Marmara Adalar İş İnsanları Derneği Başkanı Mehmet Zihni Karabiber 'mermer adası'nı anlattı: Türkiye mermerden yaklaşık 4 milyar dolar gelir elde ediyor, yüzde 15’i Marmara Adası’na geliyor

Marmara Adalar İş İnsanları Derneği Başkanı Mehmet Zihni Karabiber 'mermer adası'nı anlattı: Türkiye mermerden yaklaşık 4 milyar dolar gelir elde ediyor, yüzde 15’i Marmara Adası’na geliyor

Gemi, Marmara Adası’na yanaştığında görünen doğal güzellik adanın alametifarikası. Ancak kuzeye, Saraylar ve Badalan bölgesine kıvrılarak giderken karşınıza çıkan tıraşlanmış tepeler insanın içini acıtıyor. “Acaba antik dönemlerde de mermer böyle mi çıkarılıyordu” diye sormadan edemiyorum...

Marmara Adalar İş İnsanları Derneği Başkanı Mehmet Zihni Karabiber 'mermer adası'nı anlattı: Türkiye mermerden yaklaşık 4 milyar dolar gelir elde ediyor, yüzde 15’i Marmara Adası’na geliyor

Marmara Adası'nda mermerin hikâyesi adanın yerleşim tarihi kadar eski. MÖ 7. yüzyılda Miletoslular’ın kolonileştirmesine kadar uzanıyor. Hatta o dönem burası, Prokonnesos (Ceylan Adası) diye anılıyor. Sonra Roma, Bizans ve Osmanlı yerleşiyor. 

Herkes gidiyor ama mermer kalıyor. Öyle ki adını, çevresindeki denize ve bütün bölgeye veriyor. Roma döneminde “Marmor Proconnesium” olarak anılan doğal taş, tarih boyunca başlıca geçim kaynaklarından biri. Venedik'teki San Marco Bazilikası'ndan Mescid-i Aksa'ya kadar pek çok önemli yapıda Marmara mermerinin kullanıldığı biliniyor.

Kireç taşının binlerce yılda dönüşerek oluşturduğu mermer yatakları, nemi içine hapsedip boğucu etkiyi yok eden özelliğe sahip. Adanın ferahlığı buradan geliyor.

Marmara Adası’nı yazarken mermeri yok saymak olmaz. Adanın 10 bin kişilik nüfusunun yaklaşık 2 bini maden çalışanlarından oluşuyor. Bu rakam, adanın toplam nüfusunun önemli bir bölümüne denk geliyor. Bu yüzden mermeri konuşmak, bir madencilik faaliyetini konuşmanın ötesinde anlam ifade ediyor. 

Madenciliğin ada ekosistemi üzerindeki etkisi ise bu ekonomik hikâyenin başka tarafını oluşturuyor. Marmara Adalar İş İnsanları Derneği (MARMİAD) Başkanı Mehmet Zihni Karabiber sorularımı yanıtladı.

Mehmet Zihni Karabiber

- Ailenizin mermercilik hikâyesi 1936'ya kadar gidiyor. Nasıl başladı?

Rahmetli dedem Rize Ardeşen’den Marmara Adası’na göç etmiş. O yüzden 1936’dan beri burada mermerciliğe devam ediyoruz. Burada doğdum.  

- Biraz bu bölgede çıkan mermerin tarihi özelliklerinden söz eder misiniz? 

Mermer adı “marmor” isminden geliyor.  Üç bin yıldır dünyanın en kaliteli mermeri ve hem adaya hem bölgeye hem de denize adını veriyor. Türkiye'de ilk mermer fabrikası Marmara Adası’ndadır. Unkapanı’nda atölyesi olan Mehmet Bey ve armatör Beykozlu Hasan Bey 1912 yılında buraya geliyorlar. Birlikte Türkiye'nin ilk mermer fabrikasını Alman ve Belçika firmalarının ortaklığıyla kuruyorlar. O zamanlar tesis, kömürle çalışıyor. Sonra 1912 yılından 1930 yıla kadar fabrikayı çalıştırıyorlar. Mermer fabrikası 1930 yılında Salih Sabri Karagöz ailesine geçiyor. O dönem Mescidi Aksa, Medine-i Münevvere’deki mermerler buradan gönderiliyor. Yine İtalya'daki katedraller de bizim mermeri kullandı. Marmara Adası mermeri, kalite ve dayanıklılık olarak dünyanın en güzel mermeridir. 

- O yıllarda mermer nasıl çıkarılıp işleniyordu?

1930'dan 1970 yılına dek burada mermer, kum ve su kullanılarak kesiliyordu. Saatte bir santim kesiliyordu. Tabii bu sistem 1970 yılında ömrünü doldurduğu için, yeni sistemlere geçildi. Ve Türkiye’nin değişik yerlerinde mermer fabrikalarına buradan mal üretilip blok olarak gitmeye başladı. Marmara Adası’nın en büyük geçim kaynağı mermerdir. 

- Mermer yatakları adanın hangi bölgesinde yer alıyor?

Saraylar ve Badalan bölgesinde.

- Bugün adada kaç ocak faaliyet gösteriyor?

Şu anda faal olarak 28 tane ruhsatlı çalışan ocağımız var. Tabii bunların içerisinde rödövans sistemi var. Yakın tarihe kadar ruhsat sahipleri sahalarını bir başkasına kiraya verebiliyordu. Yeni çıkan maden yönetmeliğinde bu uygulama kaldırıldı. 

- İşleriniz nasıl gidiyor? 

MAPEG (Maden ve Petro İşleri Genel Müdürlüğü) gayet yardımcı oluyor. Ancak Orman İdaresiyle sorunlarımız var. Orman olmayan bölgeleri orman sayıyorlar. Özel Çevre Koruma (ÖÇK) alanı denizden 5 km içerideki yerleri kapsıyor. Zaten adanın çevresi 12 km. 5 km. oradan gel 5 km.’de buradan gel, çalışma şansımız ortadan kalkıyor. Neyse yakın zamanda onu aştık. Üç bin yıllık ocakları bu hale getirdiler. Mermercileri öcü olarak, tabiat düşmanı ve doğal katliamcısı olarak görüyorlar. 

- Öcü değil misiniz?

Kesinlikle değiliz. Bizim doğaya faydamız var. Mermerdeki kalsiyum karbonat hammaddesi çok değerli ve doğaya büyük faydası var. Kelimelerle anlatılacak gibi değil. Hayvan yeminde, plastik ham maddesinde kullanılıyor. Avrupa'da içinde canlı olmayan bir göle kalsiyum karbonatı döktüler ve orada balık yaşamaya başladı.

- Kaç işçi çalışıyor 28 ocakta?

Yaklaşıp 2000’e yakın elemanımız var.

- Sendikalı çalışanınız var mı?

Sendika yok herkes bağımsız çalışıyor. Bu arada eleman sıkıntımız çok büyük.

- Çoğunluk Marmara Adası sakini mi yoksa dışarıda işçi çalıyor mu?

Dışarıdan geliyorlar. Kastamonu’nun Cide ile Sinop’un Ayancık bölgesinden buraya daha önceden işçi olarak çalışmaya gelen meslektaşlarımız var. Şu anda çoğu burada patron oldu.  

- Yıllık ne kadar mermer çıkıyor buradan? Ve nerelere gönderiyorsunuz?

Amerika dahil Mısır, Libya, Pakistan, Suriye, İran, Yunanistan, İspanya, Bulgaristan, Romanya, Arnavutluk, Azerbaycan ve Sudi Arabistan’a yolluyoruz. İsrail’e de gidiyor onlar mezar mermeri olarak kullanıyor.

- En büyük müşteriniz kim?

Şu anda Avrupa. Ürünlerimizin çoğu yurt dışına gidiyor. 

- Ne kadar üretim yapıyorsunuz? 

Yıllık kesilmiş ayrı, blok olarak ayrı üretim yapıyoruz. Blok üretimi biz ortalama en ufak işletme yıllık 5000 metreküp civarında mal üretip. Bu 15–20 bin metreküp olabiliyor. 

- Toplam üretiminiz ne kadar?

Yıllık blok olarak 500 bin metreküp civarında üretimiz var. Mesela bizim şu anda bulunduğumuz tesiste aylık üretim kapasitemiz ortalama 15 bin m². Ama aylık şu anda buradaki tesislerde yaklaşık bir 200 bin m² üretim. 

- Çıkan mermer buradaki limandan gemilerle gidiyor değil mi?

Evet, ama limanda büyük sorunumuz var. Küçük olduğu için yüksek kapasitedeki gemileri yanaştıramıyoruz. Bu gemiler yanaşmadığı için ekonomik olarak bizim bu çıkarmış olduğumuz blokların yanındaki artık dediğimiz malzemeleri işleyip onlardan göndermemiz gerekiyor. Bu şu anda İstanbul’daki şantiyelerde, beton santrallerinde kum, mıcır olarak kullanılmakta.

- Artık diye tabi ettiğiniz yan ürünlerde ne kadar üretim yapılıyor?

Her gün yaklaşık bir 5 bin ton adadan çıkışı var.

- Kalsiyum karbonat ne kadar üretiyorsunuz?

Biz üretmiyoruz. Burada bir tane kalsit firmamız vardı ancak şu anda üretimi durdu. Ekonomik olarak getirisi düşüktü. Ürünü dışarıya gemilerle sevk etmemiz lazım bu da yüksek maliyet anlamına geliyor. Burada bunu işlemek ve düşük fiyatlara satmaya kalktığımız zaman gelir getirici olmuyor.  

- Kalsiyum karbonat üretmek isteyen firmalar nasıl bir yol izliyor?

Buradaki firmalar hammaddeyi değerlendiriyor. Biz atarken daha önceden herhangi bir yere araçlarla döküyorduk. Şimdi artık ocaktan çıktığı zaman kırıcılarla kırılıp moloz haline getiriliyor. Sonra kırma tesislerine getirilip mıcır haline dönüştürülüyor. Alan firma onu tesislerinde işliyor.

- Marmara Adası bu işten toplam kaç milyon dolar kazanıyor? 

Marmara Adası olarak bakmayalım. Türkiye’nin en büyük ihracatta geliri mermerdendir.  Afyon, Muğla, Denizli’de de üretimler var. Ancak Türkiye’deki mermer üretiminin aşağı yukarı yüzde 15 seviyelerinde tek başına Marmara Adası hükmeder. 

- Türkiye’nin mermerden elde ettiği toplam geliri ne kadar? Ve oransal olarak ne kadarı bu adaya ait?

Türkiye toplamındaki yaklaşık 4 milyar dolar. Bu gelirin yüzde 15’i Marmara Adası’na geliyor.

- Peki kârlı bir şey mi mermercilik?

Kesinlikle kârlı değil. Herkes “nasıl kurtulurum” hesabı yapıyor. Şu anda maliyet fiyatlarına ürün satılıyor. Firmalar kendilerini ayakta tutabilmek için zorlanıyor. Orman bedelleri anormal derecede yüksek. Marmara Adası’nı gezdiniz gördünüz. Mermer sahalarında orman yok. Bu mahkeme kararıyla kanıtlandı. Dernek başkanı olarak söylüyorum, 5 hektara kadar olan mermer sahasında orman ücreti alınmaması lazım gerekirken maalesef ki bizden bunu alıyorlar. Şu andaki firmamızla ilgili bir sahaya ödeyecek olduğunuz bedel her ruhsat temdidinde 5 milyon liraya yakın tutuyor. Bizim sahibimiz yok, bize destek olmuyorlar.

- Ekolojik madencilik teknolojileri dünyada kullanılıyor, sizler kullanıyor musunuz?

Bizim doğaya zararımız yok. Orman kesmiyoruz, orman olmayan alanlarda çalışıyoruz.

- Sadece orman olmaması yeterli değil oranın kendi habitatında yaşam var ve bunlar zarar görüyor…

Doğaya bir zararı yok ki! Mermer fabrikalarımızda arıtmalarımız var. Arıtmada kullandığımız suyu dışarı atmıyoruz. İçindeki mermer tozunu tekrar alıyoruz suyu gene kullanıyoruz, doğaya salmıyoruz.


YARIN: İnci Balkan seramik atölyesini, zeytinlik, koyunlar ve kışın soba başında geçen çok sevdiği hayatını anlattı...


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler