Berlin için seçim vakti: “Hem ilerici hem de muhafazakâr düşünmemiz gerekiyor”

Berlin için seçim vakti: “Hem ilerici hem de muhafazakâr düşünmemiz gerekiyor”

Bir şehre nefesini veren, çehresini şekillendiren yaşanılan yer olmaktan çıkarıp “ev-yurt” yapan nedir sorusunun cevabı gibi sokaklar adeta. Ve bir kez daha anlıyorum ki; sonuçları yalnızca seçimler belirlemez, bir şehrin kaderini belirleyen onu her gün yaşayan, ona emek veren, haksızlıklarına itiraz eden, sahip çıkan ve dönüştürenler aslında

Berlin için seçim vakti: “Hem ilerici hem de muhafazakâr düşünmemiz gerekiyor”

Berlin bugün sandığa gidiyor. Yükselen sağın, faşizm seslerinin ve sınırına dayanan AFD’nin gölgesinde, Berlin için seçim vakti!

Fotoğraflar seçimden önceki hafta sonu, şehrin kalbindeki alandan… Kırmızı belediye binasının önünde toplanan büyük “Sterdemo- Yıldız Yürüyüşü” mitingi seksenin üzerinde STK, insiyatif, sendika ve çevre örgütü ile toplumun farklı kesimlerini bir araya getirdi. İklim adaleti isteyenler oradaydı, ağaca sarılıp sahip çıktığı için tutuklanmayan insanlar da…kültür ve ulaşım inisiyatifleri de vardı, sağ karşıtı büyükanneler/anneler (Omas Gegen Rechts) de … sosyal adaleti, çeşitliliği savunan -aile güvenliği ile ilişkisi olmayan- LGBTQ+ ve queerfeminist gruplar da oradaydı, hak ve eşitlik talepleriyle…

Eylemin temel amacı seçim öncesi yükselen “aşırı sağa karşı bir duruş” sergilemekti. Ama öznel gündemler ve taleplere de yer vardı. Dünyanın en yeşil ve parklı/kamusal alanlı kentlerinden birinde ekolojistler, kentte ağaçların korunmasını ve yeşil alanların artırılmasını talep etti mesela, ulaşım reformuyla bisiklet yollarının ve kamusal/kültürel alanların korunması savunuldu. Toplumda artan kutuplaşmaya karşı çok kültürlülük, kuir feminist haklar ve dayanışma vurgusu yapıldı, renklere sahip çıkıldı.

Almanya ve Berlin’de göçmenlerden bağımsız bir seçim düşünmek şüphesiz imkansız. Ve çoğunluğunu Türkiye’den gidenlerin oluşturduğu göçmen kuşağın çocukları bugün seçimlerde aday. Farklı siyasi yapılardan ses duyurma çabasındaki bu insanlar barınma, istihdam ve eğitim sorunları gibi ortak kaygıları ve benzer ajandaları paylaşıyor.

“Berlin Temiz Olsun” sloganıyla yola çıkan Batuhan Temiz’de onlar içinde en genç adaylardan. 30 yaşında bir tıp doktoru ve subay (kıdemli kurmay doktor) olan Temiz’in Alman silahlı kuvvetlerinde görev yapması en yakınındakiler tarafından bile eleştirilmiş başta. Alman Federal Meclisi'nin Savunma Komisyonu'nda yaptığı stajın ardından FDP (Freie Demokratische Partei/Özgür Demokrat Pati) ile yolları kesişmiş ve dört yıla yakın milletvekili danışmanı olarak çalışmış.

Askerlik ve tıp alanını nasıl bağdaştırdığını sorduğumda: Her zaman anlamlı, hayırlı bir işle uğraşmak istedim. Bunu insanlara hizmet ederek yapmaktan daha iyi nerede yapabilirim ki?, diyor. Her iki meslek de ona alçakgönüllü ve şükreden biri olmayı öğretmiş.

Peki ya Temiz Berlin?

Soyadından yola çıkan Temiz Berlin ne anlama geliyor? Kendi deyişiyle Batuhan Temiz’in meselesi sadece temizlik değil. Mesele şehri yeniden işlevsel hale getirmek, sorunları çözmek ve Berlin'i tamamen yeni bir siyasetle, halka yakın ve halkın çıkarları doğrultusunda bir siyasetle, fırtına gibi fethetmek. Bu uğurda Berlin sokaklarından Kapıkule sınır kapısına kadar seçmen kitlesine ulaşmak için çabalıyor. 

“Burada yaşayan çok sayıdaki göçmenimiz için gerçek bir halk temsilcisi olmak benim için her zaman önemli oldu, çünkü özellikle bu konuda bir eksiklik görüyorum” diyor.

Dünyalar arasında köprü kurabilmek

“Berlin Kreuzberg'de, göçmen oranının çok yüksek olduğu, eskiden "Türk gettosu" olarak da adlandırılan bir semtte doğdum. Her zaman iki dünya arasında yaşadım ve bu iki dünya arasında köprü kurabileceğimi fark ettim.”

Halktan, köklerinden, kimliğinden kopan siyasetçilerle karıştırılmak istemiyor. Öte yandan sağ-sol ayrımına karşı, kendini hiçbir kampa konumlandırmıyor:

 “Toplum olarak hem ilerici hem de muhafazakâr düşünmemiz gerekiyor. Birçok kişi bu iki tutumun birbiriyle çeliştiğini düşünüyor. Oysa tam da liberal bir toplumda özel olan şey, muhafazakâr Müslümanların, Hristiyanlar, Yahudiler, ateistler ve queer vatandaşlarla yan yana, uyum ve barış içinde bir arada yaşayabilmesidir, birbirine saygı gösterildiği sürece. Çeşitlilik bizim gücümüzdür ve aynı zamanda bizi asimilasyondan korur.”

“Tüm kesimlerde sürekli bir radikalleşme yaşıyoruz, çünkü halkta siyasetin artık çözüm sunmadığı hissi hâkim. Bu eğilim maalesef kitle psikolojisi açısından siyasi uçların giderek güçlenmesine yol açıyor, bu da toplumdaki iklimi daha da kötüleştiriyor. Pozisyonlar sertleşiyor ve giderek daha az bir arada olma hali kalıyor. Tam da bunu değiştirmemiz gerekiyor.”

Kitlesini, eğitimi ciddiye almaya ve en üst konumlara ulaşmaya davet ediyor. “Burası artık bizim de vatanımız, ancak kimliğimizi kaybetmek istemiyorsak ve toplumda yerimizi almak istiyorsak, burayı birlikte şekillendirmemiz gerekiyor” derken Batuhan Temiz gençler için olumlu bir rol model olma gayesinde. Almanya’da sıkı çalışma, disiplin ve güçlü irade ile nelerin başarılabileceğini göstermek istiyor, emekle yükselmeye inandığını vurguluyor.

Seçim Günü

“Halkın iradesi en yüksek önceliğe sahiptir ve tüm partiler bu sonuçtan ders çıkarmak zorundadır, eğer vatandaşlar nezdinde güvenilirliklerini yeniden kazanmak istiyorlarsa.”

Batuhan Temiz, diğer adaylardan birçoğunu tanıyor ve onları düzenli olarak destekliyor; seçmeni de birinci oylarını bu adaylara, ikinci oylarını ise FDP'ye vermeye çağırıyor. Bunlar arasında Kübra Beydaş (Yeşiller, Kreuzberg), Derya Çağlar (SPD, Neukölln) ve Orkan Özdemir (SPD, Neukölln) ile daha birçokları var.

Sol Parti’nin (Die Linke) güçlü adayı Elif Eralp’i de ben ekleyeyim; 80 darbesinden sonra Türkiye’den Almanya’ya göç etmiş sol görüşlü ve sendikacı bir aileden gelen Eralp hukukçu. Partisinde önemli kademelerde görev alan ve 2017’den beri Berlin Eyalet Meclisi’nde milletvekilli olan Elif Eralp, konut krizi, göçmen hakları ve kamulaştırma vurgulu seçim kampanyasıyla dünya basınında “Berlin’in Mamdani”si olarak anılıyor.

Seçim sonuçları öncesi Berlin miting fotoğraflarına bir kez daha bakıyorum; her çeşit slogana, rengarenk pankartlara, dövizlere, gökkuşağı bayraklarına, birbirine belki de hiç benzemeyen tüm bu insanların aynı şehri paylaşmasına… farklı renklere, ortak paydalara, kesişen dünyalara… Berlin’de göçmenler ve işçiler ekonominin bel kemiği bugün, kadınlar siyasetin aktif özneleri, kuir yurttaşlar “hoşgörü talebi”nin ötesinde örgütlü siyasal aktörler...

Bir şehre nefesini veren, çehresini şekillendiren yaşanılan yer olmaktan çıkarıp “ev-yurt” yapan nedir sorusunun cevabı gibi sokaklar adeta. Ve bir kez daha anlıyorum ki; sonuçları yalnızca seçimler belirlemez, bir şehrin kaderini belirleyen onu her gün yaşayan, ona emek veren, haksızlıklarına itiraz eden, sahip çıkan ve dönüştürenler aslında.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler