Moda trendlerini yöneten lüks dünyasının lokomotif markalarının ve kreatif yönetmen koltuklarında oturan genç tasarımcılarının işi zor. Bir zamanlar senede iki koleksiyon gerçekleştirerek trendlere yön veren ve kalemlerinden çıkan her çizgi kanun niteliği taşıyan ustalarına imrenmemeleri mümkün değil şüphesiz.
Zaten prensip olarak devamlı değişim anlamına gelen moda olgusunun artık sadece tek bir merkezden yönetilmesi mümkün değil şüphesiz. Sosyal medya, fast fashion ve o da yetmezmiş gibi ortaya çıkan ultra fast fashion gibi etkenler geniş kitleleri estetik şaşkınlığa ve doyumsuzluğa uğratıyor.
Baby Boomers kuşağından başlayıp X kuşağına da uzanan, “Nedir bu moda böyle, alacak hiçbir şey bulamıyorum” diye sızlananlara hak vermek isterdim ancak değişimi kaçınılmaz.
Popüler kültür, toplumsal değişim ve gençlik algısı üzerine yazdığı eserleri ile tanınan Québec’li yazar ve sosyolog Thomas O.St-Pierre’in “Çağımızın Mutsuzları” adlı kitabı bir hayli ilginç.
“Artık hiçbir şey eskisi gibi değil” cümlesini sık kullananlara yazılmış incelikli bir itiraz mektubu niteliğindeki eserinde, popüler kültür figürü Miley Cyrus’u odak noktasına yerleştirerek modern çağa ve gençliğe yönelik ön yargılara karşı eleştiri getiriyor.

Moda dünyası, geçtiğimiz yüzyıldan beri, dünyada gelişen siyasal, toplumsal sanatsal olaylardan etkilenerek yaşamını sürdürmeye devam ediyor.
2026/2027 sonbahar-kış sezona girmeye az zaman kala trendler de tüm süzgeçlerden geçerek vitrinlere ulaşmaya başladı.
Uzun zamandır hüküm süren oversize akımının rafa kaldırılarak tekrar dar kesimli kuplara dönüleceği kesinleşirken, olmazsa olmazımız jeans pantolonlar skinny, slim gibi dar formlarda yeni bir bakışla geri geliyor.
Kış sezonunun kot rengi ise ne mavi tonları ne siyah ne de gri. Çikolata, cappucino, bej gibi kahverenginin palet renklerinden tasarlanmış birer jeans satın almak kaçınılmaz olacak.
Dar kesime dönüşte ağırlık kazanacak olan “tailoring” eğiliminde kalem etekler ve düşük bel kesimler gündemde olacak. Chanel’in yeni görsel yönetmeni Matheu Blazy’nin kış koleksiyonu defilesinde ön plana çıkardığı ve kemerle çizgi çektiği düşük belli etek modellerinin fast fashion yolu ile sokağa da yansıma ihtimal yüksek kanımca.

Kıpırdayan bir diğer eğilimi ise “Napperon Skirt” olarak adlanılan etek modelleri. Amerikalı şarkıcı Madison Beer ve İsveçli manken Elsa Hosk‘in öncülük ettiği, büyükannelerimiz sehpa ve televizyon altına yaydığı dantel örtülerin etek şeklinde kullanılması sosyal medya verilerine göre inn olacak gibi görünüyor.



“Mükemmel olmayı reddetmek, günlük moral durumuna göre giyinmek, kendi giyim kurallarını yaratmak” gibi fikirlerden oluşan Z kuşağının moda kılavuzu ise büyüklerin merceğine girmiş durumda.
Sinema ve modanın birbirinden etkilenerek kenetlendiği ikonik filmlerden olan, 1995 yapımı “Cluelles” filmi tekrar gündemde. Dönemin kolejli giyim tarzının lüks anlayışı ile sokak modasına dönüşmesini ifade eden bu terim artık Z kuşağının olmazsa olmazı olacak gibi görünüyor.

Bu arada daha önceki bir yazımda bahsettiğim “wrong jacket” teorisi bu kez 2026/2027 kış sezonunda “wrong shoe theory” olarak dönüş yapıyor. Yani üstünüze giydiğiniz kıyafetin altına uyumsuz bir ayakkabı giyerek şok etkisi yaratmak…

2026/2027 sonbahar-kış sezonunun bir diğer trendi ise modern jazz kodlarından geliyor. Fransız modern jazz dansçısı Zizi Jeanmaire’in “jazz shoe” olarak adlandırılan balerin-mokasen arası bir çizgide tasarlanan dans ayakkabıları yılar sonra tekrar gündemde.

Prada’nın kış sezonu için renkli bağcıklarla tasarladığı balerin tarzı modellere sıkça rastlamamız mümkün olacak.

Mutlu hafta sonları…
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


