Marmara Adası'nın "Muzo"su, 78 yaşında bir deniz çınarı Muzaffer Bütün: Dengesiz avlanmalar bizim oltacılığı tamamen canlı canlı mezara gömüyor

Marmara Adası'nın "Muzo"su, 78 yaşında bir deniz çınarı Muzaffer Bütün: Dengesiz avlanmalar bizim oltacılığı tamamen canlı canlı mezara gömüyor

Marmara Adası’nda doğup büyüyen, ilkokuldan beri denizden kopmayan 78 yaşındaki oltacı Muzaffer Bütün (Muzo) Çınarlı Köyü’nün dev anıt ağaçları altında eski Marmara’yı, yok olan balık türlerini ve 70 yıldır sabahın ilk ışıklarıyla nasıl olta attığını anlattı

Marmara Adası'nın "Muzo"su, 78 yaşında bir deniz çınarı Muzaffer Bütün: Dengesiz avlanmalar bizim oltacılığı tamamen canlı canlı mezara gömüyor

Geçmişte bir Rum balıkçı köyü olan Çınarlı, adını asırlık anıt ağaçlarından alıyor. Köy meydanındaki dev çınarlarla göz göze geldiğinizde etkilenmemek mümkün değil. Sadece bu ağaçlar için bile Marmara Adası’na gelinir, ağaçlarla hasbihal edilir. Kaldı ki köyün sahili, sokakları ve huzuru da keşfedilmek için uzun zaman ayrılmayı hak ediyor. Ada ruhunu en saf haliyle taşıyan Çınarlı, kendini korumayı başarmış. Sakin ve daha az turistin ilgisini çekiyor.

Festival yöneticisi Adil Çamur’a adayı daha iyi tanımak için buranın yerlileriyle konuşmak istediğimi söylediğimde hiç tereddütsüz “Çınarlı’dan balıkçı Muzaffer Amca” diyor. Telefonla arayıp randevulaşıyoruz. Köydeki köfteci dükkanında buluşmak üzere sözleşiyoruz ama vardığımızda Muzaffer Amca henüz gelmemiş. Evine gidiyoruz, ardından birkaç yere daha bakıyoruz. Bu küçük arayış dar sokakları, koruk sarkan asmaları, begonvilleri ve çocukları görmemizi sağlıyor. Zaman durmuş gibi burada. Sonunda tam umudu kesmişken onu köy meydanındaki kahvede buluyoruz. Neşeyle yanımıza geliyor.

Ve adaya ev sahipliği yapan o koca çınarların altında, köyün 'Muzo’su Muzaffer Bütün’e sorularımı sormaya başlıyorum:

Olta balıkçılar Muzaffer Bütün, Hüseyin Seymen, istavritler ve kediler...

- Muzaffer Bey, nasılsınız? Sizi tanıyabilir miyiz?

- Adım Muzaffer Bütün. Marmara Adası'nda yaşıyorum. Burada doğdum, Allah’ın izniyle burada öleceğiz. Gerçi ölümün nerde yakalayacağı belli değil.

- Balıkçılık yapıyorsunuz bildiğim kadarıyla…

Doğuştan beri. Bir yönden babadan geliyor bir yönden içimden geliyor bu balıkçılık.

- Kaç yıldır yapıyorsunuz?

İlkokuldan beri bu mesleğe düşkünüm.

- Kaç yaşındasınız?

- Efendim yaşımız 78. 

“Her gün taze balık yiyorum”

- Hiç göstermiyorsunuz…

Ama neden? Nedeni her gün taze balık. Çapari balığı yemekten. Kırmızı et Kurban Bayramı’ndan Kurban Bayramı’na. Bazen kırmızı et alırız. Çocuklar Marmara’dan alır, onu yerim ama genelde balığı tercih ediyorum.

- Peki Marmara Adası’nı biraz anlatır mısınız bize?

- Şimdi Marmara Adası şöyle: çocukken balıklar iskeleye atlardı. Şu anda Marmara’da balık sıkıntısı var. Balık başka yerlerden getirilip satılıyor. Ege Denizi’nden geliyor. Marmara’nın öz balıkçılığı yavaş yavaş azalıyor, bitiyor.

- Balıkçılık çocukluğunuzda nasıldı şimdi nasıl biraz o hikayi anlatır mısınız?

-  Çocukluğumda kürekli sandalım vardı. Rahmetli babam ve Sadıkzadeler vardı burada. Onlarla ıstakoz sayesinde tanıştı. Şırzat Doğan Şan, Sadıkzadeler, Taner Doğan hatta et, balık, midye fabrikasının sahibiydi. Hepsi öldü gitti. Onların sandalları vardı. Atladım paçanoz dediğimiz sandala. Üstümde ilkokul göğüslüğü vardı. Ve bizim eski Karadenizliler çok yunus balığı vururdu. Derisini soyup yağını kaynatıyorlardı, bidonlara koyup Avrupa'ya sevk ediyorlar. Leşlerini yani yaramayanları suyun üstüne atarlardı, kalırdı. Bir gün paçanozda balık avlıyorum böyle havada bir yunus balığı. Ölü yunus balığı. 11- 12 yaşlarında çocuğum beşinci sınıfa gidiyorum. Gittim baktım balığın altına. İnanır mısın kızım bir köpek balığı var. Tam 5 m. boyu. Çocuk aklı kesmiyor ki, ben ona bakıyorum o koparıp koparıp yunusu yiyor. O dönemlerde kıyılarda yunus çoktu. Tabii turuçilik diye bir şey yok. 

