Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş: Gazetecilik bitmez, tarih bunları yazar; tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz

14 Ekim 2026 15:29

Güncelleme: 14 Ekim 2026 15:44

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş: Gazetecilik bitmez, tarih bunları yazar; tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz

T24 Video

Halk TV’ye kayyım atanmasının ardından Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, kanal çalışanlarıyla birlikte yaptığı açıklamada, “Bir kanala Türkiye'nin yeni normali olarak el konuldu. Fakat gazetecilik bitmez. Yayında veda edemedik ama bir biçimde sesimizi duyurmaya çalışacağız. Ama tarih bunları yazar. Tarihin doğru tarafında durma gibi bir bilinçle hareket ettik. Bundan sonra da öyle olacaktır” ifadelerini kullandı.

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu düzenlendi. Operasyonun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında 'rüşvet', 'ihaleye fesat karıştırma' ve 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirildiği öğrenildi. 17 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken 11 kişi gözaltına alındı. Halk TV’nin yanı sıra Mahiroğlu ile ilişkili diğer şirketlere de TMSF'nin kayyım olarak atandığı belirtildi. Daha önce Flash Haber, Ekotürk TV, Habertürk, Show TV, Bloomberg HT ve TELE1'e kayyım olarak atanan yayıncı İbrahim Paşalı, Halk TV'ye de kayyım olarak atandı.

Kanalda polis ekiplerinin araması sürerken Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş'ın kayyım heyetiyle yayının devam etmesi için yaptığı görüşme sonuçsuz kaldı. Canlı yayın durdurularak bant yayınına geçildi.

"Ana kumandaya el konulmuştu"

Yayının durdurulması nedeniyle ekrandan izleyicilerine seslenemeyen Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ve kanal çalışanları, sosyal medyada paylaştıkları videoyla açıklama yaptı. “Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş: Tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz!” başlığıyla yayınlanan videoda Toktaş, şu ifadeleri kullandı:

“Aşağı yukarı 20 yıldır yayında olan bir kanala, Türkiye'nin yeni normali olarak el konuldu. Gece yarısı bir operasyonla el konuldu. TMSF kayyım olarak atandı. Ana kumandayı teslim alamadık. Teslim alsaydık size yayından veda ederdik. Fakat şu anda mecburiyetten arkadaşlarımızla birlikte bir video çekiyoruz. Son anlarımızı zaten sosyal medyada gördünüz. Yüzlerce polisle gelindi, TMSF yönetimi geldi. Dediğim gibi, geldiğimizde ana kumandaya hazırlıklı gelinmişti. Ana kumandaya el konulmuştu. Dolayısıyla biz de yayında veda edemedik.

"Türkiye'nin en büyük, en fazla izlenen kanalına el konuldu"

Fakat dediğim gibi, gazetecilik bitmez. Yayında veda edemedik ama bir biçimde sesimizi duyurmaya çalışacağız. Nasıl olur? Hangi mecralardan olur? Onu şu anda bilemiyoruz. Çok sıcak. Onları planlarız. Onları zaten duyarsınız.

Biz burada Türkiye'nin sesi olmaya çalıştık. Türkiye'nin en büyük, en fazla izlenen kanalına el konuldu. Aslında bilme hakkınız engelleniyor. Çünkü burada çalışan herkes, halkın haber alma özgürlüğü için çalıştı. Bilme hakkınıza hizmet etmek için biz burada vardık. Gazetecilik yaparken sadece bir televizyon kanalında profesyonel bir anlayışla bakmadık. Türkiye'nin içinden geçtiği süreci tarihe aktaran bir resim çekmek, bunları tarihin hafızasına göndermek üzere bir bilinçle hareket ettik. Yayınlarımızın temel çizgisi de bu oldu. Epeyce de kapsayıcı bir yayıncılık yaptığımızı düşünüyoruz.

"Şimdi o ses susturuluyor"

İliç'te de vardık. Narin Güran'ın yanında da vardık. Akbelen'de de vardık. Kimi zaman Kürt olduk. Kimi zaman Türk olduk. Kimi zaman LGBT olduk. Onların haklarını savunduk. Kimi zaman Alparslan Kuytul olduk. Kimi zaman Selahattin Demirtaş olduk. Kimi zaman Selçuk Kozağaçlı olduk. Kimi zaman Ekrem İmamoğlu'yduk, kimi zaman Can Atalay olduk. Onların sesi olmaya çalıştık.

Şimdi o ses susturuluyor. Yani mağdur olan kim varsa onun yanında olmaya çalıştık. Toplumun her kesimini kucaklamaya çalıştık. Kimi zaman cezaevlerine ses olduk. İnsan hakları ihlallerini yansıtan, hak haberciliği yapan bir çizgide duran yayıncılık yapmaya gayret ettik.

"Demokrasiye aykırı ne varsa onun karşısında durmuş bir ekibiz"

Ama dediğim gibi, gazetecilik bitmez, bu günler geçer. Bunun ülkenin demokrasisine, basın özgürlüğüne herhangi bir faydası olmadığını göreceksiniz. Siz de göreceksiniz. Biz, Halk TV olarak 'Yalnız değilsiniz' sloganıyla yayın yaptığımız yıllar boyunca halkı yanımızda hissetmek istedik. Daha önce çok badireler atlattık. Arkadaşlarımız dövüldü. Cezaevlerine atıldık. Yayınlarımız durduruldu. Frekans iptalleriyle sürekli tehdit edildik. Bu tehditler altında sesimizi kısmadık. Doğru bildiğimiz neyse bunu vermeye çalıştık. 15 Temmuz darbe girişimine karşı çıkan insanlar burada. Bunlara da karşı çıkmış bir ekibiz. Demokrasiye aykırı ne varsa onun karşısında durmuş bir ekibiz.

"Bugün iktidar yanında duranların yarın muhalefet olma ihtimali vardır"

Yarın bu çizgiye, bu gazetecilik anlayışına Türkiye'nin her zamankinden daha fazla ihtiyacı olacak. Çünkü bu gidişat, doğru bir gidişat değil. Tarihin, bugün iktidar yanında duranların yarın muhalefet olma ihtimali vardır. Buna inanıyoruz. Biz demokratik sınırlar içinde bir yayıncılık yaptık. Türkiye bu badireleri çok fazla atlattı. Yine demokratik sınırlar içinde devir teslimler olur. Yarın biz onların da sesi oluruz. Burada oluruz, başka yerde oluruz.

"Ne bizi ne bu kanala finansman sağlayan patronu Cafer Mahiroğlu'nu susturamadıkları için bugün el koydular"

Ama şu bir gerçek: Ekonomik olarak boğulmaya çalışıldık. Zaten teknik olarak ya da yasal olarak epey baskı altına alınmış bir kanaldık. Ama sonuç olarak bir biçimde bu yayınları sürdürdük. Ekonomik abluka en önemli ablukalardan biriydi.

Türkiye'nin bu şartlarıyla önce şöyle başlandı: Kanal ekonomik olarak darboğaza alınırsa, boğazı sıkılırsa susturulur. Dolayısıyla kanalın patronu Cafer Mahiroğlu'na yönelik hamlelerle başladı. Arkasından, dosyaları bilmiyor olabilirsiniz, hepsine hakim birisi olarak söylüyorum, Türkiye'de olan şeyler oldu. Çeşitli gizli tanık ifadeleriyle ifadeler üzerine ifadeler alındı ve kanalın patronu üzerinden görünmeye çalışıldı. Çünkü finansman kesildiğinde bu yayınların kesilmesini istiyorlardı. Ama o da geri durmadı. Planlamaları buydu. Geri durmadığı için ve susturamadıkları için, ne bizi ne bu kanala finansman sağlayan patronu Cafer Mahiroğlu'nu susturamadıkları için bugün el koydular.

"Tarih bunları yazar"

Dediğim gibi, tarihî bir gün. Gazetecilik tarihimize de geçen bir gün. Kişisel tarihimize de geçen bir gün. Buradaki arkadaşlarımızla biz burada elimizden geleni yaptık. Bundan sonra hangi mecrada ne olur, bunu bilemiyoruz. Ama tarih bunları yazar. Tarihin doğru tarafında durma gibi bir bilinçle hareket ettik. Bundan sonra da öyle olacaktır."

halk tv suat toktaş kayyım cafer mahiroğlu
İlgili İçerikler
Yükleniyor...
Son Eklenenler