Sirikit Kitiyakara’nın öyküsü Fransa’da ülkesinin müstakbel kralı Bhumibol Aduleyadej ile tanışması ile başlıyor.
Büyükelçi kızı olan Sirikit, Puthumwan Sarayı'nda düzenlenen muhteşem bir törenle evlenerek Tayland Kraliçesi olmuştu.

Sirikit, kendisine “Asya’nın Jacky Kennedy'si" lakabını kazandıran güzelliği ve estetik kodları kadar ülkesinin tanıtımı üstlenerek gerçekleştirdiği atılımları ile de ünlenmişti.
Uluslararası ilişkilerde, kocası Kral Rama IX'in yanında durarak influent bir figür haline gelen Kraliçe Sirikit'in modaya olan hassasiyeti, hüküm sürdüğü dönemde dünya basınının ilgi odağı olmuştu.

Eski Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün “dünyanın en güzel kadını” olarak nitelediği Tayland Kraliçesi, birçok alanda ülkesinin tanıtım projelerinde yer almış ve 1976 yılında The SUPPORT Fondation’u kurarak Tayland’ın folklorik ve kültürel geleneklerini uluslararası platformlara taşımıştı.

Paris’in önemli moda müzelerinden biri olan Les Arts Decoratifs, 01 Kasım 2026 tarihinde sona erecek olan bir etkinlikle Sirikit’i ağırlıyor.
Kraliçenin kişiliğinde, sarayın evrimine ışık tutulan sergide, ülkesinin geleneksel tekstil kodlarını da içine alan bir moda devrimini gerçekleştiren Sirikit’in kostümleri sergileniyor.

Dönemin önemli Fransız modacılarından Pierre Balmain’le iş birliği yaparak bizzat kostüm tasarımlarını yöneten Sirikit, Tayland’a özgü sırma iplikli dokuma kumaş ve işleme tekniğini de Paris’e taşıyarak kendi kodlarını yaratmıştı.

Dönemin büyük işleme ustası François Lesage’ın imzası ise sergiye ağırlık veriyor şüphesiz.

Fransa ve Tayland’ın diplomatik ilişkilerinin başlangıcının 170. yıldönümü nedeni ile gerçekleştirilen sergide, modaya uymakla kendi stilini yaratmak olgularının arasındaki farkı görüyorsunuz.

Fransız yönetmen ve senarist Sacha Quitry’nin “Lükse ayak uydurmak finansal güce, şıklık olgusu ise kültürel güce dayanır” sözlerindeki mesajı bir kez daha anımsadım sergiyi izlerken.

DNA’sındaki sezgileri ön planda tutarak kendi tarzını yaratan bu ilginç kadının elini sıkma şansına erişmiştim.
1982 yılında, tasarımcı olarak görev aldığım Jean Louis Scherrer’le Bangkok’da gerçekleştirdiğimiz defile sonrasında saray protokolüne uygun olarak Kraliçe’nin huzuruna çıkmıştık.
Sirikit’in uzattığı eli sıkarken gözüme ilişen, pırlanta, safir ve yakuttan oluşan muhteşem kemerini ise bugüne dek hiç unutmadım.
Paris’ten sevgilerimle…
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


