Milyonlarcasının bedenlerini alıp, ruhlarını dijitale hapsettiler!

Milyonlarcasının bedenlerini alıp, ruhlarını dijitale hapsettiler!

Yapay zekâ şirketleri, Avrupa’daki sahaflardan milyonlarca eski kitabı satın aldı. O kitapların sayfalarını son sayfasına kadar tek tek ayırdı ve taradı. Tarama işlemi tamamlandıktan sonra da kitaplar çöplüğü boyladı. Çöplükten sonrası ise yoktu; fiziksel varlıkları orada son buldu. Bedenleri ortadan kaldırılarak sahaf raflarının sessiz, serin loşluğundaki uzun yaşamlarına son verildi

Milyonlarcasının bedenlerini alıp, ruhlarını dijitale hapsettiler!

Charles Darwin (1809-1882) bugün hayatta olsaydı, doğadaki evrim ve doğal seçilimle ilgili teorisini geri çeker miydi?

Yanıt: Kesinlikle çekerdi!

Hatta geri çekmekle kalmaz; aklı ve ruhuyla sorunu olan diktatörler ve sözcülerinin adını bir daha ağızlarına almamaları için gerekeni yapar, başaramama durumunda da intihar ederdi.

Zira suç büyüdükçe, bir o kadar da güçlü maskelere ihtiyaç duyuyor.

Kıyıcılıklarıyla bütünleşen iktidarlar ve onların çevresi (sermayedarlar, politikacılar, akademisyenler, medya vb.); bağlamlarından koparılmış yasaları, bilimsel argümanları, dinsel referansları suçlarını meşrulaştırmanın araçları olarak kullanmada son derece mahirler.

Dolayısıyla Hitler ve türevlerinin gerçekleştirdikleri katliamların sözüm ona, felsefi ve düşünsel arka planında Sosyal Darwinizm’in yattığını söyleyenler fena halde manipülasyon yaptıklarının farkındaydılar.

Bir katille düşünce ve felsefe nasıl bir araya gelecekse artık! Şimdi “Durup dururken Hitler ne alaka?” denilebilir.

Bu alaka; geçmişte olup bitmiş anlayışını daha doğrusu yanılgısını yıkmak için buraya konuldu. 

Hem sadece dün değil; dünden öncede de, şimdide de yaşananlar hiç de birbirlerinden bağımsız olmadığı için.

Daha da önemlisi; sosyo-kültürel yoksunlukla at başı giden yok sayılma, toplu katliamların diğer bir yüzü olarak bu arenada yerini aldığı için.

Öyle ki, çoğunluğun oluşturduğu yaşam alanlarının kapısında Yaşamaya Değersiz Hayatlar (Lebensunwertes Leben) ibaresi asılı duruyor. Yaşamsal imhayı ilan eden bu ibare, Hitler’den alınıp bugüne taşınıyor.

Güç mekanizmaları bir oyun kuruyor ve çoğunluğu, bu oyunda kullanım değeri sona ermiş, atık nesneler haline getiriyor.

Diğer bir anlatımla Sosyal Darwinizm çarpıtması -altı çizilmeyerek de olsa- bir süreklilik arz ediyor. Ve kültürü, hayatı, insanı hedef alarak yok ediciliğin formülü işlevini görüyor.

Böylelikle imha kavramının, zamana özgü tekniklerle nasıl farklı kılıklara büründüğünü anlamak zor olmuyor.

Geçtiğimiz günlerde yapay zekâ şirketleri, sahaflarda bulunan milyonlarca kitabı yok etti. Üstelik kimseden çekinmedikleri gibi, bunu yapmaktan beis de duymadılar.

Bir imha eylemi hiç bu denli sistematikleştirilip, çağın teknolojik olanaklarıyla böylesine dijitalize edilmemişti.

Bu nasıl mı yapıldı?

Yapay zekâ şirketleri, Avrupa’daki sahaflardan milyonlarca eski kitabı satın aldı. O kitapların sayfalarını son sayfasına kadar tek tek ayırdı ve taradı. Tarama işlemi tamamlandıktan sonra da kitaplar çöplüğü boyladı.

Çöplükten sonrası ise yoktu; fiziksel varlıkları orada son buldu. Bedenleri ortadan kaldırılarak sahaf raflarının sessiz, serin loşluğundaki uzun yaşamlarına son verildi.

Yüzyıllara yayılan tüm o bilgiler, bir kitap kapağının açılmasıyla okuyucusunun zihnine akamayacaktı artık.

Bu büyük kıyımı sessiz sedasız gerçekleştiren şirketler, yakalandıklarında  yaptıkları şeyi adeta bir katliamı savunurcasına, "Normal ticaret yapıyoruz"  diye açıkladılar.

Bu “ticaret” ise şöyle ortaya çıktı:  Almanya’da bir sahaf, her gün sabaha karşı peş peşe internet üzerinden siparişler alıyordu. Saatler 03:00-04.00 arasını gösterdiğinde siparişler daha çok yağmaya başlayınca, bunun geniş çaplı bir operasyon olduğu anlaşıldı. Akabinde Avrupa’nın dört bir yanındaki sahafların da aynı şeyi yaşadığı öğrenildi. İşin başındaki Zoom Books adlı şirket operasyon iddialarını "normal bir ticaret yapıyoruz" diye reddetse de “depolardan sızan görüntüler bunun bir ticaret değil, bir tasfiye süreci olduğunu ortaya seriyordu… Kitaplar kıymet verilerek değil, büyük kasalara kaba bir şekilde atılıyor, yerlerde sürükleniyordu…”

Ve bir kültür katliamı kimseler duymadan, sessiz sedasız hayatımızın içinden böyle geçerken bir iki cılız tepki dışında hiçbir engelle karşılaşmadı.

Tıpkı Nazi rejiminin "sağlıksız, gereksiz, sakat, öteki" nitelemesiyle milyonlarca insanı yok etmesi gibi.

Tıpkı bugün Filistin halkının yaşadığı imha gibi...


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler