Neden çocuk kitapları okumalıyız?

Neden çocuk kitapları okumalıyız?

Çocuk kitapları, kocaman dünyamızda ince zekânın, cesaretin, duygudaşlığın, yol arkadaşlığının ve sevginin önemini hatırlatırken umudu dürter ve kötülerin cezasız kalmadığı mucizevi sonlar barındırır

Neden çocuk kitapları okumalıyız?

Bu yazının başlığı yakın zamanda okuduğum küçük ama devasa bir kitaba ait. Başlığın tamamı şöyle: “Neden Çocuk Kitapları Okumalıyız, Ne Kadar Büyük ve Bilge Olursak Olalım*” Yazarı Katherine Rundell Zimbabwe, Brüksel ve Londra’da büyümüş bir Oxfordlu. Çocukluğu, kendisi gibi Oxfordlu C.S. Lewis, Lewis Caroll ve Tolkien kadar pek çok farklı kültürden yazarı da okuyarak geçmiş.

Orta Dünya’dan, Alice’in çay saatine ve Narnia diyarına uzanan yolculuklarının sonunda; kendi “İmkansız Yaratıklar’ı (Impossible Creatures)” ile yarattığı evren, bugün onu hayranı olduğu Tolkien gibi çocuk edebiyatının önemli isimleriyle birlikte anmamızın sebebi. Bana bu cümleleri yazdıransa Rundell’in çocuk edebiyatına dair unuttuklarımızı hatırlatan manifesto niteliğinde kısacık bir metni.

Ben her yaşımda çocuk kitaplarından vazgeçemeyenlerdendim, suçlu zevklerimden bir nevi. Samed Behrengi külliyatının, Pal Sokağı’nın, Şeker Portakalı’nın, Çocuk Kalbi’nin, Pıtırcık (Le Petit Nicholas) ve Küçük Vampir (Der Kleine Vampir) serilerinin çocukluğuma da yetişkinliğime de etkisi olmuştur. Çoğunluğun aksine Küçük Prens’i değil belki ama Wilde’ın Mutlu Prens’ini tekrar tekrar okurum. Hala her yalnız kitapçıya gidişimde, artık sayısız kitabın yer aldığı çocuk bölümünü sevinçle adımlarım. Yani Katherine Rundell’le okumadan da hemfikirdim. Yine de kitabın içindekileri, ağızda hemencecik eriyen bir şeker gibi yuttum, geriye tatlı düşünceler kaldı…

“İnsan yüreği tren gibi düz bir hatta ilerlemez”

On yılı aşkın süredir çocuk kitapları yazan Rundell, bu türün sadece çocuklar için olmadığından emin. İki kişi adına yazdığını, yazdıklarının 12 yaşındaki ve şimdiki halini tatmin edecek nitelikte olması gerektiğini söylüyor. 12 yaşındaki hali, bağımsızlık, tehlike, adalet, yiyecek ve en önemlisi adım atar atmaz, sarıp sarmalayacak bir atmosfer isterken yetişkin hali, bunların yanında korkuyu, sevgiyi, başarısızlığı ve insanın içindeki haini kabullenmeyi de istiyor.

Yazar, çocuk edebiyatının özünde çocukluk olsa da çocukça olmadığı ve çocukların destekçisi olsa da parçası olmadığı görüşünde. Öte yandan yetişkin okuma sürecinin tek yönlü (lineer) bir doğrultuda olması fikrine karşı. Çünkü bu görüş benimsendiğinde, çocuk kitaplarıyla – yani konuşan ejderhalar, periler, masallar ve canavarlarla- başlayan okuma serüvenimiz karmaşık yetişkin kitaplarıyla devam etmek mecburiyetinde ve bir kez yetişkin edebiyatına geçince geriye dönüp bakmıyoruz bile. Bu da ölmeden önce son okuduğumuz kitapların oldukça kuramsal olması demek ki; giderayak kendimizi Derrida’nın yapısökümcülüğü eşliğinde son nefesimizi verirken bulmak pek huzurlu olmayabilir.

“Çocuk kitapları edebiyatın votkası gibidir”

Çocuk edebiyatı yazar için gövde gösterisi yapmaya uygun bir tür değil. Rundell votka benzetmesi yaparken fazla övünmenin ve lafı uzatmanın çocukların sabrını taşıracağını vurguluyor. Türün en iyi örneklerinde, umut, korku, açlık ve neşenin en temel arketipsel ve saf biçimleri var ve edebiyatın votkası çünkü sözcüklerin özenle süzülüp, cümlelerin iyi damıtılması şart.

Çocuk edebiyatı tarih öncesinden itibaren masallarla temellenirken kültür evrimin izlerini taşıyor. Masallar ise herkes için. Her coğrafyada -periler, üvey anneler, kudretli krallar, sultanlar gibi- artekipsel karakterler de benzeşiyor. Sert çatışmaların, kanlı kavgaların ve büyük haksızlıkların sıklıkla yer aldığı olaylar, hiç yumuşatılmadan aktarılırken buna karşılık hikâyede, mucize umudu barındıran iyilik perileri ya da büyülü ağaçlar gibi unsurlar da var oluyor.

Warner’e göre “Peri masalları her türlü vahşeti, adaletsizliği ve talihsizliği barındırır ama bunu böyle geldiyse böyle gitmesi gerekmediğini göstermek için yapar.” Peri masallarında, canavarın pençesinden güçlü olan bir şey varsa o da umuttur. Ve bu kahramanca iyimserlik ruhu hepimize dokunan yaşamsal bir ilkedir.

Rundell, peri masallarıyla ilgili bir şeyin daha hatırlatıyor: Açlığı. Önce güce karşı duyulan ama adalet, aşk, değişim, dönüşüm ve diğer insanlara karşı hissedilen açlığımızı…Karakterlerin bazen matruşkalar gibi iç içe geçerek birbirini yutması bundan ve fazla bilmekten bitap düştüğümüz hayatlarımızda hala hayret edip bir şeylere şaşırabildiğimiz yer de tam orası.

Çocuk kitapları politiktir

Hikaye anlatmanın ötesinde çocuk kitapları otoriteye karşı çıkar, sistemi sorgular, alternatif gerçeklerin peşinden koşar, haksızlığa tahammül etmez ve yozlaşmış düzeni de söylemi de bozarak yeniden yaratır. Örneğin, Peter Pan yetişkinlerin dünyasını reddederek komün hayatı sürmeyi seçer, Uzun Çoraplı Kız Pippi, dünya çapında tanın bir feminist ikondur. Ve unutmayalım ki; çocuk kitapları henüz parası ve işi olmayan, oy kullanmayan, emeğin veya devlet kurumlarının üzerinde gücü olmayan bunun yanında kendi görüşlerini ve önyargılarını dayatmayı öğrenmemiş, her türlü tehlikeye açık bir kesim için yazılır.

Çocuklar için olağanüstü dünyalar kuran Ursula K Le Guin şöyle der: “Kapitalist düzende yaşıyoruz. Onun gücünden kaçmak imkansız görünüyor ama kralların ilahi yetkisi de öyleydi. İnsanın elindeki herhangi bir güce direnecek ve onu değiştirebilecek olan ancak yine insan olabilir. Direniş ve değişim genellikle sanatla başlar. En çok da bizim sanatımızla, yani sözcüklerin sanatıyla.”

Çocuk kitapları, kocaman dünyamızda ince zekânın, cesaretin, duygudaşlığın, yol arkadaşlığının ve sevginin önemini hatırlatırken umudu dürter ve kötülerin cezasız kalmadığı mucizevi sonlar barındırır. O yüzden bize düşen, çocuk kitaplarımıza tutunarak elimizden geleni yaptıktan sonra “imkânsız ve belki de imkânsız olmayan şeylerin şeyleri istemenin” neye benzediğini hatırlamak olmalı. Tıpkı 4,5’tan 5 alacağımıza inanmak gibi çünkü Katherine Rendell haklı: “Çocuk Kitapları bir saklanma yeri değil bulma yeridir”.


*Rundell, K. (2020). Neden çocuk kitapları okumalıyız: Ne kadar büyük ve bilge olursak olalım (Ş. Taş, Çev.). Domingo Yayınevi.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler