Esengül Taran Fleckenstein: Büyük yazarlar yazlarını burada geçirirdi, burayı terk ettiklerinde adamız fakirleşti; festivallerle Marmara Adası’nı canlandırmak istedik

Esengül Taran Fleckenstein: Büyük yazarlar yazlarını burada geçirirdi, burayı terk ettiklerinde adamız fakirleşti; festivallerle Marmara Adası’nı canlandırmak istedik

Marmara Adası Edebiyat Festivali’nin koordinatörlerinden, Marmara Adası Dostları Derneği Başkanı Esengül Taran Fleckenstein, çocukken tanık olduğu sanat ortamını yeniden canlandırmak için yola çıktıklarını anlatıyor. Bütçesiz başlayan, adalı kadınların pişirdiği yemekler ve otellerin açtığı tek bir odayla büyüyen Marmara Adası Edebiyat Festivali, 5. yılında bir adayı değiştiriyor

Esengül Taran Fleckenstein: Büyük yazarlar yazlarını burada geçirirdi, burayı terk ettiklerinde adamız fakirleşti; festivallerle Marmara Adası’nı canlandırmak istedik

Marmara Adası Edebiyat Festivali’nin hikâyesi; köklere, çocukluğa ve adanın geçmişine duyulan vefayla anlatılabilir. Festival koordinatörlerinden ve Marmara Adası Dostları Derneği Başkanı Esengül Taran Fleckenstein için durum tam olarak böyle.

Adayla henüz iki yaşındayken tanışan Fleckenstein, çocukluk yazlarını burada geçirdi. Yıllar sonra emekli bir diş hekimi olarak adaya temelli yerleştiğinde ise adanın geçmişindeki sanat ortamının eksildiğini gördü. 

Fleckenstein’ın dönüşü bu eksikliği fark etmesiyle yeniden inşa etme çabasının da başlangıcı. 2020’de Marmara Adası Dostları Derneği’ni kuran Fleckenstein, ada sakini yazar Oya Baydar’ın uzun süredir taşıdığı edebiyat günleri fikrinin hayata geçmesi için diğer yerel dernekler olan Galimi Çınarlı ve Gündoğdu Derneği ile birlikte çalışmaya başladı. İlk festival, hazırlıklar için yalnızca beş haftaları olduğu bir dönemde, neredeyse bütçesiz bir şekilde gerçekleştirildi. 

Beşinci yılına ulaşan Marmara Adası Edebiyat Festivali yaz aylarında düzenlenen dört günlük etkinlik olmasının ötesinde bir anlam taşıyor. Adada kışın da sürdürülen kitap kulübü buluşmaları, okurların festival programına ilişkin önerileri ve yerel halkın katkısıyla giderek bir geleneğe dönüşüyor.

Esengül Taran Fleckenstein ile adanın geçmişteki edebiyat ortamını, festivalin nasıl doğduğunu, adalı kadınların emeğini ve beş yılda festivalin adada yarattığı değişimi konuştuk. 

- Esengül hanım siz festivalde yöneticilerinden biri olarak görev yapıyorsunuz, sizi biraz daha yakından tanımak isterim.

Ben Esengül Taran Fleckenstein, emekli diş hekimiyim. İki yaşından yani çok uzun yıllardır Marmara adasına yazlıkça olarak gelen bir ailenin kızıyım. İstanbul’da yaptığım diş hekimliğini mesleğini 6 yıldır önce bıraktıktan sonra sürekli Marmara Adası’nda yaşamaya başladım. Marmara Adası Dostları Derneği’nin başkanıyım. Edebiyat Festivali koordinatörlerinden biriyim.

- Marmara Adası sizin için ne anlama geliyor?

Ada benim yıllarca sürekli yaşamayı hayal ettiğim yerdi. Sadece yaz ayları burada olmak yetmiyordu. Bunu sağlayabildiğim için çok mutluyum. Ada benim için ev, dostluk ve huzur demek.

- Peki bu adada edebiyat festivali yapma fikri nasıl oluştu?

- Buraya yerleşince adayı hem kültürel hem sanatsal açıdan daha iyi hale getirebilmek ve biraz da geçmişini canlandırabilmeyi düşündüm. Çünkü Marmara Adası geçmişinde edebiyat, sanat bugüne göre biraz daha ilerideydi. Son yıllarda geri gidiş var gibi. Marmara Adası Edebiyat Festivali de bu çalışmalarımızdan biri oldu. İlkini 2022 yılında yaptık. Bu yıl beşincisini yapıyoruz. Böyle bir organizasyonda çalışmaktan çok mutluyum. 

- Derneğiniz ne zaman kuruldu?

Dernek 2020'de kuruldu. 

- Edebiyat Festivali yapmaya nasıl karar verdiniz? Festival çerçevesini çizerken nelere önem verdiniz?

Edebiyat festivaline karar verişimiz Oya Baydar’ın öncülüğünde oldu. Onun da zaten edebiyat festivali yapma, edebiyat günleri düzenleme konusunda bir arzusu varmış. Benim de festival düzenleme konusunda arzum vardı. Bu ikisini birleştirdik. Oya hanım ilk yıl tanıdığı nazı geçen yazarlardan bir grup davet etti. Sağ olsunlar onlar da bize çok destek verdiler ve bu sayede devam ettirdik. İzleyicilerimizden de büyük bir destekle ilgili gördük yoksa bugünlere gelemezdik. Her yıl büyüdüğümüzü hissediyoruz ve bundan çok mutluyuz. Festivali üç dernek olarak yapıyoruz.

- Yola çıkarken neyi hedeflediniz?

Marmara Adası’nın geçmişteki sanatsal ortamını canlandırmak istedik. Yaşar Kemal’ler, Edip Cansever’ler, Tomris Uyar’lar ve daha pek çok yazar benim çocukluğumda yaz aylarını burada geçirirlerdi. Sonra güney ilçeleri turizmde ön plana çıkınca oraları tercih etmeye başladılar. O yıllarda daha çok Erdek ve Marmara Adası’nda tatil yapılırdı. Sonra o isimler burayı terk edip oraları tercih edince Marmara Adası bu açıdan biraz fakirleşti. 

- Festivalin halka buluşması nasıl oluyor?

Bu etkinlikle halkı daha mutlu edeceğimize, edebiyata ilgiyi artıracağımızı düşündük. Ve oldu da hatta hayret ediyoruz. Biz biraz küçümsemişiz galiba aslında ilgi zaten varmış. Kışın, yazın da devam etmek üzere kitap kulübü toplantıları yapıyoruz. Orada da çok düzeyli tartışmalarımız oluyor. Festival sürecinde kitap satışlarında fark ediyoruz ki halk pek çok kitabı okumuş oluyor. Ada sakinleri çok ilgililer. “Şu yazarlar gelsin” diye önerilerde bulunuyorlar. Herkesi ağırlayabilmek için çağırdığımız yazarı bir daha çağırmamaya dikkat ediyoruz. Burada daha çok sayıda yazarı ağırlamak istiyoruz. Bir festival sırasında aynı anda belli sayıda yazarı ağırlayabiliyoruz. Açık alanda yaptığımız için akşam üzerleri etkinlikler gerçekleşiyor. 

- Festivalin adaya kattıklarını sorsam size…

MAEF, Marmara’ya 50-60 yıl sonra edebiyatı yeniden getirdi. Ada halkı bundan çok mutlu ve gurur duyuyor. Diğer festivallere sıra gelmedi mi diye soruyor yakınlarım. Film, müzik, dans, tiyatro festivalleri. “Evet, geldi” diyorum. 

- İşin bir de ekonomik katkısı da var sanırım. Festival için gelen insanlar olduğunu duydum..

Evet, MAEF sırasında otellerde bir tek boş oda bile kalmadı. Hatta bazı sürpriz konukları evlerimizde ağırladık. Marmara Adası turizme önem veriyor, fakat yanlış yönde gelişmekten çekiniyor. Edebiyat festivali sırasında adaya gelenler ada halkının tam da görmek istediği kişiler: edebiyata ve sanata duyarlı insanlar. Bir de imece kültürünü derinleştirdi bu festival. Sofralarımızın kurulabilmesi için yemek takımlarını verenler oldu, evinde yemek yapıp taşıyanlar da. Yine MAEF çantalarının kumaşını hediye eden de, diken de.

- Finansal altyapıyı nasıl hallediyorsunuz? Kaynaklarınız neler?

İlk yılımız ilginçti. O sene festival yapmaya 5 hafta içinde karar verip hemen başlamıştık. Bütçe olarak hiç hazır değildik. Yazarlarımız kendileri kitaplarını hediye ettiler. Kitapları satarak yemek ücretlerini karıştırdık. Bütün otellerimizde birer odalarıyla sponsor oldular konaklamalar da böyle çözüldü. İDO ilk yılından beri ulaşım destekçimiz hala devam ediyor. İlk yıl bütçeyi bu şekilde ayarladık. Ondan sonra halkın imecesi var ve bu ilk yıldan beri devam ediyor. Öğle yemeklerimizi adalı hanımlar yaptı. Her biri evinde en güzel yaptığı yemeği pişirip getirdi. Ortaya çok güzel bir dayanışma çıktı.

- Gelecek yıla dair düşüncelerinizi merak ediyorum…

Gelecek yılın heyecanı başladı bile. Geçen yıllarda yaptığımız Yaşar Kemal ve Sabahattin Ali Anma etkinliklerinden sonra yine çok değerli bir yazarımızı veya şairimizi anarak festivale başlamak istiyoruz. Muhtemelen bu sefer edebiyat, müzik ve tiyatroyu birleştiren etkinlikler olacak. Söyleşi saatlerinde ada çok sıcak olduğu için daha serin ortamları nasıl yakalarız diye düşünmeye de başladık.


YARIN: Marmara Adası’nda doğup büyüyen 78 yaşındaki oltacı Muzaffer Bütün, eski Marmara’yı, yok olan balık türlerini ve 70 yıldır sabahın ilk ışıklarıyla nasıl olta attığını anlattı...


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler