Gidenleri Gemici Anastasios, gelenleri Atom Kaptan temsil ediyor: Sanat tarihçisi Uğur Altay Avni-Jale Özken Müzesi’nde anlattı

Gidenleri Gemici Anastasios, gelenleri Atom Kaptan temsil ediyor: Sanat tarihçisi Uğur Altay Avni-Jale Özken Müzesi’nde anlattı

Marmara Adası’nın tek müzesi Avni-Jale Özken Müzesi, merkezdeki asırlık taş binada geçmişle bugün arasında köprü kurmaya devam ediyor. Bina, sanat etkinliklerinin de adresi. Sanat tarihçisi Uğur Altay, Avni-Jale Özken Müzesi’ni ve adadan gidenleri Gemici Anastasios’un, adaya gelenleri ise Atom Kaptan'ın temsil ettiği mübadele öykülerini anlatıyor

Gidenleri Gemici Anastasios, gelenleri Atom Kaptan temsil ediyor: Sanat tarihçisi Uğur Altay Avni-Jale Özken Müzesi’nde anlattı

Marmara Adası’nın tek müzesi, merkezdeki asırlık taş binasında geçmişle gelecek arasında köprü kurmaya devam ediyor. Müze binası, mübadele öncesinde Amerika’ya gidip armatör olan Pandelis kardeşlerin adalarına bir vefa borcu olarak 1912-1914 yılları arasında inşa ettirdiği Rum Kız Okulu. Zaman içinde farklı şekillerde kullanılan bina, yapılan restorasyonla, 2023’te Avni-Jale Özken Marmara Adalar Müzesi olarak ziyaretçilere kapılarını açtı.

Müze, İstanbul’dan gelip Çınarlı köyüne yerleşen ve balıkçı ağlarına takılan amforaları toplayarak adanın su altı mirasını arşivleyen Avni ve Jale Özken çiftinin en büyük hayaliydi. Onların ömrü bu açılışı görmeye yetmese de oğulları Can Özken ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Marmara Adalar Belediyesi’nin çabalarıyla müze hayata geçti. 

Bugün müzenin en özel köşelerinden birini ise mübadele tanıklıkları oluşturuyor. Adadan gidenleri Gemici Anastasios, adaya gelenleri ise Atom Kaptan'ın temsil ettiği mübadele öyküleri yan yana anlatılıyor. Panoya bakınca bir dönem adada yaşamış Yahudi cemaatinden bir ismin de ilerleyen günlerde yerini alacağı umudunu taşıyor insan.

Kuratörlüğünü Eda Önder’in yaptığı müzede amfora koleksiyonun dışında su altı buluntuları, adanın tarihinde iz bırakmış isimler ve elbette mermere dair eski eserler de koleksiyonda yer alıyor. 

Hamdi Reis’in torunu olan müze sorumlusu sanat tarihçisi Uğur Altay ile konuştuk.

- Sizi tanıyabilir miyiz?

Bu müzede sanat tarihçisi olarak görevliyim. Anne tarafım buralıdır. Büyük dedem Trabzon'dan mübadeleden sonra 1920’li yılların sonunda gelmiş. Hamdi Reis diye anılan Hamdi Kılıç’ın torunuyum. Sanat tarihi bölümünü bitirdikten sonra buraya geldim. Müze 2023'te açıldı, başvurum kabul edilince temelli buraya yerleştim.

- Müze binası mimarisiyle de çok etkileyici. Bu tarihi taş binanın hikâyesini sizden dinlesek?

Müze binası, Marmara Adası’nın ayakta kalan en eski yapılarındandır. Burası Rum Kız Okulu, yapımına 1912 yılında başlanmış 1914’te tamamlanmış. Rum cemaatinin adada yaşayan kız çocuklarının eğitimi için yaptırdığı bir eğitim kurumu. Yapıda gördüğünüz bütün malzemeler o dönemin orijinal malzemeleri. Duvarlar önce sıva kaplıydı, restorasyon sürecinde kazındı. Marmara Adası'nda yaşayan Rumların çoğu 1900’lerin başında Osmanlı donanmasında denizciydi. Denizciliği iyi bilirlerdi o yüzden deniz aşırı ülkelere gidip orada meslek edindiler. Adalı Pandelis kardeşler de buradan Amerika’ya gitti. Kendi deniz filolarını kuracak kadar zenginleştiler. Daha sonra buraya yatırımlar yaptılar. Müzenin binası olan bu okulu da tam Pandelis kardeşler yaptırdı. Daha sonra mübadelede adanın çehresi değişip, Türkler adaya gelince burası yine okul olarak kullanılmaya devam edildi. Bir dönem biçki dikiş eğitimi verildi. O sırada çoğunluk Türklerdi ama adada kalan Rumlar da vardı. Sonrasında Hükümet Konağı ardından Jandarma Karakolu oldu, 2005 yılına dek hizmet verdi. 2020 yılında Marmara Adalar Belediyesi ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin ortak çalışmasıyla restorasyonu tamamlandı, müze olarak 2023 yılında hizmete açıldı. Bina şimdi Marmara Adalar Belediyesi mülkiyetinde. 

- İçindeki koleksiyonlardan söz etseniz biraz…

Müzemize ismini veren Avni ve Jale Özken çifti 1970’li yıllarda buraya gelmişler. İstanbul'dan tatilci olarak gelip Çınarlı köyüne yerleşmişler. Balıkçıların ağlarına takılıp, evlerine getirdikleri amforaları fark etmişler. Avni bey bunları toplamaya başlamış. Ellerinde çok fazla birikince koleksiyonerliğe merak salmışlar. Bir yandan Marmaralı balıkçılardan bir yandan da Balıkesir’in çevresinden eser topladıkları biliniyor. Ellerinde çok fazla amfora birikince yaşadıkları Çınarlı köyünde bir müze kuruyorlar. Orası şu an kültür sanat yerleşkesi. Ancak onların dileği kapsamlı bir müze açılmasıydı. Bunun için çok çaba verdiler ama maalesef bu müzenin açılışını göremeden vefat ettiler.

- Koleksiyonda su altı kazılarından çıkan parçalar da var, değil mi?

Evet, bu kazıları yapan Sualtı Arkeoloğu Prof. Dr. Nergis Günsenin. Marmara Adası'nın çevresindeki batıkların çoğunu o çalıştı. Yine Gündoğdu köyünden su altı arkeoloğu Prof. Dr. Ufuk Kocabaş var. O da Nergis hocanın öğrencilerinden. İkisinin bu çevredeki batıklardaki bilimsel kazılarda çok emeği var. Ancak bu müzede sergilenen eserlerin çoğu balık ağına takılıp çıkarılan amforalar.

- Burayı diğer müzelerden ayıran en özgün detay mübadele ve denizcilik tanıklıkları sanırım...

Kesinlikle öyle hem tarihi bir bina hem de adanın çevresindeki eserleri sergilemek açısından adanın tarihini çok iyi yansıtıyor. Bir yandan da adanın yakın dönem tarihine de panolarla anlatıyoruz. O yüzden adanın tanıtımı için çok önemli bir yer.

- Ziyaretçilerin ilgisi nasıl?

Yazın çok yoğun ilgi oluyor. Kışın ise daha çok öğrencileri ağırlıyoruz. Öğrencilere atölyeler düzenliyoruz. Ada'da yerel derneklerin kitap okuma, müzik dinletisi gibi etkinliklerini burada yapıyoruz. Belediyeyle de ortak çalışmalarımız var. 

- Ziyaret ya da köklerini aramak için gelenler oluyor mu?

Maalesef adada Rum kalmadı. Buraya gelip giden bir kişiyi tanıyorum. Ioannis Papachristou. Kendisi müzemizde panolarla anlattığımız gemici Anastasios’un torunlarından. O panoları da onlar hazırlattı. Yazları bazen geliyor.  

- Bu müzenin diğer müzelerden farkını biraz anlatır mısınız?

Mübadelenin konu edildiği sayılı müzelerden. Burada az önce söz ettiğim, panolarda ada tarihinde önem taşıyan iki denizcinin hikayesi de anlatılıyor. Mübadeleden önce adada yaşayan balıkçı Anastasios ile mübadeleden sonra adaya Karadeniz’den gelen Atom Kaptan ve oğlu Mehmet'in hikayesini anlatıyoruz. Yaman Koray, Deniz Ağacı (1962)isimli kitabında oğlu Mehmet'ten çok bahseder. Kanlı Deniz isimli film, bu kitaptan yola çıkılarak çekildi. Marmara Denizi’nde bir dönem kılıç balığı avcılığı çok yoğun yapılırdı. O kılıç balığı avcılarının hikayesinin anlatıldığı bir film. 


YARIN: Üç kuşaktır tuzlu balık üretimi yapan Gürdal Eray, bölgenin balık çeşitlerini ve tuzlu balık üretimini anlatıyor...


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler