ABD’nin “bağlılık testi"ne Türkiye’nin yanıtları

ABD’nin “bağlılık testi"ne Türkiye’nin yanıtları

ABD Avrupa’daki askeri varlığını azaltmaya hazırlanıyor. Ne kadar asker çekecek, geride kalanları nerede konuşlandıracağına altı aylık bir gözden geçirme sonunda karar verecek. Bu süreçle ilgili ABD’nin müttefiklerine gönderdiği sorular bir nevi “bağlılık” gibi. Türkiye vereceği yanıtlarla bağlılık testini geçeceği kesin. Gözden geçirme sonunda ABD’nin Türkiye’deki askeri varlığı ile ilgili herhangi bir değişime gidip gitmeyeceği ise soru işareti

ABD’nin “bağlılık testi"ne Türkiye’nin yanıtları

ABD Avrupa’dan ciddi oranda askerlerini ve silah sistemlerini çekmeyi planlıyor. Halen Avrupa’da 80 bin Amerikan askeri bulunuyor. Avrupa’nın kendi savunmasında daha fazla rol almasını isteyen ABD zaten bu yönde hazırlıklara başlamıştı. Ama İran-Savaşı tahmin etmediği bir yöne girince askeri kapasitesinde yaşadığı zorlanma nedeniyle Avrupa’dan çekilme sürecini hızlandırabilir. 

“Europe Force Posture Review” adlı 6 aylık gözden geçirme sürecinin ortaya çıkaracağı değerlendirmeyle ABD sadece askeri varlığını azaltmayacak; geride kalan askeri gücünü hangi ülkelerde ne oranda tutacağına da karar verecek. 

Bu açıdan Avrupa ülkeleri telaşlı bir bekleme içinde.  

Trump Amerikası söz konusu olunca, değerlendirmenin ABD ile Avrupa’nın ortak güvenliği için olabilecek en iyi formüle dair objektif kriterlere dayalı olması zor görünüyor. 

Tersine, ABD’nin değerlendirme ölçüsü müttefiklerinin kendisine olan bağlılığı ve desteği olacak gibi duruyor. Şaka değil; Washington NATO ülkelerine bir soru formu gönderdi. 

Basına sızan sorulara bakınca insanın ağzı açık kalıyor. Böyle diplomatik nezaketten uzak, her yanından çiğlik akan metin az görülür. Özellikle, İran hakkındaki sorular “Bana koşulsuz destek verecek misin, çıkarlarıma hizmet edecek misin?” tarzında. 

Türkiye’nin yanıtları 

Bazı sorularla ilgili Türkiye’nin testi geçeceği kesin. Bazı sorularla ilgili ise sıkıntı çeker, ama ortadan yanıtlarla durumu idare edebilir gibi duruyor. 

Eskiden olsa, Ankara’nın verdiği yanıtlara dair bir şeyler bulur yazardım. 

Şimdilerde kendi tahminlerimle yetinmek durumundasınız. 

Uluslararası basından yansıyanlardan derlediğim kadarıyla Pentagon’un müttefiklere ilettiği soruları dört bölüme ayırabiliriz. 

NATO 3.0 

-Savunma harcamalarını artırıyor musunuz? 

-NATO’nun komuta yapısı ve güçlerine katkınız nedir? NATO’nun kuvvet açıklarını kapatabilecek misiniz? 

Türkiye’nin vereceği cevaplarla bu bölümden pekiyi alması mümkün. Uzunca bir süredir Türkiye NATO operasyonlarına en fazla katkıda bulunan üç ülkeden biri konumunda. Balkanlarda KFOR misyonuna Ekim ayına kadar komutanlık eden Türkiye halen Estonya’daki hava gücüne de F-16’larıyla komuta ediyor. ABD’nin katılmadığı geçen bahar Almanya’da yapılan Avrupa’daki en büyük tatbikata gösterdiği katılım zaten başlı başına Pentagon’un gözünü doldurmaya yeter. 2 bin askerden oluşan askerini 6 bin 500 km uzaklığa gönderen Ankara, Rusya’nın sinirlerini zıplatmak için Baltık kıyılarında yapılan tatbikata bir hücum gemisi, bir lojistik destek gemisi, iki de fırkateynle katıldı. 

ABD yapımı silah sistemleri

-ABD yapımı silah alıyor musunuz? 

-Amerikan savunma şirketlerini dezavantajlı hale getirebilecek “Made in Europe” politikalarına karşı çıkıyor musunuz? Avrupa tercihli sistemlere dair pozisyonunuzu değiştirir misiniz? 

Bu sorulara yanıt vermek biraz daha sıkıntılı. 

Bu doğrudan sorulara lafı eveleyip gevelemeden doğrudan cevap vermek gerekse herhalde şöyle denirdi:  

“Biz F-16, F-35 satın almak istiyoruz ama siz satmıyorsunuz. Öyle olunca da açığı kapatmak için Eurofighter’lara yönelmek zorunda kaldık.  Made in Europe savunma alanında bize açık olsa onlara satıp onlardan almakta bir sorunumuz olmazdı. Ama Türk savunma sanayii dışlandığı sürece, Made in Europe’tan tabii ki hoşlanmıyoruz.” 

Dışişleri ve Savunma Bakanlığı’nın böyle doğrudan bir üslup kullanması elbet mümkün değil.  

Daha diplomatik bir üslupla, “Türkiye olarak Amerikan savunma sanayii ile Avrupa savunma sanayinin birbirine köstek değil destek olmasının ittifakın karşı karşıya olduğu tehlikeler karşısında Transatlantik güvenlik için en doğrusu olduğuna inanıyoruz” minvalinde bir yanıt vermeleri olasıdır. 

ABD ile askeri iş birliği

-Amerikan kuvvetlerinin üsleri kullanmasına ve hava sahanızdan geçmesine hangi kısıtlamaları getiriyorsunuz, bunları kaldırmaya hazır mısınız? 

-Spesifik olarak İran’a yönelik Amerikan askeri operasyonlarıyla ilgili kısıtlamaya gittiniz mi? Bunları azaltmaya ve tamamen kaldırmaya hazır mısınız? 

Bu soruları yanıtlamak da biraz çetrefilli olabilir. 

Aslına bakarsanız, 2010’ların başından itibaren iki ülke arasındaki siyasi ilişkiler bozuldukça Ankara askeri iş birliğinde ayak sürümeye başladı. Örneğin, Amerikan askeri uçakları Türkiye üzerinden uçuş izni almakta zorlandı. Bir başka örneği hatırlatmak gerekirse, 2015’te Türkiye’deki üslerin Suriye’de IŞID’a karşı kullanılmasıyla ilgili anlaşmanın müzakeresi 9 ay sürdü.  

Zaten Türkiye’den gelen bu sinyaller üzerine ABD, gerek Ürdün’deki, gerekse Yunanistan’daki ve Rum Kesimi’ndeki askeri varlığını artırma yoluna gitti.  

2016 darbe teşebbüsünden sonra askeri ilişkiler kafa üstü çakıldı bile denebilir. Karşılıklı eğitimler, ziyaretler bile askıya alındı. 

Açıkçası hâlâ bazı sınırlamalar var mı bilmiyorum. Trump döneminde Ankara - Washington arasında ısınan ilişkiler bağlamında bir gevşemeye gidilmiş olması da olası F-16 ve F-35’lerde sıkıntı sürdüğü için sınırlamaların hâlâ devam ediyor olması da olası. 

İran meselesi ise daha da sıkıntılı. Gerçi, Kürecik radarının konumuna dair hatırlatma yeterli olabilir.  

ABD’nin Dış Politika öncelikleri

 -ABD’nin dış politika önceliklerini kamuoyu önünde açıkça desteklediniz mi? 

-ABD’nin Avrupa, Ortadoğu ve Batı Yarımküre’deki öncelikli girişimlerini desteklediniz mi? 

Bu sorulara yanıt vermek görece kolay. Hatta “yanıt için bakınız: Başkan Trump - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilişkisi” demek yeterli olabilir. 

Trump’ın Rusya - Ukrayna savaşını bir an önce bitirme konusundaki isteğine NATO içinde en büyük ve belki de tek desteği veren ülke Türkiye denebilir. Trump’ın girişimiyle ateşkes sağlasada, İsrail’in Filistinlileri öldürmeyi sürdürmesine engel olamayan mutabakatın ana imzacılarından birinin Türkiye olduğu, Filistin için manalı bir gelecek öngörmeyen Barış Kurulu’na da en baştan girdiği hatırlatılabilir.  

ABD’nin Suriye politikasının Türkiye’yi ne kadar memnun ettiği, bu nedenle de ABD’nin İsrail’le birlikte İran’a saldırmasından hiç mutlu olunmasa da en azından açıkça eleştirilmediği de yanıtın bir ucuna eklenir mi bilemem. 

Açıkçası, inceleme sonucunda ABD’nin Türkiye’deki askeri varlığı, özellikle İncirlik Üssü, orada bulunan silah sistemleri konusunda bir değişime gidilip gidilmeyeceğinden emin değilim. ABD’nin Avrupa’daki kaydırmalar bağlamında Türkiye’de askeri varlığını artırma ya da azaltma eğilimine gireceğini sanmadığım gibi, Ankara’nın mevcut durumun sürmesinden yana olacağını varsayabiliriz. 

Öte yandan Ankara açısından bu sürecin sonuçları özellikle iki bakımdan önem taşıyacaktır. Biri ABD’nin Yunanistan’daki askeri varlığı. Son 20 yıldır, Yunan hükümetleri ABD’ye kapılarını sonuna kadar açtılar. Üstelik Atina ABD’den de ciddi alımlar yapıyor. Ankara, gözden geçirmenin Yunanistan boyutunu merakla bekleyecektir. 

İkincisi ise, gözden geçirmenin sonuçlarının Rusya tarafından nasıl algılanacağı. Ankara, ABD’nin Rusya’nın özgüvenini yükseltecek şekilde Avrupa’dan askerlerini alelacele çekmesini tercih etmeyecektir. 

Yani Türkiye’nin Pentagon’un “bağlılık” testinden geçmesi tek başına yetmez. ABD’nin Avrupa’daki konumlanmasına ilişkin kararları Türkiye’nin güvenliğini yakından etkileyecektir. 


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler