Bir adada sanat etkinliğini hayata geçirmek, şehirde yapılan organizasyonlara benzemiyor. Vapur saatlerine bağlı bir ulaşım, adada bir başınalık ve kısıtlı imkânlar gerçek bir dayanışma ruhu gerektiriyor. Marmara Adası Edebiyat Festivali’nde (MAEF) bu dayanışma muazzam ve adalıların deyimiyle "ada imecesi"nin eseri. Üç yerel derneğin öncülüğünde, adalıların ve yerel yönetimlerin desteğiyle yürütülen festivalin arkasında ise adalı iki isim var: Galimi Çınarlı Derneği Başkanı Adil Çamur ve Gündoğdu Köyü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nevzat Ekmekçi.
Umarız bu içten çaba son yıllarda popüler beldelere akın edip yerel halkın önüne geçen ticari ruha kaptırılmadan uzun yıllar sürdürülür. Aylar öncesinden başlayan çalışmayı Çamur ve Ekmekçi anlatıyor.
Adil Çamur, Nevzat Ekmekçi ve Esengül Taran festival açılışında...
- Ada ile olan ilişkiniz, hikâyenizi dinleyerek başlayalım istiyorum...
Adil Çamur: Adalıyım. Liseye kadar Çınarlı Köyü'nde yaşadım. Ailem hâlâ Çınarlı'da yaşıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde öğretim üyesiyim. Ada ile bağlantım hiç kopmadı. Çınarlı'da bir aile işletmemiz var. 2020'de Galimi Çınarlı Kırsal Kalkınma ve Turizm Derneği'ni kurduk. Üniversite öğrencilerine burs desteği sağlıyoruz, Koruk Suyu Günü ve Deniz-Maden Kayıplarını Anma Günü düzenliyoruz. Ulusal ve uluslararası projeler yürüttük. Temelde amacımız ada ve adalıların haklarını savunmak, adada iyi olma halini desteklemek.
Nevzat Ekmekçi: Marmara Adası benim için sadece yaz aylarında geldiğim bir yer değil; köklerimin, çocukluğumun ve hayatımın önemli bir parçası. Gündoğdu Köyü üzerinden ada ile çok güçlü bir bağım var. Yaklaşık beş yıl Gündoğdu Köyü Güzelleştirme Derneği Başkanlığı yaptım. Bu süreçte köyümüz ve ada için kültür, doğa ve sürdürülebilirlik alanlarında birçok projeye öncülük ettik. Marmara Adası Yapay Resifler Projesi, Hayalet Ağlar Projesi, çocuklara yönelik etkinlikler, sportif organizasyonlar ve kültürel çalışmalar bunlardan bazılarıydı. Bugün ise derneğimizin yönetim kurulu üyesiyim ve aynı zamanda Marmara Adası Edebiyat Festivali’nin üç koordinatöründen biriyim. Aslında bütün bu çalışmaların ortak bir noktası var: Yaşadığımız yere sadece sahip çıkmak değil, onun geleceğine de katkı sunmak.
- Öncelikle festivalin hikâyesini sizlerden dinlesek. Ve sizi şaşırtan, mutlu eden ya da moral bozan şeyler?
Adil Çamur: Sevgili Oya Baydar'ın adada geçen Yazarlarevi Cinayeti romanı sonrasında adada bir edebiyat etkinliği yapma fikri ortaya çıktı. Başta Marmara Adalar Belediyesi olmak üzere adalı kurumların ve kişilerin gönüllü katkılarıyla edebiyat günleri planlamak üzere Marmara Adası Dostları, Galimi Çınarlı ve Gündoğdu dernekleri olarak bir araya geldik. Turhan Günay, İsmet Değirmenci ve Nermin Mollaoğlu'nun da katkılarıyla 2022'de Marmara Adası Edebiyat Günleri adıyla festivalimiz başladı. Konuklarımızın dört gün boyunca tüm etkinliklere katılması, birbirlerini dinlemeleri ve festival sonunda verdikleri olumlu geri bildirimler bizi mutlu ediyor. Adada olmamız nedeniyle ulaşımda yaşanan güçlükler moralimizi bozabiliyor. Gemi seferlerine bağlı olarak ulaşımı planlamak zorundayız; ana karada olduğu gibi her saat ulaşım sağlayamıyoruz.
Nevzat Ekmekçi: Marmara Adası’nın edebiyatla ilişkisi MAEF’ten çok daha eski. Geçmişte Yaşar Kemal, Tomris Uyar gibi önemli edebiyatçıları ağırlamış bir ada burası. Dolayısıyla biz yeni bir hikâye yazmıyoruz; adanın geçmişten gelen kültürel hafızasını yeniden canlandırmaya ve geleceğe taşımaya çalışıyoruz. MAEF bugün üç derneğin; öncülüğünde gerçekleştiriliyor. Belediyelerimizin, yerel destekçilerimizin, gönüllülerimizin ve en önemlisi ada insanının imece kültürünün katkısıyla ortaya çıkıyor. Bence festivalin en güzel tarafı da bu. Bir kişinin veya tek bir kurumun organizasyonu olmaktan çıkıp, adanın ortak bir kültür projesine dönüşmesi. Beni en çok mutlu eden şey, insanların festivali sahiplenmesi. Bir esnafın destek olması, bir gönüllünün emek vermesi, bir çocuğun etkinliğe katılması ya da bir insanın festival için özellikle adaya gelmesi bizim için çok değerli. Elbette zorlandığımız noktalar da oluyor. Ada şartlarında ulaşım, konaklama, lojistik ve bütçe gibi konular ciddi emek gerektiriyor. Ama ada imecesi tam da burada devreye giriyor. Herkes elinden geleni ortaya koyduğunda, zor görünen işler mümkün hale geliyor.
- Bu sene beşincisini geride bıraktığınız festivale yönelik gelecek tasvirinizi merak ediyorum…
Adil Çamur: Festivali kurgularken adanın edebiyatla ve sanatla kurduğu ilişkiyi odağa almıştık. 1950'lerden itibaren turizmin başladığı Marmara Adası, çevre adalarla birlikte pek çok sanatçıyı misafir etti. Ancak 1980'lerden itibaren Ege'nin keşfedilmesiyle birlikte ilgi bu bölgelere kaydı. Yaşar Kemal'den Tomris Uyar'a, Yaman Koray'dan Oktay Rifat'a birçok isim tatillerini adada geçirdi ve eserlerini adada üretti.
Nevzat Ekmekçi: MAEF’in gelecekte yalnızca birkaç gün süren bir edebiyat festivali değil, Marmara Adası’nın kültürel kimliğinin önemli bir parçası olarak anılmasını istiyorum. Daha fazla yazarın, sanatçının, akademisyenin, gencin ve çocuğun adada buluştuğu; edebiyatın yanında tiyatro, müzik, sanat, çocuk etkinlikleri ve doğayla ilişkili çalışmaların da yer aldığı daha geniş bir kültür ortamı hayal ediyorum. Ama festival büyürken en önemli özelliğini kaybetmemeli: İmece ruhunu. Daha fazla insana ulaşabilir, daha fazla destek alabilir, daha büyük bir organizasyona dönüşebiliriz. Fakat bunu yine dernekler, belediyeler, yerel destekçiler, gönüllüler ve ada halkıyla birlikte yapmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü MAEF’in asıl gücü büyük bütçelerden değil, insanların “Ben de bunun bir parçası olayım” demesinden geliyor.
- Ada festivali nasıl değiştiriyor? Ve soruyu tersten de soralım…
Adil Çamur: MAEF, adanın edebiyatla ve sanatla ilişkisini yeniden canlandırmayı amaçlıyor. Derneklerimizin ve kurumlarımızın festival dışındaki faaliyetleriyle birlikte değerlendirdiğimizde, Marmara Adası'nın edebiyat, kültür ve sanat adası olarak anılmasını hedefliyoruz. Örneğin biz Galimi Çınarlı Derneği olarak geçtiğimiz yıl İKSV'nin AB desteğiyle hayata geçirdiği Ortaklaşa Programı kapsamında Marmara Adaları Kültür Sanat Aksı projesini yürüttük.
Nevzat Ekmekçi: Ada festivali çok güçlü biçimde şekillendiriyor. Marmara Adası’nda bir edebiyat festivali yapmak, herhangi bir şehirde festival yapmakla aynı değil. Deniz, zeytinlikler, taş sokaklar, feribot yolculuğu, ada hayatının yavaşlığı ve insanların birbirleriyle kurduğu ilişki festivalin ruhuna doğrudan yansıyor. Ama festivalin de adaya bir şey kattığını düşünüyorum. Ada artık sadece denizi, doğası ve yaz turizmiyle değil; kültürü, edebiyatı ve sanat hayatıyla da konuşulmaya başlıyor. Bu, aslında yıllardır farklı alanlarda yapmaya çalıştığımız şeyin bir parçası. Bir tarafta yapay resifler ve hayalet ağlar gibi doğayı ve deniz ekosistemini korumaya yönelik projeler; diğer tarafta çocuk ve spor etkinlikleri, kültür ve edebiyat çalışmaları… Bunların hepsinin ortak amacı, Marmara Adası’nın sadece bugününü değil, geleceğini de düşünmek. Bu nedenle MAEF’i üç derneğin yaptığı bir festival olarak değil; üç derneğin öncülüğünde belediyelerin, yerel destekçilerin, gönüllülerin ve ada halkının birlikte ortaya çıkardığı bir ada imecesi olarak görüyorum. Belki de festivalin ruhunu en iyi anlatan cümle şu:
“MAEF, adaya dışarıdan getirilmiş bir festival değil; adanın kendi insanının, geçmişinin ve kültürel hafızasının birlikte ürettiği bir buluşma.”
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


