Ara sonrası
Birkaç haftadır yazmıyorum.
Sorunlar o denli büyük, derin ve çeşitli ki ne orta vadeli program ne kurun sıçraması veya bunun yönetilmesi çare. Çünkü zamandır kurun, daha ötesi enflasyonun bir nisbi fiyatların ekonominin temel kurallarının çizdiği sınırların üstüne taşmış olması. Bu ne demek? Ben bugün bir hafta tatil yapmak için komşu Yunanistan’a gitmeyi tercih etmek sorunda kalıyorsam, bunun nedenini sormak gerek. Kimse beni vatana ihanetle suçlamasın, Yunanistan’ NATO’ya geri dönerken 12 Eylül 1980 hükümeti iktidardı. Japonya bir dönemde pahalıydı, bugün oraya gidenler, boş bavulla gidiyor, ihtiyaçlarını alıp geri geliyor.
Ne oldu da…
Bugün yazmaya zorlayan ne oldu? Ülkenin hiçbir sorunu kalmamış olmalı ki hükümet CHP’yi susturmak için parti genel merkezini ülkenin genel güvenliğini sağlamakla görevli güçlerle bastı, kırdı, yıktı, tutukladı. Daha neler olacağını bilmiyoruz. Ve artık susamazdım.
2012 seçimlerini kim kazanmıştı, hatırlıyor musunuz? Daha doğrusu parlamentoda çoğunluğu kim kaybetmişti, AKP. Ama tabii RTE bunu kabul edemezdi ve oyunu ters çevirmek için bir Konyalı kurnazlığı gerekirdi, o da elinin altındaydı, joker Ahmet Davutoğlu ve derin devlet!
Two to tango
Ama bu yetmezdi, tango için iki kişi, o da nöbetteydi, Alevilik handikapını aşmak için fırsat kollayan ve bugüne kadar CHP içinde Deniz Baykal’ı satmak dahil her şeyi yapmış olan Kemal Kılıçdaroğlu hizmete hazırdı.
Bunlara ek olarak tarafları müzakere platformuna çekecek algoritma da hazırdı, 2002 yılında Yunanistan’la müzakerelerde kullanılan istikşafi görüşme platformu diplomasi raflarında hazır bekliyordu ve KK bunu masaya getirmeye hazırdı. Düşünebiliyor musunuz, elinizde hükümet kurmanız için gerekli sayılar var, kağıt oyunu ifadesiyle kartlarınız hazır, ama bir takım güçler sizi “gel sen bunları kullanma, belki sana daha ilginç bir gelecek sağlayacak bir düzen yaratılabilir” diyor ve siz buna zaten yatkınsınız.
İstikşafi görüşme, keşfetmeye yönelik görüşme; CHP Parlamento çoğunluğunu kazanmış, neyi keşfedeceksiniz? Herkes büyülenmiş gibi, büyük büyük laflarla söylenen istikşafi görüşmelerle oyalandı. Sonunda yıllar sonra keşfettiler ki, olan oldu, biten bitti.
Top çevirme
Sporla ilgilenenleriniz top çevirme kavramına aşinadır. Özellikle futbol ve basketbolda yaygın bir taktiktir top çevirmek. Takımınız öndeyse veya berabereyseniz, açık oynayıp gol yemek veya rakip takıma sayı kaptırmak yerine top çevirirsiniz. Bunu ticarette de yapabilirsiniz, Akşam olmaktadır, piyasa tavsamıştır, ucuza vermek yerine, o saate kadar ne kadar sattıysanız onunla yetinirsiniz, maliyetin altında satış yapmadan günü kazanırsınız. İsterseniz, aynı olayı hisse senetleri piyasası için de düşünebiliriz, daha büyük çapta borsa işlemleri yapıp zarar riski yaratmaktansa, açığa işlem yapıp zarar riski yaratmaktansa, günü olanla kapatmak bir alternatiftir.
Blöfçü mü?
KK’nın kağıt oyuncusu olup olmadığını hep merak etmişimdir. Neden mi? Yanıt son cümlelerde. Ama merak edenler için kanıt, siyasette yükseliş döneminde Ankara büyükşehir belediye başkanı ile olsun, siyasetçilerle olsun yaptığı ve TV’de yayınlanan tartışmalarındadır. KK başkanı Melih Gökçek’le yaptığı tartışmalara klasör dolusu belge ile geldiğini iddia eden Gökçek’ten, klasörleri açmasını istemezdi. Acaba gerçekten belge var mıydı? Ben de klasörlerde belge olup olmadığını içtenlikle merak ederdim.
KK’nın bu konulardaki ustalığını birlikte hesap uzmanlığı yaptığı arkadaşlarıma sordum. Böyle mesleklerde taşrada incelemeler sırasında zaman bir araya gelip kağıt oyunları oynamakla geçer, ortak arkadaşlarımız KK hakkında böyle bir bilgi vermediler.
Altılı Masa
Gelelim istikşafi görüşmelerin aylarca süren, neredeyse haftalık TV’de tiyatro dizisine dönüşen “altılı masa” bölümüne. Top çevirmek için bundan iyisi düşünülemez. Masadaki altı oyuncudan her birinin oradaki varlık nedeni nedir? Ciddiye aldıkları bir misyon var mıdır? Yoksa onlar da top kendilerine geldiğinde en yakındaki arkadaşlarına atmakla mı görevliler. Ülkenin kaderinin belirlendiği, Cumhurbaşkanının ve Ahmet Davutoğlu’nun eminim gülerek izlediği, KK’nın bir sonraki toplantının gündemini “düğümlemekten” başka bir şey düşünmediği altılı masa, geriye bakınca sadece “komikti”. Bazı katılımcılar neden oradaydı, aslında ülke siyasetinde gerçek konumları neydi?
Aslında bugün sözde parlamentonun çalışmalarına baktığımızda aynı sorular geçerli değil mi?


