Dünyanın gözünü ayırmadığı bir liderin eşi olmak ya da kendin olmak

Dünyanın gözünü ayırmadığı bir liderin eşi olmak ya da kendin olmak

İngiltere’de şimdilerde bir başka kadın merak ediliyor, Starmer’in istifasından sonra İşçi Partisi liderliğine ve başbakanlığa aday olan Andy Burnham’ın eşi Marie-France van Heel. İsminden de tahmin edebileceğiniz gibi geleceğin First Lady’si İngiliz değil, Hollandalı...

Dünyanın gözünü ayırmadığı bir liderin eşi olmak ya da kendin olmak
Andy Burnham ve Marie-France van Heel

Ya kendi olacaktı ya da dünyanın gözünü ayırmadığı bir liderin eşi. O kendi olmayı seçti, boşandı ve ömrünün geri kalanını bir başına sessiz sedasız yaşadı.

Yeni Türkiye Cumhuriyeti gibi umutlu, gayretli bir kadın. İyi bir anne, zarif bir lider eşi…

Kurtuluş Savaşı’na katılmış bankacı kocası, kolluk kuvvetlerine karşı korumak için sabaha kadar gölge oyunu oynayan 23 yaşında bir kadın…

Sadeliği ve sertliğiyle başlı başına bir otoriter kişilik, insanları hizaya sokan komutan karısı…

Evini basan Harbiyelileri ele vermeyerek onları askerî mahkemeye karşı koruyan bir Genelkurmay Başkanı eşi…

Fikret Mualla’nın mezarını yaptıran Modalı bir ressam hanımefendi…

“Referandum olmadan asla!” deyip Çankaya’ya yerleşmeyi reddeden bir darbeci eşi…

Sıra dışı hâlleriyle Köşk’e renk getiren güçlü, ilginç bir karakter…

Elli yıl zekâsıyla kimseyi kırmamayı başaran, iki askerî darbede de başbakan olan eşini yalnız bırakmayan cefakâr bir kadın…

Yukarıdakiler, 1920’li yıllardan 2000’lere kadar Türkiye’yi yöneten Cumhurbaşkanlarının eşleri, haklarında hemen hemen hiçbir şey bilinmeyen, Çankaya arşivinde doğum ve ölüm tarihleri bile bulunmayan kadınlar.

Oysa benim çocukluğumda, gençliğimde ne kadar çok merak edilirlerdi, muhabbetlerde adları hep geçerdi.

Şimdilerde hayat çok kanallı, dikkatler, meraklar çok dağınık olduğu için belki, belki de siyaset dip yaptığı için çok ilginç bir durum yoksa, kimse Başkan eşlerini merak etmiyor, hatta bir yolsuzluğa karışmamış ise (bakınız Pedro Sanchez’in ya da Netanyahu’nun eşi) adı bile bilinmiyor.

Ya da magazin değeri olacak, mesela İsveç Prensi’nin karısı realty şov yıldızıydı, saray onaylamadı, yakışıklı prens diretti, evlendiler, çok mutlular.

Keza Norveç Prensesi, Mette _Marit, evlilik dışı çocuğu olan, madde bağımlısı bir garsondu ama Prens onu seçti, şimdi sağlık sorunları ile uğraşıyor ama bilinen iyi bir evlilikleri olduğu...

İngiltere Kraliyet Ailesi’ne hiç girmeyeyim, çıkamam çünkü, havuz başında ayak parmağını bir yabancıya yalatan Prens Andrew’ün karısı Sarah’dan, hırslı, hesaplı erkek avcısı Megan Markle’a ağırlıklı olarak magazin düzeyinde haber oluyorlar ya da Kate Middelton gibi giyimiyle. Daha düşük profilli prenseslerin adını bile bilen yok...

İngiltere’de şimdilerde bir başka kadın merak ediliyor, Starmer’in istifasından sonra İşçi Partisi liderliğine ve başbakanlığa aday olan Andy Burnham’ın eşi Marie-France van Heel.

İsminden de tahmin edebileceğiniz gibi geleceğin First Lady’si İngiliz değil, Hollandalı, İngiltere’ye 1989 yılında Cambridge Üniversitesi’nde okumak için gelmiş ve İngiliz Edebiyatı bölümünden mezun olmuş. Andy ve Marie- Claire okulun 2. yılında tanışmışlar, aynı yaşta ve aynı ilgi alanlarına, ideallere sahiplermiş, kısa süre sonra da sevgili olmuşlar.

Öğretmenlerinden biri BBC’ye verdiği demeçte “Okulun en havalı kızıydı” diyor.

1992 yılında mezun olmak üzereyken Marie-France erkek arkadaşına şaşırtıcı bir açıklama yapıyor: Özel televizyon kanallarından İTV’de yayınlanan “Blind Date” adlı realty şovuna katılmak istiyor.

Andy buna itiraz etmemiş olsa gerek, Hollandalı kız, yarışmacılar arasından Will Harris adında bir genci seçiyor ve onunla birlikte kameralar tarafından 24 saat takip edilerek Cebelitarık’ta romantik bir hafta sonu geçiriyor. Ancak eleniyor ve İngiltere’ye dönüp Andy ile ilişkisine devam ediyor.

İronik bir şekilde, 12 yıl sonra Andy ve Marie-France Westminster’daki Parlamento Binası’nın barında içki içerken, yalnız kalpler realty şovundaki partneri olan ve o zamandan beri Muhafazakâr Parti’nin İletişim Direktörlüğünü yürüten Will ile karşılaşıyorlar.

Andy Burnham, eşi Marie-France van Heel ve kızlarıyla birlikte

Yani bingo, Marie -Claire doğru tarafı seçmiş, zira kocası Downing Street’e girmeye hazırlanıyor.
Çift 2000 yılında üç çocuklarından ilkinin doğumundan sonra evleniyorlar, bir söyleşide “Biraz eski kafalıyım, çocuk sahibi olduğunuzda evlenmelisiniz diye düşünüyorum” demiş Andy.

Marie-France eğitimini bitirdikten sonra pazarlama alanında çalışmaya başlamış, spor, film, haber alanlarında faaliyet göstermiş, son olarak da Manchester’ın otobüs şirketinin üst düzey yöneticisi olmuş.

Kocası şehrin belediye başkanı olduğu için bazı suçlamalar olmuş ama üstesinden gelmiş.

Tıpkı New-York Belediye Başkanı Mamdani’nin eşi gibi o da kocasına arka planda büyük destek vermiş, bir kere “Kuzeyin Kralı” gibi bir lakap bularak kampanyaya yol açmış.

Yani bir anlamda en büyük başarısının kocası için kampanya yürütmek olduğunu söyleyebiliriz, Instagram hesaplarının arkasında da onun olduğu düşünülüyor. Örneğin Muhafazakâr Parti Lideri’nin kocasına yönelik: “Sadece uzun kirpikler ve siyah bir tişört” şakasına, kirpiklerini kırpıştırıp “Aslında koyu mavi” dediği kısa video, Guardian’a göre “çok zekice”.

Bir diğer beklenti de Avrupalı bir eşin İngiltere’yi AB’ye yaklaştırabileceği.

Anlayacağınız Brexit karşıtları, Hollandalı First-Lady’nin uzun süre Downing Street’te oturmasını umuyorlar.

Bu arada Andy Burnham’ım yemin etmek için Manchester’dan Londra’ya metro ile gelip, sonrasında ticari taksiye binmesi söylemesi bile fazla, ilk aşamada büyük puan topladı, bu hareketi de karısına atfedenler az değil.

İlgili İçerikler