Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde karşılıklı adımların atılmadığı yönündeki eleştiriler, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını yeniden gündeme taşıdı. Örgüt yönetimi, silahsızlanma yönünde adımlar attığını ancak hükümetin demokratikleşme ve hukuki düzenlemeler konusunda beklenen adımları atmadığını savunuyor. Silahların teslimi, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolü, demokratikleşme, örgüt üyelerinin Türkiye’ye dönüş biçimi ve sürecin güvenlik kurumlarının denetimine bağlanması, anlaşmazlık yaşandığı belirtilen beş temel başlık olarak öne çıkıyor.
Hükümet kanadından sürecin iyi ilerlediğine yönelik açıklamalar yapılırken, örgüt yönetiminin değerlendirmeleri farklı bir tabloya işaret ediyor. Sürecin yavaşlamasında, silahsızlanma karşılığında atılması beklenen adımların hayata geçirilmemesi ve sürecin nasıl yürütüleceğine ilişkin görüş ayrılıklarının etkili olduğu ileri sürülüyor.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sürecin ilerletilmesi için zamanın sınırlı olduğuna dikkat çekmesi ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın rolüne ilişkin açıklamaları, tartışmaların siyasi boyutunu oluşturuyor. Öte yandan Öcalan’ın Londra’daki konferansa gönderdiği mesaj, silahsızlanmanın demokratikleşme ve hukuki düzenlemelerle birlikte ele alınması gerektiği yönündeki beklentiyi öne çıkarıyor.
Süreç neden ilerlemiyor; beş temel anlaşmazlık
YouTube kanalında yayımlanan Dört Yön programının “Sürecin Rotası” başlıklı bölümünde değerlendirmelerde bulunan Ferhat Akıncı, örgüt kaynaklarından edindiği bilgilere dayanarak sürecin neden yavaş ilerlediğini ve taraflar arasında anlaşmazlık yaşandığı ileri sürülen beş temel başlığı aktardı.
PKK’nın kendisini feshettiğini açıklamasının ardından örgüt yönetiminin silahsızlanmaya yönelik bazı adımlar attığı, ancak bu adımların hükümetin atacağı karşılıklarla eş güdüm içinde ilerlemesi beklentisinin gerçekleşmediği ileri sürülüyor. Örgüt kaynaklarına göre hükümet, atılması beklenen bazı adımları hayata geçirmediği gibi gündeme gelen kimi başlıkları da zaman içerisinde değiştirdi veya gündemden çıkardı.
Sürecin tıkanmasına neden olduğu belirtilen anlaşmazlıklar beş başlıkta toplanıyor.
1. Silahlar devlete mi teslim edilecek, başka bölgelere mi aktarılacak?
Taraflar arasındaki temel anlaşmazlıklardan birinin, örgütün elindeki silahların akıbeti olduğu belirtiliyor. Örgüt yönetiminin, devlet heyetiyle yapılan görüşmeler kapsamında silahlı grupların birçok bölgeden çekildiğini ve son olarak Zap ile Metina’daki savaş tünellerinin boşaltıldığını açıkladığı aktarılıyor. Buna karşılık devlet heyetinin, çekilecek ve yasadan yararlanarak Türkiye’ye dönecek örgüt üyelerinin silahlarını güvenlik makamlarına teslim etmesini istediği belirtiliyor.
Örgütün kendisini “Hareket Yönetimi” olarak tanımlayan yönetimi ise silahların Türkiye’ye teslim edilmesine karşı çıkıyor. Silahlı mücadeleden vazgeçme iradesinin atılan adımlarla ortaya konulduğunu savunan örgüt yönetimi, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek silahların tesliminin mümkün olmadığını ileri sürüyor.
Bu yaklaşımın gerekçeleri arasında İran’daki durum da gösteriliyor. Örgüt yönetimi, İran’da Kürtlere yönelik saldırıların ve idamların sürdüğünü savunarak olası bir topyekûn saldırı durumunda Kürtlerin kendilerini nasıl savunacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Aktarılan değerlendirmelere göre örgüt üyelerinin silahlarını bırakarak Türkiye’ye dönmesi, ancak silah ve askeri ekipmanların Kürtlerin varlıklarının tehlikeye girebileceği bölgelere aktarılması seçeneği üzerinde görüş ayrılığı yaşanıyor.
2. Öcalan’ın süreçteki rolü resmileşecek mi?
Anlaşmazlık yaşandığı belirtilen ikinci başlık, Abdullah Öcalan’ın süreçte üstleneceği rolün resmen tanımlanması. Çerçeve yasa kapsamında bazı kurulların oluşturulması ve çalışmalarına başlaması gündeme gelirken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında koordinasyon kurullarının toplandığı ve alt komisyonların oluşturulduğu aktarılıyor.
Buna karşılık Öcalan’ın koordinatörlüğünde çalışması beklenen Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü ya da kurulunun henüz beklenen biçimde resmileştirilmediği belirtiliyor. Örgüt yönetimi ve DEM Parti’nin, Öcalan’ın bu mekanizmadaki rolünün resmen açıklanmasını ve kurulun çalışmalarına başlamasını istediği ifade ediliyor. Bu talebin temelinde, sürecin fiili temaslarla sınırlı kalmaması ve kurumsal bir yapıya kavuşması beklentisi bulunuyor.
3. Silahsızlanmanın ardından demokratikleşme adımları atılacak mı?
Sürecin en önemli anlaşmazlıklarından biri de silahların bırakılmasının ardından hangi siyasi ve hukuki adımların atılacağı. Örgüt yönetimi, hükümetin süreci ağırlıklı olarak silahların ve silahlı yapılanmanın tasfiyesi üzerinden ele aldığını, buna karşılık demokratik siyasete geçişi sağlayacak adımların geri planda kaldığını savunuyor.
Örgüt tarafının yaklaşımına göre silahlı mücadele stratejisinin terk edilmesi, demokratik alanda mücadeleye geçilmesini gerektiriyor. Bunun için Türkiye’de siyasi faaliyet alanının genişletilmesi ve demokratikleşme yönünde adımlar atılması isteniyor. Bu çerçevede silahsızlanmanın tek başına yürütülecek bir süreç olmadığı, demokratikleşme ve hukuki düzenlemelerle birlikte ilerlemesi gerektiği vurgulanıyor.
4. Dağdan inecek PKK üyeleri Türkiye’ye nasıl dönecek?
Taraflar arasında görüş ayrılığı bulunduğu belirtilen bir diğer konu, örgüt üyelerinin Türkiye’ye dönüş yöntemi. Aktarılan bilgilere göre devlet heyeti, dağdan inişlerin bireysel olarak gerçekleştirilmesini ve Türkiye’ye dönüş sırasında kamuoyunun dikkatini çekecek görüntüler oluşmamasını istiyor.
Örgüt yönetimi ve Öcalan’ın ise dönüşlerin gruplar halinde ve kamuoyunun izleyebileceği bir biçimde gerçekleşmesini talep ettiği belirtiliyor. Örgüt yönetiminin yaklaşımında, Türkiye’ye dönecek kişilerin yalnızca silah bırakarak sürecin dışına çıkmaları değil, demokratik toplumun inşası ve barışın kalıcı hale getirilmesi çalışmalarında yer almaları beklentisi bulunuyor.
Bu nedenle dönüşlerin nasıl gerçekleştirileceği, yalnızca bir güvenlik ve uygulama meselesi olarak değil, örgüt üyelerinin demokratik siyasete geçişinin nasıl düzenleneceği açısından da önem taşıyor.
5. Süreç güvenlik kurumlarının denetiminde mi yürütülecek?
Sürecin hangi kurumlar tarafından izleneceği ve yönetileceği de anlaşmazlık yaşandığı belirtilen başlıklar arasında. Çerçeve yasanın uygulanması ve örgüt üyelerinin dağdan inişlerinin izlenmesinde Milli Güvenlik Kurulu (MGK) başta olmak üzere güvenlik kurumlarının belirleyici olması, örgüt yönetiminin karşı çıktığı konular arasında gösteriliyor.
Çerçeve yasaya ilişkin tartışmalarda, yasanın adlandırılması ve kullanılan ifadeler konusunda DEM Parti ve Kürt kamuoyundan eleştiriler geldiği, ancak Öcalan’ın devreye girmesiyle örgüt yönetiminin kabul edilebilir bir çerçeve üzerinde durduğu aktarılıyor.
Buna rağmen örgüt yönetiminin, sürecin yalnızca güvenlik kurumlarının denetimine bırakılmasını istemediği belirtiliyor. Örgüt tarafı açısından temel beklenti, sürecin siyasi ve hukuki boyutlarının da dikkate alındığı bir mekanizmanın oluşturulması.
Öcalan’ın mesajı: Cumhuriyet demokratikleşmezse demokratik entegrasyon da gerçekleşmez
Abdullah Öcalan’ın Londra’daki konferansa gönderdiği mesaj da sürecin geleceğine ilişkin tartışmalarda öne çıkan başlıklardan biri oldu. Öcalan, demokratik bir anayasa ve demokratikleşme olmadan demokratik entegrasyonun gerçekleşemeyeceğini vurguladı. Silahsızlanmanın önünün açılması için demokratik zeminin uygun hale getirilmesi ve hukuki düzenlemelerin olgunlaştırılması gerektiğine dikkat çekti.
Öcalan, mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Hukuk olmadan varlık statü kazanamaz. Demokratik mücadele zeminsiz kalır. Gereken güvence demokratik toplumun tanınması, dil ve kültürün serbestçe gelişmesi, genişletilmiş yerel yönetimler hukuku ve anayasal vatandaşlıkla özgür yurttaşlığın birbirini tamamlamasıdır. Ulus devletin tek yanlı, merkezi hukuka anayasal ve yasal reformlarla yeniden düzenlenmeden güven inşa edilemez. Cumhuriyet demokratikleşmezse demokratik entegrasyon da gerçekleşmez”
Öcalan’ın mesajında öne çıkan bir diğer vurgu ise silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin alması gerektiği yönündeydi. Öcalan, çözüm yaklaşımını “Artık silah kutsanmamalı toplum inşa edilmelidir. Ulusal kurtuluş mücadelesinin yerini demokratik siyaset almıştır. Daha güçlü silahımız sözdür, hukuktu, örgütlü toplumdur” sözleriyle ifade etti.
Bu mesaj, örgüt yönetiminin dile getirdiği demokratikleşme ve hukuki güvence talepleriyle aynı eksende değerlendiriliyor.
Süreç devam ediyor ancak anlaşmazlıklar aşılmış değil
Aktarılan değerlendirmelere göre, beş temel başlıkta yaşanan görüş ayrılıklarına rağmen sürecin tamamen durduğu belirtilmiyor. Tarafların sürecin devamına ilişkin kararlılık mesajları vermesi ve Abdullah Öcalan’ın anlaşmazlıkların aşılması için farklı öneriler geliştirdiğinin ileri sürülmesi, temasların sürdüğüne işaret ediyor.
Öcalan’ın örgütün Hareket Yönetimine yazdığı mektupta bazı konular üzerinde fazla durulmaması ve pratik adımların hızlandırılması yönünde mesaj verdiği de ileri sürülüyor. Ancak sürecin ilerleyebilmesi için silahların akıbetinden Öcalan’ın rolüne, demokratikleşme adımlarından örgüt üyelerinin dönüş biçimine kadar uzanan anlaşmazlıkların nasıl çözüleceği belirleyici olacak.
Sürecin temel sorusu, silahsızlanmanın hangi koşullarda uygulanacağı ve buna karşılık hangi siyasi ve hukuki adımların atılacağı. Tarafların bu başlıklarda ortak bir zeminde buluşup buluşamayacağı, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bundan sonraki seyrini belirleyecek.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


