Kaplumbağa Terbiyecisi: Osman Hamdi Bey ve tablonun iki farklı versiyonu bize ne söylüyor?

Kaplumbağa Terbiyecisi: Osman Hamdi Bey ve tablonun iki farklı versiyonu bize ne söylüyor?

Tablo, pek çok sanat tarihçisi tarafından geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgunluğu üzerinden yorumlanmıştır. Kaplumbağaların ise Lale Devri’nde Sadabad eğlenceleri sırasında sırtlarına mumlar konularak serbest bırakılan kaplumbağalardan esinlendiği düşünülmektedir

Kaplumbağa Terbiyecisi: Osman Hamdi Bey ve tablonun iki farklı versiyonu bize ne söylüyor?

“Tablo bittiğinde Osman Hamdi başyapıtına baktığını hemen anladı. Sonuçtan hayli memnundu. Ama resmi görenler tabloda ne anlatıldığını anlamakta zorlanmışlardı. Birbirlerine kaplumbağa terbiyecisi diye eski bir mesleğin olup olmadığını soruyorlardı. En okumuş yazmışlar bile böyle bir meslekten söz edildiğini hiç duymamışlardı. Kimse bilmiyordu. Osman Hamdi de hayatı boyunca kimsenin bilmediği meslekler yapmıştı. Ressam olmuştu en başta. Sonra müze müdürü. Bir arkeolog. Ardından da Güzel Sanatlar Akademisi müdürü. Onun kaplumbağa terbiyecisinden bir farkı yoktu aslında!”

- Emre Caner

Bir Osmanlı aydını: Osman Hamdi Bey

Hikâyesi 30 Aralık 1842’de İstanbul’da başlayan Osman Hamdi Bey, çoğu kişi tarafından ressam olarak tanınsa da arkeolog ve müzeci kimliğiyle de Osmanlı kültür hayatının önemli isimlerinden biridir.

İmparatorluğun eğitim amacıyla Avrupa’ya gönderdiği öğrencilerden biri olan Osman Hamdi Bey, hukuk ve resim eğitimi gördüğü Paris’te on yıldan fazla kaldı. Yurda döndükten sonra yaşamı boyunca ülkenin çağdaşlaşması için çalıştı. Türk arkeolojisinin ve modern müzeciliğin öncülerinden biri olarak İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin gelişmesinde ve bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin temelini oluşturan Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurulmasında önemli rol oynadı.

Sayda kazılarında dünyaca ünlü İskender Lahdi’nin ortaya çıkarılmasını sağlayan Osman Hamdi Bey, arkeolojik eserlerin yurtdışına çıkarılmasını yasaklayan düzenlemelerin de hayata geçirilmesinde etkili oldu. Türk resminde figürlü kompozisyonun gelişmesinde önemli rol oynayan sanatçının en tanınmış eseri ise şüphesiz Kaplumbağa Terbiyecisi’dir.

Osman Hamdi Bey

Kaplumbağa Terbiyecisi

Osman Hamdi Bey’in bu ünlü eserinin iki farklı versiyonu vardır. İlki 1906, ikincisi 1907 yılında yapılmıştır.

Resimde, kırmızı uzun giysili, sakallı bir derviş, mavi çinilerle kaplı bakımsız bir odada yarı arkası dönük şekilde durmaktadır. Ellerini arkasında kavuşturan dervişin elinde bir ney, sırtında ise bir nakkare vardır. Ayaklarının yanında yerdeki yaprakları yiyen kaplumbağalar görülür. Duvarların sıvaları ve çinileri yer yer dökülmüş, tablonun tek ışık kaynağı ise dervişin önündeki alçak pencere olmuştur.

Bir dervişin çağdaşlaşma mücadelesi

Resimdeki mekânın, 15. yüzyılda tamamlanan Bursa’daki Yeşil Cami’nin üst katındaki odalardan biri olduğu kabul edilir. Terbiyeci olarak tasvir edilen derviş ise ressamın yaşlanmış hâli olarak yorumlanır.

Tablo, pek çok sanat tarihçisi tarafından geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgunluğu üzerinden yorumlanmıştır. Kaplumbağaların ise Lale Devri’nde Sadabad eğlenceleri sırasında sırtlarına mumlar konularak serbest bırakılan kaplumbağalardan esinlendiği düşünülmektedir.

Yavaş hareket eden kaplumbağalar, değişime direnç gösteren ve dönüşümü ağırdan alan toplumu simgeleyen bir metafor olarak değerlendirilir. Dervişin elindeki ney ve sırtındaki nakkare ise sanatın ve eğitimin toplumsal gelişimdeki rolüne işaret eder.

Sıvası dökülmüş duvarlar çağdaşlaşmaya direnç gösteren toplumu, dervişin yorgun hâli ise sabrının sınırlarına gelmiş bir aydını temsil ediyor olabilir. Bazı yorumlara göre terbiyecinin elindeki neyi kullanmaması, Osman Hamdi Bey’in toplumu eğitme çabasından artık vazgeçtiğine dair bir işaret olarak da okunabilir.

İki ayrı tablo

1906 ve 1907 tarihli iki versiyonun genel kompozisyonları birbirine oldukça benzerdir. Ancak ilk tabloda beş kaplumbağa bulunurken ikinci versiyonda bu sayı altıya çıkar. İkinci tabloda duvar çinileri daha canlıdır. Ayrıca duvarda çerçeveli bir hat, Allah ve Muhammed yazılı bir levha, pencere kemeri ve cam kenarında bir testi görülür. Bu versiyonda ayrıca Osman Hamdi Bey’in el yazısıyla yazılmış bir ithaf notu bulunmaktadır.

1906 tarihli ilk versiyon, Erol Aksoy tarafından satın alınarak İktisat Bankası koleksiyonuna dahil edilmiş, bankanın TMSF’ye devrinin ardından 2004 yılında açık artırmaya çıkarılmıştır. Yaklaşık 3,5 milyon dolar karşılığında Pera Müzesi tarafından satın alınan eser bugün müzenin koleksiyonunda bulunmaktadır.

1907 tarihli ikinci versiyon ise bir süre İstanbullu bir Levanten aileye ait olduktan sonra Londra’daki bir müzayedede Erol Simavi tarafından satın alınmış ve daha sonra Belma Simavi koleksiyonuna dahil edilmiştir.

Bugün Kaplumbağa Terbiyecisi, yalnızca Osman Hamdi Bey’in en tanınmış eseri değil, Türk resim sanatının da en güçlü sembollerinden biridir. Yavaş ilerleyen kaplumbağalar, onları sabırla eğitmeye çalışan derviş ve elindeki müzik aletleri, sanatın toplumu dönüştürme gücü üzerine düşündürmeye devam etmektedir.

Her geçen gün kaplumbağaların arttığı toplumumuzda, gelecek barış dolu güzel günler için kaplumbağa terbiyecilerinin de artması umuduyla…


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler