Hayat, yaşlılık ve seks üzerine bir başyapıt

Hayat, yaşlılık ve seks üzerine bir başyapıt

İnsanlığın dibine inen sahneler, 'Kraliçe Zor Durumda'ya öylesine bir matem havası ekler ki... Bir yabancı eleştirmenin dediği gibi, bu film sanki kış mevsimi gibi ruhu üşüten ve tam bir içtenlik taşıyan bir yapımdır

Hayat, yaşlılık ve seks üzerine bir başyapıt


KRALİÇE ZOR DURUMDA

X  X  X  X

(Queen at Sea)

Yönetim ve senaryo: Lance Hammer
Görüntü: Adolphe Veloso
Oyuncular: Juliette Binoche, Tom Courtenay, Anna Calder Marshall, Florence Hunt, Steven Cree, Cody Molko

ABD filmi, 2026


İşte son günlerin en güzel filmi. Bunun ötesinde, belki benim ömrümün en büyük sürprizi. Batı’da da çok beğenildi ve son Berlin Festivali’nden ödül aldı. Umarım bizim seyircimiz de bu müstesna filme ilgi duyar.

Film 2000’li yılların sonunda Londra’da geçiyor. İngiltere’nin sisli ve bulutlu havasının altında... Ana teması şu zalim hayatta yaşlanmış olan ve bunu hem ailesi hem kendisi için tam bir dram haline getiren bir avuç kahraman... Yakın zamanda boşanmış olan akademi eğitimi almış Amanda, genç kızı Sara ile yaşar. Yaşlanmış annesi Leslie ve üvey babası, yine çok ihtiyarlamış Martin’le birlikte dini bir tatil günü geçirirler.  

Ama bu aile tablosu öte yandaki gençlerin tersine, tam bir yaşlılar trajedisine dönüşecektir. O yaşlılar öylesine sağlam yazılıp çizilmiş karakterleri ve iyi seçilmiş oyuncularıyla, filmin ana kişiliklerini oluştururlar. İçinde bulundukları Batı diliyle ‘dementia’ hâli öylesine dokunaklıdır ki...

Ve evet, bunca laftan sonra hikâyenin ve filmin inanılmaz sahneleri başlar. Apayrı bir psikiyatrist varlığına ihtiyacı olan... 

İyice yaşlanmış Leslie ve onunla o yaşta seks yapan Martin, bize sinemasal bir şok yaşatırlar. Leslie ve Martin elbette bir zamanlar gençtiler. Ama böylesine yaşlanmak... Filmin en pozitif karakteri olan ve Fransız oyuncusu Juliette Binoche’un hayat verdiği  Amanda, bu yaşlılar dünyasında ne yapacağını bilemez. 

Ve o alabildiğine yürek burucu sahneler üst üste gelir. Leslie ve Martin (yani onları en iyi biçimde canlandıran Tom Courtenay ve Anna Calder Marshall) bize insanlığın en yürek yakan sahnelerini sunarlar. Altına etmiş, her yeri pislik kokan bir yaşlı kadın... Artık kadınlığın en feci haline bürünmüş... Ve bir zamanlar onun büyük aşkı olmuş bir moruk… Kadınına acısın mı, nefret mi etsin, karar veremeyen...

Artık insanlığın dibine inen bu sahneler, filme öylesine bir matem havası ekler ki... Ve bu ayrıksı filme çok şey kazandırır. Bir yabancı eleştirmenin dediği gibi, bu film sanki kış mevsimi gibi ruhu üşüten ve tam bir içtenlik taşıyan bir yapımdır. 

Amerikan yönetmeni Lance Hammer, 2008 yılında Sundance festivalinde sunduğu Balast filmiyle ödül almıştı. O zamandan beri ilk filmi. Ve bence en iyisi… İşte böyle bir film... Bence insanlığın sinemada en düşmüş halini veren filmlerden biri, belki birincisi...

Amanda’yı oynayan ünlü Fransız oyuncusu, uzun zamandır görmediğimiz Juliette Binoche tüm o yaşlılar içinde seyirciyi ferahlatıyor sanki... Ve kusursuz İngilizcesiyle de bunu güçlendiriyor.  

Ama yine de o yaşlılar... Ah o yaşlılar... Sinemada bize insanlığın o dönemini böylesine acıklı kılan en güçlü film oldu bu... Görmenizi tavsiye ederim. Sanırım gençlerden çok belli bir yaşa gelmiş seyirci daha çok etkilenecektir. Ama iyi bir film ve onun seyircisi için yaşlı-genç ayrımı yapmanın alemi var mı?


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler