Bereketli Topraklar Üzerinde: Adana Altıın Koza Film Festivali’nden notlar

Bereketli Topraklar Üzerinde: Adana Altıın Koza Film Festivali’nden notlar

Altın Koza’nın adı, Çukurova’nın pamuk kozasından geliyor. Koza, tohumu koruyup içinde büyüten bir kabuk; ipekböceğinin ördüğü korunağın da adı. Adana’nın sinemayla ilişkisini düşünürken kozayı genç sinemacılara filmlerini gösterme, kendi seslerini geliştirme alanı açması dolayısıyla da anlamlı oluyor

Bereketli Topraklar Üzerinde: Adana Altıın Koza Film Festivali’nden notlar

2009’da Adana’yla yolum ilk kez kesişti. Mavi beyaz odalı otelimin odasında geçirdiğim ilk akşam, o gün ilk kez gördüğüm Seyhan Nehri’ni ve nehrin şehre taşıdığı bereketi düşünmüştüm. Henüz Haziran ayıydı ama Adana sıcağı yakıyordu. Toplantılar için şehrin bir ucundan ötekine geçiyor, şehrin zengin ve yoksul mahalleri arasında gidip geliyorduk. Büyük Saat’i ve Taşköprü’yü görmek için can atıyordum ve vardığımda Seyhan’ın suyunda köprünün yansımasına baktım. O gün Seyhan Nehri’ne âşık oldum. 

On yedi yıl sonra yine bir akşam Taşköprü’ye bakıyorum. Şanslıyım ki odam nehir manzaralı, bütün ışıkları kapattım. Sadece Seyhan ve ben kalalım istiyorum. Yan odalardan festival neşesi taşıyor, belli ki son filmden sonra odalarına dağılan grupların gecesi sürüyor. Dün izlediğim Karanlıkta Islık Çalanlar filmindeki gibi hepimiz yan yana ama nasıl da bambaşka hayatlar yaşayabiliyoruz?  

Köprü değişmemiş ama ben çok değiştim, yaşadığım bir ve yaşayamadığım yüzlerce hayatın hayaletleriyle yüzleşiyorum.

Filmde Toprak her şeyi doğru yapsa da doğru sonuca ulaşamayan neslin temsilcisi. Annesi Suzan’ın yaşanmamış hayatı kendi benliğini ele geçiriyor. Emekli baba Melih, içine yerleşen boşluğu ailesinden saklıyor. Yas tutuyor, yıllarca çalıştığı doğa müzesindeki dinozorların devrinden kalmış. Müzedeki fosiller gibi, kendisini de başka bir zamana ait hissediyor. Ve bir de başrollerde güvercin var. Bu topraklarda hepimizin anlam yüklediği, kaybettiğimiz yakınımızın ardından cama konduğunda bize öteki diyarlardan haber getirdiğine inandığı güvercin. Gördüğümüz ve görmediğimiz yaşamlar arasındaki haberci güvercin. 

Bir ailedeki herkes aynı geçmişten gelse de, o geçmişin her birinde açtığı özlem, yara, hayal kırıklığı ve yaşanmamış hayat başka başka. Karanlıkta Islık Çalanlar’da Toprak, Suzan ve Melih’i bir arada tutan bir geçmişleri olsa da, her birinin ayrı hayaletleri var. Bu aile hâli bana Ann Patchett’in Hep Beraber romanını da hatırlattı. Orada iki ailenin anne babası evlenince çocuklar üvey kardeş oluyordu. Yıllar sonra her biri birlikte geçirdikleri çocukluğu kendi gözünden bambaşka anlatacaktı. 

1969’da Adana’da ilk Altın Koza ödülleri verildi. O yıl Kuyu filmiyle Metin Erksan, Ezo Gelin filmiyle Fatma Girik ve Seyyit Han’la Yılmaz Güney ödül aldı. Adana Film Festivali 1973’e kadar her yıl yapıldı ta ki yeniden 1992’de yeniden başlayana kadar. 

İlk Altın Koza ödüllerinin verildiği 1969’dan 24 yıl sonra, 1993’te, pamuk hâlâ Adana’nın toprağındaki en güçlü izlerden biriydi, şehirde yaklaşık 76 bin hektara pamuk ekiliyordu. 

Orhan Kemal, 1954’te yayımlanan Bereketli Topraklar Üzerinde romanında Çukurova’ya çalışmaya gelen üç köylünün pamuk tarlalarında ve fabrikalardaki yaşamını anlattı. İflahsızın Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali, köylerinde geçinemeyince iş bulmak umuduyla Çukurova’ya geliyor, üçü bir fabrikada ayrı işlere veriliyordu. Yusuf kirli kozada, Hasan sulu kozada, Ali kırma makinesinde çalışıyor, ağır çalışma koşulları üçünün de hayatını başka yöne sürüklüyordu. Toprak bereketliydi; ama bu bereket, onu işleyenlerin payına düşmüyordu.  

Adana’nın edebiyat ve sinema hafızasında kimler yok ki? Yaşar Kemal, Muzaffer İzgü, Yılmaz Güney, Şener Şen, Meral Zeren, Menderes Samancılar, Aytaç Arman, Ali Özgentürk.  

Altın Koza’nın adı, Çukurova’nın pamuk kozasından geliyor. Koza, tohumu koruyup içinde büyüten bir kabuk; ipekböceğinin ördüğü korunağın da adı. Adana’nın sinemayla ilişkisini düşünürken kozayı genç sinemacılara filmlerini gösterme, kendi seslerini geliştirme alanı açması dolayısıyla da anlamlı buluyorum. Altın Koza, yeni kuşakları sinemanın içine davet eden bir buluşma yeri, bereketli toprakların üzerinde, yeni hikâyeler büyüyor. 

Festival devam ediyor, Seyhan bildiğiniz gibi, yeni hikayeler yolda ve yaşanmamış hayatlarımızın hayaletleri nehir üstündeki güvercinler olmuş uçuyorlar.

 

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

 

İlgili İçerikler