Dilini tutamadı, başına neler geldi: “J’adore Hitler”

Dilini tutamadı, başına neler geldi: “J’adore Hitler”

İngiliz asıllı moda tasarımcısı John Galliano’nun New York Metropolitain Müzesi’nde düzenlenecek olan geleneksel Met Gala 2027 etkinliği için basına duyurulan ancak kısa bir süre sonra iptal edilen sergi projesi yılın moda olayı olma yolunda

Dilini tutamadı, başına neler geldi: “J’adore Hitler”

Moda dünyası Galliano ile 1990’lı yıllarda tanıştı. LVMH Grubunun sahip olduğu lüks markaları listesinde lokomotif olma niteliği taşıyan Chrisitan Dior, radikal bir imaj tazeleme arayışına girmiş ve genç İngiliz tasarımcısı John Galliano ile el sıkışmıştı.

1989-1996 yılları arasında Dior’un kreatif maestroluğunu üstlenen İtalyan asıllı tasarımcı Gianfranco Ferré selefi Marc Bohan’ın yolundan giderek markanın kodlarına sadık kalma stratejisini benimsemiş ve o yıllarda önemli bir gelir kaynağı olan zengin müşteri listesini gündemde tutmaya çalışmıştı.

LVMH Grubunun Patronu Bernard Arnault ve kurmaylarının çizdiği yeni perspektifte yeni tasarımcıya beyaz kart verilerek yaratıcılık anlayışının ses duvarını aşması ve marka imajının daha geniş kitlelere ulaşması hedefleniyordu.

Bernard Arnault

Şüphesiz Galliano’nun, bu projeyi gerçekleştirebilecek “biçilmiş kaftan” bir tasarımcı olacağını sezinleyen ilk isim Arnault olmuştu.

İngiliz tasarımcı, 1996-2011 yılları arasında oturtulduğu Dior’un kreatif direktörlük koltuğundan, moda dünyasının geleneksel kodlarını alt üst ederek yeni bir dönem başlatmış, kendisine verilen açık çeki sonuna kadar kullanarak kendini kabul ettirmiş, trendlerin akışını değiştirmişti. 

Ancak Galliano’nun moda dünyasındaki tartışılmaz gücü, 2011 yılında Paris’teki bir kahvede sarf ettiği rasist söylemin sosyal medyaya yansıması ile son bulmuş ve LVMH grubu tasarımcıyı Dior’dan uzaklaştırmak zorunda kalmıştı.

Chrisitan Dior

Paris’te tasarımcı olarak çalıştığım dönemde Galliano ile birçok kez aynı ortamda bulunmuştum. Moda arenasının çekici ancak bir o kadar da zorlu şartlarında yılda 32 koleksiyona imza atmanın ne demek olduğunu anlayabiliyorum. Ancak modanın başkentindeki 30 yıllık moda deneyimimde iş disiplini olgusunun yaratıcılık değeri ile paralel görüldüğünü de biliyorum.

Galliano’nun sağ kolu olarak bilinen Steven Robinson’un 2007 yılında gerçekleşen ani ölümü ile sarsılan tasarımcının alkole olan bağımlığının artması ile çalışılması zor bir kişiliğe dönüştüğü moda çevrelerince biliniyordu.

2011 yılında Paris’teki bir kafede yan masada oturan turistlerle tartışarak hakaret eden ve antisemit bir lügat kullanan Gallino’nun bu tavrı sosyal medyaya taşınınca ipin ucu kaçmış ve tasarımcı için zor günler başlamıştı.

LVMH gibi bir gücün bu videonun yayılmasını önlemesi mümkün olabilirdi ancak videoyu çeken kişinin Fransız medyasından olumsuz tepki alması sonucunda Rupert Murdoch’un sahibi olduğu İngiltere’nin köklü tabloid gazetelerinden The Sun’a yönelmesi ile olay büyümüştü. Skandal haberlerin odağı olarak bilinen The Sun, videoyu hemen yayınlayarak moda dünyasında büyük bir deprem yaşanmasına neden olmuştu.

Galliano’un daha önceki bir tarihte çekilmiş bir diğer videosunda sarf ettiği “J’adore Hitler” (Hitler’e hayranım) sözleri, ünlü tasarımcıya küresel bir tepki olarak yansımıştı.

O dönemde “Miss Dior Chérie” parfümünü yüzü olan Oscar’lı Natalie Portman İngiliz tasarımcı ile aynı çatı altında bulunamayacağını  beyan edince işin ucu ciro kaybına varacağı için LVMH  grubu el üstünde tuttuğu para basan şımarık tasarımcısından ayrılma kararını kesinleştirmişti.

Natalie Portman

O dönemde “Patron için psikolojik sorunları nedeni ile çalışılması zor hale gelen Gallino’dan kurtulmanın önü açılmıştı" şeklinde yorum yapan moda eleştirmenlerinin varlığını da hatırlıyorum.

Moda sektörünün en prestijli etkinliği olan ve her yıl mayıs ayının ilk pazartesi günü gerçekleştirilen Met Gala 2027’nin teması ağustos ayı başında

"John Galliano Horizon" şeklinde belirlenmiş olarak açıklandı.

Başta Moda Gurusu Anna Wintour olmak üzere modanın kıdemli isimleri aradan geçen 15 yıl içinde Galliano olayının unutulmuş olduğunu varsayarak Metropolitain Müzesi’nin yönetimini ikna etmişlerdi.

Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve gelen tepkilerin yoğunluğu nedeni ile proje geri çekildi. Bizzat John Galliano açıklamada bulunup tekrar özür dileyerek geri çekildiğini duyurdu. 

New York’daki güçlü Yahudi lobisi ve politik çevrelerin baskısı ağır bastı ve Galliano’ya ithaf edilmek istenen Yves Saint Laurent ve Japon tasarımcı Rei Kawabuko’dan sonraki Metroplotian Müzesi'nde onurlandırılma projesi bir daha indirilmemek üzere rafa kaldırılmış oldu.  

Rei Kawabuko

“Dilini tutmasını bilmeyenlerin başına neler gelir neler” deyimini hatırlayarak Galliano’nun yaratıcılık gücünün Haute Couture nosyonunun görkemli vitrininden sokağa çıktığını da hatıllayalım. Bir süre önce Fast Fashion sektörünün dev markası Zara ile iş birliğine giderek kolları sıvayan Galliano bakalım neler neler yaratacak…


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler