok önemsiyoruz. Bu aynı zamanda şunu da gösteriyor: Türkiye eğer iyi çalışılır, üzerinde titizlikle müzakere edilirse en zor meselesini bile ittifakla aşabilecek bir siyasi kudrete sahiptir."

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, düzenlemenin yasalaşmasının ardından Başkanlık Divanı'nın arkasında bulunan makamında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve AKP heyetiyle bir süre sohbet etti

"Yüzyılların Türkiye’sini inşa edecek tarihî bir başlangıcın temelini oluşturacak"

Kurtulmuş, çerçeve yasanın kabul edilmesinin ardından sosyal medya hesabından da şu açıklamayı yaptı:

"Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, geniş bir mutabakatla TBMM Genel Kurulu’nda 467 oyla kabul edilerek yasalaşmıştır. Bu adım, milletimizin asırlara uzanan birlik ve kardeşlik ruhundan güç alan, 'Terörsüz Türkiye' hedefi doğrultusunda atılmış tarihî bir adımdır.

Türkiye’de Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarıyla başlayan 'Terörsüz Türkiye' hedefi, aynı zamanda bir Türkiye modelinin inşasıdır. Bir üçüncü göze ihtiyaç duymadan, dünyadaki diğer bütün uygulamalardan farklı olarak; tamamen yerli ve millî, Türkiye’nin kendi siyasi kararlılığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin gücüyle ortaya konulan bir çabadır.

İnanıyoruz ki Gazi Meclisimizde ortaya konulan bu yüksek irade, gelecek yüzyılların Türkiye’sini inşa edecek tarihî bir başlangıcın temelini oluşturacaktır. Türkiye, Allah’ın izniyle terörün her türlü izini geride bırakarak tarihe gömecek, birlik, kardeşlik ve dayanışma içinde daha güçlü yarınlara yürüyecektir.

Terörsüz Türkiye hedefine ulaşılması için ortaya koyduğu irade ve üstün liderliği dolayısıyla başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve yol açıcı önerileriyle sürece büyük katkı sağlayan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere, siyasi parti genel başkanlarımıza, Genel Kurulumuzda sağduyu, sorumluluk ve millî hassasiyetle hareket eden tüm siyasi parti gruplarımıza, değerli milletvekillerimize ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun."

Kimler kapsam içinde, kimler değil?

"Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", PKK ve bağlantılı yapıların fiili varlığına son verdiğinin, kontrolündeki silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumları tarafından tespit edilmesinin ardından uygulanacak hukuki düzenlemeleri içeriyor. Tespit ve teyidin ardından alınacak Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte maddelerin uyglanması planlanıyor. Tespit ve teyit sürecinin 2 ay sürmesi öngörülüyor. 

Yasa; örgütü kurma, yönetme, örgüte üye olma, yardım etme, örgütün propogandasını yapma, örgütün finansmanını sağlama suçlarını kapsamına alıyor.Buna göre üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 10 yıl süreyle ertelenecek.

Örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ise düzenlemenin dışında tutulacak. Haziran 2005'ten önce işlenen ve müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlar da kapsam dışında tutulacak. Böylece, feshedilme kararı alan Öcalan'ın da yasadan yararlanmasının önü kesilecek. 

pkk silah bırakmaPKK'nın Temmuz 2025'teki sembolik silah bırakma töreninde

Hak yoksunluğu

Düzenleme, hak yoksunluğunu da içeriyor. Buna göre, erteleme kararları kurul tarafından dönemsel olarak değerlendirilecek ve gerek görülmesi halinde soruşturma/kovuşturma/mahkûmiyet nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması talep edebilecek. 

Çerçeve yasanın gerekçesinde önemli başlıklar: Bu düzenleme ilk adım, ortak vatandaşlık, Türkiye modeli, toplumsal barış da devletin asli görevi...

Bahçeli'den çerçeve yasa Meclis'e sunulmadan önce kritik mesaj: Öcalan umut hakkına, Demirtaş evine, Ahmetler görevine kavuşmalıdır; bu bir devlet projesidir

Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi

Verilen erteleme kararları,  bir sisteme kaydedilecek. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, belirlenen amaç için kullanılabilecek.

Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacak. Mahkumiyet halinde verilen cezanın infazı, düzenlemenin buna yönelik hükmü kapsamında ertelenmeyecek ve mahkumiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğacak. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilecek.

Erdoğan’dan AKP teşkilatına çerçeve yasa talimatı: Genel af yok, kişiye özel statü yok; bunu anlatın

Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri, süreç komisyonundaCumartesi Anneleri ve Barış Anneleri, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda

Komisyonlar kurulacak, süreçte görev alanlara yasal güvence verilecek

Kanunun uygulanması, cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında oluşturulacak; Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ile MGK Genel Sekreterinden oluşan kurul tarafından takip edilecek. Ayrıca TBMM bünyesinde bir İzleme Komisyonu kurulacak. Komisyon, düzenlemenin uygulanmasına ilişkin gelişmeler konusunda Meclis'i bilgilendirecek.

Düzenlemeyle, bu yasanın amacını gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yürüten başta Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri olmak üzere tüm görevlilere yasal güvence sağlanacak.

Çerçeve yasa teklifi, TBMM Adalet Komisyonu'nda: İyi Partili Türkeş ve MHP'li Bülbül arasında "pislik" tartışması çıktı, milletvekilleri birbirinin üzerine yürüdü

Silah ve malzeme teslimi

Teklif kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınacak. Bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenecek.

Teklif hükümleri, PKK/KCK ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben 6 ay içinde bu düzenleme hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanacak.

Teklif kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilecek. Teklifin amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmayacak.

Demirtaş ve Mızraklı'dan çerçeve yasa mesajı: Bu ucuz pazarlıklara dayalı bir al-ver süreci değil, hiç kimse altında gizli hesaplar, kirli planlar aramasın

çerçeve yasa adalet komisyonu meclis süreç
Teklif, TBMM Adalet Komisyonu'nda tartışılırken 

Güler: Kritik eşik silahların bırakılması

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, teklif hazırlanırken Türk Ceza Kanunu'nun örgüt suçlarını düzenleyen 220'nci maddesindeki yaklaşımın esas alındığını söyledi. Sürecin kritik eşiğinin PKK-KCK'nin silahlarını bırakması, teslim etmesi ve imha sürecinin kurulan bir mekanizma aracılığıyla doğrulanması olduğunu belirten Güler, "Kanunun amacı, PKK-KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrol altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesinin ardından tasfiye süreciyle ve toplumsal bütünleşmeyle ilgili yapılacak işlemleri belirlemektir" dedi.

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın statüsü konusundaki bir soruyu da yanıtlayan Güler, "Bundan sonraki süreçlerde rahatlıkla, belirli bir disiplinle İmralı'da akademisyen, gazeteci ziyaretleri idari düzenlemeyle yapılabilir ama bunun için yasal bir düzenlemeye de, statüye de ihtiyaç yok" dedi.

dem parti imralı heyeti akpİmralı Heyeti ve AKP grubu

Hazırlık sürecinde 138 kişi dinlendi

Güler, çerçeve yasa teklifine temel oluşturan çalışmalar kapsamındaki ilk toplantının yaklaşık bir yıl önce yapıldığını, daha sonra 18 toplantı gerçekleştirildiğini söyledi.

Toplantılarda toplam 138 kişinin dinlendiğini aktaran Güler; MİT ile Dışişleri, İçişleri, Adalet ve Milli Savunma bakanlıklarının da çalışmalara katkı sunduğunu belirtti.

Komisyon çalışmalarının şubat ayında tamamlandığını ve hazırlanan raporun 8 Şubat'ta kamuoyuyla paylaşıldığını söyleyen Güler, teklif metni hazırlanırken ilgili kamu kurumlarının, uzmanların ve siyasi partilerin görüşlerinin alındığını kaydetti.

Güler, özellikle MHP ve DEM Parti ile yakın çalışma yürüttüklerini; CHP, Yeni Yol Partisi, HÜDA PAR ve diğer siyasi partilerle de teklifin son hali üzerinde görüşmeler yaptıklarını ifade etti.

imralı heyeti bahçeliİmralı Heyeti ve MHP lideri Bahçeli

 

İşte Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin kapsamı ve tüm maddeleri

“Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” isimli Kanun teklifi 12 maddeden oluşmaktadır. PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin tespiti ve bu tespitin teyidine yönelik olarak hazırlanan kanun teklifi metninde;

Tespit ve Teyit Makamı:

Kontrolü altındaki tüm örgütsel yapı ve her türlü unsurlarıyla fiili varlığını sona erdirdiği ve silahsızlandığının güvenlik kurumlarınca tespiti ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi öngörülmüştür.

Kapsamı:

PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsamaktadır.

Kapsam Dışı:

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 01.06.2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsam dışı tutulmaktadır.

Soruşturma ve Kovuşturma:

Kanun kapsamına girenlere ilişkin değerlendirmeler halihazırda soruşturma ve kovuşturmaların bulunduğu merciler tarafından yapacaktır. Ancak, bu Kanundan yararlanmaya yönelik başvurunun bulunulan yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yapılabileceği düzenlenmiştir.

Soruşturma ve Kovuşturmaların Ertelenmesi:

  • Üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlarda 5 yıl,
  • 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl süreyle soruşturma ve kovuşturmalar

İki hafta içinde karara karşı başvuru ve itiraz yolu açıktır.

Erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri koşullarının bulunması halinde kaldırılacaktır.

Kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında ise bozma kararı verilerek ilk derece mahkemesi tarafından erteleme kararı verilecektir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilecektir.

Cezaların Ertelenmesi:

  • Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezası 5 yıl,
  • Toplam 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet 10 yıl süreyle itiraz yolu açık olmak üzere infaz hâkiminin kararıyla ertelenecektir.

Erteleme süresi suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacaktır.

Zamanaşımı:

Erteleme sürelerinde dava ve ceza zamanaşımı süreleri işlemeyecektir.

Hak Yoksunlukları:

Erteleme kararları Kurul tarafından dönemsel olarak değerlendirilecektir. Kurul gerekli görülmesi halinde soruşturma/kovuşturma/mahkûmiyet nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasını sulh ceza hâkimliği/mahkeme/infaz hâkimliğinden talep edebilecektir.

5 yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren 2 yıl ve 10 yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması aranmaktadır.

Takip, Koordinasyon ve Uygulama:

Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilâtı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul Kanunun uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesini yapacaktır.

Kurulun koordinasyonun Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yapılması öngörülmüştür.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İzleme Komisyonu (17 üye) oluşturularak bu Kanun kapsamındaki faaliyetler izlenecektir.

Teslim ve Silahsızlanma:

Kayıt altına alınma işlemine yönelik genelgenin güvenlik kurumlarının görüşü alınarak Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanması öngörülmüştür.

Başvuru Süresi:

Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanundan yararlanmak üzere yazılı başvuru yapılması aranmaktadır"


Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.

  • Bu Kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları

Tanımlar

MADDE 2- (1) Bu Kanunda geçen;

  1. Örgüt: PKK/KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumlarını,
  2. Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu, ifade eder.

Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi

MADDE 3- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar on yıl süreyle ertelenir. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilir. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilir.

  • Birinci fıkra uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar iki hafta içinde sulh ceza hakimliğine başvurabilir. Birinci fıkra uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da iki hafta içinde itiraz
  • Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlıdır.

Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar

MADDE 4- (1) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hakim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.

(2) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir.

Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi

MADDE 5- (1) 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.

(2) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur. Mahkumiyet halinde verilen cezanın infazı, 6 ncı madde uyarınca ertelenmez ve mahkumiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğar. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilir.

Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi

MADDE 6- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren suçlardan;

  1. Toplam onbeş yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı beş yıl süreyle,
  2. Toplam onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı on yıl süreyle,

infaz hakiminin kararıyla ertelenir. Bu fıkranın uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez.

  • Birinci fıkra uyarınca infaz hakimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz
  • Birinci fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre oluşturulan sisteme Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.
  • Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hakimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.

Takip, koordinasyon ve uygulama

MADDE 7- (1) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli istihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç halinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.

  • Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir.
  • 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir. Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte
  • Bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi halinde;
    1. Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hakimliğinden veya mahkemesinden,
    2. Mahkumiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hakimliğinden,

Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekir.

  • Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu İzleme Komisyonu, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir.
  • Kurulun sekreterya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilir.

Silah ve malzeme teslimi

MADDE 8- (1) Bu Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınır.

(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenir.

Süre

MADDE 9- (1) Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.

Görev ve sorumluluk

MADDE 10- (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.

(2) Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya ceza, sorumluluğu doğmaz.

Yürürlük

MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Maddeyle, Kanunun hazırlanma amacı ve kapsamı belirlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanunun amacının, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmı Gazete'de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin olduğu kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kanun hükümlerinin, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya

yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsadığı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle Kanunun kapsamı, yalnızca PKK/KCK terör örgütünün faaliyetiyle ilgili olarak maddede yer alan suçlarla sınırlandırılmaktadır.

MADDE 2- Maddeyle, tanımlar maddesi düzenlenmektedir.

MADDE 3- Maddeyle, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında

bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmı Gazete'de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile yine bu örgütün faaliyeti çerçevesinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların ise on yıl süreyle ertelenmesi sağlanmaktadır.

Belirtmek gerekir ki, erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemeyecektir. Erteleme kararı verilen suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilecektir. Düzenlemeyle, müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verileceği ve bu değerlerin Hazineye irat kaydedileceği kabul edilmektedir. Ayrıca, bu fıkra uyarınca verilen kararın, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edileceği ve kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve merciinin gösterileceği de hükme bağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erteleme kararına karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanların iki hafta içinde sulh ceza hakimliğine başvurabileceği kabul edilmektedir. Kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilen erteleme kararına karşı da iki hafta içinde kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar tarafından itiraz yoluna başvurulabilecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmı Gazete'de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı bu Kararın Resmı Gazete'de yayımlanmasından sonra soruşturma başlatılması, Kurulun iznine bağlı kılınmaktadır.

MADDE 4- Maddeyle, koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarla ilgili yapılacak adli işlemlere yönelik düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirlerinin, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hakim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirileceği ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verileceği düzenlenmektedir. Böylelikle, ilgili mercii tarafından hızlı bir şekilde koruma tedbirleri hakkında karar verilmesi sağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verileceği kabul edilmektedir.

Belirtmek gerekir ki, bu maddenin uygulanması bakımından 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ve 9 uncu maddede belirtilen yazılı başvurunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla Kanunun Resmi Gazete'de yayımlanması nedeniyle re'sen bu madde hükümlerine göre işlem yapılması söz konusu olamayacaktır.

Diğer yandan, beraat veya zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararları gibi kişinin daha lehine olan durumlar bakımından istinaf veya temyiz kanun yolundaki dosyalar hakkında bozma kararı verilmeksizin esastan inceleme yapılmak suretiyle yargılamanın neticelendirilmesi yoluna gidilecektir.

 

MADDE 5- Maddeyle, erteleme kararlarının kaydedilmesi ve erteleme süresi içinde yeniden suç işlenmesi halinde yapılacak adli işlemlere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasıyla, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararlarının, bunlara mahsus bir sisteme kaydedileceği düzenlenmektedir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararının kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacağı, bu suretle yürütülen soruşturma veya kovuşturma sonucunda kişi hakkında mahkumiyet kararı verilmesi halinde ise verilen cezanın infazının, 6 ncı madde uyarınca ertelenmeyeceği ve mahkumiyet hükümlerinin tüm sonuçlarıyla cari olacağı düzenlenmektedir. Ayrıca, erteleme süresi içinde terör suçu işlenmemesi halinde kişi hakkında soruşturma evresindeki dosyalar bakımından kovuşturma yapılmasına yer olmadığı, kovuşturma evresindeki dosyalar bakımından ise düşme kararı verileceği kabul edilmektedir.

MADDE 6- Maddeyle, mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine ilişkin düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile yine bu örgütün faaliyeti çerçevesinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan toplam onbeş yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazının beş yıl süreyle, toplam onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazının ise on yıl süreyle infaz hakiminin kararıyla erteleneceği

düzenlenmektedir. Bu fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemeyecektir. Ayrıca, erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı da işlemeyecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, birinci fıkra uyarınca infaz hakimi tarafından verilen erteleme kararlarına itiraz edilebileceği hükme bağlanmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, birinci fıkra kapsamında verilen erteleme kararlarının 5 inci maddede belirtilen mahsus sisteme kaydedileceği düzenlenmektedir. Belirtmek gerekir ki bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilecektir.

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hakimi tarafından erteleme kararının kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verileceği kabul edilmektedir. Belirtilen erteleme süresi terör suçu işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacaktır. Ayrıca, erteleme kararlarının takibinin Cumhuriyet başsavcılıklarınca yerine getirilmesi öngörülmektedir.

MADDE 7- Maddeyle, sürecin takip edilmesi, koordinasyonunun sağlanması ve Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak bir Kurul oluşturulması öngörülmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin; Kanunun Resmı Gazete'de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden oluşan Kurul tarafından yapılacağı kabul edilmektedir. Ayrıca düzenlemeyle, ihtiyaç halinde Kurul tarafından alt komisyonlar oluşturulabilmesine, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişilerin Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilmesine imkan tanınmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini vekoordinasyonunu sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabileceği düzenlenmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmı Gazete'de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabileceği, Kurulun gerekli görmesi halinde adlı, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunacağı kabul edilmektedir.

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararlarının, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmı Gazete'de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirileceği, gerekli görülmesi halinde hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasının talep edilebileceği ve talep hakkında da ilgili mercii tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Belirtmek gerekir ki, mahkumiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekmektedir.

Maddenin beşinci fıkrasıyla, Kurulun, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendireceği açıkça hükme bağlanmaktadır. Ayrıca düzenlemeyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulacağı kabul edilmektedir. Bu Komisyon, Kanun kapsamındaki faaliyetleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecektir.

Maddenin altıncı fıkrasıyla, Kurulun sekreterya hizmetlerinin Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirileceği kabul edilmektedir.

MADDE 8- Maddeyle, silah ve malzeme teslimine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzemenin kayıt altına alınacağı kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, kayıt altına alma işlemi ile kayıt altına alınan silah,

mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme hakkında uygulanacak usul ve esasların, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirleneceği hükme bağlanmaktadır.

MADDE 9- Maddeyle, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmı Gazete'de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini yazılı olarak bildiren kişiler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanabileceği düzenlenmektedir.

MADDE 10- Maddeyle, görev ve sorumluluk düzenlemesi kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamında verilen görevlerin, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirileceği düzenlenmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukİ, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir. Düzenlemeyle, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yürüten başta Mill'i Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri olmak üzere tüm görevliler bakımından yasal güvence sağlanmaktadır.

MADDE 11- Yürürlük maddesidir.

MADDE 12- Yürütme maddesidir.


TIKLAYIN - Bahçeli'den Öcalan çağrısı: TBMM'de konuşsun, terörün bittiğini, örgütün lağvedildiğini haykırsın!

TIKLAYIN - Öcalan’ın tahliyesi için tek maddelik değişiklik yeterli: Bahçeli'nin sürpriz çağrısıyla gündeme gelen “umut hakkı” nedir?

TIKLAYIN - MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, "Türk siyasetinde 22 Ekim bir milattır" diyerek "umut hakkı"nı anlattı

TIKLAYIN - DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Tecrit kalksın, Sayın Öcalan konuşsun

TIKLAYIN - Bahçeli'nin Öcalan için "Meclis'te konuşsun" çağrısı gündeme bomba gibi düştü

 

 

İlgili İçerikler