Türkiye 2002'de 163 olan yurtdışındaki diplomatik misyonları 20 yılda 260'lara yükseldi.
Ülkemiz en fazla diplomatik temsilciliğe sahip üçüncü ülke konumunda.
Türkiye'nin diplomatik misyon ağını genişletmesi Ahmet Davutoğlu'nun önem verdiği konulardan biriydi. Dışişleri Bakanlığı döneminde, yeni temsilciliklerin ve rezidansların yerinin şehrin en prestijli bölgelerinden seçilmesine özen gösteriliyordu.
2010'lı yılların sonuna doğru ekonomi kötüleşme sinyalleri verdikçe, tasarruf tedbirleri Dışişleri'nde de devreye girmeye başladı. Bir Asya başkentinde, küçük denebilecek, mütevazı bir bahçeye sahip rezidansta yaşayan büyükelçiden de bahçıvana yol vermesi istenmişti. "Bahçenin börtü böceği var; yılan çıktığı oldu. Bahçeyle ben nasıl başa çıkayım," diye serzenişte bulunmuştu.
Nasıl 1150 odalı Beştepe'deki saray eleştirildiğinde Cumhurbaşkanı "Burası Tayyip Erdoğan'ın sarayı değil, milletin sarayı" dediyse, büyükelçiler ve başkonsolosların yaşadığı rezidanslar da, onlar orada özel olarak rahat etsinler, keyif yapsınlar diye alınmıyor. Büyükelçi ve başkonsolosların yaşadığı mekânlara girenler, Ahmet Bey’in, Zeynep Hanım’ın evine değil, Türkiye Cumhuriyeti devletinin temsil edildiği mekânlara adım atıyorlar.
Ancak, ekonomik kriz derinleştikçe, rezidanslarda görev yapan personel mercek altına alındı. Büyükelçinin neden bir aşçıya ihtiyacı olsundu ki? Rezidansın temizliğinden tutun günlük işlerini yapan personel bile lüzumsuz görüldü.
Mevlüt Çavuşoğlu döneminde yapılan incelemenin sonunda, rezidanslarda mevcut personelin görevlerini sürdürmesi, ancak ayrılmaları durumunda, yerlerine yenilerinin alınmaması kararlaştırıldı. Ancak alınan bu karar uygulamaya konmadı.
Tâ ki Dışişleri Bakanlığı koltuğuna Hakan Fidan oturana kadar. Fidan ve ekibi kararı uygulamaya koydular. Özellikle rezidanslarda çalışan personelin istihbarat ve güvenlik açısından risk yarattığı endişesinin bu kararda etkili olduğu söylendi.
Halbuki, rezidanslarda görevli personel MİT'in incelemesinden sonra işe alınıyor. Dışişleri Bakanı'nın 13 yıl yönettiği kurumun incelemesine güvenmemesi gerçekten garip.
Cam silen sefir ya da sefire
Kararın uygulamaya konması ile birlikte, Washington, Moskova veya Londra'daki rezidansların önünden geçenler, bir de bakmışlar, sefir çıkmış camları siliyor. Sefir niye silsin; sefire ne güne duruyor?
Bu kararın ardında Fidan ve ekibinin kadın ve erkeklerin aile ve toplumdaki konumlarına bakışları mı rol oynuyor acaba? Erkek çalışır, kadın yemek yapar, çocuk bakar, evi temizler.
Ancak, Dışişleri Bakanlığı 90'lardan itibaren kadın çalışanını en çok artıran bakanlıkların başında geldi. Kadın diplomatların oranı yüzde 37'ye, kadın büyükelçilerin oranı ise yüzde 27'ye yükseldi.
Yeni uygulamalar, bu oranı geriletecek gibi duruyor.
Fidan diplomatların birbiriyle evlenmelerini istemiyor. Genelde diplomat çiftler zorlanmasınlar diye birbirine yakın misyonlara atanır, diğer diplomatlar bu durumu ayrımcılık olarak görürdü. Şimdilerde eşler özel olarak birbirinden en uzak yerlere atanıyorlar. Ayrıca, evli çiftlerde, erkeklere öncelik verileceği de diplomatlara hissettirildi.
Rezidanslarda personel istihdamının son bulması ile gelecek nesillerden, diplomatik yeteneklerinin yanı sıra, yemek yapma, ev işlerinden anlama gibi ek yeteneklere sahip olmaları da istenecek. Ya da eşlerini leziz yemek yapan, güzel cam silen kişilerden seçmeleri istenecek.
Belki de “Size o kadar para (!) veriyoruz, kendi aşçınızın, personelizin maaşını siz verin?" mi diyorlar? Ama her büyükelçi kendi kafasına göre personel alsa, asıl o zaman istihbarat/güvenlik riski doğmayacak mı?
Dışardan pizza, lahmacun ısmarlama dönemi mi?
Sonuç olarak, bu kararla herhalde büyükelçilerin ve başkonsolosların rezidansında çalışan personele piyango vurmuş gibi oldu. Bırakma tehdidiyle maaşa zam garanti.
Personelsiz bir rezidans nasıl olur çok merak ediyorum.
Misal, büyükelçi önemli bir görüşme yapmak istiyor ama gözlerden ırak olsun, ev sahibi ülke istihbaratı dinlemesin dediğinde, ilk davet edeceği yer rezidans olurdu. Aşçı yoksa ne yapacak, dışarıdan pizza mı söyleyecek? İki yumurta mı kıracak?
Dışişleri Bakanı Fidan geldi, toplantıya katıldı, akşam değerlendirme toplantısı yapacak. Büyükelçi, varsayalım bekar ya da eşi bir cenaze için Türkiye'ye dönmüş. Senaryo bol. Büyükelçi Fidan'a mı refakat etsin; eti fırına mı koysun? İhtimal, elçilik birinci kâtibini mi görevlendirir, "Bize bir kuru fasuyle pilav yapsana" diye. Akla ziyan durumlar.
Tabii bu kararın kariyer diplomatlara tavizsiz uygulanacağından hiç kuşkunuz olmasın. Tâ ki, siyasi atamalardan birinin personeli ayrılana kadar. O zaman kararın pratik hayataki aksaklıklarına dikkat çekilip vazgeçilmesi Dışişleri’nde son dönemlerin "yap boz, tekrar yap boz" şeklinde artık şaşırtmayan uygulamalarından biri olacak.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


