Türkiye’de kesintisiz sürdürülen en eski ve en sembolik spor organizasyonlarından biri olan Gazi Koşusu on binlerce kişiye ev sahipliği yapan Veliefendi Hipodromu’nda 100. kez düzenlendi. Görkemli şapkalar, takım elbiseler, bahis kuyrukları, Instagram fotoğrafı sıraları, favorisini arayan yarışseverler, pistin kenarında son düzlüğü bekleyenler...1927’den bu yana Gazi Mustafa Kemal Atatürk adına düzenlenen derbi, 100. yılında İstanbul’un spor ve sosyal hafızasında şimdiden yer edindi.
Bir safkanın yarış hayatında yalnızca bir kez katılabildiği, üç yaşlı İngiliz taylarının 2400 metre çim pistte koştuğu Gazi Koşusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk adına 1927’den bu yana düzenleniyor.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
100'üncü yılın kazanan atı Bay Nalçakan oldu. Emrah Nalçakan’ın sahibi olduğu, Hikmet Turan tarafından eğitilen safkan, Halis Karataş idaresinde yarışı 2.29.49’luk dereceyle tamamladı. İkinciliği Ahmet Çelik’in jokeyliğini yaptığı Rabovo, üçüncülüğü ise Ercan Çankaya ile koşan Ersele Beyi aldı.
Gazi Koşuları, yalnızca Veliefendi Hipodromu’nun at yarışı müdavimlerine ev sahipliği yapmıyor. Özellikle 100. yıl, Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası olarak gördükleri bugüne ilk kez gelenler, ilk defa “Gazi Koşusu şapkası” takmanın heyecanını yaşayanlar, eşini ve çocuğunu kendi meraklısı olduğu at yarışı ortamına ilk defa getirenlerle doluydu.
Tribünler ve localar, belki farklı motivasyonlarla ama aynı heyecanla Gazi Koşusu’nu takip ederken; at yarışı merakının yalnızca erkeklere atfedilen bir ilgi alanı olduğu fikri de Veliefendi’deki kalabalıkla boşa düşüyordu. Yarış günü, şapkaları, özenle seçilmiş elbiseleri ve hipodrom geleneğine uygun kombinleriyle çok sayıda kadının da bu atmosferin en görünür parçası olduğunu gösteriyordu.
Locadan çektikleri selfie’lerden sonra yanlarına gittiğim Hilal Bayraktar ve Tuğba Hacıbayramoğlu, 20 yıldır Gazi Koşuları’nı düzenli olarak takip ettiklerini söylüyordu. Hacıbayramoğlu’nun “Bağımlılık yapıyor” diyerek nitelediği etkinlik onlar için özenmenin, şık giyinmenin ve Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına saygı göstermenin de bir yolu. İkisi de 100. yıl nedeniyle çok daha büyük bir kalabalıkla karşı karşıya olduklarını anlattı.
Gazi Koşusu’nu sunan spiker Yüksel Saymaz’ın eşi Nurdan Saymaz da locadan yarışı bekleyenler arasındaydı. Saymaz’ın kardeşi Demet Dümenci ile yarışları izlemeye gelen ikili, kendileri için o günün “Atatürk’ü anma” anlamı taşıdığını söylüyordu. Onlar için at yarışları, kadın-erkek fark etmeden seyir zevki olan bir spordu.

Locadan sonra tribünlere indiğimde yine aynı şekilde özenli ve aynı heyecanlı kalabalıkla karşılaştım.. İTÜ öğrencisi Elif ve Melek, daha önce sosyal medyada gördükleri Gazi Koşusu’nu ilk kez izlemenin heyecanını yaşıyordu. Şapka geleneğine dâhil olmak isteyen ikili, okullarının kostüm odasından aldıkları şapkalarla Gazi atmosferine uyum sağlıyordu.

Kalabalık sadece Veliefendi’nin içinde değildi. Hipodromun bahçesine sandalyesini çekip bir yandan piknik yapan aileler de ciddi bir kalabalık oluşturuyordu. At yarışı meraklısı olduğunu söyleyen Emin Çetin, bu yıl ilk kez eşi ve kızını da bu atmosfere getirmenin mutluluğunu yaşadığını söylüyordu.

Bir baba-çocuk etkinliği de koşu sonrası hipodromun önünde karşıma çıktı. En son 20 yıl önce takip ettiği at yarışına 100. yılında oğlunu getiren baba Resul Deniz, atmosferi gördükten sona gelecek yıl da eşi ve kızını getirmek istediğini söylüyordu.

Veliefendi’de bir araya gelen kalabalık, kimi için çocuklukta izlenen yarışların devamı, kimi için ilk kez dâhil olunan bir gelenek, kimi içinse Atatürk adına düzenlenen bir organizasyona tanıklık etme isteğiydi. Bugün hipodromda görülen bu ilginin arkasında, neredeyse bir asra yayılan bir tarih vardı.

Gazi Koşusu’nun hikâyesi Cumhuriyet’ten de önceye, savaş yıllarında atçılığın taşıdığı askeri ve toplumsal öneme kadar uzanıyor.
Savaş yıllarına uzanan yarışlar
Modern anlamda at yarışlarının Osmanlı’daki ilk düzenli örnekleri 19. yüzyılda İzmir’de görülmüştü. 1856’da İngiltere Başkonsolosu Mr. Patterson ve Evliyazade Refik Bey öncülüğünde kurulan Smyrna Races Club, Paskalya dönemlerinde yarışlar düzenliyordu. Ancak Birinci Dünya Savaşı ve ardından gelen işgal yılları, atçılığı da ülkenin birçok kurumu gibi neredeyse durma noktasına getirdi. Nitelikli atların bir kısmı işgal kuvvetleri tarafından götürüldü, yetiştiricilik ağır yara aldı.
İlk Gazi Koşusu, 10 Haziran 1927 Cuma günü Ankara’da koşuldu. Yarış, o yıllarda cuma günlerinin resmi tatil olması ve tarihin Kurban Bayramı’nın birinci gününe denk gelmesi nedeniyle geniş ilgi gördü.
Koşu, bugünkü Tandoğan Meydanı civarında bulunan Muhafız Alayı eğitim alanındaki ahşap tribünlü spor tesisinde düzenlendi. Yarışa yaş sınırlaması olmaksızın İngiliz safkanlarının katılmasına izin verildi.
İlk Gazi Koşusu 2000 metre mesafeli bir handikap yarışı olarak düzenlendi. Birincilik ödülü 2 bin liraydı. Yarışı, Ali Muhiddin Hacıbekir’in sahibi olduğu ve jokeyliğini İhsan Atçı’nın yaptığı Neriman isimli safkan kazandı. Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakan İsmet İnönü de koşuyu şeref tribününden izledi.
Devlet adamlarının atları da yarışıyordu
Takip eden yıllarda dönemin önemli devlet adamlarının sahip olduğu safkanlar da Gazi Koşusu’nda başarı elde etti. İkinci Gazi Koşusu’nu Atıf Esenbel’in Primerol’u, üçüncü Gazi Koşusu’nu Celal Bayar’ın Cap Griz Nez’i, dördüncü Gazi Koşusu’nu ise İsmet İnönü’nün Olga isimli safkanı kazandı.
Gazi Koşusu’nun bugünkü klasik derbi niteliğine kavuşması 1932’de yapılan düzenlemelerle başladı. Bu tarihten itibaren yarış yalnızca üç yaşlı, Türkiye doğumlu İngiliz taylarına açık hale getirildi. Koşu mesafesi de 2400 metreye çıkarıldı.
Bu düzenleme, Gazi Koşusu’na ayrı bir önem kazandırdı. Çünkü bir safkan, yaşamı boyunca bu koşuya yalnızca bir kez katılabiliyor. Bu nedenle Gazi Koşusu, atçılık dünyasında hem yetiştiriciler hem sahipler hem de jokeyler için en önemli hedeflerden biri kabul ediliyor.
1938 yılında ise Gazi Koşusu, Atatürk’ün ölüm yılı olması nedeniyle “Atatürk Koşusu” adıyla düzenlendi.
Ankara’dan İstanbul’a
Gazi Koşusu uzun yıllar Ankara’da düzenlendi. Cumhuriyet’in başkentinde yapılan yarış, devlet protokolünün ve dönemin siyasi-bürokratik çevrelerinin yakından izlediği bir organizasyondu.
1948’de Yüksek Yarış ve Islah Encümeni’nin kapatılmasının ardından yarışçılık alanında yeni bir yapılanma süreci başladı. 23 Ekim 1950’de Türkiye Jokey Kulübü kuruldu. Kulüp, 14 Nisan 1951’de Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın da katıldığı törenle resmen faaliyete geçti.
Ankara Hipodromu, 1979 yılındaki Gazi Koşusu’nun ardından kapatıldı. Organizasyon 1980’den itibaren İstanbul Veliefendi Hipodromu’na taşındı. Veliefendi’nin daha geniş kapasitesi ve İstanbul’un sosyal hayatındaki yeri, Gazi Koşusu’nun daha büyük kitlelerle buluşmasını sağladı.
Bold Pilot ve geçilemeyen rekor
Gazi Koşusu tarihinin en bilinen rekorlarından biri 1996 yılında kırıldı. 70. Gazi Koşusu’nda, Özdemir Atman’ın sahibi olduğu ve Halis Karataş’ın jokeyliğini yaptığı Bold Pilot, yarışı 2.26.22’lik dereceyle kazandı.
Bu derece, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ geçilemedi. Bold Pilot’ın 1996’daki koşusu, Gazi Koşusu tarihinin en unutulmaz performansları arasında kabul ediliyor.
Bold Pilot, aynı zamanda Türkiye’de at yarışlarını yalnızca yarışseverlerin değil, daha geniş bir kamuoyunun da takip ettiği sembol safkanlardan biri oldu. Halis Karataş ile birlikte yakaladığı başarı, Türk yarışçılık tarihinde özel bir yer edindi.
Efsane jokeyler ve eküriler
Gazi Koşusu’nu en fazla kazanan jokey, 9 birincilikle Mümin Çılgın. Farklı dönemlerde elde ettiği başarılarla bu alandaki tarihi rekoru elinde tutuyor.
Ahmet Çelik ise Gazi Koşusu tarihinin en dikkat çekici istikrar rekorlarından birine sahip. Çelik, 2015’te Renk, 2016’da Graystorm, 2017’de Piano Sonata, 2018’de Hep Beraber, 2019’da The Last Romance, 2020’de Call To Victory ve 2021’de Burgas ile üst üste 7 kez Gazi Koşusu’nu kazandı. 2025 yılında Cutha ile 99. Gazi Koşusu’nu da kazanarak toplamda 8. şampiyonluğuna ulaştı.
Eküri düzeyinde ise Eliyeşil Ekürisi, 13 zaferle Gazi Koşusu tarihinin en başarılı ekürisi konumunda. Darling, Kusun, Atlıhan, Melikşah, Kayarlı, Minimo, Akkor, Karayel, Buğra, Toraman, Cartagena, Hafız ve Popular Demand, Eliyeşil Ekürisi’ne Gazi Koşusu zaferi kazandıran safkanlar arasında yer aldı.
Veliefendi’de Gazi Koşusu geleneği
Gazi Koşusu, zamanla yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçti. İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda düzenlenen yarış, her yıl spor, cemiyet hayatı, protokol ve moda dünyasını bir araya getiren bir etkinlik haline geldi.
Yarış günü özellikle şapka geleneğiyle öne çıkıyor. Protokol tribünlerinde ve özel alanlarda şapka takılması resmi bir zorunluluk olmasa da Gazi Koşusu’nun yerleşik görsel kültürünün bir parçası kabul ediliyor. Geniş kenarlı şapkalar, vualetler ve yazlık elbiseler, yarış gününün ayırt edici görüntüleri arasında yer alıyor.
Gazi Koşusu, izlemeye giden binler tarafından Cumhuriyet’in erken döneminden bugüne uzanan modern yaşam ve sosyal temsil anlayışının da sürdürüldüğü organizasyonlardan biri olarak görülüyor.