- Siz hep olta balığı mı tuttunuz?

Hep olta balığı.

- Mesela sabah kaçta çıkıyorsunuz? Hangi günlerde çıkıyorsunuz?

Ezanla çıkıyoruz. Saat 8-8,5’e kadar avlanıyoruz. Allah ne verirse, ama iki kilo ama üç. Temizliyorum. Benim özel müşterilerim var. Başka oltacılar 2 liraya veriyorsa ben diyorum 2,5. Bana farkını da veriyor ve memnun oluyor. 

“Bana bey deme balıkçı de”

- Her gün balığa çıkıyor musunuz?

Şu anda Mehmet Hoca dediğimiz Tepe Köyü’nden, bacanağı geldi Almanya’dan. Bacanağı aradı “Nerede bu bizim Muzo?” Teknemin ismi de bu. İsmim Muzaffer. Liman başkanı güzel bir isim dedi, Muzaffer Bey. “Başkanım bana bey deme balıkçı de” dedim. Kalemi ağzına koydu, Marmara Liman Başkanı, “Beni seviyor musun”, “Sevmem olur mu, siz gibi nur yüzlü başkanı”, “Teknenin ismi değişiyor ‘Muzo’ yapalım onu” dedi. Kısa geçiyorum, “Tamam dedim kabul, teknemin ismi ‘Muzo’dur”. Herkes beni Muzo diye biliyor aslında Muzafferi’m de.

- Her gün denize çıkıyor musunuz Muzaffer Bey?

Her gün çıkıyorum.

- Neler tutuyorsunuz? Şu anda neler var mesela?

Şu anda kıraça, istavrit, sarıkanat az. Ama biraz tabi yaşlılık döneminde kışın çekmiyorum, vücut taşımıyor. Soğuktan. Yazları çıkıyorum.

- Sizin gibi çıkanlar var mı olta balığına?

 4-5 tekne var. 10 sene öncesinde çok vardı. 

- Şimdi Marmara Adası’nda balıkçılık ne durumda?

Sana bir şey diyeyim mi? Dengesiz avlanmalar bizim oltacılığı tamamen canlı canlı mezara gömüyor. Azaltıyor tuttuğumuz balığı.

- Geçmişte balıktan iyi para kazandınız mı?

Kızım ne desem boş. Sosyal güvencem yok. Allah razı olsun devletimizden bir kefen parası veriyor bize. Ortalama bir emekli aylığı 12 yılda 150 kağıt aldıysa onun 3'te biri 25 milyon.

- Çocukluğunuzda çok balık çıkar mıydı?

Sandalla gidiyorduk. Çapari dediğimiz olta, atardık. 4 saat 5 saatte 11, 12 kilo balık çıkardı.

“Kısmetinde ne varsa o gelirdi oltaya”

- En çok ne çıkardı?

Ne ararsan, mesela uskumru çıkardı. Şimdi uskumru maziye karıştı. Kolyoz çok çıkardı. Kısmetinde ne varsa o gelirdi oltaya. Şimdi şu anda küçük sarıkanat dediğimiz istavrite razıyız.

- Hep olta mı atıyorsunuz?

Sığırtma. Motor devamlı işliyor. Pıtı pıtı pıtı. Çektiriyorum oltayı canlı bir balık gibi çekiyorsun yem gibi. Zannediyor yem, pıt pıt pıt. Tespih gibi oltaya geliyor. Biz de tabii anlıyoruz. Çünkü 5 tane 10 tane 2 tane neyse. 

- Restoranlara mı satıyorsunuz?

Restoranlara. İstek oldu mu restorana... Şimdi yarın Mehmet dediğimiz kişi iki kilo istedi benden. Yarın Allah nasip ederse ezanla kalkıp gideceğim ona iki kiloyu canla başla uğraşıp tutacağım. Temizleyip vereceğim ona. 

- Kilosunu kaç liraya satıyorsunuz?

Temizleyip, üç yüz liraya kilosunu veriyorum. 

- Aşağı yukarı bu balıkları kaç saatte tutacaksınız?

İki saat 45 dakika, 3 saat sürüyor.


YARIN: Marmara Adası’nın kültür elçileri Adil Çamur ve Nevzat Ekmekçi, "ada imecesi"Marmara Adası Edebiyat Festivali’nin aylar önce başlayan çalışmalarını  anlatıyor


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler